|
Kaan
Erkam
TOL: Tiyatrocu
ve aynı zamanda yazarsınız? Ama ilk önce operacı olduğunuzu biliyoruz.
Siz bize kendinizi anlatırmısınız?
Kaan
Erkam: Operayı ilk seyrettiğim gün karar verdim operacı olmaya. Ses,
dans, müzik, tiyatro hepsi içindeydi.
Kendini anlat demek çok kolay, ama anlatmak çok zor.
İnsan "Beeen!" diye başlayamıyor.
Yazarlığa ise tesadüfen başladım. İlk eşim oyun yazmak için aldığım notları
yayınladı. Meğer bir yazarmışım...
TOL: Bize kitaplarınızdan ve buralarda neler anlattığınızdan kısaca
bahseder misiniz?
Kaan Erkam: Her şeyi, yani olan olmayan her şeyi.... Bir çok okuyucu
bunu kendi hayatımla özdelleştirir. Ama sen de gördün beni. Dışardan bakışta
ne bir operacı, ne de bir yazar olarak dururum. Sıradan biriyim işte.
Sıradan şeyler anlatıyorum. Ve edebi bir yanım yok. Gerçi kimin var ki?
Orhan Pamuk ya da Cezmi Ersöz ne kadar edebi. Ya da kime göre edebi. Bu
ülkede Doğuş dinleyen de var, Mahmut Tuncer'de, Sezen Aksu'da. Her yazarın
bir okuyucusu var.
Mesela ben Ahmet Altan okumadım. O da beni okumadı. Ama sataşmadık birbirimize.
Oysa bana ya da ona kızan bir okuyucu acımasızca saldırabiliyor bize.
Bu çok komik.
TOL: Yazılarınıza, kitaplarınıza yönelik eleştiriler nelerdir?
Kaan
Erkam: İyi soru. Kadınları yazdığım için kadın düşkünü olmakla suçlanırım.
Halbuki hiç alakası yok. Tabii ki severim kadınları. Ama duvarda çentik
değillerdir benim için. Ama dedim ya bir takım eleştirmeyi bilmeyen insanlar
saldırıyor.
Hiçbir eleştiriyi kabul etmiyorum.
Hele hele yaşadıklarınızı yazıyorsunuz diyen ön yargılı eleştirileri asla!
Mesela bazı kişiler yazarın yaşadıklarını ya da yaşamak istediklerini
yazdığını iddia ederler. O zaman Stephen King, Dean R. Kontz ve Jerzy
Kozinsky sapık olmalı.
Tabii ki yazarın yaşadıklarından çıkarımları vardır. Ama bunu bir şekilde
okuyucusuna verir.
Karpuzun içi kırmızıdır ama kabak da olabilir diyen bir yazar bunu bilmektedir.
Ama karpuzu alıp evine getirirken düşüp kafasını yaran bir adamı anlatırsa
bu kendi demek değildir.
Sonuç olarak, yaşadıklarımı değil, gözlemlediklerimi kulp takarak yazıyorum.
Ama TurkiyeOnLine'da bazen yaşanan olayları da yazıyorum. Bunu zaten anlıyor
okuyucular.
TOL: Özellikle kadın izleyici ve okur kitlesine sahip olduğunuzu biliyoruz.
Bunu neye bağlıyorsunuz?
Kaan
Erkam: Bunu kadınlardan korkmamaya bağlıyorum. Erkeklerin çok azı
sanat sever. Sanatı kadınları etkilemek için seviyor çoğu erkek. Kitabevlerine
bir bakın, çok kadın var kitap standlarının başında. Erkekler ise kaset,
CD ve VCD derdinde. Özellikle de oyunların başındalar. Hatta ilgilendikleri
konularla ilgili kitaplara bile bakamıyorlar.
Mesela, dikkat edin içinde cinsellik lafı geçen ya da çok çıplak bir kadın
resmi olan kitaplara bakmaz erkekler.
TOL: Yakında yeni bir kitabınız çıkacağına dair haberler var. Kesin
bir tarih belli mi? Bu kitapta belli bir duygu üzerine yoğunlaştınız mı?
Yoksa değişik öyküleriniz mi var yine?
Kaan Erkam: Ben öykü yazarıyım, büyük konuşmayayım ama roman yazmam.
İnsanlar beni kolay okuyor, yaşıyor ve unutuyor. Bu bana yeter.
Bir okuyucum bana Cezmi Ersöz senden daha duygusal demişti. Onunla tek
ortak yanımız bir ara aynı anda aynı kızla çıkmış olmamız.
Cezmi Ersöz çok duygusal ve kendisiyle çelişen biri bazen. Okuyorum ama
bazen bunalıyorum. Onun da okuyucusu ağırlıkla kadın ve işini iyi yapıyor.
En çok kıyaslamaya kızarım
İki yeni kitabım var, biri İngilizce çıkacak. İkisi de öykü.
TOL: İnternetle yakından ilgili olduğunuzu görüyoruz? Bu nasıl başladı?
En çok hangi amaçla interneti kullanıyorsunuz?
Kaan
Erkam: İnternet bir kaçış...
Arasıra sohbet vs. iyi oluyor.
Ama artık internet bir cep telefonu gibi gereklilik. Daha önce ne yaşıyormuşuz
dedirtiyor. İnternet olmasa Kanada'da kitabım basılmazdı.
TOL: Okumayı en çok sevdiğiniz yerli ve yabancı yazarlar hangileridir?
Kaan Erkam: Yerli yazar ne demek? Kızılderili mi? :)
Yerli yazar okurum, Aydın Boysan gibi. Daha çok şairleri severim. Turgut
Uyar, Metin Eloğlu. Bir de Ferhan Şensoy'un akıcı dilini.
Yabancı olarak, Roald Dahl, Andre Gide ve Paul Auster var.
TOL: Turnelerinizden sözeder misiniz? Oyunlarınızda karşılaştığınız
en iyi ve en kötü olay neydi?
Kaan
Erkam: Ah Turneler! Çok komik anılar var ama yazar olsam da bunları
anlatınca anlamını yitiriyor.
TOL: Eklemek istedikleriniz...
Kaan Erkam: Eklemek istediğim, sen tanıdığım en genç ve en yetenekli
editörsün...
Umarım geri döndüğünde seninle çalışma şansımız olur.
OnLine Röportaj: Turgay Uludağ
|