Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj

Aslında "insanlar" diye bir şey yok.

"Kadınlar" ve "Erkekler" diye iki ayrı canlı türü var.

Merhaba Cem Bey, öncelikle bize kısaca kendinizden ve şu anki yaşantınızdan bahseder misiniz?

Merhaba..."Kendinizden bahseder misiniz?" dendi mi, doğum yılımı, mezun olduğum okulları saymak geçiyor içimden. Bu dürtüye uyacak olursam da, 1974 İstanbul doğumluyum, Yeşilköy 50. Yıl Lisesi ve Yıldız İstatistik mezunuyum demem gerekiyor ama insanları tanımak için yaş, yer, mezuniyet gibi değişkenlerden çok daha fazlasına ihtiyaç olduğu da gerçek. Bu kadarı bana yeter diyenler için ikinci soru aşağıda yer alırken devam etmek isteyenler için yeni bir paragaf açmak niyetindeyim.

Herkesin sandığının aksine, sakallı, pipolu, "iri-yarı" bir adam olmamakla birlikte, son bir kaç senedir spor yapmaya fırsat bulamayışım nedeniyle "iri-yarı" tanımlamasının sınırları dahiline girmek üzere olan, sinema, müzik, spor ve yazmak peşinde koşturan, hayatı hazine değerindeki huzuru bulmak amacıyla oynanan koca bir adventure oyunu gibi gören, kendi halinde bir insanım.

Türkiye'de kanımca başarılı sayılabilecek yazarlardansınız. Peki siz, Türk ya da yabancı hangi yazarları okuyorsunuz? Kendinize idol olarak seçtiğiniz biri var mı?

Kendime idol olarak seçtiğim bir yazar yok ama, ilk romanımı (Eyvah! Yine Kızlar Kazandı!) yazma cesaretimi Charles Bukowski'nin "Kadınlar"ını okuduktan sonra bulduğumu itiraf edebilirim. Tolstoy, Jery Kosinzki sevdiğim yabancı yazarlar arasındadır. Türk yazarlarından ise, devamlı takip ettiklerim çok azdır. Çetin Altan tarzı, yorumları ve cesareti nedeni ile okumaktan zevk aldığım yazılar üretir. Ayrıca, İsimleri aklımda tutmak konusunda zayıf olduğum söylenebilir ama 'Puslu Kıtalar Atlası' unutamadığım tadıyla Türk romanları arasında ayrı bir yer taşır benim için.

Şu anda piyasada bulunan üç kitabınız var. Ne tür eleştiriler aldınız? Yoksa ilk kitabınızda sevgilinizin dediği gibi, kitaplarınız çıktıktan sonra karşı cinsle ilişkileriniz tamamen bozuldu mu?

Kitaplarımın her yaştan okuyucu bulduğunu gelen maillerle anlıyorum ama, özellikle gençler arasında büyük beğeni topladığını tahmin edersiniz. Son romandan sonra özellikle liselerde okuyucularımın arttığına da şahit oldum. Ayrıca bu ilgi bazı öğretmenlerin de dikkatini çekmiş olacak ki, dünyayı hala bir kaç yüzyıl geriden takip eden kimi yöneticiler ve öğretmenler, okullarında kitaplarımı yasaklamaya, okuyan öğrencileri disiplin kurullarına vermeye kalktılar. Öğrencilerden ve ailelerinden gelen e-mailler sonucunda öğrendiğim olaylarda, hocalar ne yazık ki uyarımı ciddiye alıp bu kararlarından döndüler ve bana onları kamuoyuna teşhir etme fırsatı vermediler. Neyse ki pek çok liseden okullarında öğrencileri ile sohbet etmem için aldığım davetler bu tatsız olayların sadece istisna olduğunu gösterdi.

Kitaplar yayınlandıktan sonra karşı cinsle ilişkilerimin durumu ise ayrı bir mizah romanına konu olabilir. Aslında insanları güldürmek için yazılmış, mizah dergilerinin veya sahnelerdeki komedyenlerinin amaçlarından ve yaptıklarından farklı bir amaç gütmeyen romanlarıma kimi kız arkadaşlar edebi kaygılarla yaklaştılar. Romanlarımın sanatsal değerlerini ölçmeye kalkarak kendilerin avutmaya kalktılar. Kimisi de karşıma geçip, "evet! yazdıkların çok doğru. Kadınların çoğu böyle! Ama ben onlardan değilim." demeye başladı ki burada ilginç olan detay, kimseden yazdıklarım için bir eleştiri veya yorum yapmalarını beklememiş ya da kimseye savunmaya geçmelerini gerektiren bir saldırıda bulunmamış olmam. Ama diyorum ya, çok ilginç, kitaplarımı okuyan her kadın, durup durup kendilerini savunmak zorunda hissediyorlar. Dolayısı ile üç mizah romanı yazdıktan sonra kadınlar hakkında bir şey daha öğrendiysem o da, bizim mizah olarak kabul edip güldüklerimizin kadınlar için pek "mizahi" olamayabildiğiymiş. Yani kısacası, onlar ayrı bir canlı türü. Aslında "insanlar" diye bir şey yok. "Kadınlar" ve "Erkekler" diye iki ayrı canlı türü var. Bunlar şans eseri, aynı dili kullanıyor, aynı şekilde besleniyor, aynı yerlerde yaşıyorlar ama kesinlikle aynı canlılar değiller.

Yaşadıklarınızla bütünleştirerek kimi gerçekleri gösteriyorsunuz üç Kitabınızda da. Ama ilk kitabınızdan başlayarak biraz daha kendinizi soyutluyorsunuz gibi... Mesela, kendi hayatınızı Cem Nişancı olarak anlattığınız ilk kitabınızdan sonra, ikinci kitabınızda, Cenk Nişancı ve üçüncü kitabınızda Sezgin Konaklı isimlerini kullanıyorsunuz. Üçüncü kitabınızda metafizik kısmını katmazsak, tamamen yaşadıklarınızı anlatmaya devam ettiğinizi tahmin edebiliriz. Peki siz ne diyorsunuz bu konuda? Yoksa metafizik kısımları da mı gerçek?

İlk Kitaptaki kahramanın isminin benim adıma benzemesi aslında bir raslantı. O romanı yazdığım sırada üniversite üçüncü sınıftaydım ve yayınlanmadan önce okuyan arkadaşlarım, kahramanın isminin "Cem Nişancı" olmasında ısrar ettiler çünkü, romanda etrafımızda yaşanmış, gördüğümüz tanık olduğumuz olayları değişik bir yorumla aktarıyordum. Çevremdeki herkes kahramanın adının, benim adıma benzemesi gerektiği konusunda hem fikir olunca, eleştirilere değer veren bir yazar örneği oluşturarak ismi Cem Nişancı olarak belirledim.

Özellikle üçüncü romada, artık benim yaşamımdan fazla bir katkı olmadığından kahramanın ismi de değişti. Üçüncü roman, "Doğa Üstü Sevgi Altı", daha ilk romanı yazdığım günlerde aklımda olan, insanların düşünceleri ile söyledikleri arasındaki farklılıkları açığa vuran bir projeydi ve roman halini alması üç yılı buldu.

Röportaj: Alper İlhan

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.