Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj

Cem Mumcu

"Ben genç ve iyi yazarlar arıyorum. Tanınmamış olmaları benim için önemli. Aynı zamanda bir yayıncı olduğumdan bu yeni, keşfedilmemiş yeteneklere ulaşmak istiyorum..."

TOL: Bize biraz kendinizden ve yazın serüveninizden bahseder misiniz?

Cem Mumcu: İlk yazmaya başladığım dönemden bu yana 25 yıl kadar geçti. Ve bu yazılarım farklı türlerde şekillendi. Öncelikle ben bir şairim. Ayrıca yayımlanmış çeşitli konularda eleştiri ve düşünce yazılarım var. 2001 Şubat ayında yayımlanmış Desen mi Demesen mi adlı kitapta Selçuk Demirel'in desenleri ile birlikte benim ve Yıldırım B. Doğan'ın ruh halleri üzerine metinlerimiz var. Bunun ardından da Terapi Şeysi adlı kitabı yine Yıldırım B. Doğan ile birlikte yazdık, Mehmet Ulusel resimledi. Bunun dışında editörlük yapıyorum, yazılar yazıyorum. Terapistim ve bir yayıncıyım.

TOL: Binbir İnsan Masalları projesi nasıl doğdu ve ne aşamada, neler olacak bu seride?

Cem Mumcu: Bu iki ay önce planladığım en son projem benim. Serinin adı Binbir İnsan Masalları ve ilk kitabın adı Üçüncü Sayfa Güzeli. İçinde 42 öykü bulunuyor. Binbir tane olacak diyerek yola çıkıldı zaten ve bu sayıya ulaşmaya çalışacağım. Ne kadar sürer orasını bilemiyorum tabi, ömrüm elverdikçe yazacağım. İlk kitap bir ay içinde çıktı. Bu hızla sürerse çok uzun zaman almaz. Bu masallar birden, binbire kadar numaralı olacaklar ancak, hepsinin öykü olacağına dair bir çıkış noktam yok. Mesela sekiz yüz elli ikinci rakam kalın bir roman, dört yüz elli ile altı yüz elli arası şiir, elli ile seksen arası fotoğraf olabilir. Yani sonuç olarak Binbir İnsan Masalları vaadettiği sayıya ulaşacak. Bu öykülerin birçoğu roman olabilecek konular içeriyor.

TOL: Evet buna da değinmek istiyordum, güzel konular yakalanmış ama öyküler kısa yazılmış. Aslında anlatıyor ama...

Cem Mumcu: Evet işte tam dediğiniz gibi kısa kesmemin nedeni bu, "aslında anlatıyor". Aslında anlatıyorsa bunu üç yüz elli-dört yüz sayfa içine yaymanın, çok fazla kelime hokkabazlıkları yapmanın anlamı ne diyorum. Çünkü bence yaratıcılık, bir konuyu alıp araştırmacı gazetecilik gibi araştırma yaparak ortaya çıkarmak değildir. Yaratıcılık son derce kendiliğinden bir eylemdir. Dolayısıyla ben bu kitabımla bir takım romancılara "bunu yapmayın" diyorum. Ben bu öykülerde elimden geldiğince günlük konuşma dilini kullandım. Kısa yazdım ama istediğim şeyleri anlattım ve insanlar bunlardan çıkaracakları sonuçları sayfalar dolusu okumadan çıkarıyorlar. Çünkü sanatsal eylem, entelektüel hokkabazlık değildir.

TOL: Evet öyküler gibi cümleleriniz de kısa...

