|
Demokrasi
uğruna işkence
Savaşın
içerisindeki Irak'tan gelen son fotoğraf kareleri, tüm Türk ve İslam
alemininin gündemine bomba gibi düştü.
Washington
Post gazetesindeki son haber ve görüntülerde, işkence tutukluların
ağzından anlatılıyor.
Haberde,
Ramazan ayında tutukluların İslam'ı ve Allah'ı reddetmeye zorlandığı,
domuz eti yedirilerek içki içirildiği, tecavüzle tehdit edildiği,
kadın askerlerin önünde mastürbasyon yapmaya zorlandığı gibi ayrıntılara
yer veriliyor.
The
Washington Post gazetesindeki haberde, işkencenin Ramazan ayında
da sürdüğü, askerlerin
15 yaşlarındaki bir erkek çocuğa tecavüz ettiği ve bunun bir kadın
asker tarafından görüntülendiği, Ebu
Garib cezaevindeki tutukluların ağzından anlatılıyor.
Gazete,
Bağdat'taki Ebu Garib cezaevinde başlatılan soruşturmada Ocak ayında
13 kadar Iraklı tutuklunun ifadesinin alındığını belirterek, bu
ifadelere göre, işkencenin, kamuoyuna duyurulandan çok daha
ileri boyutlarda olduğunu yazıyor.
Haberde,
Iraklı tutukluların hayvan gibi üzerine binildiği, cinsel tacize
uğradıkları ve yiyecekleri tuvaletten
çıkarıp yemeye zorlandıkları kaydediliyor.
Gazetenin
yayımladığı yeni fotoğraflardan birinde, çamura bulanmış çıplak
bir tutuklu, ayak bileklerinden kelepçeli olduğu halde, coplu bir
Amerikan askeri tarafından düz bir çizgide yürümeye zorlanırken
gösteriliyor.
Bir diğer fotoğrafta, yerde yatan, kafasına torba geçirilmiş, elleri
ve ayakları kelepçeli Iraklı tutuklular,
bir Amerikan askeri tarafından yumruklanmak üzereyken görülüyor.
Gazete,
1511108 numaralı tutuklu Kasım Mehaddi Hilas'ın, işkenceyi soruşturan
yetkililere verdiği ifadeyi aktarıyor. Buna göre Hilas, Ebu Garib'e
geçen yıl getirildi ve soyunmaya zorlanıyor. Başına torba
geçirildikten sonra gül renkli, üstü çiçekli kadın iç çamaşırı giymeye
zorlanıyor.
Hilas,
bundan başka hiçbir şey giymesine izin verilmediğini anlatıyor.
Hilas ayrıca, ordunun çevirmenliğini
yapan bir kişinin, hapishanede 15 yaşlarındaki bir erkek çocuğuna
tecavüz ettiğine tanık olduğunu ve
çocuğun çok acı çektiğini gördüğünü aktarıyor.
Tecavüzün
başka tutuklular tarafından görülmesinin çarşaf asılarak engellenmeye
çalışıldığını anlatan
Hilas, çocuğun çığlıkları üzerine bir kapıya tırmanarak ne olduğunu
gördüğünü, bir kadın askerin de
fotoğraf çektiğini kaydediyor.
Hilas,
bir keresinde dua etmek istediğini söyleyince, hücre penceresine
ayakları yere değmeyecek şekilde kelepçeyle asıldığını ve 5 saat
boyunca bu halde bırakıldığını belirtiyor.
Askerlerin,
yatağa bağladıkları bir tutukluya fosforik ışıklı bir cisimle tecavüz
ettiklerini gördüğünü,
tutuklunun yardım isteyerek çığlıklar attığını ifade eden Hilas,
bu durumun yine bir kadın asker
tarafından fotoğrafla görüntülendiğini anlatıyor.
Gazeteye
göre, 13077 numaralı başka bir tutuklu Haydar Sabar Abed Miktup
El-Abudi ise ifadesinde,
Amerikalı askerlerin kendilerini köpekler gibi elleri ve dizleri
üzerinde yürümeye zorladığını, köpek gibi havlamalarının istendiğini
ve bunu yapmayınca da yüzlerine ve göğüslerine tekme atıldığını
anlatıyor.
El-Abudi,
askerlerin, hücrelerin zeminine su döktüğünü, tutukluların başlarına
torba geçirilmiş halde yerde uyumasının istendiğini ve her şeyin
resminin çekildiğini anlatıyor.
Washington
Post, işkence skandalını sorgularken ifadesi alınan bu tutukluların,
Saddam Hüseyin ve kitle
imha silahları hakkında bilgiye sahip olduğu düşünülenler arasında
tutulduğunu yazdı.
