|
Harun Kolçak
"...bedensel,
zihinsel, düşünsel ve ruhsal olarak büyük değişimler yaşadım..."
İstanbul
Anadolu yakasında hoş, sevimli bir bahçe katındayız. Burası Harun
Kolçak'ın mütevazı dairesi. Evde 10'a yakın hayvan yaşıyor. En
ilginci de kedi ve köpeklerin bir arada yaşaması ve benim boyuma yakın
bir köpeğin, yavru bir kediyi dahi kollaması. Ortam çok sıcak...duvarlarda
çeşitli minyatürler, resimler asılı. Son derece şık ve rahat koltuklar
salondaki yerlerine yakışmış...Sohbetimiz sırasında Harun Bey'in annesi
bana çok sevdiğim kestane şekerinden ikram etti ve sonrasında Eşref Kolçak
da geldi. Elinde ekmek poşetleriyle eve geldiğinde bir an yüz yüze
geldik ve kendisinde yılların yorgunluğunu gördüm. Güzel, hoş bir sohbetin
ardından bunları şimdi de sizlerle paylaşmak istiyorum...
Sahnedeki
Harun Kolçak'ı hepimiz az ya da çok tanıyor, biliyoruz...evdeki Harun
Kolçak nasıldır? Bir günü nasıl geçer?
Genelde evimde araştıran bir adamım. Bu yüzden pek İnternetin başından
kalkamıyorum. Bol bol kitap okuyorum. Fırsat buldukça televizyon izlemeye
çalışıyorum, izlediğim bir iki kanal var. Diğer kanalları seyretmiyorum
çünkü çok büyük bir dejenerasyon olduğuna inanıyorum. Bu yüzden
özel dijital kanallardan birine abone oldum. Onu seyrediyorum. Yazmam
gereken bir kitap var, onunla ilgileniyorum. Yeni bir plak şirketiyle
de anlaşmak üzereyim.
Vejetaryenlik
fikri nasıl doğdu?
Böyle bir şeyi hiç düşünmüyordum. Okuduğum bir kitaptan etkilendim.
Sabah gözlerimi açtığımda bir de baktım ki bu düşünceye kendimi çok yakın
hisssediyorum. Başta ailem olmak üzere, yakınlarım uzun bir süre buna
inanmadılar. Ben daha annem mutfakta eti kavururken başında biten, yamyamsal
içgüdüleri olan bir tiptimJ. Önce kırmızı etle başladı, bir süre sonra
tavuk, balık, deniz ürünleri, yumurta derken aşama aşama bu işin sadece
et yememek değil bir yaşam tarzı olduğunu öğrendim. Kendimde bedensel,
zihinsel, düşünsel ve ruhsal olarak büyük değişimler yaşadım.
Umarım tüm birikimlerimi insanlarla paylaşabilirim...
Neydi bu değişimler?
İlk
başta bedensel olarak çok rahatlıyorsunuz. Sindirim sisteminiz ferahlıyor.
Ben aylar boyunca yattığım yerden bedenimin attığını hissettim, çünkü
beden kendi kendini yeniliyordu. Bizim bağırsak boyumuz etoburlar gibi
kısa olmadığı için, et uzun bir süre içeride kalıyor ve toksit maddeye
dönüşüyor. Dolayısıyla bağırsak kanserinin tek nedeni et, hayvani gıda
yemektir. Uzun bir süre vücudunuzda kalan et vücutta peklik, zehirlenme
gibi türlü rahatsızlıklarla kendini gösteriyor, ileride de muhakkak damar
sertliği, kalp rahatsızlığı, nefes darlığı, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklarla
dönüyor. Aslında ben kendime vejetaryen değil, doğal besleniyorum
diyorum. Doğa bize nasıl verdiyse ben de onu en iyi şekilde kullanmaya
çalışıyorum.
