|
Noir Desir @ Maslak Venue
Fransa'nın
en sevilen rock grubu Noir Desir iki-üç haftadır Beyoğlu'ndaki kasetçilerde,
müzik televizyonlarında, radyolarda her yerde çalıyor. Herkes konuşuyor
ama çoğunluk adını bile telaffuz edemiyor. Zaten parça da Fransızca,
"Le vent nous portera - Rüzgar bizi götürecek".
Noir
Desir Bordeaxlu dört gencin kurduğu bir rock grubu. Biraz asabi,
oldukça da muhalif diyebiliriz onlar için. Müzik dünyasına adım
atalı neredeyse 20 yıl olan grup ortaya çıktıkları ilk günden bu
yana da Fred Vidalenc hariç hiç ayrılmadılar.
1981'de
kurulan grup Bertrand Cantat, Denis Barthe (davul), Jean-Paul Roy
(bas), Serge Teyssot-Gay'den (gitar) oluşuyor. Biraz da kendi istekleriyle
adını geç duyuran grup basına her zaman mesafeli kalıyor. 12 Nisan
akşamı İstanbul Patti Smith, Nick Cave, Marianne Faithful gibi unutulmaz
konserlerine bir de Maslak Venue'de toplam üç saati bulan muhteşem
bir konser veren Noir Désir'i de ekledi.
Heyecanımızı
fazla zorlamadan tam zamanında konsere başlayan grubun açılış için
seçtiği mistik giriş ve ardından gelen blues-punk karışımı özgün
Noir Desir sound'u televizyon etkisiyle "Le vent nous portera"
havasında beklentileri olan izleyiciye -ki bu arkadaşlar bise kadar
beklemek durumunda kaldılar-yabancı gelse de şatafatlı bir rock
grubundan ziyade ritm-söz-vokal üçgeniyle çevrelenmiş "Noir
Desir"in çoğu izleyeneni kavradığı ortaya çıkan tepkilerden
anlaşılıyordu. Özellikle 1993'de çıkan Tostaky albümünden artık
rock tarihine girmiş bir girişe sahip aynı adlı parçaya sıra geldiğinde
bir rock konserinde olmanın yaratacağı enerji en yüksek düzeydeydi.
Noir
Desir'in ağırlık noktası olarak vurgulanan Bertrand Cantat müzik
camiasında güzelliği, siyah giysileri ve 'büyüleyici' bir şiiri
andıran şarkı söyleme stiliyle Jim Morrison'a benzetiliyor oluşunu
bu konser ile gördük. Yani kimsenin yalanı yok. Jim Morrison'a göre
aksesuardan öte bir de gitar ile de grubun ön-adamı kimliğini çok
başarılı bir şekilde yürüten Bertrand Cantat, gitardan ayrıldığı
zamanlarda sahnede var oluşunun önemli olduğunu size hissettiryor.
Elbetteki Cantat'a özgü vokalin de bu etkileyişte katkısı büyük.
''Göçmen
İşçileri Destekleme ve Bilgilendirme Grubu'' yararına ya da Le Pen'in
politikalarını protesto etmek için verilen konserler ayrıca Zapatistalara,
Jose Bove'ye, Tibetlilere, küreselleşme karşıtlarına ve anarşistlere
de sempatisi olan Noir Desir'in Ortadoğu sorunlarınn göbeğinde diyebileceğimiz
Türkiye'de, Filistin'de gerçekleşen olaylara dokunmadan geçmesi
kabul edilemezdi. Bu olaylarda bir şekilde hayatını kaybeden tüm
insanlara itafen bir "karanlık sessizliği" de yaratmayı
başaran Noir Desir, bise sakladığı "Le vent nous portera"nın
ardından neredeyse bir konser daha verdi.
Noir
Desir'i uğurladığımız dakikalar ortak müzik ihtiyacını karşılamış
olmanın verdiği rahatlama ve "Dünyayı ne kadar değiştirebiliriz?"
düşüncesiyle harmanlandı…
S.Larlar
|