|
FUAT
KOZLUKLU
NATO bombardımanından
iki gün önce Kosova'da görev yerini almış ve iç yakan görüntülerde, gelişmeleri
canlı bağlantılarla an an aktaran gazeteci olarak tanınmıştı. Yalnızca
aktarmakla kalmıyor diğer habercilerden çok daha önce ve çok daha kesin
yargılarla olayları anlatıyordu. Adeta haberin kaynağı olan; dış haber
denince ilk akla gelen isimlerden Fuat Kozluklu'yu tanıyoruz...
Sayın Kozluklu, okul hayatınızla başlayalım dilerseniz.
Sürekli mekan
değiştirdik. İstanbul Etiler Lisesi'nden sonra Malatya Fatih Lisesi'ne
devam ettim. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi, Eskişehir
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme bölümü, sonra USA Northern
Virginia Kolej'de Uluslararası İlişkiler Bölümü, İnsan Hakları ve Kamu
Yönetimi Bölümleri... Fakat hiçbirini bitirmedim, iş ağır bastığından
devam edemedim...
Yaşam
tarzınızı siz mi yoksa mesleğiniz mi belirledi?
Mesleğimi
ben belirledim, dolayısıyla mesleğimin yönlendirdiği yaşamı da seçmiş
bulundum. Evet, belki de yaşama dair çok şeyler kaybettim - yaşamın çizdiği
portrelerin dışında kaldım bir bakıma. Ama pişman olduğumu söyleyemem...
Tarihe tanıklık her şeyden daha değerli ve anlamlı oldu benim için...
Çok hareketli
bir yaşantınız var. Kosova'dan sonra Washington muhabirliğiniz geldi.
Saat farkından dolayı gündüz yüzünüzü görürdük; geceleri ise sesinizi
verirdiniz yayınlara. Şimdi ise tv8'de "Dünya Raporu"nu aktarıyorsunuz
her gün 17:35'te... Bu tempo içinde kitap okuyabiliyor musunuz?
Aslında Washington'da
haberciliğe Körfez Savaşı'na tanıklıktan sonra adım attım. Savaştan sonra
ABD'ye gittim. Bir yıl Boston kentinde okula gittim ve kamera asistanlığı
yaptım. Ardından da dönemin (1992) Cumhuriyet gazetesi yöneticileri Özgen
Acar ve Celal Başlangıç'ın teklifi üzerine Washington'a gittim ve orada
çalışmaya başladım. Kitap okumaya gelince... Aynı dönemde birden fazla
kitap okurum... Daha çok da tarihi içerikte ve tarihe tanıklık etmiş insanların
anılarına, tanıklıklarına ilişkin kitapları okurum. Kendim de tarihe tanıklık
etmek isteyen ve tanıklık eden bir insan olduğum için belki de...
Hangi
basın-yayın organlarında çalıştınız?
Malatya'da
Görüş gazetesinde başladım ve daha sonra İstanbul'da Cumhuriyet, Sabah,
Nokta dergisi, NTV televizyonunda çalıştım... Şurasını belirtmeliyim ki
basın sektöründe yüzde olarak yüzde 50'den fazla bir orana erişen "avantacı"
gazetecilerden olmamış bir basın çalışanıyım... Rüşvet yiyen; iş takipçiliği
yapan; ruhsal cinayet işleyen gazetecilerden olmamak tarifsiz bir kıvanç...
Amacım da her zaman "Aranızda temiz kalmışlardanım" diyebilmektir...
Evim diyebileceğiniz
kaç eviniz var?
Hiçbir yeri
evim gibi hissetmedim. Bana iş vermeye kalkışan herkes - ki çok azdır
- bir gün gider endişesiyle hareket ettiklerini itiraf ettiler. Şu anki
Genel Yayın Müdürüm Turan Yavuz Washington'u aradığında bana tv8'de bir
pozisyon olduğunu söyledi ve "3 ay mı olur; 6 ay mı olur belli değil ama
bir gün çeker gider" diyorlar dedi. Gitmeyi arzulamadığımı anlattım ve
cesaretle denemek istediğimi vurguladım ve Türkiye'ye bir kez daha "kesin
dönüş" yaptım...
Uyku düzeniniz
nasıldır?
