|
Ekonomi
Quo Vadis?*
*Nereye?
Gelişmekte
olan ülkelerin ekonomisi hem sağlıklı bir vücut yapısına, hem de
güçlü bir bünyede görülmeyen kırılganlıklara sahiptir. Bu yüzden
bu küçük ekonomileri bir ailenin küçüklerine; dev ekonomileri ise,
ailenin büyüklerine benzetecek olursak, çok doğaldır ki; eğer büyükler
hasta olacak olursa yükü en fazla küçükler üzerlerinde hissedecek,
ve bitkin duruma düşeceklerdir.
Dünyada yaşanan büyük ekonomik sıkıntının kökeninde durgunluk
ilk göze çarpan şeydir. Durgunluk dediğimiz kavram ekonominin büyüyememesi;
ekonomiye güvenin azalması, ve özellikle batı ekonomilerine has
olan halka açılarak para kazanmak olarak tanımlayabileceğimiz borsadan
paranın çekilerek pasif para kazandırma metotlarının (faiz, repo,
vb.) benimsenmesi anlamına gelmektedir.
Böyle
ortamlarda ise, duran kalbin yeniden atmasını sağlayan ani şok dalgalarına
benzer tedbirler alınır: Faiz oranları düşürülür; para devalüe edilir;
darphaneler piyasaya emisyonda bulunurlar. İşte özellikle ABD
piyasasında görülen ise bunun aşılmasına yönelik olan çalışmalardır.
Amerikan Federal Merkez Bankası FED'in ardarda faiz düşürmesi, New
York borsasının gerilemesi ve geçtiğimiz yıllarda borsanın ağır
topu olan şirketlerin düşüşe geçerek borsadan çekilmesi işte bunlarla
ilintili olan unsurlardır.
Türkiye
ise interdependence; yani devletlerin ve yapılarının birbirlerine
bağlılığının etkisi ile ve de maalesef verimli olan potansiyelini
hamasi sözler ve kısır döngülü tartışmalarla harcamanın vermiş olduğu
bir kriz ortamına girmiştir. Aslında bu "son kriz" pek de öyle
son kriz olarak nitelendirilebilecek birşey değildir. Çünkü Türkiye
hep krizdedir. Nedeni ise siyasal yapı ile iktisadi yapının belirli
bir sinerjiyi paylaşamamasından kaynaklanmaktadır. En son Telekom
vakasında olduğu gibi kredi veren ile uyuşamama sorunları kadar,
kaynakların verimlilikle kullanılamaması da buna etki etmektedir.
Toplanılan vergi ve gelirlerin uzun vadeli planlardan yoksun olması
hem ülkenin hazinesini etkilemekte, hem de hazinenin temel kaynaklarından
olan borçlanma konusunda da vade ve taahhütlere yeterince sadık
kalınamamasına neden olmaktadır.
Bütün
bunlar siyaset-ekonomi ikilisinin aslında şiddetli geçimsizlik içerisinde
olan bir çifte benzemesine neden olmaktadır. İktisadi yapı siyasetin
temel kemiğini oluşturan iktidarın (bu iktidardan daha ziyade daha
genel bir ifade ile herhangi bir iktidarın) çok başlı olmasından
kaynaklanmaktadır, çünkü sorun şahıs değil sistem(sizlik) sorunudur.
Devletlerin çalışmasını hükümetlerin performansı etkiler. Eğer
hükümetler koalisyon ise, yani tek partinin iktidarı değilse, elbette
görüş farklılıkları çekecek olan partiler olacaktır. Görüş farklılıklarının
temelinde ise, kadroların paylaşımı ve kaynakların idaresi önemli
sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu birbirinden uzak çok başlı
görüntü ise güvenilirlikten uzak bir izlenim yaratmakta; bu da dışa
bağımlılığın en önemli unsuru olan mali bağımlılığın zarara girmesine
neden olmaktadır.
Türkiye'nin
özellikle dış kaynak bulmakta sorunu temel olarak, dış görüntüsü
ile ilgilidir. Nasıl işverenler, işe alacakları kimseleri mülakatle
seçiyor ve giyim kuşamına özen gösterip göstermemesine bakıyorlarsa,
krediyi verecek olanlar da ekonominin ne denli siyasete batmamış
olduğuna, ne denli yolsuzluğa batmamış olduğuna bakmaktadırlar.
Türkiye'nin bu imajının çözümlenmesi elbette ki sihirli bir değneğe
ya da iyi tanınan bürokratlara bağlı değildir. Çünkü o bürokrat
oraya kendi şahsı adına gitse, belki kredi alır ama temsil ettiği
değer borçlarını ödeme sıkıntısı çeken, piyasalarından insanların
kaçtığı, kaynaklarını verimli kullanamayan ve siyasal çekişme ve
uzlaşmazlığın yeni açmazlar ortaya çıkardığı bir yapıdır.
Sonuç
elbette, durgunlukla mücadele eden o aile büyüğü ekonomilerin bir
de çocuk hastalıklarına yenilerinin katılmaması için kredi verirken
seçici davranmalarına neden olacaktır. O yüzden, madem ki Türkiye
sınıfını bir türlü geçememektedir, öğretmenlerin verdiği ev ödevlerini
mutlaka yapmak zorundadır. Yoksa, sınıfı asla geçemeyecektir.
Warning: mysql_connect() [function.mysql-connect]: Access denied for user 'root'@'localhost' (using password: YES) in /home/toladmin/public_html/haber/config.php on line 6
Could not connect to database |