Gazete,
adını açıklamadığı bir başka tutuklunun, Amerikan askerleri tarafından
tecavüz edildiğini ve dövüldüğünü anlattı. Ebu Garib'e geldiğinde
4 saat boyunca kafasında torbayla diz çökmeye zorlanan tutuklu,
Arapça konuşurken yerde sürünmesinin istendiğini ve bir polisin
üzerine tükürdüğünü, sırtına, kafasına, ayaklarına vurduğunu aktardı.
Bir
başka tutuklu ifadesinde, kırık bacağına vurularak İslam'a küfretmesinin
ve hayatta olduğu için İsa'ya teşekkür etmesinin istendiğini anlattı.
Gazeteye göre, Amerikalı asker, 'Herhangi bir şeye inanır mısın?'
diye sorduğu tutukludan, 'Allah'a inanırım' yanıtını alınca,
'Ama ben işkenceye inanıyorum ve sana işkence edeceğim' dedi.
Suça
sadece bir yıl ceza veriliyor....
Irak’taki
Ebu Garib cezaevinde tutuklulara işkence yapmakla suçlanan ABD’li
askerlerin yargılanmasına başlandı. Bağdat’taki askeri mahkemede
ifade veren er Jeremy Sivits Iraklılara kötü muamele fotoğraflarını
çektiğini itiraf ederek işkencede bulunan diğer askerlerin 'askeri
istihbarat' yetkililerinden bu yöntemi kullanmak yönünde talimat
aldıklarını söyledi.
Sivit
askeri mahkeme tarafından suçlu bulunarak sadece 1 yıl hapis cezasına
çarptırıldı.
Ve
ordudan ihraç edildi...
Halbuki
George W.Bush işkence fotoğraflarıyla ilgili olarak, 'tiksinti
duyduğunu ve inanamadığını' söylemiş,
Iraklı tutuklulara işkence skandalının 'tam hesabının verileceğini'
belirtmişti....
Bush,
'Çünkü Amerika bütün insanların eşitliğinden ve saygınlığından sorumludur.
Iraklı tutuklulara zalim ve küçük düşürücü işkencenin tam hesabı
verilecektir. Ortaya çıkan davranış Irak halkına hakaret ve kanunlara
uyumu aşağılamadır' demişti...
Ayrıca
Bush, işkence skandalının patlak vermesiyle birlikte istifası istenilen
Savunma Bakanı Donald
Rumsfel'de de tam destek vermişti.
Pentagon’u
ziyaret eden Bush, Rumsfeld’e 'Mükemmel bir iş çıkardınız, Amerikan
halkı size minnettar'
diyerek 'Siz çok güçlü bir Savunma Bakanı’sınız. Ulusumuz size şükran
duyuyor' sözlerini eklemişti...
Her
ne kadar "Birkaç askerin yaptığı ihlallerin Amerika’yı temsil
etmediği" söylense de Ebu Gurayb
skandalıyla ilgili önemli tanıklardan biri olan askeri istihbarat
çavuşu Sam Provance, hapishanedeki işkence
ve kötü muamelenin, ABD’li yetkililerin iddia ettiğinin aksine,
birkaç askerin işi değil yaygın bir uygulama
olduğunu söylemişti...
ABD’nin ABC televizyonuna konuşan Provance, askerler arasında olayların
üzerini örtme yönünde bir çaba olduğunu da belirtmişti...
Provance, ABC tevizyonundaki röportajda, 'Şahit olduğum sessizlik
beni şaşırttı. Olaylara karışan, gören
ya da duyan herkeste ortak bir sessizlik var. Dürüst davrandığım
için cezalandırıldığımı hissediyorum'
diyerek, şimdiye kadar yaşadıklarını anlatmamış olsaydı, hayatının
daha kolaylaşacağını ifade etmişti...
İşkencede
emir komuta zinciri...
Irak’ta
esirlere işkence yapılmasıyla ilgili olarak Amerikan ordusundan
üst düzey
komutanlar, Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde ifade verdi.
Irak’taki
askerlerin komutanı Korgeneral Ricardo Sanchez, Ebu Gurayb cezaevinde
Iraklı tutuklulara yönelik kötü muamelenin kendisi de dahil 'komuta
zincirinin tepesine kadar soruşturulacağını' söyledi.