Diğer Avrupa ülkeleri, Amerika bu konuda çoktan uyanmış. Bu konuda bundan
sonrası için çalışacağım, zaten profesyonel bir anlaşma da yaptım. Bunun
dışında vejetaryenlik alçakgönüllülüğü getiriyor. Varolana saygıyı ve
herşeyi vardedene sevgiyle bağlanmayı getiriyor. Açıkça söyleyeyim,
ben Allah'tan korkmuyorum, ona büyük bir aşk ile bağlıyım. Benim sekiz
senelik bir kaktüsüm vardı, baktım geçen gün pembe bir çiçek açtı. O dikenli,
birçok kişinin sevimsiz bir çiçek diye tabir ettiği bitki hiç beklemediğim
bir şekilde beni şaşırtarak çiçek açtı. Dolayısıyla varedene karşı her
geçen gün hayranlığım daha da artıyor. Beni her gün şaşırtıyor.
Sağlıklı beslenme nedir sizce?
Seminerler
veriyoruz. Biz insanoğlu mide asit oranımızdan bağırsak boyumuza kadar
kesinlikle otoburuz. Bazı tutucu çevrelerin ve doktorların savunduğu iki
şey var : B12 vitamini ve demir. Bunlar hayvansal gıdalarda daha fazla
bulunuyor kabul ama, ben 16 senedir vejetaryenim sağlıklı ve düzenli beslenildiğinde
hayvansal olmayan besinlerle de bu sağlanabiliyor. Eskiden et kokusu duyduğumda
"oh ne güzel koktu, getirin de yiyelim" diyen biriyken şimdi bunu beynimde
çok farklı bir biçimde şekillendirdim. Buna ben kendim karar vermedim,
kendiliğinden oldu. Ben daha önceden çok sigara ve içki de içiyordum,
hatta bir ara dedikodular çıktı, alkolik diye...ilgisi yok, herşey kendiliğinden
oldu. Bizim ülkemiz aslında bir tarım ülkesi. Tarım ve hayvancılık deniyor
ama...eskiden tarihi yerlere giderdim, şimdi nerede yeni otlar var, bitkiler
var orada alıyorum soluğu. Umarım tüm bu birikimlerimi sıhhat ve ömrüm
oldukça insanlarla paylaşacağım.
Müzik çalışmalarınız nasıl gidiyor?
Son albümüm çalışmaları tamamlandı. Önceden Harun Kolçak 2-3 yılda
bir albüm çıkarırdı. Şimdi elimde hazırlanmış iki albümüm var. Bir an
önce bu yeni projeyi başlatmak istiyorum.
Moda'yı takip ediyor musunuz?
Hayır.
Yurtiçi veya yurt dışında tarzını, stilini benimsediğiniz modacılar
var mı?
Cemil
İpekçi'nin tarzını beğeniyorum, otantik bir tarzı var. 5-6 yıldır yaptıkları
çok hoşuma gidiyor. Yurtdışında ise çılgınlıkları açısından Jean Paul
Gaultier çok hoşuma gidiyor. Japon çizgileri hoşuma gidiyor. Kenzo'nun
rahat modellerini de beğeniyorum. Ben hoşuma giden rahat şeyleri seçiyorum.
Çoğu şeyi moda diye değil, hoşuma gittiği ve rahat olduğu için tercih
ediyorum. Eskiden dar blue jeanler giyerdim, ama şimdi, herhalde iç
dünyamda oluşan rahatlamadan dolayı, daha rahat ve salaş kıyafetler giymekten
yanayım. İç çamaşırda bile sentetik kullanmam. Yorganım bile köy yorganıdır.
Makinaya falan atamazsınız. Muhakkak etrafa dağılır, uçuşur pamuklar.
Elimden geldiğince rahatlığı, doğallığı tercih ediyorum.
Bize tavsiye
edebileceğiniz, vejeteryan mutfağı ile ünlü bir yer var mı?
Benim mutfağım var. Her zaman bize gelebilirsiniz. :-] İlerideki planlarımdan
biri de vejeteryan mutfağı değil
de, alternatif mutfak diyebileceğimiz bir yer açmak. Fakat bana yardımcı
olacak uygun kişilerle karşılaşmadım. Başka bir planım daha var, İzmir'de
organik tarım ile ilgilenen bir arkadaş grubum var ve onlarla birlikte
catering yapmayı düşünüyorum. Öğle yemekleri mesela. Biliyorsunuz ev hanımları
da bu tür şeylere çok düşkünler. Sağlıklı beslenme olsun, selülit ve tedavisi
olsun, kırışıklıklar olsun bu tür konularda hanımlar daha ilgili, ben
de tamamiyle hanımlara özel bir catering firması kurmak istiyorum. Tabii
yine tamamiyle doğal ürünler olacak.
