|
"Ben
genç ve iyi yazarlar arıyorum. Tanınmamış olmaları benim için önemli.
Aynı zamanda bir yayıncı olduğumdan bu yeni, keşfedilmemiş yeteneklere
ulaşmak istiyorum..."
TOL: Bize biraz kendinizden ve yazın serüveninizden bahseder misiniz?
Cem
Mumcu: İlk yazmaya başladığım dönemden bu yana 25 yıl kadar geçti.
Ve bu yazılarım farklı türlerde şekillendi. Öncelikle ben bir şairim.
Ayrıca yayımlanmış çeşitli konularda eleştiri ve düşünce yazılarım var.
2001 Şubat ayında yayımlanmış Desen mi Demesen mi adlı kitapta Selçuk
Demirel'in desenleri ile birlikte benim ve Yıldırım B. Doğan'ın ruh halleri
üzerine metinlerimiz var. Bunun ardından da Terapi Şeysi adlı kitabı yine
Yıldırım B. Doğan ile birlikte yazdık, Mehmet Ulusel resimledi. Bunun
dışında editörlük yapıyorum, yazılar yazıyorum. Terapistim ve bir yayıncıyım.
TOL: Binbir İnsan Masalları projesi nasıl doğdu ve ne aşamada, neler
olacak bu seride?
Cem Mumcu: Bu iki ay önce planladığım en son projem benim. Serinin
adı Binbir İnsan Masalları ve ilk kitabın adı Üçüncü Sayfa Güzeli. İçinde
42 öykü bulunuyor. Binbir tane olacak diyerek yola çıkıldı zaten ve bu
sayıya ulaşmaya çalışacağım. Ne kadar sürer orasını bilemiyorum tabi,
ömrüm elverdikçe yazacağım. İlk kitap bir ay içinde çıktı. Bu hızla sürerse
çok uzun zaman almaz. Bu masallar birden, binbire kadar numaralı olacaklar
ancak, hepsinin öykü olacağına dair bir çıkış noktam yok. Mesela sekiz
yüz elli ikinci rakam kalın bir roman, dört yüz elli ile altı yüz elli
arası şiir, elli ile seksen arası fotoğraf olabilir. Yani sonuç olarak
Binbir İnsan Masalları vaadettiği sayıya ulaşacak. Bu öykülerin birçoğu
roman olabilecek konular içeriyor.
TOL: Evet buna da değinmek istiyordum, güzel konular yakalanmış ama
öyküler kısa yazılmış. Aslında anlatıyor ama...
Cem
Mumcu: Evet işte tam dediğiniz gibi kısa kesmemin nedeni bu, "aslında
anlatıyor". Aslında anlatıyorsa bunu üç yüz elli-dört yüz sayfa içine
yaymanın, çok fazla kelime hokkabazlıkları yapmanın anlamı ne diyorum.
Çünkü bence yaratıcılık, bir konuyu alıp araştırmacı gazetecilik gibi
araştırma yaparak ortaya çıkarmak değildir. Yaratıcılık son derce kendiliğinden
bir eylemdir. Dolayısıyla ben bu kitabımla bir takım romancılara "bunu
yapmayın" diyorum. Ben bu öykülerde elimden geldiğince günlük konuşma
dilini kullandım. Kısa yazdım ama istediğim şeyleri anlattım ve insanlar
bunlardan çıkaracakları sonuçları sayfalar dolusu okumadan çıkarıyorlar.
Çünkü sanatsal eylem, entelektüel hokkabazlık değildir.
TOL: Evet öyküler gibi cümleleriniz de kısa...
