|
Geçtiğimiz
hafta "Albüm" bölümümüze "Rüyam / My Dream"
albümüyle konuk olan Burçin Büke ile TürkiyeOnLine kullanıcıları
için keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Sakman Prodüksiyon'da görüştüğümüz Burçin Büke, müziğini büyük
kitlelere yaymak isteyen bir müzik misyoneri. Çağdaşlaşma yolunda topallayarak
gittiğimiz şu günlerde iletiye atılan bu güzel ve sağlıklı adımı sizlere
daha yakınlaştırmak istedik.
Öncelikle müzik piyasasının nereye gittiği bilinmez şuursuzluğu arasında
cesur bir albüm ile dinleyici karşısında oldunuz. Bu projenin nasıl şekillendiğini
öğrenmek isteriz.
Ben bu albümü aslında 20-25 senedir yapmayı düşünüyordum. Uzun yıllardır
da Türkiye'de oturmuyordum. Son 2 senedir Türkiye'deyim. Benim gördüğüm
aşırı bir kirlilik var. "Pop Müzik" dediğimiz bu kavram çok da güçlü.
Ama benim içimdeki "Doğru müziği yapma" arzusu daha da kuvvetli. İşte
bu ortamda bu proje şekillendi. Yaşadığım sürece de bu albümü diğerlerinin
izlemesi amacındayım.
Zaten
albümünüzün üzerinde "volume I" yazıyordu...
Kafamda "volume II" ve "volume III" de hazır aslında. Tabii
ki gündemi takip edip dinleyenlerin tansiyonunu da iyi tutmak lazım. İlk
albüme verilecek tepkiler bu bağlamda oldukça önemli bizim için. Ayrıca
Türkiye'de müzik piyasasının işleyişinde ve dağıtımında da sorunlar var.
Müzik şirketlerinden tutun da dağıtıcılara kadar hazır mamül isteği var.
Ama böyle bir şey olmaz. Ben senelerimi verdiğim bir ürünü şekillendiriyor
ve insanların evlerine sokuyorum.
Dinleyicilerden nasıl bir tepki bekliyorsunuz?
Albümü alanların pişman olmayacaklarını ve albümdeki parçaların yorumlarını
beğeneceklerini umuyorum. Tabii ki bunun için de başka piyanistleri dinleyip
onların yorumları ile benim albümümdeki parçaların yorumlarını karşılaştırma
durumunda kalacaklarından daha araştırmacı bir dinleyici profiline gidişatı
da sağlayacağımı umuyorum.
Albümünüz ile ulaşmayı düşündüğünüz nokta ne?
"Rüyam
/ My Dream"ı büyük kitlelere ulaştırmak istiyorum. Ulaşmayı hedeflediğim
bir kitle var ve onları da müziğim içine çekmek istiyorum. Hatta "varoşlar"
diye tabir edilen insanlara da ulaşmak istiyorum. Aslında varoşlar deyip
geçiyoruz ama içlerinde üniversite okumuşluk oranları tahmin ettiğimizden
de fazla. Türkü dinleyip o kültürü alan insanların, müziğime de gerektiği
şekilde yaklaşacakları düşüncesindeyim. Tüm bu çabalarım sonucunda, eğer
5 tane sevenim varsa ve 7 tane yapabilrmişsem, ben bundan mutlu olurum.
7 milyon sevenim olsun gibi bir iddiam yok.
Albümünüzü promosyonu ve yaygınlaştırılması için nasıl bir hareketiniz
olacak gelecek günlerde?
Öncelikle konserlerle tabii ki. Zaten konserlerine gelip dinleyenler,
yaptığım müziği anlayacaklardır. Nedeni de benim yorumum hiç kimseye benzemiyor.
Bundan 15 sene önce Almanya'da çıkan kritiklerimde seslendirdiğim eserleri
başka solistlerin yorumlarına benzetirlerdi. Ama şu an için öyle bir durum
söz konusu değil. Dolayısıyla, albümü alanlar da konserime gelenler de
mutlu olacaklardır.
Ne yazık ki diğer sanatçılarımızın yaşadığı durumu siz de (hem de kendi
ülkenizde) yaşıyorsunuz; kendi halkınız tarafından yeteri kadar tanınmıyorsunuz.
