Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj

Cezmi Ersöz

"Yalnız olmayı ben seçmedim. Yalnızlık bana dayatıldı, yalnız bırakıldım."

TOL: cezmiersoz.net'te kaybetmekten haz alıyorum diye yazmışsınız? Neden böyle?

Cezmi Ersöz:
Aslında haz almak demek doğru değil, sadece bu kadar çok kaybeden, yenilen, geleceğini göremeyen insanların yaşadığı bir ülkede başarılı olmak veya çok kazanmak bana etik gelmiyor. Ben kazandığım zaman kuşkuya düşüyorum. Acaba bir yerde yanlış mı yaptım diye. Adaletsizlik, haksızlık var mı diye düşünüyorum ve kendimle olan bağım kopuyor. Bir kazanan insana dört mağlubun düştüğü bu ülkede, kazandığımda suçluluk duyuyorum. Kendi masumuyetimi o yenilgilerde buluyorum.

TOL: En çok hangi kaybınızın sizi siz yaptığını, size büyük haz verdiğini düşüyorsunuz?

Cezmi Ersöz:
Her alanda bu kayıp sözkonusu. Sevgilerdeki, aşklardaki kayıplarım en önemlileri benim için. Çünkü ben ilişkilere hep yenik, güçsüz girdim. Bu yaralanmışlığımdan, kendime olan güvensizliğimden kaynaklanıyor. Çocukluğumda aldığım yaralardan dolayı ben, birisine bağlandığım zaman hep minnet hissiyle bağlandım. Benim gibi yaralı, acılar çekmiş, sakat bir insanı nasıl sever diye düşündüm hep. İlişkilerime o insanı yitirme korkusuyla başladım. Bu korku yüzünden çabuk kaybettim sevdiğimi. Çünkü ilişkiler de bir savaştır sonuç olarak. Hatta hayat gibi iktidar mücadeleleri vardır aşklarda. Sonuçta ben ayrılıklarda daha cesur, daha kendim oldum. Kaybedeceğimi bilerek girdim her ilişkiye.

TOL: Melankolik tarzınızın ideolojik görüşünüzle ilgisi varmı?

Cezmi Ersöz:
Ben melankolik yazıyorum çünkü dünyam benim bu. Benim yazdıklarımda kendi yaşadıklarımın izleri var. Başka insanları da yazıyorum, başka dünyaları da anlatıyorum ama, bunu kendi gördüğüm rengiyle, tarzımın içinde anlatıyorum. Bana hüzünlü, kederli bir insan denebilir ama, dünyamda karanlık yok, bir ışık var. Ben kederli bir insanım, hüzünlerim çok yoğun, bunun yanında bir dünya görüşüm var. Yeni bir dünya istiyorum. Bu dünyanın yaşanası bir dünya olmadığını düşünüyorum. Haksızlığa adaletsizliğe, savaşa karşıyım. Benim bir duruşum var ve bunu herzaman kanıtlamışımdır. Yani sadece yazan bir insan olarak kalmıyorum, toplumsal sahneye de çıkıyorum. Her konuda fikir beyan ediyorum. Kitaplarım ve ideolojim örtüşüyor. Ezilenden, emeği sömürülenlerden yana oldum hep. Ve bütün yazılarımda bu vardır. Ben egemen insanlardan yana olmadım, muhalif kaldım. Bence sanatçılarım muhalif olması gerekir.

TOL: Şizofren Aşka Mektup "Yalnızım" kelimesiyle başlıyor. Yalnızlık hakkında düşünceniz nedir? Yalnız olmayı sever misiniz?

Cezmi Ersöz:
Yalnız olmayı ben seçmedim. Yalnızlık bana dayatıldı, yalnız bırakıldım. Uyum sağlayabileceğim insanlar yoktu. Lisede ve üniversitede de yalnızdım ben. Şimdilerde bu yalnızlığımı okuyucularımla paylaşabiliyorum. Eskiden kendimi anlatabileceğim, beni anlayacak insanlar yoktu. Ben yalnız kalmak istemiyordum, birilerinin beni anlamasını istiyorum. İlk gençliğim çok yalnız geçti. Kardeşlerim ailem vardı ama onlar beni anlamadı. Benimki toplumsal bir yalnızlıktı. Ergenlik yıllarımda komplekslerim vardı. Kendime çok güvensiz bir insandım. Çok kırılgan bir yapım vardı. Yüzüm kızararak konuşurdum, kimseden birşey isteyemezdim. Sonra bu yalnızlık benim ayrılmaz bir parçam oldu. Yalnızlığım yaram oldu ve benim yazarlığımı beslemeye başladı. O artık benim yoldaşım, yalnızlığımı seviyorum. Yazamadığım zamanlarda yalnızlığımı kanatıyorum. Yanlızlığımın kanıyla besleniyorum.

TOL: Daha önce işportacılık, ofisboyluk, pazarcılık v.s. yaptınız. Yazma yolu size nasıl açıldı? Sanırım bunun da bir hikayesi vardır. Dinlemek isteriz.

Cezmi Ersöz:
Evet ben muhasebecilik yaptım, portakal sattım, işportacılık ve ayak işleri yaptım. Bu işleri yaparken kafamda hep yazılar vardı. Bana kimse yaz demedi. Sadece yalnızlığımı o tek başınalığımı bu dünyadan sürülmüşlüğümü, duygusal sürgünlüğümü yazarak telafi edebileceğimi, kendimi yazarak ifade edebileceğimi anladım. Yazının bir büyüsü var, söz uçup gidiyor, yazı herzaman kalıyor. Ve o şekilde , yazarak kendimi deşarj ediyordum. Yazmasaydım çıldırırdım ben, yalnızlığımı alt edemezdim. Yalnızlığın dizginlenmesi için yazmak gerekir. Yazdığım için yalnızlığım beni çok acıtmıyor. Çok acıttığını anladığım zaman yazıyorum.

