|
Nükhet Duru
"Kendimi
çok iyi geliştirdim..."
Nükhet
Duru...27 yıllık sanat yaşamında, ilk defa, hazırladığı son albümle içine
sinen bir şeyler yaptığını düşünüyor. Hiç kimseyi kırmayacak, sessiz,
çocuksu, biraz da deli dolu bir insan. Yılların eskitemediği güzelliği
bizi hayretler içinde bıraktı. Öylesine bakımlı, öylesine alımlı ki...nice
yıllara Nükhet Duru...nice, başarılarla dolu yıllara...
Hediye alıp vermeyi sever misiniz?
O kadar severim ki anlatamam. Hem almayı hem de vermeyi çok severim.
En son kime ne hediye aldınız? Kimden ne hediye aldınız?
Oğluma çeşit çeşit kıyafetler aldım. Oğlum şu sıralar yeni kıyafetlerini
keşfetmekle meşgul. 12 yaşına girdi. Bir de sevgilimden hediye aldım,
ona da hediye verdim.
En sevdiğiniz şarkı?
Öyle bir tek şarkıyla bağlayamam en sevdiğim şarkıyı. Birçok şarkı severim
ben. Hepsini de saatine, zamanına göre dinlerim.
Son zamanlarda sizi en çok etkileyen olay nedir?
Piyasalardaki paranın doğru kullanılmayışı, halkın da bu bağlamda sürekli
ezilişi beni çok üzüyor. Türk halkı bunu haketmiyor.
Damak zevkiniz nasıldır? Mutfağa girer, yemek yapar mısınız?
Bu
aralar pek mutfağa girip yemek yapmamaya çalışıyorum. Yemek yaptığım zaman
tadıyorum, tattığım zaman da kilo problemi ortaya çıkıyor.
Çok zinde görünüyorsunuz ama?
Teşekkür ederim ama, dikkat ediyorum. Sporla birlikte elimden geldiğince
sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. Et ağırlıklı bir beslenme tarzım yoktur.
Bedeni kirletmeyen bir beslenme tarzı uyguluyorum. Olabildiğince sebze,
meyve ve mümkün olduğunca beyaz gıdaları tüketmeye gayret sarfediyorum;
süt, yoğurt, peynir gibi...Ama bunları da dengede tutmak gerekiyor çünkü,
bu seferde yağ problemi ortaya çıkabiliyor. Fakat hiçbirşeyin light'ından
hoşlanmıyorum.
En sevdiğiniz yemek?
Su böreği.
Evde yapar mısınız?
Yaparım. Sıkılıp da, mütevazılık gösterip de "Eh işte güzel yemek yaparım"
demem. Gayet de güzel yemek yaparım, mutfağa girdiğimde harikalar yaratabilirim.
Televizyon programlarınızın devam gelecek mi?
Belki gelecek. Çünkü albüme konsantre olduğumda, bunu hiç bir şeyle dağıtmak
istemedim.
En son hangi restoranda yemek yediniz?
En son yurtdışında çok hoş bir restoranda yemek yedim. Yeni yıl hazırlıklarından
dolayı restoranı çok hoş süslemişlerdi. Deniz ürünleri ağırlıklı bir restorandı
ve dekorasyonu çok hoşuma gitmişti. Kapılar kamara kapısı gibiydi. Mekanda
gemi aksesuarları vardı.
En sevmediğiniz özelliğiniz nedir?
Geçen yıllar zarfında sevmediğim özelliklerimi törpülediğimi düşünüyorum.
Hiç kimseyi rahatsız etmeyen bir kişiliğim var. Kendimi gerçekten iyi
geliştirdim. Bu konuda da tevazu göstermek istemiyorum. Hiç kimse
beni bağırırken çağırırken, kavga ederken göremez. Hoşuma gitmeyen durumlarla
karşılaştığımda hemen kayıtsızlaşır, uzaklaşırım. Kimseye kötü bir ses
tonuyla kötü şeyler söylemem.
Eviniz için aldığınız en son eşya nedir?
Çam ağacı ve süsleri aldım. Bana çok mutluluk veriyor, çocuksu bir zevk
bu. Çok güzel bir şekilde ışıklandırıp sadece altın süslemeler yaptım.
Oğlum da çok beğendi. Süslemeye yardım etmedi, pek kadınsı buldu bu işleri.
Ama bittikten sonra "Aferin güzel olmuş" dedi bana.
Peki beğendiğiniz yanlarınız neler?
