|
Ötenazi, ölümün ötesi...
Geçtiğimiz günlerde 40'lı yaşlarında olan ve boyuından aşağısı felç
olan Diane Pretty isimli bir hastanın ölme hakkı isteğinin reddinin
ardından doğal nedenlerle ölümünün ardından yaşama gözlerini yummasının
ardından yeniden alevlenen bir tartışma tüm dünyanın dikkatini sağlık
alanında etik tartışmalarına yönlendirdi. Sinir sisteminin onarılmaz
çöküşüne çağrı bulunamamasının ardından İngiliz yargı sistemine
başvurusuna olumsuz yanıt alan Pretty, önce temyiz mahkemesine,
sonra da burada da ret yanıtı alması sonucu da Avrupa Birliği'nin
en üst yargı organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karşısına
çıkarak durumunu gözler önüne sunmuş ancak olumsuz yanıt alarak
ülkesine dönmüştü.
43 yaşındaki Diane Pretty geçtiğimiz
hafta yatmakta olduğu hastanede doğal nedenlerden kaynaklanan bir
ölümle yaşama gözlerini yumdu. Ancak geride sağlığında alevlendirdiği
bir polemik ve gözü yaşlı bir eş bıraktı. Ölümüne kadar sadece serum
ve tüplerle beslenebilen boyundan aşağısı felçli olan Pretty'nin
ölümü "hastaların yardım alarak intihar etmesi" yani ötenazi
kavramının taraftarı ve karşıtlarını biraraya getirdi. İngiliz yasaları
ötenaziye yardım edenlere 14 yıla kadar hapis cezası verirken, İngiliz
Başbakanı Tony Blair ötenaziye itirazlar karşısında kanunlarda değişiklik
yapmaya niyetli olmadığını belirtti.
Son on gün içerisinde nefes alma
sorunları ile karşılaşan Pretty'nin en sonunda komaya girerek yaşama
gözlerini yumması üzerine ötenazi taraftarı ve karşıtı grupların
karşı karşıya gelmesinin ardından, Gönüllü Ötenazi Derneği (VAS)
temsilcileri, "hayatları çekilmez olan ve iyileşme umutları
olmayan kimselerin bürokrasiyle eziyete maruz kalmalarının devlet
eliyle yapılan bir terör olduğunu" ifade ederlerken, ötenazi
karşıtı olan Yaşam Taraftarları grubunun temel argümanlarını ise
"doktorların Hipokrat Yemini gereği can alınmasına yardımcı
olamayacaklar" ve "Tanrı tarafından verilen canı başkasının
kasten alamayacağı" söylemleri oluşturmakta.
Dünyada da büyük tartışmalara neden
olan ötenazi, Amerikalı bir doktor olan Jack Kevorkian'ın bazı hastalarının
intiharına yardımcı olduğu iddiaları ile gündeme gelmişti. Hollanda
Devleti ise dünya genelinde ötenaziye ilk izin veren devlet olurken,
şimdilere dek gayriresmi olarak fiilen uygulanan ötenazi inisiyatifleri
geçtiğimiz Nisan ayında Hollanda Parlementosu'nca yasalaştırıldı.
Ötenazi karşıtı gruplar Hollanda
hükümetini doktorlara öldürme hakkı tanımakla suçlarken, Hollandalı
doktorlar arasında "inisiyatifin hastalara tanınmasının hastalık
seyri boyunca daha büyük bilinçlenme yarattığı" görüşleri dile
getirilmekte.
Hollanda'da bir grup doktor ise,
"ötenazinin yaygınlaşması ve yasallaşması ile beraber hastaların
durumlarına yakınlarının tıp adamlarına danışmadan karar verebileceği"
için karşı çıkarken, A.B. bünyesinde de tartışmalar hala devam
ediyor. Komşu Belçika senatosu oy çokluğu ile ötenazi lehinde karar
verirken, kendisi de bir doktor olan Fransa'nın Sağlık Eski Bakanı
Bernard Kouchner, Hollanda'daki kanunlardan esinlenerek Fransa'nın
da aynı yönde karara varması gerektiğini dile getirmişti. Avustralya'nın
kuzeyindeki Northern Territory eyaletinde yasa federal hükümet tarafından
geri çevrilene kadar tam 9 ay boyunca ötenazi fiilen uygulanmıştı.
Sonuç olarak bakıldığında dünya genelinde
tartışmanın her iki tarafı da "büyük resim" olan hastaların
temel beklentilerinin amansız hastalıklarına iyileştirici çözümler
bekleyerek bu alanda tıbbi araştırmalarda gelişmeler beklediği gerçeğine
yeterince konsantre olmamak gibi bir eleştiri ile yüzleşecekler
gibi görünüyor. Şayet her iki tarafın lobi grupları ölüm yerine
yaşamın uzatılması için gerekli araştırmalara konsantre olarak bireysel
vakaların önüne genel olarak ötenazi kavramının neden doğdunu tartışsa
ve o yönde tıbbi araştırmaları yönlendirselerdi bazı hastalıklar
konusunda daha verimli sonuçlar verilebilirdi.
Warning: mysql_connect() [function.mysql-connect]: Access denied for user 'root'@'localhost' (using password: YES) in /home/toladmin/public_html/haber/config.php on line 6
Could not connect to database |