Uyku düzenim
yoktur. Bu yüzden beni genelde yorgun görmek mümkündür. Aslında ailemin
çocuk yetiştirme konusundaki "yetersizliğinden" olsa gerek hiperaktif
oluşuma çocukluğumda tıbbi müdahalede bulunulmamış. Bu yüzden sürekli
adraneli yüksek, yerinde duramayan biriyim... Hiperaktiflik beni çok sevdiğim
kahve ve çay içmekten de alıkoyuyor. Şunu da belirtmeliyim ki arkadaşlarım
ve çevremdeki hemen hemen herkes beni tanıdıklarının ilk dönemlerinde
doping aldığımı düşündüler; enerjimin kaynağını merak ettiler.
Mutluluk
düşündüğünüz bir konu mudur?
Yaşama heyecanımı
yitirdiğim çok oldu. Bunu itiraf etmeliyim... Tanıklık ettiğim bir çok
olayın, savaş (Kosova, Körfez Savaşı, PKK ile mücadele, Etiyopya-Eritre
savaşı), felaket (1999 İzmit depreminde canlı yayına çıkmayıp kamerasının
ışığıyla enkaz çalışmasına yardım etmiş ilk muhabirdir) gibi dramların
tanıklığını yapmış bir muhabirim. Dikkat edin "savaş muhabiri" demiyorum.
O bambaşka bir iş... Neyse... Savaşlar ve felaketler ruhumu zedelemiş,
yüreğimde çok derin yaralar açmıştır. Bu deformasyon yaşama son vermeyi
düşündüğümü akıllara getirmesin hemen. İntihar edenlere de hep kızarım;
niye diye sorarım. Yaşam çok güzel... Bir süre önce başkaları için de
yaşamaya başladım. Annem ve kardeşlerim için, çok güzel olan ve güzellikler
veren sevgilim Elif Özmenek ile ailesi için...
Aileniz,
özellikle anneniz bu meslek hakkında neler düşünmüştü?
İlk başta
babam ve annem çok korktular; tedirgin oldular. Çoğu zaman haber vermezdim
onlara; gazeteden öğrenirlerdi yaşamış olduklarımı. Yıllar önce fotoğraf
çekmek isterken sol kolumu polisler kırmıştı; bu olayı da bugün hayatta
olmayan babam ile annem gazeteden öğrenmişlerdi. Biz anne baba olmadığımız
için belki bilemiyoruz. Ama bir tane yaşamımız var; geri dönme şansımız
olmayan... Savaş ve doğal felaketlere tanıklıklarda yaşamınızı tarifsiz
derecede riske ediyorsunuz. Örneğin savaşta, savaşın ilk kurbanının masumiyet
olduğunu unutarak tarafların yoketmelerinde gazetecilerin de yeraldığını
garip bir şekilde gözardı ederek koşup gidiyoruz. Bazı muhabirler gibi
beni de Don Kişot gibi değerlendirenler vardır. Ama tarihe tanıklık duygu
ve düşüncesi tarifsiz bir şey...
Ne zaman
kendi hayatınıza öncelik veriyorsunuz? Bu konuda dahi karşımıza doğum
yeriniz Malatya ve malatyahaber.com çıkıyor. Mesleğinizle içiçe...
Türkiye'de
yerel medyanın horgörüldüğünü, sömürüldüğünü düşünürüm. Ulusal basına
bundan dolayı da öfkeliyimdir. Ayırımcılık yaptıklarına inanıyorum. Maddi
gücüm ölçüsünde görece bedava bir iş malatyahaber.com. Mesleğe başlamamda
etkili olmuş ilk hocam dediğim İsmet Yalvaç ile kardeşim Suat Kozluklu
birlikte kurduk. Şimdi ben sitenin danışmanlığını yapmaktayım. Amerika'dan
gelip Malatya'ya gittiğimde dijital kamera ve bilgisayar götürdüm. Bir
büro kiraladık. Malatya'dan haber ve fotoğrafları siteye İsmet Abi yerleştiriyor.
Malatyahaber.com çok önemli bir olaydır yerel yayıncılık anlamında...