Neşeli ve güleryüzlü oluşum. Girdiğim ortamlarda bir anda havayı
değiştirir, insanları kendime adapte ederim.
Hangi durumlarda yalan söylersiniz?
Her durumda söylerim. Eğer mutlu edeceğine inanıyorsam her durumda söyleyebilirim.
Hayatla ilgili önemli konular vardır ki buna da dikkat etmek lazım. Karşımdaki
insana çok iyi görünüyorsun deyip enerji yükleyebilirim. Motive edici
sözler sarfederim.
"Hiç kimse beni darmadağınık görmez."
Dış
güzellik deyince aklınıza hangi kıstaslar geliyor?
Benim için güzellik sansürlere veya kurallara uymayan bir şey. İnsanın
genel havasıdır, güzel gösteren. Ses tonudur, konuşmasıdır, tavırlarıdır,
temizliği ve bakımıdır. Çok büyük ağızlı, çok büyük göğüslü, büyük popolu
bir kadın konuştuğu zaman, dünyanın en güzel kadını gibi görünebilir.
Sadece porselen bir bebek gibi görünen bir kadın da konuşmaya ve belli
jestleri yapmaya başladığında bütün karizmasını yok edebilir. Çünkü güzellik
pembe bir bulut gibidir, insan onu üzerinde ya taşır ya taşımaz. Ama
illa ki kıstas belirtmek gerekirse, önce temiz, sonra bakımlı olması,
ardından süs gelir. Bana bazen sorarlar, "sizi hiç darmadağınık görmeyecek
miyiz?" diye...Ben de "hareket ettiğim, yaşadığım sürece görmeyeceksiniz"
diyorum. Çünkü evden bakkala bile gitsem, hafif makyajımı yaparım. Evin
içinde hiç kimsenin gelmeyeceği zaman da süslenirim. Rimelimi sürerim,
saçımı düzeltirim. Öyle mutlu oluyorum, öyle seviniyorum. Kendime özen
gösteriyorum ve küçük şeylerle kendimi şımartıyorum.
Şu an aklınızdan geçen şey nedir?
Senin çok şeker bir bayan olduğun.
Sizin tarafınızdan açılmış olan bir güzellik merkezi vardı, ne oldu?
Evet, 5,5 yıl kadar sürdürdüm, sonra devrettim. Merkezde çalışan uzmanlar
ayrı ayrı klinik açtılar, derken oğlum büyüdü, işlerim yoğundu. Herşeye
yetişmeye çalışırken ben bittim. Kararımı verdim, vazgeçtiğim şey bu merkez
oldu.
Başarılı bulduğunuz yazarlar kimler?
Tomris
Uyar'ı çok severim. Orhan Pamuk'un yeri ayrı...çok farklı bir tarzı
var. Murathan Mungan'a hayranımdır. Selim İleri'yi çok severim. Onun romantizmini,
yumuşaklığını çok severim. Buket Uzuner'i severim. Şimdi aklıma gelmeyen
fakat yeni keşfettiğim kadın yazarlar var. Duygu Asena'yı da çok ötede
buluyorum. Bizim daha yeni ağzımıza alabildiğimiz, birlikte yaşamanın
getirdiği zorlukları, çok yürekli bir dilde çok önce söyledi. Hakikaten,
sevgili olup, giyinip süslenip, buluşmakla aynı evde yaşamanın çok farklı
şeyler olduğunu daha yeni farkediyoruz. Herkesin hayalinde bir evlilik
masalı vardı. Şimdi o masallar yer değiştiriyor...şimdi onun yerini güzel
bir ilişki hayali aldı. Duygu Asena önceleri çok antipati topladı,
o bir erkek düşmanı değildi ama bir çok kadının da gözünü açtı. Sonuçta
çirkin bir kadın da değildi. Hani, " kimsenin beğenmediği kadınlar feminist
ve çirkin oluyor" diyorlar ya, öyle çirkin bir kadın da değil.
Takip ettiğiniz gazete ve dergiler var mı?
Hemen hepsini takip etmeye çalışıyorum. Sabah okuyamadıklarımı akşam okumaya
gayret sarfediyorum. Selahattin Duman'a aşığım. Bütün Altan ailesini
severek takip ediyorum. Onların mantık yapılarını çok net buluyorum, çok
güzel, çok hakiki buluyorum. Kadını da erkeği de doğru değerlendiriyorlar.
