Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
   Röportaj

ASYA

O, uzun saçları, alımlı sesiyle güzellikleri hayatına katmaya her zaman dikkat etmiş; sık kullandığı "kalite" sözcüğünü hayatından hiç çıkarmamış bir vokal. Tarzı ilk kez bu yıl club'a yönelmiş. Sanıyorum biz onu romantik şarkılardan farklı bir yorumla görünce elimizin altında "yadırgama" varken ona uzanacağız. Erol Taş gerçek hayatta "kötü" adam değildi ve iyiyi oynadığını görmememiz de bizim seçimimizdi. Zor olanı seçelim ve bu tarzın da onda iyi duracağı hakkında kafa yoralım. Hüzün kadar hareket ve enerji de ona yakışıyor.

Asya sahneye nasıl adım attı?

Lise sonda müzikle ilişkim tesadüf eseri başladı. Okul korosuna seçildim. Polis olma hayalim vardı fakat müzik beni ufak ufak içine çekti ve sahneden para kazanmaya başlayınca profesyonel anlamda meslek olarak edindim.

"...anneannem "Teratoralara gidiyorsunuz; günaha giriyorsunuz" derdi..."

Kazancınız ne düzeydeydi? Bu meslek ailenizin olumsuz tepkisini almanıza sebep oldu mu?

Halk Eğitim Merkezi'ne devam ederken festivallere katılıyorduk. Sahneden aldığım kazancın yarısını kendime ayırıp yarısını aileme veriyordum. Eskişehir, bizim yaşadığımız şehir muhafazakâr bir şehirdi. İstekler ve olanaklar sınırlıydı. Çarpıklık da oradan başlıyordu sanıyorum. Annem hep yanımda olmuştur; aslında pek istemiyordu. Dedem hacıydı; anneannem "Teratoralara gidiyorsunuz; günaha giriyorsunuz" derdi; televizyon bile izlemezdi. Çakır bir insandı; dedemi de geçen yıl kaybettim… Azmettim…

Başınız sağolsun… Sizi kim keşfetti?

Ankara'ya çağırıldım. İlhan Feyman Bodrum'da izlemişti. Ankara'da sekiz yıl Grup Angora'nın solistliğini yaptım. Kulüp, gazino yerine otel rooflarında çalıştım. Kaliteye önem veririm. 1994'ten itibaren de İstanbul'da sahnedeydim.

"Nilüfer'i zaten severdim bir sanatçı olarak; böyle bir teklifi reddemek mümkün değildi."

Nilüfer ve siz nasıl karşılaştınız?

Böyle bir çalışma sırasında konakladığı yerin dışında bir lokalde program dinlemek istediği bir sırada yukarı çıkmış. Sesimi çok beğendiğini söyledi. "Düşünürseniz vokal arıyorum. Benimle çalışırsanız çok daha az çalışarak aynı miktarı kazanabilirsiniz" dedi. Nilüfer'i zaten severdim bir sanatçı olarak; böyle bir teklifi reddemek mümkün değildi. Tası tarağı toplayıp İstanbul'da çalışmaya geldim.

Nasıl biridir sizin gözünüzde Nilüfer?

Abla kardeş gibiyizdir. Arkamı dönüp destek alabileceğim insandır. En düzgün, beş yıldızlı ortamlarda yaşadım. Ona dört yıl vokal yaptım.

O yıllarınız, arkadaşlıklarınız nasıldı?

Arkadaşlarımla doludizgin yaşadım. Yıprandığımı sonradan anladım. Dört hanım tatillere giderdik. Gece 02:00'de bir yerlerde eğlenirdik. Çorbacıya giderdik. Türkçe çok az söylenirdi o yıllarda - Aşkın Nur Yengi vardı; ben vardım; yabancı, İngilizce şarkılar söylerdik. Bağımsız söylediğim şarkılar da oluyordu. "Seninle Başım Dertte" gibi, Ajda'dan, Sezen'den, Nilüfer'den, Kayahan'dan... Patricia Kaas, Whitney Houston, Barbara Streisand, Michael Frank da dinlerdim.

"Sam Brown'dan "Stop". Çok seviyordum o şarkıyı"

Sevdiğiniz, söylemekten zevk aldığınıuz bir şarkı var mıydı o yıllarda?

Sam Brown'dan "Stop". Çok seviyordum o şarkıyı. Zaten Nilüfer roofa gire girmez şarkıyı kimin söylediğini sormuş; çok gidiyordu o şarkı sesime. Bunun dışında "Autumn Leaves"i çok severim.

Ben de severim o şarkıyı fazlasıyla. Zor bir şarkıdır değil mi?

Evet. Sıkı bir teknik gerektirir. Biraz da taklitle söylenebiliyor. Teknik bir şarkıcı olmak istemiyorum. Duygu da katabilmek önemli.

Albüm çıkarmaya nasıl karar verdiniz?