Sanchez, ABD askeri istihbaratına sadece Ebu Gurayb cezaevini koruma
görevi verildiğini, sorgulama görevi olmadığını da kaydetti. İşkencelerle
ilgili hazırlanan bir askeri raporda, Sanchez’in, en az bir esir
için
köpeklerle korkutma ve uykusuz bırakma gibi tekniklerin uygulanmasına
onay verdiği belirtilmişti.
Bununla
birlikte John Abizaid ise Irak ve Afganistan’da geçen Şubat’ta başlatılan
soruşturmanın ön
sonuçlarına ABD askerlerinin esirlere kötü muamele yaptığına (!)
ilişkin bir örnek bulunamadığını kaydetmiş, eğitim ve organizasyon
sorunları olduğunun tespit edildiğini ifade etmişti..
Ve
Felluce'de yaşananlar
Bağdat'ın
yaklaşık 50 kilometre batısında yer alan Sünni kenti Felluce, Amerikan
ve Iraklı güçlerin en fazla zorlandığı kentlerden biri.
Felluce'deki son operasyona 15 bin ABD ve Irak askeri katıldı.
Karşılarında 3 bin kadar direnişçi olduğu tahmin edilen Felluce'den
nüfusun çoğu ayrıldı ancak kentte hala onbinlerce sivil var.
Koalisyon
güçleri kentin direnişçilerin kalesi haline geldiğini, bir numaralı
zanlıları Ebu Mussab Ez Zerkavi'nin de intihar bombacıları ve rehine
eylemcileriyle birlikte burada saklandığını söylüyor.
Sünni
nüfusun çoğunlukta olduğu kent, eskiden beri Saddam Hüseyin rejimine
verdiği destekle tanınıyor.
Felluce
Osmanlı İmparatorluğu döneminde küçük bir kasabadan ibaretti.
Saddam
Hüseyin'in yönetimi altındaysa Baas rejiminin önde gelen merkezlerinden
biri olarak ün yaptı.
Felluce,
Irak'ta ayrıca 'camiler kenti' olarak tanınıyor; kentte 200 kadar
cami var.
Fırat
nehrinin ortadan ikiye böldüğü Felluce, Bağdat'tan Ürdün ve Suriye'ye
giden ana yollar üzerinde yer alıyor.
Bu
nedenle halkı hem tarım, hem de kamyonculukla geçiniyordu.
Ancak
Irak'ın işgal ardından istikrarsızlığa sürüklenmesiyle 300 bin kişilik
nüfusunun büyük bölümü işsiz kaldı.
Halkı
İngilizler ve Amerikalılar'a öteden beri sıcak bakmıyor.
1920'lerdeki
İngiliz mandası döneminde zor günler geçiren Felluceliler, 1991'deki
ilk Körfez Savaşı'nda da bombalanmıştı.
Ancak
geçen yılki işgal sırasında Amerikan birliklerinin ilk hedeflerinden
biri değildi.
Protestoculara
ateş
İşgalin
başarıya ulaşmasından kısa süre sonra, 28 Nisan 2003'te kentteki
bir okulu üs olarak kullanmak isteyen Amerikan askerlerini protesto
amacıyla binlerce kişi sokaklara döküldü.
Protestoculara
ateş açan askerler 13 kişiyi öldürdü; sonraki günlerde iki kişi
daha öldürüldü.
Kalabalığa
ateş açan Amerikan birliğinin yedi askeri, bundan birkaç gün sonra
bombalı saldırıda yaralandı.
ABD,
Felluce'de asilere maddi-manevi darbe vurma amacında...
Irak'taki
işgal güçlerine yönelik ölümcül pusuların ilk üçünden ikisi de mayıs
ve haziran aylarında burada kuruldu.
Felluce
manşetlere bundan yaklaşık bir sene sonra yeniden çıktı.
Dört
ABD'li özel güvenlik görevlisi 31 Mart tarihinde sokak ortasında
linç edildi; parçalanmış bedenleri sokaklarda dolaştırıldı.
Bunun
üzerine Amerikalılar kente ilk topyekün saldırılarını düzenledi;
ancak 600'den fazla kişinin ölümü ardından denetimi yerel aşiret
güçlerine bırakarak çekildi.
Kentin
şu anda tek bir militan grup tarafından değil de, işbirliği içindeki
farklı aşiretlerce kontrol edildiği belirtiliyor.
Felluce'den
BBC'ye bilgi veren bir muhabir, kentte tek bir yabancı savaşçıya
rastlamadığını söyledi.
Ancak
Guardian gazetesine yazan bir diğer muhabir, Ghaith Abdul-Ahad,
Irak komutası altında savaşan yabancıları gördüğünü bildiriyor.
