|
Aysun Yıldız
"Türküyü ancak hisseden okuyabilir"
Türk Halk Müziği'nin eğitimli seslerinden Aysun Yıldız, işini iyi
yaptığını ve böyle de devam etmek istediğini her fırsatta dile getiriyor.
Kendisiyle hoş bir sohbet gerçekleştirdik.
Öncelikle
yeni bir solo albüm. Bu albümü oluştururken ilk çıkış noktan ne oldu?
Hazırlık aşamasında neler hissettin?
Yaklaşık 2,5 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Ege Üniversitesi Konservatuar
bölümü mezunuyum. Aslen Malatyalıyım. Ailem İzmir'de yaşıyor. İzmiri çok
seviyorum ama, İzmir'de müzikal anlamda bu tarz çalışmalar yapabilmeniz
çok zor. Albüm yapıp daha geniş kitlelere ulaşabilmek için İstanbul'a
gelmek şarttı. Çok rahat bir konumdan, her şeyi bırakıp gelmiştim. İstanbul'a
gelmek benim için çok radikal bir karardı. Çok şükür pişman olmadım. Geldikten
3 ay sonra TMC ile tanıştım. Albüm yaparkenki düşüncelerim, tamamen Halk
Müziği olmalıydı, aldığım eğitim böyleydi, savunduğum yaşam felsefesi
öyleydi. Dolayısıyla bir Türkü albümü yapmam gerekiyordu. Yaptığım albüm,
görüntümden, özel hayatımdan herşeyden daha önde olmalıydı. Bu tarz bir
firma bulabilmekte çok zordu. Bu yüzden çok şanslıyım. Kendimi bu kadar
rahat hissedebildiğim bir başka yer olmadı. Yaklaşık 2 yıl süreci içerisinde
de bu albümü oluşturduk.
Albümde Anonim parçaların ağırlıkta olduğunu görüyoruz. İlk albümde
iddiası kabul görmüş parçalarla çıkmak durumundasın. Bir sonraki albümde
kendi söz ve bestelerine yer vermeyi düşünüyor musun?
Ben şuna inanıyorum, hissettiğiniz şey çok önemli. İnsanın kendi şarkılarını
okuması çok başka bir şey. Mesela ben Kıraç'ın tüm konserlerine gitmeye
çalışıyorum. Kendi beste ve sözlerine yer vermesi güzel oluyor. Yoğunluğumun
ezgiyle birleştirilmiş şeklini insanların hep bir ağızdan dinlemesi, dile
getirmesi, harika bir şey. Böyle bir isteğim var. Ama ben kendimi çok
fazla eleştiriyorum. Öğretmenlik yaptığım için vakit de çok dar oluyor.
Okulların tatil olmasıyla birlikte ağırlığımı buna vermek istiyorum.
Müzikle ilgili bundan sonrası itibariyle yapabileceğine inandığın başka
bir proje var mı?
Türk
Halk Müziği benim için hayatımın en önemli yerini oluşturdu. Kendimi insanlara
ifade edemediğim zamanlarda türküler çığlıklarım oldu. Yaşamımda bu yüzden
her zaman türkü olacaktır ama iyi yapabildiğin sürece bir işi yapma taraftarıyım.
Hayatımın sonuna kadar üç kuruş kazanayımda bu yüzden türkü okumaya devam
edeyim diye düşünmüyorum. Çünkü iyi olmadığınızda yaptığınız işi doğru
yapamama konumuna geleceksinizdir ve bu da sizi mutsuz edecektir. Çocuklara
iyi müzik nedir kötü müzik nedir öğretmek ve yeni bakış açıları kazandırmak
istiyorum. Öğretmenliği devam ettirmeyi düşünüyorum. Müziğimizi evrenselliğe
ulaştırabilmede eğitim görmüş bizlerin çok aktif rolleri olabileceğine
inanıyorum.
Tarzımızda bir değişiklik olacak mı?
Düzenlemelerde değişiklikler olabilir, çünkü hayat değişiyor, ben
değişiyorum, kent değişiyor. Benim hislerimde de değişiklikler olabaileceği
için çığlıklarım daha farklı çıkabilir. Ama türküler her zaman öndedir.
O türküyü yorumlayış şeklimde, düzenleme ya da enstrümanlarda değişiklikler
olabilir ama genel olarak Türk Halk Müziği okumak istiyorum.
Yeni nesli de belki de bu anlamda suçlamamak lazım, çünkü iyi olan
şeylerin devamı gelmiyor...
Ben bunu biraz eğitim eksikliğine bağlıyorum. Çok fazla katı krallarımız
var bizim. Türküler genellikle bugüne kadar hep aynı tarzda söylendi.