Dört yıl vokalden sonra Nilüfer'e "Albüm yapmak istiyorum" diye bir bombardımana başladım. '94 yılında ilk albümüm çıktı. Üç albümümün prodüktörlüğünü de o yaptı. Onunla yaşayarak öğrendim herşeyi, çok örnek aldım. Nilüfer işinde çok disiplinli. Halâ şan dersleri alıyor.

Son albümünüzde kimle çalıştınız?

Dördüncü albümde Rıza Erekli'yle çalıştım. Artık tek başıma birşeyler yapmam gerekti. "Kendi kanatlarınla uç evladım." dedi. Nilüfer'in beş şarkı favorisi var. Klip çekilecek şarkıyı da kendisine danıştım. Hâla manevi olarak desteğini alıyorum.

Bu albümünüz nasıl sizce?

Daha sosyal, daha dışadönük, midtempo genel karakteri. Kendime ait, kendimi ifade edebildiğim, hikâyesi olan şarkılar.

Kaliteli mekânlarda sahne aldğınızdan bahsettiniz, sahne deneyimlerinizden bahseder misiniz? Hiç gazino programı yapmadınız mı?

Kadınlar matinesi vardı o zamanlar... Bulundum tabii oralarda. Başkent Gazinosu'nda, Altınnal'da çalıştım. Çok sevimli oluyor o ortamlar... Ekonomik nedenlerden gazinolara gidemeyen, gece programlarını göremeyen hanımlar dolmalarını sarıp arkadaşlarıyla biraraya geliyorlar. Şu anda gazinolar çok dejenere.

"Eşimle ben birbirimizi değiştirdik zamanla; kişisel ve ruhsal çok besledik birbirimizi."

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Sevdiğiniz, sevmediğiniz yanlarınızla...

Ben biraz ağırımdır. Kendimi klasik olarak nitelendiriyorum. Hayat tarzım da ağırdır. Uzun yıllar kırmızı birşeyim olmadı sonra kırmızı bir araba aldım. Kendini göstermek isteyen insanlardan kaçardım. Kendim öyle oldum gibi geldi kırmızı bir arabayla; sonra siyaha döndüm. Bir iki kişi değildir öğretmen; anne bir insanın yetişmesi için uzun emek verir; birçok insan da ekler, katkıda bulunur. Nilüfer'in ve eşimin katkıları farklı boyutta oldu benim için. Eşimle ben birbirimizi değiştirdik zamanla; kişisel ve ruhsal çok besledik birbirimizi. Daha sinirli ve tezcanlıydım. Herşey tam olsun isterdim; kimseye güvenmezdim. Eşimin olgunluğunu yakalayana dek yıllar geçti; hayat yorucu... Çok ciddiye almamak lazım. Kızımın biraz daha hercai de olmasını, herşeyden zevk almasını istiyorum. Anne modeli olarak sağlam bir insan olmak istiyorum.

Asya ismini nasıl almıştınız?

Aysel Gürel, Onno Tunç o kadar tatlılardı ki. Gülüyorduk. "Vurulmuşum Sana"yı Aysel Gürel yazmıştır. Pelin Pestilci, Şebnem vardı. Tülay benim gerçek ismim. Tülay Özer'i çağrıştırıyordu. Asya, Leyla gibi isimler o zamanki ruh halimi yansıtıyordu. Hint modası da olduğu için kabullendiler.

Televizyon çalışmalarınız?

Evet yaptım. Grup Angora'yla Pazar günleri çocuk programlarında söyledim. '86 yılıydı sanıyorum. Operadan arkadaşlar da vardı.

Müslüm Gürses bir şarkınızı seslendirdi...

Ben, "Olmadı Yar"ı ona çok yakıştırdım. Tersini de söylerdim; gerçekten çok yakıştırdım.

Yemek ve boş vakitlerle aranız nasıldır?

Gün içinde çok acıkmam; güzel yemek yemiyorum anlayacağınız. Sabah kahvalı ederim; akşam yemeği belki. Düzenli değildir saatleri. Albüm çalışmasıyla tempom arttı. Eşimle sinemaya gideriz; "Melekler Şehri" ve "Şeytan'ın Avukatı"nı sevmiştim. Kitap okurum - Doğan Cüceloğlu'nun "İletişim Donanımları"nı okuyorum. Resim yaparım; monopoly ve tombala oynarız. Çok kitabım var; özellikle çocuk yetiştirmek için.

Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Mekan: Sony Müzik binası
Röportaj : Fulya Öztürk

Tarih :OCAK 2003

Yorumlarınız:

Henüz bir yorum yazılmadı.
Yorumlarınız için lütfen aşağıdaki formu doldurunuz. Paylaşmak istediğiniz düşünceleriniz sayfamıza derhal eklenecektir.
Adınız ve Soyadınız: 

Yorumlarınız:

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.