|
NİLGÜL
RÖPORTAJINDA HAYRANIYLA BULUŞTU...
Promosyonumuzun
"röportaja katılma hakkı" kazanan asil talihlisi Esra Takım bebeğinin
rahatsızlığı, birinci yedek talihlisi Erman H. Kavukçu işyerinden izin
alamaması sebebiyle röportaja katılamayınca, ikinci yedek talihli Yasin
Yurtseven'e şans bir kez daha güldü. Nilgül'ü hayranı Yasin Yurtseven'le
TMC binasında buluşturduk...
Önce hayranınızın
sorularıyla başlayalım isterseniz...
Yasin Yurtseven: Nilgül Hanım, hayranlarınız sizi ilk albümünüzden
çok "Balalayka" film müziğiyle takip etmeye başladı... "Balalayka"yı anlatır
mısınız?
Nilgül:
Çok keyifli bir çalışmaydı. Albüm ortamından çok farklıydı. Böyle
bir projeye düşünülen isim olmak hoştu. Prestij ve tanınma anlamında "Böyle
bir kız var; güzel de şarkı söylüyor." dedirten bir çalışma oldu. Sözler
Ayla Hacıoğulları'na, müzik Aşkın Arsunan'a aitti; filmde etkisi olduğunu
düşünebiliriz. Günümüzde bir bütün halinde senaryo, film, müzikler düşünülmeli.
"Zerda"da da örneğini görüyoruz; Kıraç'ın müzikleriyle nasıl da farklı
bir tarz yakaladı?
Yasin
Yurtseven: Evet, "Zerda" bütünüyle güzel, "Kınalı Kar" da öyle.
Nilgül:
O da güzel bir dizi oldu değil mi?
Yasin
Yurtseven: Fedon ve Hayko'yla bir dönem çalıştığınızı biliyorum. Nasıl
bir deneyimdi?
Nilgül:
Onların vokal aradığını duydum; sekiz ay Fedon'la, iki, üç yıl kadar da
Hayko'yla çalıştım. Çok profesyoneller, eski müzisyenler işlerine çok
saygılılar. Sahne adabını ikisi de çok iyi biliyor. Fedon Ağabey, Ermenice
ve Grek, Hayko ise daha popüler şarkılar seslendiriyorlar. İkisi de benim
babam gibidir. Şimdi ortak bir proje olsa koşarak giderim. Sahnede geri
vokali artık tercih etmem ama albüm için veya farklı bir proje için yanlarında
olurum. O yaşlarda çok sağlıklı analizler yapamıyorsunuz; üzerinden biraz
zaman geçtikten sonra anlıyorsunuz. Şimdi geriye dönüp baktığımda çok
daha eğlenceli görüyorum o dönemleri; az sorumluluk gerektirdiği için
belki.
Yasin
Yurtseven: Bir albüm çıkarmak nasıl bir dönemdir size göre?
Nilgül:
Çok sancılı bir süreç.Verdiğiniz emek oranında beklentiler artıyor.
"Arabask Günler" için son altı ay Kıraç'la stüdyoda sabahladık. Defalarca
herşeyle ilgilendik. Birçok insan emeğini, kafasını koyuyor. "İnsanlar
beğenecek mi? Anlayacaklar mı?" beklentisi var. Hayran kitlem oluştu;
bana gelen maillere de cevap vermeye çalışıyorum. Sokakta insanlar söyleyince
fark ediyorum ünlü olduğumu.
Geçmişle
bağlantınızı koparmamanız güzel...
Hiç iletişimim
kesilmedi eski çevremle, özel hayatta bile ben küslükler yaşamayı sevmem
görüşmediklerim karşımdaki erkekten kaynaklanıyordur. Lise, üniversite
döneminden arkadaşlarımla görüşmeyi sürdürürüm.
Üniversite
eğitiminiz, hangi bölüm?
İzmir Dokuz
Eylül Muhasebe Bölümü ama mezun olamadım. Kısa vadeli bir işte iyi bir
performans gösterince İstanbul'a geldim. İstanbul çok düşündüğüm bir şehir
değildi. Seçimim de değildi. Ailem bir süre istemedi. Sekiz yıldır İstanbul'dayım.
Reggata'da başladım. İnsan hayatında farkında olamıyor. Karar arifesinde
kendinizden
çıkıyorsunuz ve buna kader deniyor sanıyorum. 22 yaşında bir kız - ailem
nasıl izin verdi şaşırıyorum. Şimdi düşünüyorum da anne olsam zorlanırdım.
Hayat bana iyi insanlarla karşılaşma fırsatı verdi bu açıdan şanslıyım;
şu anki şirketimde de çok mutluyum.
Müzikle
ilgili bir temeliniz olmalı; sanıyorum TRT İzmir Radyosu'nda Türk Sanat
Müziği sözleşmeli sanatçısı olmuşsunuz.
Üniversitede
bir süre sanat müziği korosundaydım; TRT'nin kadro sınavı açtığını duydum;
sınavı kazandım; sekiz ay memurluk yaptım sonra İstanbul işi oluşunca
-biliyorsunuz memuriyette devamsızlık kabul edilmez- İzmir'den ve radyodan
ayrıldım.
