|
Volkan Konak
Volkan
Bey, modayı takip ediyor musunuz?
Yaşam
tarzı olarak kendime doğayı ve doğada yaşamı esas aldığım için, doğada
modayı takip edebilme gibi bir fonksiyonumuz yok. Modaya çok da yakın
hissetmiyorum kendimi açıkçası. Kent yaşantısının da bana uygun olmadığını
düşünüyorum.
Damak zevkiniz nasıldır? Evde mutfağa girer yemek yapar mısınız?
Yemek yapmam ama deniz ürünlerini çok severim. Bir de sebze yemeklerini
çok severim. Çok da bilinçli beslendiğimi söyleyemem. Yemek saatlerim
farklıdır. Günde 2 öğün yemek yerim. Sabah 6'da yatıyoruz biz, gece çalıştığımız
için, gündüz 12'de kalkıyoruz. Bir daha gece 12'de yiyoruz. Düzensiz sayılabilecek
bir trafiğimiz var anlayacağınız.
Mutfakta
denemeleriniz var mı balık üzerine?
Öğrenciyken yapıyordum. Yumurtalı versiyonlar çok vardı. Öğrenci yemekleri
bunlar.
En son hangi restaurantta yemek yediniz?
Dragos/Yöroz
Restaurant. Havuzbaşında ayıptır söylemesi, kalkan yedim.
Hediye alıp vermeyi sever misiniz? En son kime ne hediye aldınız?
Yapılan bir şeyi söylersen hayır gelmez der atalarımız ama, ben hediyeyi
şöyle algılıyorum; daha çok Anadoludaki çeşitli köy okullarına ve yöre
spor takımlarına yardım yapmayı seviyorum. Kütüphane, bando takımları,
kütüphane ve laboratuvar yapımı için de çeşitli köy okullarına nakit yardımım
oldu. Daha çok kötü günlerde insanların yanında olmayı seviyorum. Mesela
düğünlere gitmem, hediye de almam, ama hastanede pozitif enerjiye ihtiyaç
duyan bir insanın elini sıkmak bana çok daha mantıklı geliyor.
Son zamanlarda sizi en çok etkileyen olayı öğrenebilir miyiz?
Çok duygusal bir insanım. Genel anlamda vefasızlığa çok üzülürüm. Toplumun
mutsuzluğu beni çok etkiliyor. Sokakta insanlar artık gülmüyor. Çok bireysel
olaylar beni yıkamaz ama, toplumun genelini ilgilendiren sorunlardan ister
istemez çok etkileniyorum.
Cilt bakımıyla aranız nasıl? Bakım ürünleri kullanıyor musunuz?
Cilt
bakımı yaptırıyorum ve bu konuya önem veriyorum. Bu konuda bayanlar kadar,
bayların da aktif olması gerektiğini düşünüyorum. Gece E vitamini kullanırım.
Gece ve gündüz kremlerim farklıdır. Parfümde Givenchy diye bir parfüm
kullanıyorum. Küçüklüğümden beri bilmiyorum nedense bir cilt merakım olmuştur.
Güzellik denilince aklınıza gelen kıstaslar neler?
Bir kere güzelliği ben natürelllik diye algılıyorum. Soyut bir şey gerçi
ama, güzellik sanat gibi, felsefe gibi, insanın ruhunu terbiye eder, rüzgarlar
estirir. Naturel ortam bulduğumda da son derece yükseliyor, pozitif enerji
alıyorum. Çok yüksek bir plaza bana hiçbir şey vermez ama ahşap bir köy
köprüsü bana çok daha fazla heyecan veriyor.
En büyük hayaliniz nedir?
İlkel bir şekilde bir yerlerde yaşamak. Şile yakınlarındaki Cumaköy'de
bir çiftlik evi yaptırmaya başladım. Çalışma günlerinin dışında orada
bahçemle uğraşmak, yağ pas içerisinde arabanın altına yatıp arabayla uğraşmak,
at, güvercin ve köpeği çok seviyorum, onlarla ilgileneceğim bir ortam
yaratmak. 60-70 yıl yaşam süremi pozitif bir şekilde geçirmek istiyorum.