Sadece okuyan kişiler değişiyor ama albümler aynı. Dolayısıyla bir noktadan
sonra o kitle çok daralıyor. Türküler de emanettir, hem de çok kutsal
emanetler.
Albümde senin en çok beğendiğin ve deyim yerindeyse içini titreten parça
hangisi oldu?
12 tane türküyü seçmek o kadar zordu ki benim için. Cemalim'i çok seviyorum.
İnanıyorum ki yüzlerce yıl sonra da dinlenecektir bu parça. Çok riskli
bir parça ve biz bu parçayı çıkış türküsü olarak seçtik. Şirketimin de
bunda payı çok büyük. Bize kesinlikle hiç bir konuda baskı yaplımadı.
Hissettiğim türküleri albüme koyduk. Bana da bu konuda çok destek oldular.
Çiçekler ekiliyor örneğin yine sanatımı konuşturduğumu hissettiren bir
parçadır.
Kendi kulvarında beğendiğin isimler var mı?
Diyorum ya, sadece yorumculuk açısından değerlendirilmemeli, çünkü sanatçılık
bu değil. Çok okuyan bir toplum değiliz. Medyamız, televizyonumuz var,
özel hayatları ezbere biliyoruz. Ben bu konuda sanatçıları eleştiriyorum
ve böyle bir iş yaptığım için kendimi çok cesaretli buluyorum. Bu tür
davranışların içerisinde sanatımızı duyurabilmemiz gerçekten başarılı
bir sonuç. Vatan hainliği yapmasın kimse, herkesi işini yapsın ve iyi
yapsın. Mesela Kıraç'ın türkü söylemesini herkes çok eleştiriyor ama ben
inanılmaz beğeniyorum. Türküleri benden çok daha iyi bilen bir insan.
O zaman türküleri iyi icra edebilmenin birinci koşulu olarak aynı kültür
içinde büyümenin etkil olduğunu söyleyebilir miyiz?
Tabii ki. Mesela ben eşşek sırtlerinda su taşıyarak büyüdüm. Geldiğim
noktaya baktığım zaman, uçurum var arada.
Şuna gelmek istiyorum, bir ara türkü kaseti çıkarmak çok modaydı hatırlarsan.
Hala da öyle.
Evet, hala da öyle. Hatta ünlü talk show'cular bile bu işe epey merak
sarmıştı. Bir Beyazıt Öztürk mesela. İnanılmaz beğenildi albümü. Yaşantı
tarzının, daha küçük yerleşim birimlerinden gelme ile müzik arasında kuvvetli
bir bağ olduğunu mu söylüyorsun?
Ben mesela Beyaz'ın albümünü dinlerken inanılmaz keyif aldım. Şunu biliyorum
ki Beyaz türküleri ve Anadolu kültürünü çok seven bir adam. Hiç türküyü
bilmeyen bir kitlesi vardı Beyaz'ın. Bu anlamda onu çok taktir ediyorum.
Çok doğru bir repertuar seçti. Yorumculuğu konusunda tartışılır, iyi bir
yorumcu değildir. Zaten böyle bir iddia ile de yola çıkmadı. Ama o hiç
türküyü bilmeyen insanlara türküyü sevdirdi. Herkes türkü okumasın, ama
Beyaz'ın türküleri çok sevdiğini ve sürekli türkü dinlediğini biliyorum.
Aysun Yılmaz'ın mutfakla arası nasıldır?
Bu dönem çok yoğun promosyon çalışmalarım var. Bunlar benim çok zamanımı
alıyor. Mutfak benim en sevdiğim yer evde. Zaman geçirmeyi çok seviyorum.
Özellikle zahmetli yemekleri yapmayı çok severim. İçli köfte mesela. Halen
dolabımda öğrencilerimin getirdiği ayva yaprakları vardır mesela. Malatya
Mutfağı'nın çok önemli bir yemeğidir; Ayva Yaprağı dolması...bu tür yöresel
yemeklere çok düşkünümdür. Mutfak konusunda yeni şeyler yapıp yeni şeyler
araştırmayı çok seviyorum.
Modayla aran nasıl? Marka merakın var mı?
Modaya hiç mi hiç düşkün değilim. Kendi modamı kendim yaratırım. Marka
merakım yoktur.
Boş zamanlarında neler yaparsın?
Denizi çok seviyorum. İmkanı yok deniz yakınında olmadan yaşayamazdım
herhalde. Sıkıldığım zamanlarda çıkarım bir boğaz havası alırım, oturur
çayımı içerim. Bunlar çok keyif verir bana.
Aysun, bize zamanını ayırdığın için teşekkür ederim. Çok keyifli bir
sohbetti.
Ben teşekkür ederim. Gerçekten de çok keyifli bir sohbetti.
Röportaj: İlknur
Kaya
Mekan: TMC Stüdyoları
|