Evet
ne yazık ki dediğiniz doğru... Türkiye'ye dönüş yapmadan önce Almanya'da
yaşıyordum ve konserim olduğunda Almanlar; "Burçin'in konseri varmış"
diye salonu dolduruyorlardı. Size şöyle bir örnek de verebilirim; Almanya
sokaklarında gezinirken yanımda bir araba duruyor ve içinde şehrin en
ünlü avukatı camı açıp; "Merhaba Burçin Bey, konserinizi izledim, çok
beğendim" diyor. Ayrıca Yunanistan'da da workshop'lara katılıyorum.
Geçtiğimiz aylarda bir workshop'a katıldım ve gönüşe göre daha da katılacağım.
Şimdi de sıra Türkiye'de...
Halk tanımıyor da sanat kurumlarının yaklaşımları nasıl peki size?
Konser teklifinde bulunmuyorlar mı?
Oldukça düşündürücü aslında; şu günlerde İzmir'de bir Festival düzenleniyor;
"İzmir Festivali". Davet etmelerini bırakın, tepkisiz davranıyorlar.
Bir yanda böyle bir örnek var, diğer bir yanda da başka türlü... Yunanlılar,
Almanlar peşimde; aman ülkelerine gideyim, konserler vereyim, workshoplar
düzenleyeyim diye, bir de kendi ülkeme bakıyorum ve üzülüyorum... Çünkü
dışarıda kişisel ilişkilerin gücüne göre bu tip işlere karar verilmiyor;
araştırıyorlar, dinliyorlar, karşılaştırıyorlar ve gerçekten iyi olduğunuza
kanaat getirdikten sonra size teklifte bulunuyorlar...
Şimdi de gelelim albümünüzün kayıt kısmına... Hangi stüdyoda kayıt
yaptınız? Konser piyanosunu nasıl buldunuz? Piyano için tonmaister nerden
buldunuz? Bu sorular Türkiye'de sorun olur da...
Albüm kayıtlarını kişisel çabalarımla yaptım. Burada İzmir Devlet Senfoni
Orkestrası Müdürüne tekrar teşekkür ederim. Projemi açıkladığım zaman
İsmet İnönü Konser Salonunun anahtarını verdi. Tabii ki kısıtlı olarak,
24 saat sürem vardı ve tüm kayıtların da o süre içinde bitmesi gerekiyordu.
Kim bilir ne tip sorunlarla karşılaşmışsınızdır?
Piyano akordörleri, tonmaister ve ben çok sıkı bir çalışma ile albüm kayıtlarını
tamamladık. Belki de dünya rekoru denebilecek kayıt zamanında çıktı bu
albüm; 10 saat.
10 saatte tüm kayıtları bitirebildiniz mi?
Zaten
10 saatte bitirememek gibi bir durumum yoktu. Konser salonunun 24 saatlik
kullanabilirdim. Parçalarım hazır olduğundan bir tek akustiği uygun bir
mekansa seslendirmek ve kayda almak kalmıştı. Onu da dediğim gib 10 saat
gibi rekor bir sürede gerçekleştirdim.
Peki ya sonrası?
Kayıt bittikten hemen sonra Vedat Sakman'ı aradım ve albümümü söyledim.
Projemle ilgilendi ve bugüne geldik.
Tabii ki şimdi işin dağıtım ve duyurulması aşamasındasınız, umarız
beklediğinizden daha fazla bir ilginin odağında olursunuz.
İnşallah.
Son günlerde çok tartışılan bir konu var; Tarihi mekanların yüksek
desibelli konserlere açılması ve bu dokuların zarar görmesi üzerine. Örneğin
Efes veya Aspendos Antik Tiyatrolarında olduğu gibi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi herkesin bir habitatı vardır. O tip mekanlar, zamanında tiyatrolar,
konserler veya toplantılar için kullanılmış. Günümüze kadar da yaşamaları
bu nedenden dolayı olmuş. Dolayısı ile o mekanlar popçuların mekanı değil.
Benim gibi akustik müzik yapan sanatçıların mekanı. Orada orkestra konserleri,
resitaller, tiyatrolar yapılmalı. Ben bir solist olarak nasıl ki barda
konser vermiyorsa (çünkü orası benim konser mekanım değil) popçular da
benim mekanlarıma girip konser vermemeliler.
Burçin Bey; bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ederim.
Tolga GÜLEN
|