İnsanların gözlerinin kızarık, ağızları köpürmüş bir vaziyette bulunacağı
ortamlar bana göre değil. Ben yapamıyorum. Ben Şark ülkesinde yaşamanın
rahatsızlığını hissediyorum. 1400'lerde Avrupa yıldızları incelerken,
biz, Yedikule zindanlarında kelle uçurmakla meşguldük. Yani ben bu azgelişmişliği
içime sindiremiyorum. Çünkü ben bireyim, omuzlarımın üzerinde baş taşıdığımı
düşünüyorum ve çok açık konuşmak gerekirse bu ülkeye fazla olduğumu düşünüyorum.
Birey olduğunuz zaman çok sorun yaşarsınız bu ülkede, çünkü bu ülke İslam
ülkesi ve Şark kültüründen geliyor.
Sanatçı gözüyle güzel bir konuya gelelim, aşkı tanımlamanızı istesek?
Bir
kere aşk vardır önce onu söyleyeyim. Belki sevgiye göre daha kısa ama
şiddeti daha yüksektir. Deprem gibidir bir anlamda. Her albümde bir şiir
geleneğimiz vardır bizim, Sunay Akın'la başlamıştık 92'de. Son albümde
yazdığım şiir benim lise aşkıma yazdığım bir şiirdir. Aşk başka bir şey,
nefes almak, sabaha kadar dere boylarında sabahlardım, geceleri su içmeye
kalkar kpının arkasında siluetini görürdüm. Sadece saçlarındaki kıl kökleri
için dört cilt roman tazabilirim. Aşk benim için budur, doğum sancısıdır.
Yaşamasam üretemem. Çünkü sancı olmadan doğum olmuyor. İlla kadın erkek
anlamında da söylemiyorum, memleket sevdası da bir aşktır bence.
Şu an aşık mısınız?
Aşk...şöyle...şu an birlikte olduğum insanı seviyorum. Aşık olsam merdivenleri
hızlı çıkarım giderken. Zaman zaman o eski aşklarımı hatırlayıp, üretimime
katkı sağlıyorum açıkçası. Haftasonu şarkı söylüyorum, şarkıların çoğu,
iki kişi vardır hayatımda onlaradır.
Haberleri vardır herhalde?
Zannetmiyorum. Evlenmişlerdir, elbette bir iki defa rastlaştık çok heyecanlandık.
Aşkı yaşaman lazım ama var olduğunu da biliyorum.
Aşk konusunda ' onlardı' diyebiliyorsunuz. Zamanında aşklarınız için
çaba sarfettiniz mi peki?
Ettim
ama bizim yörede bir söz vardır, 'parası olmayan erkekliği olmaz'. Bu
gün Türkiye'nin problemi odur. Şu andaki aklım ve konumumda olsam kaçırmam.
Çok enterasan bir şey söyleyeyim size, bugün evli olsanız ve evde ekonomik
problem olsa, eşiniz size ses tonunu yükseltiyor biliyor musunuz? Bay
bayan farketmez. Bu yüzden o dönemde ekonomik durumum iyi değildi koptum.
Hayır, hayır, geri çekildim diyelim. 8 sene sonra kavuştuk. 'benim için
önemli değildi, bunu biliyorsun' dedi ama öyle değildi işte. O ses tonu
yükselir, ben üzülür, ağlarım, dayanamam. Bir kadın yada erkek için evinin
perdesinin markası çok önemli olmamalı, ben işte ozaman üzülüyorum. Bir
kız arkadaşımla markalı giyinmiyorum diye tartışıp kavga etmiştim, ayrılmıştık.
Keçi tüyünden bir yeleğim vardı çıkarmazdım üzerimden, o bana 'sen niye
Reebok giymiyorsun, Nike giymiyorsun' demişti.
Albüm satışları nasıl gidiyor?
Mesleki açıdan albümlerimin satması beni çok rahatlatıyor. Başarılı bir
şeyler yaptığımı biliyorum ve bu bana huzur veriyor. Biz riskli bir iş
yaptık, lokal bir müziği evrensel bir müziğe soktuk. Bunu başardık. Ben
yaptığım müziği yöredeki insana bile dinletebiliyorum. Bu çok güzel bir
iş.
Röportajımız için size çok teşekkür ediyorum.
Ben teşekkür ederim. Sizin gibi cici insanlarla sohbet etmek güzeldi.
Röportaj:İlknur Kaya
Mekan: DMC Stüdyoları
|