|
MEHMET
ÖZDİLEK
Olması gerektiği
gibi biri olmuş; yatırımlarını iyi bir kariyer için yapan; gelirini iyi
amaçlar için harcayan zeki ve adil bir insan. Kendi de, düşündükleri de
hep "insan". Seviyor ve seviliyor; hepimiz bu dünyada başka ne isteyebiliriz?
O, bundan kıvanç duyuyor fakat asla şımarmıyor. Mehmet Özdilek'le keyifli
bir röportaj gerçekleştirdik...
Hayata
nasıl atıldınız? Doğduğunuz yeri anlatır mısınız?
Samsun doğumluyum.17
yaşında ayrıldım. İl dışındaki maçlar esnasında gidip kalma ihtimalim
olmuyordu. Birinci ligdeydik. Dayılarım, anneannemler orada. Ziyaret için
gidiyorum Samsun'a, ailem burada artık... Her şehrin kendine göre güzellikleri
var; oraların da ayrı bir anlamı var benim için. Kendine özgü yöresel
yemekleri var. Yemeklere karşı ağız tadım her zaman iyi olmuştur. Dünyanın
çoğu yerini dolaştım pek problem yaşamadım...
"Mesleğimle
mutluluk ve gurur duyuyorum."
Kariyerinizi
nasıl görüyorsunuz?
Çok kısa
zamanda büyük bir yükseliş olarak görüyorum. Amatör başladığım yıl 18
yaşındaydım. Kahramanmaraş'a gittim; dört yıl oynadım; toplamda beş buçuk
- altı yıl sonra BJK'ne geldim. Zaman olarak kısa, başarı olarak güzel.
Herhangi bir kulübün altyapısında eğitim almadım. İşime ve futbola olan
sevgim bunu başarmamı sağladı. Kahramanmaraş'ı Birinci Lig'e çıkardık;
gol kralı oldum. Yaptığınız işle bu camianın içinde varolabiliyorsunuz.
Allah'tan bu tercihi yaptım. Mesleğimle mutluluk ve gurur duyuyorum.
"Piontek
zamanında kara kaşım kara gözüm için seçilmedim ve çok çalıştım."
Elimdeki
verilerde Kahramanmaraş Spor'da 1986-1987 yıllarında 29 golle gol kralı
olduğunuz; A Milli Takımı'nda 31 gol attığınız; 1991 yılında "Yılın Futbolcusu"
seçildiğiniz; Türkiye Birinci Ligi'nde toplamda 135 golünüzün bulunduğu
kayıtlı...
Hedef meselesi.
Amaçlarım BJK'nde kalıcı olmaktı. sonraki hedefim milli takım seviyesine
yükselmekti. Bunları her Türk futbolcusu ister. Şanslı addediyorum kendimi.
Piontek zamanında kara kaşım kara gözüm için seçilmedim ve çok çalıştım.
Çıktığınız
ilk milli maç hangisiydi?
İrlanda maçıydı;
İzmir'de... 0-0 bitmişti sanıyorum. İlk milli takım kadrosundayken büyük
heyecan duymuştum. O onura layık görülüp kadroya dahil ediliyorsunuz.
Hayatımda önemli bir işaret gibi görüyorum. Mutluluğu taşımak da güzel...
"Gordon
Milne...başarı grafiğimi yukarı çekmekte büyük katkısı olmuştur."
Teknik
direktörlerinizden kimle daha rahat çalıştınız?
Ömer Makaracı,
Ekrem Yılmaz, Mehmet Babalık, Abdullah Turgut, Yücel İldiz, Enver Ürekli,
Piontek, Fatih Terim, Mustafa Denizli, Tınaz Tırpan, Erol Tok, Milne,
Daum, Rasim Kara, Toshack, Fieldkamp, Briegel, Scala. Hepsinden birşeyler
öğrendim. Kişilik yapıları farklı. Gordon Milne hepsinden daha fazla anlam
ifade ediyor. Altı buçuk yıl çalıştım; başarı grafiğimi yukarı çekmekte
büyük katkısı olmuştur. Her insanın artısı, eksisi var. İyi olanların
Türk futboluna iyi şeyler öğrettiğine inanıyorum. Dil, lisan, duygular,
iletişim, Türk hocayla daha iyi. Kalite önemli, Türk olsun yabancı olsun...
"New
Castle United ve Manchester United'la bir buçuk ay çalışma imkanım oldu."
İngiltere
Birmingham'da yabancı dil ve teknik direktörlük eğitimi almışsınız. Bu,
mesleği direktör olarak sürdüreceğiniz anlamına mı geliyor?