Direnişçiler
arasında hem Saddam Hüseyin taraftarlarının, hem ABD karşıtlarının,
hem de cihad isteyenlerin bulunduğu sanılıyor.
ABD'nin
korkusu
Amerikalılar
içinse Felluce askeri bir hedef olmanın ötesinde, direnişin simgesi
olarak tüm Irak'a verilecek bir mesajın anahtarı niteliğinde.
Ancak
Amerikalılar üstün askeri güçleriyle savaşı kazanırken, çok sayıda
sivili öldürüp siyasi bir felakete imza atmaktan da çekiniyor.
Bu
nedenle operasyonu haftalar öncesinden halka duyurmaya çalıştılar.
Duyurular
üzerine büyük bir göçe sahne olan kentte kaç sivilin kaldığı ise
bilinmiyor.
Bazı
muhabirler yaklaşık 100 bin kişinin kalmış olabileceğini söylerken,
Amerikan kaynakları gerçek rakamın bunun yarısı kadar olduğu kanaatinde.
Felluce
merkezinde sokak çatışmaları
Amerikan ve Irak birliklerinin kent merkezine doğru ilerlemeye çalıştığı
Felluce'de şiddetli sokak çatışmaları yaşanıyor.
Askerler şüpheli gördükleri çok sayıda kişiyi de gözaltına aldı
Amerikalı
ve Iraklı askerler, operasyonun ikinci gününde kentin kuzeydeki
üçte birlik bölümünü ele geçirdiklerini söylüyorlar.
Amerikan
birliklerinin yanında bulunan ve askeri kısıtlamalar altında haber
aktaran bir BBC muhabiri, askerlerin sokak sokak ilerlediğini bildiriyor.
Muhabirimiz
Paul Wood'a göre direnişçiler de her mevziyi santim santim savunuyor.
Direnişçilerin
tüfek ve havan topuyla açtığı ateşe, Amerikalılar helikopter, tank
ve yüksek etkili bombalarla yanıt veriyor.
Görgü
tanıkları, bombaların kilometrelerce uzaklıktaki binaları sarstığını
bildiriyor.
300
bin nüfuslu Sünni kenti Felluce'de halen onbinlerce sivilin bulunduğu
tahmin ediliyor.
Kent
merkezinin bulunduğu Fırat nehrinin doğu yakasında süren çatışmalarda
Amerikan askerleri dün gece Felluce Hastanesi'nden sonra tren istasyonunu
da ele geçirdi.
Kentin
kuzeyindeki bir caminin denetim altına alındığı açıklandı.
Amerikan
ordusu El Hidra camiinin bir silah deposu ve isyancıların buluşma
noktası olarak kullanıldığını öne sürüyor.
Kayıplar
konusunda bilgi yok
Amerikan
ve Irak kuvvetlerinin dün akşam saatlerinde başlattığı topyekûn
taarruzda kaç kişinin öldüğü ya da yaralandığı hakkında henüz herhangi
bir bilgi yok.
Onbinlerce
sivilin yaşadığı kentteki can kaybı hakkında bilgi yok.
Irak'ın
diğer bölgelerindeki direnişçi gruplar, Amerikan ve Irak birliklerinin,
Felluce'ye başlattıkları taaruza ülkenin diğer yerlerinde çeşitli
saldırılar düzenleyerek karşılık veriyor.
Son
gelen haberlere göre, silahlı yüzlerce direnişçi, Felluce yakınlarındaki
Ramadi'de bazı noktaları ele geçirdi.
Görgü
tanıkları Amerikalı askerlerin bölgeden çekildiğini ve kentin Iraklı
grupların denetimine geçtiğini söylüyor.
Başkant
Bağdat'ta da başta Yeşil Hat çevresinde olmak üzere bir kaç patlama
meydana geldiği öğrenildi. Iraklı yetkililer, başkentte süresiz
olarak gece sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Gece
10.30 sabah 4.00 arasındaki sokağa çıkma yasağı başkentte son bir
yılda bu yönde alınan ilk karar.
Başbakan
Allavi'nin pazar günü açıkladığı olağanüstü hal kapsamında dünden
bu yana Felluce genelinde de sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.
Kentte
silah taşımak yasaklandı.
Aynı
önlemler çerçevesinde Bağdat'taki Uluslararası Havalimanı dünden
itibaren 48 saatliğine kapatıldı.
Yetkililer
bu şekilde teröristlerin ülkeden kaçmasını engellemek istediklerini
söylüyor.
Suriye
ve Ürdün sınır kapıları da hayati önemdeki sevkiyatlar dışında kapalı
tutuluyor.