Cem Mumcu: Kitaptaki öyküler yaşamın kendisinden çıkıp gelen şeylerdir ve kısa olmalarını özellikle istedim. Yani ben de uzun cümleler kurup, lafı çeşitli kelimelerle dolandıra dolandıra yazabilirim. Bence sözcük oyunları, süslü-edebi anlatımların dönemi artık kapandı. Ben artık edebiyattaki bu anlaşılmazlık rüzgarlarının dağılmasını istiyorum. İsimlerini vermek istemiyorum şu an ama, çeşitli kelime oyunlarıyla, süslü sözcüklerle yapılan, insanı uzak tutan ve niye yazıldıklarını kimsenin bilmediği, hatta ve hatta yazanların kendilerinin bile bilmediği o metinlerden artık kurtulmak istiyorum. Bu tür metinleri yazanlar okuyucudan uzak ve hatta üstte tutuyorlar kendilerini. Böylece popüler olan ile entelektüel olan arasındaki uçurum gün geçtikçe artıyor. Benim savunduğum ise bilginin herkesin anlayabileceği dilde sunulmasıdır. Yoksa diğerlerinin yaptığı entelektüel mastürbasyondan ileri geçemez.

TOL: Bir de öykülerinizde bohem bir hava sezdim. Yani isteyip de yaşayan, kendi kurallarını koyan insanlar...

Cem Mumcu: Kızamıyorsun değil mi kimseye? İşte hissettiğin şey bu. Öyküyü anlamak zorunda hissediyorsun. Herkes kendi tarihinin hüznüyle var öykülerin içinde. Sıra dışı gibi görünen şeylerin aslında ne kadar normal olabileceği, aslında hepimizin bu tür şeylerin içinde olduğunu anlatmak istedim. Yani hepimizin içinde bir ölü bir de deli var...

TOL: Evet kitabınızın sloganı da bu. Bize açıklayabilir misiniz ne anlatmak istediniz bununla?

Cem Mumcu: Şimdi sen bana baktığında benim içimdeki ölüyü görebilirsin. Herkesin içinde ölü bir taraf vardır. Belki bu seninle yaptığım konuşma, son konuşmam olacak benim. Ve herkesin içinde biraz delilik vardır. İkimizde de belki şimdiye dek ifade edilmeyen, ortaya çıkmamış bir takım delilikler olabilir. Bunlar daha sonra meydana çıkabilir. Aslında biraz da aklımıza ve yaşıyor olduğumuza bu kadar güvenmememiz gerektiğini anlatmak istedim. Varoluşun ve aklın bir sınırı vardır ve bunlar çok değerli olmalıdır herkes için. Öykülerin birisi bana dair, diğerleri ise tamamen kurgudur. Özellikle birilerini anlattığım ya da birilerinden dinleyip öyküleştirdiğim bir şey yok. Hepsi kendi birikimlerim sonucunda doğmuştur.

TOL: "'Fani' oluşunu en temel özelliği sayıyor" sizin için yazılmış bir cümle...

Cem Mumcu: Evet ben sayıyorum ama siz de saysanız iyi olur. Çünkü en temel özelliğimiz budur. Bunu hissederek yaşamanın, hayatı daha anlamlı kılacağını düşünüyorum. İnsanlara sorsan, ölümden korkmadıklarını söylerler ama işlerini, sevgililerini vs. kaybedecekleri için korkarlar. Bunu söylemekten de çekinmezler. Veya ayağının kırılmasından, yüzünün çizilmesinden korkar insanlar. Halbuki bunların hepsi ölümün küçük kopyalarıdır. Ölümün tarifi; başka bir olanağın olası olmadığı durumdur. Yaşamda ise her zaman başka bir olasılık vardır. Ama insanlar küçük sayılabilecek kayıplardan çok korkarken, ölümden korkmadıklarını söylerler. Bu ne derece inandırıcıdır? Melekler Şehri adında bir film vardı; orada bir melek, bir kadına aşık oluyordu. Bu kadınla birlikte olabilmesi için ölümlülüğe atlaması gerekiyordu. Sonsuz, bitmeyecek yaşamdan ölümlülüğe atlayarak büyük bir fedakarlık yapıyordu. Ama, ertesi gün kadın bir kamyonun altında kalıyordu. Erkek meleğin yanına bir zenci melek gelerek "böyle olacağını bilseydin yine de yapar mıydın?" diye soruyor, eski melek de "evet" diyordu. İşte hayatı anlamlı kılan şeylerden birisi de ölümlülüktür.