Fedon
ve Hayko'yla çalıştınız; merak ettiğim bir konu var; taverna eğlence tarzını
içeriden görmüş biri olarak "tabak kırma"nın gerçek anlamı nedir?
Olayların
içyüzünü insanlar bilmedikleri için yargılamayı seçiyor. Tabak kırmak
Yunan-Rum kültüründe var olan bir gelenek. Nazarı uzaklaştırdığına inanılan
bir simge. Bizde fabrikadan atılan, vitrine, raflara çıkarılmayacak tabaklar,
adet hesabıyla kırılıyordu. İşi sonradan başka mekanlarda başka biçimlere
soktular; eğlenceyi bilmeyenler ceket yakmaya kadar vardırdılar...
...Çocukluktan
itibaren bir ilgi besliyor muydunuz müziğe karşı?
Aile toplantılarında
flash isim olurdum. Çalışkan ve çabuk algılayan, çabuk sıkılan bir çocuktum.
Dokuz yaşında Uzun Hasan İlkokulu'nda okul korosundaydım; yönetiyordum
da koroyu. Ben müzikle ilgilenirken kızkardeşim de beş dakika ortadan
kaybolurdu ve tiplemelerle geri dönerdi; kitap okuyan bir çocuk değildi;
ben kanalize ettim onu tiyatroya, şu anda Isparta Üniversitesi'nde burslu
tiyatro öğrencisi, mecbuern kitap okuyor artık... Ortaokul, lise hep devam
etti müzik; boş derslerde edebiyat öğretmenim şarkı söyletirdi sınıfa;
onu ve arkadaşlarımı kırmamaya çalışır söylerdim. Büyüdükçe aile dostlarımın
düğünlerinde söylemeye devam ettim. Şimdi o sebepten belki de düğün ortamlarını
sevmiyorum. Uzun zamandır düğünlere gitmedim. O stil hoşuma gitmiyor.
O iki insan en önemli günlerinde eziyet çekiyor. Kaostan, kalabalık ve
çocuklu ortamlardan hoşlanmıyorum. Belki de çocuklarla ilgilenecek ayrı
insanlar olmalı; palyaçolar gibi.
Gerçekten
bu yakınlarda bir düğüne gitmediniz mi?
Gittim; kuzenimin
düğünüydü.
Yetenek
hakkında neler düşünüyorsunuz?
Yetenek şart;
salt yetenekle dahiler bile başarısız oluyor; çalışmak, gelişmek lazım,
"Tamam, ben oldum." diyenleri anlamıyorum. Sürekli her konuda "bilgi"
gerekiyor ve "merak" ilk adım. Hayatı salt şarkı söylemek olan insanlar
var, hayat bu değil. Bir de şunu savunurum hep -çıkmak için önce bir dibe
vurmak lazım. Mutluluk ve mutsuzluk sürekli değildir; kendi seçeneğidir
insanın. Olagelen şeylerden en az zararla çıkmaktır amaç. İçsel huzuru
bulmak ve istediğin için çok çalışmak... Hayat çok kısa ve ben sözle değil
gerçekten mutluyum.
Bu güzel
röportaj için size teşekkür ederiz. Son olarak TurkiyeOnLine ANKET sorularımızı
yanıtlar mısınız?
Ben teşekkür
ederim. Memnuniyetle.
En son
okuduğunuz kitap? "Gümüş Yaz" / Buket Uzuner
En son izlediğiniz film? "Azap Yolu"
En sevdiğiniz yemek? Kuru fasulye
En son yemek yediğiniz restoran? Etiler - Casita
Doğum gününüz? 02 Şubat
En son izlediğiniz konser? Kıraç / Bostancı Gösteri Merkezi
En son gittiğiniz sergi? -------
Takip ettiğiniz yayınlar? Milliyet, Hürriyet, Sabah, Vatan hergün
düzenli okuduklarım.
Sizin en son aldığınız hediye? Yılbaşında bir atkı hediye ettim
bir kız arkadaşıma.
Size en son verilen hediye? Bir arkadaşım saat hediye etti.
En sevdiğiniz sanatçılar? Sezen Aksu, Orhan Gencebay, Ahmet Özhan,
Marc Anthony
En beğendiğiniz internet siteleri? --------
En büyük hayaliniz/idealiniz? Çok gizli.
En sevdiğiniz şarkı? Şimdilerde en sevdiğim "Karasevda". Torpil
yaptım, kendi albümümden.
En sevdiğiniz film müziği? Çingeneler Zamanı
Son zamanlarda sizi en çok etkileyen olay? En son Diyarbakır'da
düşen uçak çok etkiledi beni.
Eviniz için aldığınız en son eşya? Mum
Size verilebilecek en güzel hediye nedir? Kitap
En son ne zaman ve nerede tatil yaptınız? Geçtiğimiz yaz, ailemle
Gümüldür'de.
|