2001'deki
jübilemden sonra Birmingham'a gittim. Yedi ay Cambridge ve New Castle'da
kalıp insanlarla diyalog kurmaya başladıktan sonra işle ilgili çalışmalara
başladım. Gordon Milne yol gösterdi. New Castle United ve Manchester United'la
bir buçuk ay çalışma imkanım oldu. Japonya'da Dünya Kupası'nı izleyip
İngiltere'ye döndüm; İngiliz Federasyonu Kursu'na katıldım. Dönem sonunda
sertifikayla Türkiye'ye geldim. Hepsi birer tecrübe diye düşünüyorum.
Teknik adam olma hedefiyle futboldan ayrıldım. Zaman içinde göreceğiz...
Gelecek sezon hayata geçirmek istiyorum.
Yine BJK'nde
fakat bu kez teknik adam olmayı düşünür müsünüz?
Beşiktaş
benim için erken - şu an için.
"Jübile,
kararımı verdikten sonra üç aylık bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıktı.
Çok iyi bir ekip çalışmasıydı."
Türkiye
Eğitim Gönüllüleri Vakfı için jübileniz ve sonrasında çalışmalarınız oldu.
Derneğin amacını sizden dinlesek...
Eğitim Gönüllüleri'nin
amacı 7-16 yaş çocuklarının okul sonrası eğitimine destek vermek... İngilizcesi,
sosyal yönden iletişimi zayıfolan öğrencilere gönüllüler eğitim veriyor.
Türkiye'nin geleceği için büyük adım... Kendim ve ülkem adına mutluyum.
Jübile, kararımı verdikten sonra üç aylık bir çalışmanın ürünü olarak
ortaya çıktı. Çok iyi bir ekip çalışmasıydı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri
Vakfı'nı kurucularının güvenilir, vakfın Avrupa'da denetleniyor oluşu
sebebiyle seçtim. İnsanların duygusallığı ve güzelliği yaşadığı geceyi
organize ettik. Vakfın amaçlarını ve değerlerini, Mehmet'in kendi kişiliğini
, karakterini ortaya koyması, Fatih Terim'in takımını getirmesi...Unutulamayacak
güzel bir jübile... Dünyada tek olduğunu düşünüyorum. Vakfın mütevellit
üyesiyim. Maddi manevi vakıf iletişimlerim devam ediyor.
"Aynı
zamanda lisanslı olarak voleybol, hentbol, basketbol oyuncusuyum."
"Şifo"
lakabınızı size uygun gören kimdi? Spor olarak yalnızca futbolla mı ilgilisiniz?
Kahramanmaraş
halkı tarafından verildiğini biliyorum; antrenmanlarda tribünlerdeki seyircilerden
duyardım. Yalnızca futbolla ilgilenmedim. Aynı zamanda lisanslı olarak
voleybol, hentbol, basketbol oyuncusuyum. Spora karşı çok büyük bir meziyetim
olduğunu düşünüyorum. Fakat seçtiğiniz branş önemli. Tenis, yüzmeye yeteneklerim
var. Futbol ise yaşam biçimi, kenara bırakmak mantıksız, halen oynuyorum
tabii ki.
"Topluma
malolmuş insanların bazı yerlerde görünmesi gerektiğini düşünüyorum."
Sokak
çocuklarını konu alan bir filmde oynadınız. "Sır Çocukları"ndaki rolünüzden
bahseder misiniz?
Filmin geliri
sokak çocuklarına bırakılıyordu. Bu sebeple bana getirilen teklifin en
iyisini yapmak zorundaydım. Topluma malolmuş insanların bazı yerlerde
görünmesi gerektiğini düşünüyorum. Filmde küçük bir arkadaşın hayalini
canlandırdım. Türkiye'nin acı ama gerçek halinin sinemaya yansımasıydı
film. Çok ufak bir rol de olsa projenin amamcını bilmek hoşuma gidiyor.
Arkadaşlarımdan da olumlu eleştriler aldım. Her insan yaptığı işin en
iyisini yapmak zorunda. Ne kadar başarılıyım değerini izleyenler verecek...
"Beşiktaş'ın
başına gelmek en büyük hedefim" demişsiniz bir açıklamanızda...
Beşiktaş
benim hayat biçimim. Zaman içinde bu görevi hayal etmek hoş bir duygu.
İnsanlar boş hayaller kurmamalı. Arzu ettiğim, hedefini koyduğum tüm işleri
yaptım. En önemli gösterge zaman. Fırsatı insanlar kendi yaratır. Zorluklarla
mücadele etmeyi seven, alışık olan bir insanım. Tabii ki kimse kimseye
"gel, ol" diyemez. Zaman içinde çizeceği çizgiyle başarılarla kendini
gösterir. İnsan 8-10 hedefi teker teker değerlendirmeli. Kalıcı olmak,
milli takıma seçilmek, takım kaptanı olmak, zirvedeyken futbolu bırakmak...
