| |
|
|
|
İlber
Ortaylı
Kısaca kendinizden ve yazın hayatınızdan bahseder misiniz?
1947
Avusturya doğumluyum. Ankara Atatürk Lisesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi
İdari Şube ve Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Yeniçağ Tarihi bölümünü
bitirdikten sonra, Chicago Üniversitesi'nde Tarih bölümünde M.A. derecesi
aldım ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde "Tanzimat
Döneminde Mahalli İdareler" konulu tezle doktora yaptım. 1979'da doçent
oldum. 1983'te üniversiteden istifa ederek Paris, Berlin ve Viyana'da
misafir profesörlük yaptım. 1989'dan beri Ankara Üniversitesi Siyasal
Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi profesörü olarak görev yapıyorum.
Yerli ve yabancı dergilerde Şehirler ve İdare Tarihi üzerine makalelerim
yayımlandı. Osmanlı Etüdleri Cemiyeti ve Avrupa İran Tetkikleri Cemiyeti
üyesiyim. İlk yazım okulumuzun gazetesinde çıktı. Ardından Dost dergisinde
yayımlanan yazılarım oldu. Yazdığım ilk yazı tiyatro üzerine bir eleştiri
yazısıydı (1966-Şubat). Bir süre eleştiri yazılarına devam ettim ve sonra
da tamamen tarihçiliğe yöneldim.
Bir tarihçi olarak, yoğun olarak çıkan Osmanlı tarihi hakkındaki romanları
onaylıyor musunuz? İnsanları yanlış bilgilendirdikleri tezine katılıyor
musunuz?
Ben
araştırma yazıları yazıyorum, Osmanlı üzerine roman yazmıyorum. Aslında
bu bahsettiğiniz kitapların bir çoğunda hatalı bilgiler veriliyor. Benim
bunları eleştirmem gerekir. Ama ben yapmıyorum. Bunlar güzel yazılmış
kitaplar olabilir ancak, içindeki bilgilerin hepsini doğru kabul etmemek
gerekir. Ben Reha Çamuroğlu'nun yazarlığını ve Murathan Mungan'ın
şairliğini beğenirim. İnsanlarda bu tür tarih ve osmanlı kitaplarına karşı
bir merak olduğu belli. Bakalım ne kadar sürecek.
Yüksek öğremin görmüş kişi sayısı arttığı halde sizce ülkemizde neden
bu kadar az kitap okunuyor? Bize okur kitlenizin profilini çizebilir misiniz?
Yazılanlar insanların ilgisini çekmiyor. Satışların az olması buna bağlı
olabilir. Çünkü bazı kitaplar çok satıyor. Çok satanlar insanların beğendiği
kitaplardır. Demek ki diğer kitaplar çok satmıyorsa beğenilmiyor demektir.
Tabi bu benim düşüncem... Okur kitlem genelde tarihe meraklı insanlardan
oluşuyor. Çünkü benim alanım belli ve bu çerçevede kitaplar yazıyorum.
Hayatınızda
hiç korsan kitap satın aldınız mı? Korsan yayınlar konusunda düşünceleriniz
nelerdir? Bunları alan vatandaş suçlu mu sizce?
Evet aldım tabi, niye almayacakmışım? Orhan Pamuk'un bir kitabını almıştım.
Kusura bakmasın artık. Bir milyona satılıyordu. Benim kitaplarımın korsanı
yapılmıyor. Daha hiç rastlamadım ve duymadım. Alan insanları suçlayamam,
şartlar bunu yapmaya zorluyor.
Henüz ilk kitabını çıkarmaya çalışan yazarların çok zorlandıklarını
biliyoruz. Sizce yetenekli gençlerimize fırsat verilmiyor mu?
Her yazı yazanın kitabının basılması doğru değil tabi ki. Ben burada
yayınevlerini haksız bulmuyorum. Çok isteyen kendisi kaynak bulup bastırabilir
kitabını. Yayınevi her gelen teklifi değerlendirip kitap basarsa eğer,
bundan zarar eder. Zaten yeteneği olan kişiler bir şekilde sivrilip bu
camiada kendine yer edinebilir.
Eskiden
genç yazarlar ve şairler ilk eserlerini ünlü edebiyat dergilerine gönderir
ve yayımlatmaya çalışırlarmış. Şimdilerde bunlar pek uygulanmaz oldu.
Biz de TurkiyeoLine.com olarak kitap sayfalarında böyle bir bölüm açtık.
Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?
Evet bu konuda haklısınız. Eskiden edebiyat dergilerinin böyle bir misyonu
vardı. Artık bunlara pek rastlanmaz oldu. Dergilerin tirajları da belli
zaten. Türk edebiyatında derginin önemi kayboluyor. Girişiminiz
gayet güzel. İyi ile kötünün ayrıldığı bir yer olabilirseniz sevinirim.
Okunan ve okunmayan yazılar belli olur böylece...
İnternet ile aranız nasıl? Kullanıyor musunuz?
Hayır Internet kullanmıyorum.
Bu sıcak sohbet için teşekkür ederiz...
Rica ederim...çok memnun oldum...
Röportaj
ve Fotoğraflar: Turgay Uludağ
Mekan: Pan Yayıncılık / Beşiktaş
|
|
| |
|
|