Cem Mumcu: Kitaptaki öyküler yaşamın kendisinden çıkıp gelen şeylerdir
ve kısa olmalarını özellikle istedim. Yani ben de uzun cümleler kurup,
lafı çeşitli kelimelerle dolandıra dolandıra yazabilirim. Bence sözcük
oyunları, süslü-edebi anlatımların dönemi artık kapandı. Ben artık edebiyattaki
bu anlaşılmazlık rüzgarlarının dağılmasını istiyorum. İsimlerini vermek
istemiyorum şu an ama, çeşitli kelime oyunlarıyla, süslü sözcüklerle yapılan,
insanı uzak tutan ve niye yazıldıklarını kimsenin bilmediği, hatta ve
hatta yazanların kendilerinin bile bilmediği o metinlerden artık kurtulmak
istiyorum. Bu tür metinleri yazanlar okuyucudan uzak ve hatta üstte tutuyorlar
kendilerini. Böylece popüler olan ile entelektüel olan arasındaki uçurum
gün geçtikçe artıyor. Benim savunduğum ise bilginin herkesin anlayabileceği
dilde sunulmasıdır. Yoksa diğerlerinin yaptığı entelektüel mastürbasyondan
ileri geçemez.
TOL: Bir de öykülerinizde bohem bir hava sezdim. Yani isteyip de yaşayan,
kendi kurallarını koyan insanlar...
Cem Mumcu: Kızamıyorsun değil mi kimseye? İşte hissettiğin şey
bu. Öyküyü anlamak zorunda hissediyorsun. Herkes kendi tarihinin hüznüyle
var öykülerin içinde. Sıra dışı gibi görünen şeylerin aslında ne kadar
normal olabileceği, aslında hepimizin bu tür şeylerin içinde olduğunu
anlatmak istedim. Yani hepimizin içinde bir ölü bir de deli var...
TOL:
Evet kitabınızın sloganı da bu. Bize açıklayabilir misiniz ne anlatmak
istediniz bununla?
Cem Mumcu: Şimdi sen bana baktığında benim içimdeki ölüyü görebilirsin.
Herkesin içinde ölü bir taraf vardır. Belki bu seninle yaptığım konuşma,
son konuşmam olacak benim. Ve herkesin içinde biraz delilik vardır. İkimizde
de belki şimdiye dek ifade edilmeyen, ortaya çıkmamış bir takım delilikler
olabilir. Bunlar daha sonra meydana çıkabilir. Aslında biraz da aklımıza
ve yaşıyor olduğumuza bu kadar güvenmememiz gerektiğini anlatmak istedim.
Varoluşun ve aklın bir sınırı vardır ve bunlar çok değerli olmalıdır herkes
için. Öykülerin birisi bana dair, diğerleri ise tamamen kurgudur. Özellikle
birilerini anlattığım ya da birilerinden dinleyip öyküleştirdiğim bir
şey yok. Hepsi kendi birikimlerim sonucunda doğmuştur.
TOL: "'Fani' oluşunu en temel özelliği sayıyor" sizin için yazılmış
bir cümle...
Cem Mumcu: Evet ben sayıyorum ama siz de saysanız iyi olur. Çünkü
en temel özelliğimiz budur. Bunu hissederek yaşamanın, hayatı daha anlamlı
kılacağını düşünüyorum. İnsanlara sorsan, ölümden korkmadıklarını söylerler
ama işlerini, sevgililerini vs. kaybedecekleri için korkarlar. Bunu söylemekten
de çekinmezler. Veya ayağının kırılmasından, yüzünün çizilmesinden korkar
insanlar. Halbuki bunların hepsi ölümün küçük kopyalarıdır. Ölümün tarifi;
başka bir olanağın olası olmadığı durumdur. Yaşamda ise her zaman başka
bir olasılık vardır. Ama insanlar küçük sayılabilecek kayıplardan çok
korkarken, ölümden korkmadıklarını söylerler. Bu ne derece inandırıcıdır?
Melekler Şehri adında bir film vardı; orada bir melek, bir kadına aşık
oluyordu. Bu kadınla birlikte olabilmesi için ölümlülüğe atlaması gerekiyordu.
Sonsuz, bitmeyecek yaşamdan ölümlülüğe atlayarak büyük bir fedakarlık
yapıyordu. Ama, ertesi gün kadın bir kamyonun altında kalıyordu. Erkek
meleğin yanına bir zenci melek gelerek "böyle olacağını bilseydin yine
de yapar mıydın?" diye soruyor, eski melek de "evet" diyordu. İşte hayatı
anlamlı kılan şeylerden birisi de ölümlülüktür.