Bağdat'ın
kuzeyindeki Bakuba yakınlarında iki polis karakoluna düzenlenen
baskında dört direnişçi öldürüldü.
Hastane
yetkilileri, aralarında yedi polis memuru ve iki ulusal muhafızın
da bulunduğu 14 kişinin yaralandığını bildiriyor.
Kuzeydeki
Kerkük kentindeki bir ulusal muhafız üssünde ise en az iki Iraklı
bombalı araçla düzenlenen saldırı sonucu öldü.
Japonya ve Kore'den bu yana en büyük savaş
Felluce
yakınında, Birinci Deniz Piyadeleri Keşif Gücü'nün 2 bin 500 deniz
piyadesine 'moral konuşması' ABD deniz piyadelerinin komutanı Korgeneral
John F. Sattler, ''bu, ABD'nin savaşı ve 1945'de Japonya-İo Cima
adası ve Kore'den beri en büyük savaşı olacak'' dedi.
II.
Dünya Savaşı'nın son aylarında yaşanan söz konusu savaşta, Japon
toprağı İo Cima adasındaki Etöğüten tepesinde 4 bin 500 ABD askeri
ölmüş, 21 bini yaralanmıştı. Japon İmparatorluk Ordusu ise 22 bin
kayıp vermişti.
Felluce
saldırısını iki deniz piyadesi taburu, ABD kara kuvvetlerinden bir
tabur ve ABD eğitimi almış iki Irak tugayı başlattı.
Sokaklar
cesetlerle dolu
Irak
Kızılayı daha önce Felluce'deki insani durumu "felaket"
olarak nitelendirmişti.
Kurum
yetkilileri, kenti terk eden binlerce ailenin durumlarının kendilerini
kaygılandırdığını söylüyor.
Irak
Kızılayı'na göre, çok sayıd aile, kent yakınındaki Habbaniye kasabasında,
susuz bir şekilde çadırlarda yaşıyor.
Felluce'de
Amerikan güçleriyle birlikte bulunan bir BBC muhabiri, bazı sivilleri
beyaz bayraklar sallayıp kaçarken gördüğünü, ancak kimsenin Felluce'de
kaç sivil olduğunu bilmediğini söylüyor.
Amerikan
güçleri, Felluce'ye pazartesi günü başlattıkları saldırıda 1600
isyancıyı öldürdüklerini ve sadece "kararlı" bir grup
isyancının kendilerine direndiklerini belirtiyor.
Komutanlar
da kentin yüzde 80'ini kontrol ettiklerini belirterek, operasyonlarının
son aşamasında olduklarına inanıyor.
El
Cezire Televizyonu ise geçici Irak hükmetinin, Felluce'deki askeri
operasyonun sona erdiğini ve operasyonda 1000'den fazla silahlı
kişinin öldürüldüğünü duyurduğunu bildirdi.
Ancak
yetkililerden şu ana kadar sivil kayıplar hakkında henüz yapılmış
bir açıklama yok.
Kentten
kaçmayı başaran bir kişi ise Felluce sokaklarının cesetlerle dolu
olduğunu söyledi.
Camide
yargısız infaz
Felluce’de,
yaralı bir esire ABD askerleri tarafından yargısız infaz yapıldığını
gösteren görüntüler, ABD ordusunu zor durumda bıraktı.
Amerikan NBC televizyonunun kaydettiği görüntülerde, kentin güneyindeki
bir camiiye düzenlenen saldırıda yaralanan bir Iraklı esir, ABD
askerlerince kafasından vurularak öldürülüyor.
Kayıtta,
Amerikan deniz piyadeleri bir gün önce şiddetli çatışmanın yaşandığı
camiiye giriyor. Kan gölünü andıran camide ceset torbaları ve 5
yaralının hala acı içinde yerde yattığı görülüyor. Bir ABD askeri
yaralılardan birinin kafasına yakın mesafeden otomatik tüfekle birkaç
el ateş ediyor. Ancak infazın gerçekleştiği sırada görüntü kararıyor.
Görüntü
yeniden geldiğinde ise bu kez askerlerin silahlarını yerde yatan
bir başka yaralıya doğrulttukları görülüyor.
Kaynak:
www.bbc.com
www.haber3.com
www.cnnturk.com
www.milliyet.com.tr
Amerikan
usulü adalet
Felluce'yim
ben!
Sayfadaki Resimleri Büyütmek İçin Tıklayın
Warning: mysql_connect() [function.mysql-connect]: Access denied for user 'root'@'localhost' (using password: YES) in /home/toladmin/public_html/haber/config.php on line 6
Could not connect to database |