TOL: Leman dönemi nasıl başladı?

Cezmi Ersöz:
Ben önceleri Güneş gazetesinde yazıyordum. Daha sonra Günlük Gazetelerde yazılarım çıktı. Fakat basın kimlik değiştirdi. Medya Plazalara taşındı, "medya" oldu. Patronların, holdinglerin eline geçti ve halkın sesi olmaktan çıktı. Sokağın sesi olmaktan çıktı. İmtiyazlı insanların eline geçti. Böylece dünya görüşümle çelişti. Basının 80'lerden sonraki kimlik değişimi çok belirgindir. Bu durum benimle uyuşmadı ve çekildim. Kemdimi ifade edebileceğim, düşüncelerimi rahatça yazabileceğim sadece mizah dergileri kalmıştı. Mizah dergileri bağımsızdı ve ben Deli dergisiyle başladım işlerime. Sonra Deli dergisinden Leman'a geçtim. Kendime bir yer edindim, oradan ulaştım insanlara. Dokuz senelik bir serüven Leman serüveni. Hayatım boyunca en uzun süre yazı yazdığım yerdir. Okurlarıma ulaştığım yer de Leman'dır.

TOL: Okuyucularınızın size Cezmi Abi şeklinde hitap ediyor olması neler düşündürüyor? Neler hissettiriyor?


Cezmi Ersöz: Çok büyük bir yakınlık duygusu var. Abartıyormuyum bilmiyorum ama okuyucusuyla en yakın ilişki içinde olan yazar olarak kendimi görüyorum. Yani beni bir yazar olarak değil de, ruh arkadaşları ruh yoldaşları olarak görüyorlar okurlarım. Birçok dertlerini, sıkıntılarını bana açıyorlar. Mektuplarında, en yakınlarına anlatamadıkları sırlarını bana anlatıyorlar. Bir okur yazar ilişkisinden çok, bir dostluk ilişkisi, abi kardeş ilişkisi var. Dünyanın her yerinde yazarlara karşı bir hayranlık vardır. Okurla yazar arasında bir mesafe vardır. Ben o mesafeleri büyük ölçüde kaldırdım. İnsanlar benimle rahatça konuşabiliyorlar, masama oturabiliyor çayımı içiyorlar, ben onlarla tüm dertleri paylaşıyorum. Şu anda mektuplaştığım, yazıştığım okurlarım oldukça çok. Ve onları çok iyi tanıyorum ve çok seviyorum. Bazen de kırılıyorlar bana, onları ihmal ettiğimi düşünüyorlar. Ben onları anlamaya çalıştım, okurlarımla aramda duygusal bir iklim yarattım, duygusal bir aile oluşturdum. Bu yakınlığa da insanların ihtiyacı vardı çünkü yazarlar genelde mesafeli davranmıştır okurlarına... Oysa okurla buluşma, imza günlerinde kitap imzalamak değildir daha da ötesi vardır. Dostluklarım sürüyor okurlarımla, beni ararlar sorarlar, ben sadece bir yazar değilim yaşayan bir insanım. Kelimelerle yaşamıyorum. Bu ülkede hapishaneler var, üniversiteler var, yoksul insanlar var, sorunlu insanlar var, onların sorunlarına da çare bulmaya çalışıyorum. Hapishanelere kitap gönderiyorum. Bir takım yardım kampanyaları oluyor. Ve bunları başka okurlara duyuruyorum. Sokak Çocukları Derneği'nin doğal üyesiyim.

TOL: İnternetle tanışmanız nasıl oldu? Ne düzeyde kullanıyorsunuz? Sitenizden okuyucularınızla yazışıyor musunuz?


Cezmi Ersöz: İnternetle 2 sene önce tanıştım. İnternet aklımda yoktu, sitemin olması gerektiği söylendi bana. Ben de çekimser olarak kabul ettim. Şimdi keşke daha önce başlasaydım bu ilişkiye diyorum. İnternet bana bambaşka dünyalar açtı. Okurlarımla ilişkim geniş bir açıdan daha direkt yürüyor. Sorunlar daha çabuk akıyor bana, ben daha çabuk yanıt veriyorum. Ama tabiiki mektubun yeri ayrı. Bunu da belirtmek zorundayım. O zarfı açmak, o kağıdın kokusunu duymak, o elle yazılan yazılardaki sıcak hisleri almak bambaşka bir duygu. Mektup almak benim için ayrı bir sevinç. İnternet kitaplarımın tanınması açısından, insanlarla iletişimim açısından büyük mesafeler katetmemi sağladı. Üstelik tüm dünyaya açılmış oldum. Avustralya'dan bile e-mail ve davet aldım. Sidney'e davet edilmek benim için büyüleyici bir şey.

TOL: TurkiyeOnLine Kitap ziyaretçileri Okuma Grubu'nda tartışmak üzere Şizofren Aşka Mektup'u seçtiler. Ve kararlaştırılan bir günde sizinle sohbet etmek istiyorlar. Onlara ne cevap verelim?

Cezmi Ersöz: Şubat'ın ikinci haftası şu an için uygun gözüküyor. Muhtemelen sohbete katılabilirim. Ama saat konusunu ve kesin günü daha sonra duyururuz.

devamı

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.