Hayatta sizi ne motive eder, ya da şu ana kadar sizi en çok motive
eden şey ne oldu? Karşımda yeni tanıdığım bir insanın gözündeki bir
pırıltı beni motive edebilir. Hiçbir şey bulamazsam kendi kendimi motive
ederim.
"Hayatımın albümünü yaptım".
Kulisteki Nükhet Duru nasıldır?
O
başka bir şey...ben de söyleyemiyorum ve anlayamıyorum. Ne çocuk hatırlarım,
ne anne hatırlarım...ben sadece seyirciyi bilirim ve onları mutlu etmeyi
düşünürüm. Ben profesyonel değilim,amatörüm, çok amatörüm. İşimi hiçbir
zaman iş olsun diye yapmadım, çok sevdiğim için yaptım. Öyle seviniyorum,
öyle mutlu oluyorum. Başkaları ağlar boşalır, ben şarkı söyleyip boşalıyorum.
Allah bana böyle bir cevher vermiş, işleme şansı vermiş. Şu anda
yaptığım albüm de içimden çıkıyor,çünkü hayatımın albümünü yaptım. Herkes
son yaptığı çalışmalara "çok güzel oldu, çok içime sindi" deyip duruyor...Bu
çalışmamı hiç kimse beğenmeyebilir. Ama içime sindi, ben çok mutluyum.
Hayatımda ilk defa birisi bana "Nükhet, hakiki Nükhet Duru albümü yap"dedi.
Aman satalım, içine darbukalar,dümbelekler koyalım, biraz dansöz zilleri
koyalım endişesi olmadı. "Ne istiyorsan yapacağım, bana hakiki Nükhet
Duru albümü yap, bugünkü Nükhet Duru'yla yap, 1975 yılında bir çığır
açmıştın, bugün onu yapmanı istiyoruz" dendi. İlk defa böyle bir şey
gördüm 27 yıllık sanat hayatımda. Hayatımda hiç bu kadar rahat, konforlu
çalışmadım. Hiç kimse 2 kat aşağıya inip de " ya, ne yapıyorsunuz
bir bakayım" demedi, yüz binlerce dolar akıyor. Bizim istediğimiz davulları
burada çalacak davulcu yok dedik, derhal Amerika'dan getirelim denildi.
"Sürekli inişe geçtim"
Bu duruma daha önceden bir tepkiniz oldu mu?
Türk Pop Müziği'nin en iyi yorumcusu ünvanını 22-23 yaşında alıp,
sürekli inişe geçen bir insanım. Çarem yoktu. Çok iyi yorumcu
olduğum için hiç kimse para yatırmıyordu. Hep kendi kendime yapmaya çalıştım.
Kaseti yapan firma, promosyon olayında zayıf kaldı. Beni seven Nükhet
Duru hayranları bana kızdılar ama, benim ne çektiğimi sormadan kızdılar.
Nedir bunun sorunu diyen kimse olmadı. Herkes şarkı sözü yazarı, herkes
besteci...27 yıllık sanat yaşamımda böyle bir şey görmedim. Ben bile
cesaret etmiyorum. Teknoloji var, zaten ritmler kayıtlı. Şarkı yaptım,
beste yaptım denmiyor, eser yaptım deniyor.
Sizce neden böyle oldu?
Çok fazla televizyon kanalı var, son birkaç yılda inanılmaz bir çoğalma
oldu. Resmen yapay bir çoğalma oldu. Bu kadar çok kanal olunca tabii ki
bunları doldurmak gerekiyor. Maalesef hakkımız aranmıyor, filmlerimiz
binlerce kez yayınlanıyor, ölüyoruz, gidiyoruz, ama beş kuruş telif ödeyen
yok! İki yıl Pop-Sav başkanlığı yaptım, o da sanal başkanlıktı. Kimseyi
toplayıp da bir konuda birleştiremedim. Herkes başka bir telden çalıyor,
bir telden çalınabilse sorun kalmayacak. Kimseye çıkmaya yüzümüz yok.
Kültür Bakanlığı'na gidiliyor, onlarca dilekçe birikmiş, ayrı ayrı. Uygar
ülkeler insanını, sanatçısını asla harcamıyor, 30 yıllık sanatçısına abide
muamelesi yapıyor. Bizde öyle mi?
Röportajımız için size çok teşekkür ederiz. Umarız herşey dilediğinizce
olur...
Ben teşekkür ederim, güzel bir sohbet oldu.
Röportaj:İlknur
Kaya
Mekan: İmage Müzik Stüdyoları
|