2001'de hepsini başarmış buldum. Yeni bir hayat başlıyor. Hem tecrübe
hem de zamana ihityacım var.
Şu anda
yeni ofisinizdeyiz. Çevrede bir çok döküman, video kasetler ve futbol
oyuncularının saha aktivitesi çizilmiş beyaz bir tahta görüyorum...
Türkiye
ligini takip edemediğim dönem de dahil futbolcu ve kulüpleri yakından
tanıma amaçlı, haftalık maç programlarını kasetlerle yakından takip ettiğim,
arşiv ve bilgi birikimi yaptığım bir mekan burası. "Teknik direktörlük
hayatımda nasıl bir katkı sağlarım?" düşüncesiyle yerleştim...
Türkiye'de
futbol ne düzeyde?
Türk futbolunun
ne düzeyde olduğu Dünya Kupası'nın sonucuyla gözler önüne serildi. Şahsen
oynadığım dönemleri, Türk futbolunun başarılı-başarısız dönemlerini, milli
maçları, kulüp maçlarını, mağlubiyetleri dahi şerefli mağlubiyetler olarak
adlediyorum. Başarı grafiğinin yükselmesi beklentiyi de yukarı çıkardı.
Türk futbolu ve dünya futbolu zirve ortağı... Türk futbolundaki kulüplerin,
milli takımın da beklentisi çok daha farklı. Geçici değil kalıcı olması
önemli.
Kulüpler
en çok hangi ülkelerden futbolcu transfer ediyor?
Brezilya,
o taraflara meyil var şimdi. Yugoslavya, Almanya ve İngiltere fırtınası
vardı. Önemli olan takımına adapte olabilecek, kısa vadede çok fazla sorun
yaşamadan verim alınabilecek insanlar.
"Sosyal
yaşantım oldu fakat yaptığım seviyeli ve düzeyli bir şekilde aksettirmek
oldu."
Yeni futbolcu
kuşağın hayatlarının magazinel olarak sürekli gündemde olması hakkında
ne düşünüyorsunuz?
Futbol çok
büyük kitlelere mücadele eden bir spor. Doğal olarak özel hayatları merak
ediliyor. Bence yaptıkları işler kadar, saha içi performansları
kadar saha dışı hareketlerine de dikkat etmelidirler. Oynadığım dönemde
de yaşantıma büyük talep vardı. Sosyal yaşantım oldu fakat yaptığım seviyeli
ve düzeyli bir şekilde aksettirmek oldu. İşime saygılı bir biçimde hayatımı
sürdürdüm. Yaşam biçimleri, verecekleri mesajlar izleniyor ve irdeleniyor.
Artısı, eksisiyle değerini Türk toplumu verecektir.
"Türkiye'de
ekonomik koşulların zorluğu, futbolcuların standart üzeri gelir elde etmeleri
birbiriyle çakışıyor."
Kulüplerin
altyapısında, gençler takımlarında şişme olduğunu gözlemliyorum. Aileler
de artık çocuklarının futbolcu olmasını istiyor. Bu durumu değerlendirir
misiniz?
Oynadığım
dönemlerde futbolun popüler olması, büyük paralarla oynanması, sektör
haline gelen futbolda doktor, asker, öğretmen olmasını isteyen ailelerin
baskılarını da değiştirdi. Yetenek yoksa başarılı olmasına imkân yok.
Türkiye'de ekonomik koşulların zorluğu, futbolcuların standart üzeri gelir
elde etmeleri birbiriyle çakışıyor.
Futbola
gönül veren çocuklar ne yapmalıdır?
Çocukların
sevgisinin yanında yetenekli olması gerekiyor. Güç ve fizik olaarak katabilirsiniz
ama... Dış göz gerekiyor. Kendi kendini izleyerek, denetleyerek başarılı
olamaları mümkün. Bu her işte böyle.
Boş
zamanlarında neler yapar Mehmet Özdilek?
Boş zamanlarımda
ofisteyim. Ailem ve arkadaşlarımla da vakit geçirmeyi seviyorum. Oynadığım
dönemde onlarla olamadım; bunu yaşamaya zaman ayırıyorum. Yine spor yapıyorum.
Yoğun geçiyor.
En rahat
ettiğiniz mekan neresidir?
Evimi seviyorum;
huzurlu ve rahatım. Huzurlu ortam evimdir.
Tatil
için tercihiniz?
Bodrum diyebilirim.
Yurtdışına sık sık çıkıyorum. Orada sorunsuz hareket edebiliyorum.
Bu güzel
röpotaj için size teşekkür ederim.
Mekan:
Mehmet Özdilek'in ofisi
Röportaj : Fulya Öztürk
Tarih :OCAK
2002
|