|
Naşide Öztürk
"Yurtdışı
mı? Haddimi biliyorum..."
Naşide Göktürk "Kimsem Yok" adlı yeni albümüyle dinleyenlerin karşısına
çıktı. Mütevazı bir yapısı var, söylediklerinin arkasında olduğunu söylüyor.
Meslekdaşlarını kırmaktan öyle çekiniyor ki, yanlış anlaşılmak en büyük
korkusu. Şu sıralar yeni albümünün promosyon çalışmaları sırasında. Bu
yoğun tempoda kendisiyle görüştük.
Yeni bir albüm...beklentileriniz neler? Tam olarak istediklerinizi gerçekleştirebildiğinize
inanıyor musunuz?
Benim
içime çok sindi. Umarım insanların içine de benim içime sindiği kadar,
o duygu yoğunluğu ulaşmıştır. Bu albümden ne bekliyorum...kat, yat. JÇok
çok tüketilmemesini istiyorum her şeyden önce.
Klip söz konusu olduğunda, bir iki şarkıyla yetinen bir imaj çiziyorsunuz.
Bunun nedeni ne?
Ekonomi ile bağlantılı bir şey. "Bana klip çekin" diyemediğim için
o zamanlar, ertelemiştim bazı şeyleri. Yoksa klipten yanayım.
Müzik adına gerçekleştirmeyi düşündüğünüz ileriye yönelik bir planınız
var mı?
Herkes haddini bilsin. Ben kendi adıma yok yurtdışına açılmakmışım; yok,
uluslararası bir sanatçı olmakmışım...hiç zannetmiyorum. Tarkan'ın dışında
Edirne sınırlarını geçebilmiş kaç sanatçımız var, hiç yok. Bunu hak edebilen
birçok sanatçı vardır. Örneğin Yeşim Dönüş Işın. İnanılmaz bir ses, ama...
Siz haketmediğinize mi inanıyorsunuz?
Bu
daha teknik, daha büyük bir mesele. Ben kıyısından köşesinden, bir yanından
müzik yapan birisiyim. İddialı ve hırslı da olmadığım için, bunu daha
iyi yapacak bir sürü arkadaşım var. Ben zaten şu dönem yurt dışına açılma
kapasitesinde olan arkadaşlarımın sayısını çok az görüyorum. Benim kalkıp
oralara gidip, Sakın Ha'yı söyleyebildiğimi düşünebiliyor musunuz? Kucağıma
verip geri yollarlar herhalde...
Modayı takip eder mi Naşide Göktürk?
Modayı takip ederim, ama çok sıkı takip etmem. Klasik şeylerin değişmeyeceğine
inananlardanım. Klasik bir blue jean örneğin benim dolabımda her zaman
için vardır. Çok ciddi bir moda takipçisi değilim.
Markalar var mı beğendiğiniz?
Marka bağımlısı değilim ama, kalitesine de inanırım. Hani bir laf vardır
ya, "ucuz mal alacak kadar zengin değilim" diye...Ülkemizde de, bu ölçeği
yakalayabilecek markaları çıkarabilen ve atılımda bir tekstil endüstrisi
görüyorum. Saplantı olarak değil ama, markayı severim.
Evde mutfağa girer yemek yapar mısınız?
Son
iki yıldır mutfağa giriyorum. Daha önce çok afaki bir uğraş olarak düşünürdüm
hep. "Ben orda onu yapana kadar yukarda 5 tane beste yaparım" falan derdim.
Fakat birşey keşfettim: bunun da ciddi bir terapi olduğunu. Benim için
mutfakta iken de yaratıcılık çok önemli. Klasik tariflere bağlı kalmaktan
hoşlanmıyorum. Aklımda tutmaya çalışıyorum, sonuç başarılıysa, çok büyük
bir deşarj oluyor açıkçası.
Güzellik konusuna gelmek istiyorum. Kozmetikle aranız nasıl?
Çok fazla ürüne, çok ciddi para harcayanlardan değilim, çünkü çok sihirli
bir şey olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta onun da ticari bir tarafı var.
Güzellik denince aklınıza hangi kıstaslar geliyor?
Güzellik denince benim aklıma bütünsellik geliyor. Erkekte baktığımda
uzunboylu hoş bir yapı, duru bir ten ve ifadeli gözler geliyor.
Aşkı tariflemenizi istesem?
Hiç
kimse aşkı tanımlayamamış bence. Şairler, klasik müzikler, bunlar hep
aşkın eseri. Ala bir tanımlama yok ama, çılgın bir şey olduğu kesin.
Hediye
alıp vermeyi sever misiniz?
Hediye vermeyi
severim.
En son kime ne hediye aldınız?
Şişirilmiş bir şişe almıştım.
En son okuduğunuz kitap?
Dev
adında bir adım.
En son gittiğiniz film?
Yeni Hayat.
En sevdiğiniz yemek?
Balık. Haftada 7 gün balık yiyebilirim.
En büyük hayaliniz nedir?
Hayal kurmasını pek sevmem. Son derece abartısız, mütevazı, orman içinde
bir ev istiyorum kendime. Küçücük, bahçesinde çiçekler olan, her zaman
kendimi atabileceğim huzurlu bir yer istiyorum.
Röportaj:İlknur
Kaya
Mekan: Özer Plakçılık stüdyoları
|