|
HALDUN
DORMEN
Dur perdeci
dur, dur
Bitirmedik oyunu
Şu küçük şarkımızla
Bağlayalım sonunu
Sonunu bağlayalım, sonunu
Şimdi perde
inecek
Çünkü oyun bitecek
Haydi evlerinize
Haydi, haydi, haydi
Saadet dileriz hepinize (1955 Cep Tiyatrosu'ndaki temsil sırasında okunmuş
Piérre Pathelin oyununun kapanışı; Haldun Dormen)
Tiyatro yönetmeni,
yapımcısı, aktör, sinema yönetmeni, televizyon programı yapımcısı, yazar,
İstanbul Devlet Konservatuarı öğretim üyesi... Hacettepe Üniversitesi
Onursal Bilim Doktorası belgesi almış, Yapı Kredi ve Yayla Sanat Merkezi
sanat danışmanı olan bir Devlet Sanatçısı... Yarattıklarıyla, ortaya çıkardığı
kaliteli eserlerle, tiyatro ve bağlantılı olarak sinema dünyasına kazandırdığı
yüzlerce isimle ve engin birikimiyle anılan bir isim... İşte çok mütevazı
ve ılımlı bir insan: Haldun Dormen...
Sayın
Dormen, eğitimle başlayalım dilerseniz...
1928 Mersin
doğumluyum. İlkokulu, babam Ömer Sait Bey'in isteği üzerine varlıklı durumumuza
rağmen evimizin bulunduğu semtteki ilkokulda okudum. Bir şanstı... Farklı
gelir grupları ve hayat tarzlarından arkadaşlarım oldu ve çocukluğumdan
itibaren insanları, uyumluluğu tanıdım. Ayırım yapmaksızın insanlara kulak
vermeyi sağladı. Galatasaray Lisesi'nde orta öğretimimi ve Robert Kolej'de
lise tahsilimi tamamladım.
Okumakla
aranız nasıl olmuştur?
12-20 yaş arasında dev eserler, Dostyevski'ler, hepsini; hatta elime ne
geçerse okudum. Şu anda o kadar vakit bulamıyorum; ancak yolda, uçakta...
Lise
yıllarında mesleğinize yönelme ve başlama sürecinden yazmaya geçişinizle
ilgili çarpıcı noktalar nelerdir?
Tembel bir
öğrenciydim açıkçası... Fen ve matematiğe ilgim yoktu. Lisede edebiyat
bölümüne geçiş yaptım. Robert Kolej 11 ve 12. sınıflardayken Vatan Gazetesi'nde
sinema, tiyatro hakkında yazılar yazmaya başladım. Haberler, bahisler,
oyuncuların hayatları gibi konuları anlatıyordum. Babamın da desteğiyle
mühendislik okumak yerine, ABD'de Yale Üniversitesi'ne tiyatro okumaya
gittim. Master derecesiyle tiyatro yönetmeni olarak mezun oldum. Döndükten
sonra -1954'te- Küçük Sahne'de "Cinayet Var"da oyunculukla sahneye adım
attım. 1955'te "Papaz Kaçtı" ile devam ettim; dönemin hassas sıkıyönetiminde
oyunun ismi dikkat çekmişti; bir düzeltmeye gidildi. Ardından 1960'ta
"Zafer Madalyası" ile darbe aynı zamana denk düştü... 60'ların sonlarında
sinema yönetmenliği; Bozuk Düzen(1966) ve Güzel Bir Gün İçin (1967) filmleriyle,
sonra 70'lerde 2 yılı Milliyet Gazetesi'nde, 7 yılı Hürriyet Gazetesi'nde
olmak üzere toplam 9 yıl "Çeşitlemeler" bölümümde yazdım.
Konularınız
nelerdi? Eleştirileriniz var mıydı?
Şu anki Hıncal
Uluç'un köşesi gibiydi. Gerçekten beğendiğim oyunları tavsiye ettim. Beğenmediklerimi
hiç yazmadım. Meslekten biri olarak işin içinde ve o oyunların kadrolarının
da dışında bir insan olarak "eleştiri" birşeyleri çirkinleştirebilirdi...
Yazmayı
sürdürdünüz...
