|
Yaşar
"Asla
kimse ile yarışmadım"
Yaşar
üçüncü albümü Masal ile müzik listelerinde üst sıralara tırmanıyor. Onunla
modadan şarkılarına, yemek düşkünlüğünden şiir kitabı projesine kadar
hemen hemen her şeyi konuştuk. Oldukça zevkli geçen bu röportajdan sonra
Yaşar'ı daha iyi tanıdık, size de daha yakından tanıtmak istedik....
Yeni bir albüm. Öncelikle hayırlı olsun dileklerimizi ileteyim. Bir sanatçının
kendi söz ve bestelerine imza atması, o sanatçıya ne gibi artılar kazandırıyor?
Aslında
şöyle söyleyeyim, öyle bir dönemdeyiz ki, söz ve müziğini kendisi yapmayanların
albüm yapamayacağı bir döneme giriyoruz. Müzik piyasasında çok müthiş
bir daralma var. Kendim için söylemiyorum, ben bir yerlere geldim bu şekilde
ama benden sonraki gelecek arkadaşlar için bu neredeyse şart oldu. Firma
sahipleri bundan oldukça hoşnut oluyorlar. Sonuçta söz ve bestelere para
ödemiyorlar. İkincisi, kişi kendisi şarkısını en güzel söyleyen, en güzel
ifade edendir. Üçüncüsü de kendini ifade edebilme özgürlüğü olması.
Yine aşk dolu, özlem dolu bir albüm...Yaşar albümlerinde bundan sonrası
için de bu temalara mı rastlayacağız?
Bundan sonrası için çok daha farklı şeylerin olacağının sinyallerini
verdik aslında bu albümde. Sevda Yükleri ve Mazim değil
isimli iki şarkı var. Attila İlhan'ın bir şiiri var, "Beş dakika bekle
git" diye...onlar aslında aşk şarkılarını biraz dışındalar. Daha önceki
albümlerimde hem kendimi ispatlama hem de kabul ettirmem gerekiyordu.
O yüzden şarkı seçimlerinde aşk temasına daha bir ağırlık verdim. Şimdi
daha rahatım. Bir sonraki albümde daha rahat olabilirim. Daha farklı şarkılarım
da var çekmecede sakladığım, onları da koyabilirim. Ama bundan sonrası
için küçük değişiklikler olacak, tarzımı tamamiyle değiştirmeyi düşünmüyorum.
Attila İlhan ile albümde buluşma fikri nasıl gerçekleşti?
Şiirin içinde bir ritm vardır, o ritmi ilk onun şiirlerinde duydum
ben. Daha üniversite yıllarındayken başladı bu yolculuk. Daha sonra bendeki
notasal karşılılarına göre şiirleri bestelemeye koyulmuştum. 10-12 taneye
ulaşmıştı sayısı...
Klipte
özellikle dikkatimi çeken Cemal Süreya'nın Sevda Sözleri isimli kitabı...yer
vermişsiniz...her röportajınızda da bu kitabın öneminden bahsediyorsunuz...
Özellikle yer vermek istedim, klibe taşımak istedim. Neyse, ben uzun
yıllardır hayal ediyordum Attila İlhan'ı bir şiir kasetinde buluşturmayı
ya da albüme ondan bir şiir koymayı. Hala da ediyorum. Ben de bu albümde
bu yüzden bir adım atmak istedim. Hem de onunla tanışmak istedim. Çok
heyecanlı bir görüşme sonucunda albüme girdi bu şarkı. Benim için de çok
büyük bir gurur kaynağı oldu. Kötü bir çalışma olsaydı bile ki kötü olan
olsa olsa bestesi olabilir, şiir asla kötü olamaz, ben yine de şiir Attila
İlhan diyebilecektim, bu benim için ayrı bir şeref. Benim için albüm şimdi
çok değerlendi.
Yeni albümler açısından canlı bir dönem bu sizde birtakım endişeleri de
bereberinde getirmedi mi? Tiraj kaygısı gibi...
Yok, ben bu tür şeyleri hiç düşünmedim inan...çünkü 2000 yılı Eylül'de
başlamıştı çalışma, 2001 yılı Eylül'e geldi bir yıl olmuştu zaten, albüm
bitti. O dönemde de dur şunun albümünü bekleyeyim, dur şunun vakti biraz
geçsin gibi kaygıları asla taşımadım. Bunu düşünsem 6 ay daha bekleyecektim,
şarkılar eskiyecekti. Ben 3 albümdür hiç bu tür şeyler düşünmedim, 3 albümdür
hep Eylül'de çıkar albüm. Bu da yazın herkesin tatil yapmak istemesinden
kaynaklanıyor
Bu sebeple hep bahar aylarında başlanılan çalışmalar, anca sonbahar sonuna
bitiyor. Bizim hep Eylül'e yetişti.
Tiraj kaygısı oldu da başkasıyla yarışma kaygım olmadı. Emek vermişim
doğal olarak muhakkak çok satsın isterim, herkes ister bunu. Niye krizin
ortasına denk geldik diyorum da Niye Kenan ile aynı döneme geldim demiyorum
mesela...
Kendi
kulvarınızda beğendiğiniz isimler var mı?
Rakip tanımam ben
Şaka bir yana öyle bir kulvar var mı onu da bilmiyorum ama, ben ekollerin
olduğuna inanıyorum. Bir Kayahan ekolü var, bir MFÖ ekolü var bir de Sezen
Aksu ekolü var. Teoman mesela Mazhar Alanson ekolünün takipçisi diyelim,
Sezen Aksu ekolünün bir çok isim var. Kayahan ekolünde de kendimi görüyorum.
Başka da bir isim göremiyorum yani onu devam ettirme çabasında olan. Öyle
başlayıp müziğini, çizgisini değiştirenler koruyamayanlar var. O ekolü
sürdürmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana. Başka okullarda var örneğin,
mesela söz ve onların bestelenmesi konusunda, Çiğdem Talu-Melih Kibar
var mesela. Bir önceki bahsettiklerim kendi sözlerini yazıp kendileri
beste yapmış kişiler Talu ve Kibar'da ise birisi yazmış birisi bestelemiş.
devamı...
|