Cildinizdeki parlaklık epey dikkatimi çekti...
Sigara içmiyorum, alkol kullanmıyorum. Arada sırada Galatasaray maçlarında
arkadaşlarımın ısrarıyla bir miktar alkol aldığım olur ama bunun dışında
kullanmam. Bedenimi yoracak hayvani gıdaları tüketmiyorum. O kadar katı
bir adam değilim. Katı kurallarım şöyle olabilir; evimde et pişmesi kesinlikle
yasaktır. Dikkat ederseniz evimde kediler ve köpekler beraber yaşıyorlar.
O kokuyu ve o frekansı duymuyor hayvanlar. Hem ben de sevmiyorum. İkinci
katı kuralım da evimde kesinlikle sigara içilmemesi.
Eşref Bey'in et ile arası nasıl?
Babam iyi yamyamlardan:-]. Allah herkese özgür irade vermiş. Ben sürekli
babama "yeme" diyemem. Ama bu yaştan sonra en azından kırmızı eti bedenine
sokma diyorum, ama o seviyor. Sucuk, salam gibi şeyleri çok yiyor. Bir
söylesem size bunların içinde neler var, aklınız hayaliniz durur.
Nedir bunlar? Biraz bilgi verelim...
Bakın bir defa aldığınız gıdaların içindekiler bölümüne bir göz atın.
Eğer burada "E" ile başlayan herhangi bir katkı maddesi varsa o ürünü
almayın. Doğal olmayan şeyleri bedeninize sokmayın. Çocuklarımıza
yönelik satılan yiyecek maddelerinin içinde de var bu...Yine böyle seminer
verdiğim bir gün televizyonlarda reklamını izlediğimiz çok ünlü bir markada
gıda mühendisi olarak çalışan bir bey söz aldı ve "itiraf etmek zorundayım
ama ben çocuklarıma bu ürünlerden hiçbirini yediremem" dedi. Vicdanı o
kadar sızlamış demek ki, orada söz almak istedi. Yediğiniz salam ve sucukları
düşünün. Bu ürünlerin içerisinde sadece %20 oranında et var, %30 nişasta
var, geriye kalan %50'sinde de yağ, tuz, katkı maddesi var. Yağ olarakta
domuz yağı kullanılıyor. Ürünlerimizde domuz eti yoktur deniyor ama, domuz
yağı kullanılıyor. Yoksa hiçbir yağ o maddeleri birarada o kıvamda tutmaz.
Domuz pis bir hayvan bu yüzden onaylamıyorum.
İnternet
ortamında müzik ya da başka anlamlarda bir şeyler yapabilme fırsatınız
olsaydı bunu nasıl, ne şekilde değerlendirirdiniz?
Aslında bunu şu anda bir İnternet sitesiyle anlaşarak bir anlamda gerçekleştirmiş
sayılırım. Bugüne kadarki bilgi ve birikimlerimi bu siteden insanlara
taşımak istiyorum. Vejetaryen mutfağını insanlara en iyi şekilde aktarmak
istiyorum.
Sizce güzellik nedir?
Tabii ki fiziki güzellik önemli değildir dersem koca bir yalan söylemiş
olurum. Her insanın kendine göre oluşturduğu estetik kaygıları var.
Ama ikili ilişkiler geliştikçe manevi duygular daha bir önem kazanıyor.
Hayattaki
en büyük idealiniz nedir?
İleriye yönelik çok büyük ideallerim yok. Sağlıklı yemek yiyen insanları
görüp mutlu olmak, ve görmediğim ülkeleri görmek istiyorum. İstanbul
dışında küçük bir evim olsun istiyorum. Sürüyle hayvanlarım olsun istiyorum.
Hayvanlarda düşünce sistemi yoktur, içgüdüleriyle hareket ederler. Bir
köpek ısırıyorsa muhakkak bir nedeni vardır. Eğer korkmanız gerekiyorsa
insandan korkun derim. Çünkü dünyanın en tehlikeli yaratıkları bence insanlar.
Röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyorum.
Rica ederim, benim için zevkti.
Mekan: Harun Kolçak'ın evi
Kamera: Yener Yalçın
Röportaj:İlknur
Kaya
|