TOL: İkinci kitap ne zaman geliyor? Üçüncü Sayfa Güzeli'nin kapak resminin öyküsü nedir?

Cem Mumcu: İkinci kitap çok yakında gelebilir. Kapaktaki yüz Yeşim Salkım'a ait. Ben bu fotoğrafı ilk gördüğümde hayran kaldım, ama Yeşim Salkım olduğunu anlamadım. Sağ olsun bizi kırmadı. Çok güzel bir kapak oldu. Oldukça da ilgi çekici.

TOL: Sevdiğiniz yazarlar, şairler...

Cem Mumcu: Oğuz Atay, Leyla Erbil, Bilge Karasu, Mario Levi, İhsan Oktay Anar... Şair olarak İsmet Özel'i çok önemserim.

TOL: Burcunuz...

Cem Mumcu: Oğlak.

TOL: Sevdiğiniz yemek ve mekan...

Cem Mumcu: Köfte severim diyeceğim ama yemekleri severim genel olarak... Mekan olarak Nişantaşı'nda Manhattan Cafe var. Orayı severim, her zaman da lezzetlidir.

TOL: İnternetle ilişkileriniz nasıldır?

Cem Mumcu: İnterneti çok yoğun olarak kullanıyorum. İnternete her şey için giriyorum diyebilirim, çok önemli bir iletişim aracı olduğunu düşünüyorum. Okuryazar insanlar bazen teknolojiye uzun süre direnirler. Benim de öyle bir dönemim oldu. Sonra internetle tanıştığımda "işte bu benim hayal ettiğim büyük kütüphane" dedim. Kültür sanat, edebiyat, kitap sayfaları özellikle çok girdiğim yerler. Okurken sörf yaparım. Bir de senin sayfaların gibi her gün mutlaka uğradığım siteler var. Bugün ne var acaba dediğim, merak ettiğim, bir ilişkiye girdiğim sayfalardan birisi Turkiyeonline Kitap. Seni tanımadığım halde, bakalım bizim arkadaş bugün neler yapmış diyebiliyorum. Bu duyguyu veren siteler benim için çok önemli...Ayrıca internetten çok fazla alışveriş yaparım. Örneğin kitap alışverişimin yüzde seksenini internetten yaparım. Bugüne kadar kart numaralarımla ilgili başıma hiçbir şey gelmedi. Güvenliği konusunda rahatsızlığım yok. Bu çıkan internete özel alışveriş kartları, bu tür korkuları tamamen ortadan kaldırdı.

TOL: Eklemek istedikleriniz...

Cem Mumcu: Ben genç ve iyi yazarlar arıyorum. Tanınmamış olmaları benim için önemli. Aynı zamanda bir yayıncı olduğumdan bu yeni, keşfedilmemiş yeteneklere ulaşmak istiyorum. Bu ülkede kıyıda köşede kalmış, iyi metinler üretecek, iyi yaratıcılar olduğunu düşünüyorum. Onlara ulaşmak, onları bulmak istiyorum. Senin aracılığınla buradan seslenmek istiyorum okuyanus@okuyanus.com.tr adresinden bana ulaşsınlar. Belli bir şartım yok, şansız şöhretsiz olsunlar ama yaratıcı olsunlar yeter. Ün istemiyorum kesinlikle... Okuyan Us bir edebiyat ve yazın okuludur. Ben bu okulda kaliteli birileri yetişsin, çıksın istiyorum.

TOL: Vakit ayırdığınız ve içtenlikle verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederiz...

Cem Mumcu: Ben de teşekkür ederim.

Röportaj ve Fotoğraflar: Turgay Uludağ
Mekan:
Okuyan Us Yayınları / Nişantaşı
Yayınevi İletişim: okuyanus@okuyanus.com.tr - www.okuyanus.com.tr

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.