...Ardından
oyun yazarlığı geldi. 80'lerde Hisseli Harikalar Kumpanyası, Geceye Selam,
Şen Saz'ın Bülbülleri, sonra aralarında Yolun Yarısı, Günaydın
Mr. Weill, Amphytrion 2000 ve Bir Kış Öyküsü gibi dokuz müzikal... Şehir
Tiyatroları' nda "Lüküs Hayat" ve İstanbul Operasında "Kral ve Ben" müzikallerinin
yönetmenlikleri de vardı.
Yazarken
oyunu gözünüzde canlandırır mısınız? Veya oyunculardan biri olur musunuz?
Tabii tabii...
Rahmetli Egemen Bostancı Geceye Selam'ın kadrosunu önceden belirlemişti.
O zaman da Adile Naşit için bir rol yazmıştım; ne yazık ki oynayamadı.
Suna Pekuysal oynadı.
Şarkı
sözlerinin yazımında nasıl çalıştınız?
Erol Evgin'in
tavsiyesiyle Çiğdem Talu'yla tanışmıştık. Ne istediğimi, nasıl bir konsept
olacağını söylerdim; hatta yazardım; onlar da şarkı sözü haline getirirdi.
Birlikte üç müzikalde çalıştık. Geceye Selam, Hisseli Harikalar Kumpanyası,
Kelebekler Özgürdür.Çiğdem kendine özgü, değişik, birlikte çalışmanın
keyifli olduğu bir insandı. O vefat edince hayatımızda çok büyük bir boşluk
oldu. Onun yazdığı "İşte Öyle Bir Şey", "Bir De Bana Sor" halen dillerde.
Şu anda da İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda oyunculuk ve şarkıcılık yapmış
Çetin Akcan ile çalışıyoruz.
Basıldı
mı bu gibi eserler?
Melih Kibar'ı
da kaybetsek henüz basılmış arşivlerinin olmadığı daha iyi anlaşılacak.
Oynanmak için yazılmış oniki müzikal oyunumun Yine Melih'ten ve Serpil
Günseli'de orjinal nota düzeni var...
Diğer
çalışmalarınız...
...Sürç-ü
Lisan Ettikse, Antrakt ve İkinci Perde üç otobiyografi kitabım. Tüm anılarımı,
birlikte çalıştığım ve sevdiğim insanları bu kitaplarda toplamaya çalıştım...
Genelde konuşur gibi yazdığımı, kitapların birebir anlatım hissi verdiğini
söylüyorlar. Bugünlerde oyun yazıyorum. Oynanmak üzere yazılmış müzikallerimin
yanısıra yılbaşından önce 6 solist ve 10 dansçıyla sahneye koymayı planladığım
"Folklorama" var. "Dadı Müzikali", Columbia Pictures'in izin vermemesi
sebebiyle rafa kaldırıldı. Hülya Avşar için yazmış olduğum müzikalin provalarına
Aşkın Nur Yengi ile devam ettik; şu anda bu proje de bekliyor.
90'larda
uzun soluklu, eğitici "Kamera Arkası" gibi harika bir program hazırlayarak
benim gibi bir çok genci radyo-tv eğitimi almaya, çalışmaya yöneltmiş
bir tv program yapımcısı da olarak günümüzdeki sanat programlarını nasıl
değerlendirirsiniz? Eskiden birlikte çalışmış olduğunuz Serap Aksoy ve
"Alkışlar" ?
Serap Aksoy,
Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Geceye Selam'da ve İstanbul Devlet Opera
ve Balesi'nde dans etmişti. Çok fazla sanat programı yapılmıyor. Yapılsa
da tüm gösteri sanatlarını konu almıyor. Bale, opera, dansçılar, şarkıcılar
da olmalı... "Kamera Arkası"nın yapılması gereksiz; artık çok fazla sinema
programı yapılıyor. Zaten meraklıları da artık interneti keşfetti; tüm
sinema siteleri elinizin altında...
Gelecekte
"yönetmenlik" konulu bir kitap yazmayı düşünür müsünüz?
Hayır; şimdilik
düşünmüyorum fakat kitap yazmaya devam etmeyi düşünüyorum.
Sayın
Dormen bu güzel röportaj için teşekkür ederim...
Ben de teşekkür
ederim.
Röportaj
: Fulya Öztürk
|