Microsoft'un kurucusu ve patronu Bill Gates'in sağ kolu diye tanıtılan
ve halen ABD'de Microsoft merkezinde internet ve internet programcılığı
konusunda uzman olan Malatyalı Murat Kılıçaslan güne bizimle başladığını
söyler hep... Ayrıca sansursuz.com ve newsturkey.com adlı haber sitelerim
de var. Neden televizyon ve basılı yayın gazeteciliğinden sanal ortam
yayıncılığına adım attığımı sorarsanız yanıtı çok basit... Şöyleki, Türk
medyasının pislik içinde yüzdüğüne inanan bir insanım. Onlar kadınsanız
haremine, erkekseniz kapısında köleliğe diyen, aksi takdirde ya sizi işinizden
kovan ya da süründüren yöneticilerle doludur. Bu türden "sistem" oturtmuş
insanlar arasında gazetecilik yapabilmek ve ekonomik yönden ayakta kalabilmek
için sansursuz.com'u kurmuştum. Ardından da Türkiye hakkında haberlerin
yeraldığı ve İngilizce olan newsturkey.com'u kurarak yayına geçirdim.
Yemekte
ve giyimde nelerden hoşlanırsınız? Farklı kişilikler taşır mısınız yoksa
hayat ve meslek arasında bir sentez yakaladınız mı? Örneğin takım elbise
ve sandviç ve spor bir muhabir giyimi ve Fransız yemekleri gibi...
Yemekte tüm
deniz mahsulleri kabulümdür. Tarifsiz bir lezzet... Ayrıca yörelere özgü
yemek tadları da tercihimdir. Küresel damak tadı diye yaşamımıza dayatılan
burger ve benzeri gıdalara "hayır" diyorum... Bir Fransız mutfağını hiçbir
burgere değişmem. Adını bile anmam... Tabi bir de annemin yemekleri...
Giyim konusuna gelince... Spor giyim tercihimdir ama takım elbisenin üzerimde
hoş göründüğünü söyleyenler de var... Farklı kişilikler taşıyıp taşımadığım
sorusuna yanıtı sanırım çevremdeki arkadaşlarım ile dostlarım vermelidirler...
Ben ise işimde ve özel yaşamımda farklı kişiliklere bürünmediğimi iddia
ediyorum...
Dünyada
görmediğiniz ve halen görmek istediğiniz yerler var mı?
Gördüğüm
ülke sayısı 60 kadar diyebilirim. Bu, Birleşmiş Milletler kayıtlarına
göre konuşursam Dünya'nın 3'te 2'sini görmediğim anlamına gelir.
İmkanınız
olsa siz dünyayı nasıl güzelleştirirdiniz ve nasıl bir güçle?
Bir Çin atasözünü
anımsatırdım; "Bir gün hepimiz nasıl olsa öleceğiz. Birbirimizi yoketmenin
ne anlamı var"... Gerçekçi olmak lazım. Dünyayı güzelleştirme olanağı
hiç kimsenin yok ve ben de bir gücüm olacağını hayal dahi etmiyorum...
Canlı
yayında sakin olan biri ne zaman heyecanlanır?
Elif Özmenek
heyecanlandırıyor beni her zaman... Ayrıca tüm doğumlar da heyacanlandırıyor.
Bir ağacın yetişmesi, çicek açması, insan ve diğer tüm canlıların yaşama
merhaba demesi de aynı oranda mutluluk veriyor... Tüm bunlara ek olarak
yaşam biçimim olan gazetecilikte insanlık alemi için iyi denebilecek haber
ve fotoğraflardaki imzamı görmenin mutluluğunu da eklemeliyim.
Kosova'da
çektiğiniz fotoğrafların yeraldığı Eylül 1999 tarihli bir fotoğraf serginiz
de vardı. Sizce son noktada mısınız yoksa kendinizi geliştirmek için birşeyler
yapıyor musunuz?
Ne kadar
yaşarım bilemediğimden bir gün tek bir kitap da olsa yaşamımdan, tanıklık
ettiğim olaylardan ayrıntılı kesitlerin yeraldığı ve yanlışlarımı da tüm
açıklığıyla aktardığım bir kitap yazmak. Bu bin sayfa mı olur yoksa 3
bin sayfa mı bilemem; ama yazmayı arzuluyorum. Bir de gazetecilikle ilgili
bir dökümanter film çekip rol almayı da istiyorum.
Teşekkür
ederim.
Ben de
teşekkür ederim
Mekan: tv8
Haber Merkezi
Röportaj : Fulya
Öztürk
|