|
Yağmur
ve Dostum
Bütün
gece aralıksız yağan yağmur, sabah da durmaksızın devam ediyordu. Delikanlı
annesinin tüm ısrarlarına rağmen ne yemek yemiş, ne de odasından dışarı
çıkmıştı. Sıkıntılıydı ama bunun sebebini kimse bilmiyordu. Dersi olduğu
halde okula da gitmedi Serhat...
Yağmuru çok severdi, sabah alelacele hazırlanıp dışarı çıktı ve çiseleyen
yağmur altında deniz kenarına doğru yürümeye başladı. Artık buralarda
yalnız geziyordu. Çocukluk arkadaşı, komşusu ve can dostu Serdar'la küstüğünden
beri bu yürüyüşlerden de keyif almaz olmuştu. Kendi kenine söylendi, boş
yoldan denize doğru bakarken; "Hatamı düzeltmeliyim... Kız arkadaşıyla
aramda birşey olmadığına ikna etmeliyim onu..."
Bu konu ilk konuşulduğunda Serdar'a çok kızmış, "Benden nasıl şüphelenirsin?"
demişti... Ama biraz düşününce ona hak verdi. "Meltem, sevgilisinden çok
beni arıyordu, Serdar kendince haklı yani...".
Serhat artık Meltem'le görüşmüyordu. Serdar da ilişkilerini bitirmişti
ve kız hayatlarından çıkmıştı artık. Ama giderken dostluklarını da alıp
götürmüştü. "Gerçek dostluk sağlık gibidir; değeri ancak o yok olduktan
sonra anlaşılır." İşte bu sözün anlamını çok iyi biliyordu.. Yaşayarak
öğreniyordu.
Deniz kenarında dolaşırken e-mail adresine gelen güzel sözleri hatırladı,
gülümsedi...
"Bir gün sıcaklığı ile ısınabileceğin bir dost bulursan seni kovsa
da yanından ayrılma. Eğer soğukluğu ile sana esiyorsa, sana sarılsa da
bırak onu üşümek istemiyorsan."
"Dostlar ırmak gibidir. Kiminin suyu az, kiminin çok... Kiminde ellerin
ıslanır yalnızca, kiminde ruhun yıkanır boydan boya."
Kimin
söylediğini ya da yazdığını bilmiyordu ama çok hoşuna gitmişti bu sözler.
Serdar'ın arkadaşlığına ne kadar da alışmış olduğunu birkez daha anladı.
Büyük bir boşluk hissetti içinde... Ve kararını verdi; şimdi hızlı adımlarla
onların evine gidiyordu....
Yazımı
göndermek istiyorum
Diğer
Altıncı Boyut Hikayeleri...
|