TOL:
İkinci kitap ne zaman geliyor? Üçüncü Sayfa Güzeli'nin kapak resminin
öyküsü nedir?
Cem Mumcu: İkinci kitap çok yakında gelebilir. Kapaktaki yüz Yeşim
Salkım'a ait. Ben bu fotoğrafı ilk gördüğümde hayran kaldım, ama Yeşim
Salkım olduğunu anlamadım. Sağ olsun bizi kırmadı. Çok güzel bir kapak
oldu. Oldukça da ilgi çekici.
TOL: Sevdiğiniz yazarlar, şairler...
Cem Mumcu: Oğuz Atay, Leyla Erbil, Bilge Karasu, Mario Levi, İhsan
Oktay Anar... Şair olarak İsmet Özel'i çok önemserim.
TOL: Burcunuz...
Cem Mumcu: Oğlak.
TOL: Sevdiğiniz yemek ve mekan...
Cem Mumcu: Köfte severim diyeceğim ama yemekleri severim genel
olarak... Mekan olarak Nişantaşı'nda Manhattan Cafe var. Orayı severim,
her zaman da lezzetlidir.
TOL: İnternetle ilişkileriniz nasıldır?
Cem
Mumcu: İnterneti çok yoğun olarak kullanıyorum. İnternete her şey
için giriyorum diyebilirim, çok önemli bir iletişim aracı olduğunu düşünüyorum.
Okuryazar insanlar bazen teknolojiye uzun süre direnirler. Benim de öyle
bir dönemim oldu. Sonra internetle tanıştığımda "işte bu benim hayal ettiğim
büyük kütüphane" dedim. Kültür sanat, edebiyat, kitap sayfaları özellikle
çok girdiğim yerler. Okurken sörf yaparım. Bir de senin sayfaların gibi
her gün mutlaka uğradığım siteler var. Bugün ne var acaba dediğim, merak
ettiğim, bir ilişkiye girdiğim sayfalardan birisi Turkiyeonline Kitap.
Seni tanımadığım halde, bakalım bizim arkadaş bugün neler yapmış diyebiliyorum.
Bu duyguyu veren siteler benim için çok önemli...Ayrıca internetten çok
fazla alışveriş yaparım. Örneğin kitap alışverişimin yüzde seksenini internetten
yaparım. Bugüne kadar kart numaralarımla ilgili başıma hiçbir şey gelmedi.
Güvenliği konusunda rahatsızlığım yok. Bu çıkan internete özel alışveriş
kartları, bu tür korkuları tamamen ortadan kaldırdı.
TOL: Eklemek istedikleriniz...
Cem Mumcu: Ben genç ve iyi yazarlar arıyorum. Tanınmamış olmaları
benim için önemli. Aynı zamanda bir yayıncı olduğumdan bu yeni, keşfedilmemiş
yeteneklere ulaşmak istiyorum. Bu ülkede kıyıda köşede kalmış, iyi metinler
üretecek, iyi yaratıcılar olduğunu düşünüyorum. Onlara ulaşmak, onları
bulmak istiyorum. Senin aracılığınla buradan seslenmek istiyorum okuyanus@okuyanus.com.tr
adresinden bana ulaşsınlar. Belli bir şartım yok, şansız şöhretsiz olsunlar
ama yaratıcı olsunlar yeter. Ün istemiyorum kesinlikle... Okuyan Us bir
edebiyat ve yazın okuludur. Ben bu okulda kaliteli birileri yetişsin,
çıksın istiyorum.
TOL: Vakit ayırdığınız ve içtenlikle verdiğiniz cevaplar için teşekkür
ederiz...
Cem Mumcu: Ben de teşekkür ederim.
Röportaj
ve Fotoğraflar: Turgay
Uludağ
Mekan: Okuyan Us Yayınları / Nişantaşı
Yayınevi İletişim: okuyanus@okuyanus.com.tr
- www.okuyanus.com.tr
Diğer röportajlar için tıklayınız...
|