Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
   Röportaj

Cihat Aşkın

"Cihat Aşkın" kimdir? Belki de bu yazıyı okuyana kadar ismini duymuşsunuzdur ama fikirleri, düşünceleri, heyecanları, planları hakkında bir fikriniz olmayabilir...

"Sanatçı" olmak yeterli özellikleri gerektirir ve çoğu özden gelir. Bu özellikler "Sanatçı"nın bakışlarına, dimağına, ruhuna işlemiştir ve bir mekanizma gibi yalnız kendi yaşıma değil diğer ruhları da sürükleyen gücü ile topluma ışık olur. Cihat Aşkın ile karşılaştığınızda gözlerindeki keskinliği, düşüncelerindeki heyecanı, hareketlerindeki dengeyi hissedip bu sürüklemenin etkisine girersiniz. Her hangi bir zaman çözümlediği bir düğümün içindeki heyecanını olduğu gibi yansıtarak size yaşattığı gibi her hangi bir çözümsüzlüğe de değişik bakış açısı ile yine rehberlik eder. Özden gelen bu özelliklerle Cihat Aşkın tam bir "Işık"tır bizlere.

Cihat Aşkın her yönü ile tanınması gereken bir "Dost" bir "Sanatçı" ve tabii ki bir "Müzisyen".

"Cihat; Işığın ve varlığın için teşekkür ederiz..."

-Cihat Aşkın'a göre "Müzik nedir?"
Cihat Aşkın Müzik hayatın kendisi bence. İlk insanların ilgisini, çevrelerinde olan doğa olaylarının sesleri çekmiş. Dolayısı ile insanlar kendi ihtiyaçları için ortaya çıkan sonuçları estetikle birleştirdikleri zaman sanat eserleri yaratmışlar. Aslında herşey insanın kendi ihtiyacı, günlük gereksinimleri için. Fakat bu gereksinimler bir tür rekabete yol açıyor.

Örneğin bir A kişisi bir yaratıda bulunuyor, buna karşılık B kişisi de benzerini yapıyor ama daha değişiğini yapıyor. Aradan belki de yüzyıllar geçiyor ve bunlar arasında bir estetik faktör oluşuyor; estetik işin içine girince "Sanat" ortaya çıkıyor.

Ve sesler; "Fırtına", "Ateş", "Doğa" ve "Su" bütün bu tabiattaki dört önemli unsurun çıkardığı sesler ve bazen de sessizlik müziğin kendisi. Tüm bu saydıklarım bir araya gelerek "Tabiat"ın bütününü, dolayısı ile "Müzik"i oluşturuyorlar. Daha sonra bu müzik insanların dinsel törenlerine veya din dışı ayinlerine konu oluyor. Böylelikle insanlar müziği günlük yaşamlarında kullanmış ve bu gereksinimlerini gidermiş oluyorlar. "Müzik" insanların yaşaması için gerekli olan "Su", "Hava" ve "Ateş" gibi gerekli bir madde olmuş oluyor. Onsuz bir şey düşünülemiyor. Müziğe felsefi açıdan da baktığımızda insan vücudundaki olağan işleyişi sırasında çıkan sesler ve ritmi bir müzik. Örneğin Kalp atışı bir müzik. Çünkü bebekler dünyaya gelmeden önce daha anne karnındayken annenin "Kalp Atışları"nı dinleyerek ilk müziği dinlemeye başlıyorlar; ilk ritmik öge bu. Ardından "Ninni"yi dinliyorlar melodik öge de bu, bunların ardından da "Armoni" geliyor ama armoni ritmik ve melodik ögeye göre o kadar da şart değil.

- Peki müziği bir "Ateş" olarak nitelendiriyorsanız bu "Ateş"i içinizde ne zaman hissetiniz?
Ben kendimi bildim bileli müzikle haşır neCihat Aşkınşirdim. İlkokul yıllarından çok meraklıydım; Televizyon, radyo dinlerdim ve dinlediğim müzikleri de taklit etmeye çalışırdım. İlk olarak ailem bana bir Mandolin aldı. Bir süre bu Mandolin ile çalıştım. İlkokul 4. ve 5. sınıftayken arkadaşlarıma şarkılar, türküler ve marşlar öğretir, koroları yönetirdim. Okul müsamerelerinde görevler alır ve bu görevleri gerçekleştirirdik. Sonra konservatuara girdim ve o şekilde devam ettim.

- İcracı olmanızın yanında Besteci yönünüz de aşikar; Bestelerinizin kaynağını nedir?
Bence insanın bestelerinin kaynağı iki ayağının bastığı yer olmalı. Benim öyle bir felsefem var; insan bir çevrede doğuyor, büyüyor dolayısıyla ayağının bastığı her kültür ürünleri onun için bir kaynaktır. Ben de öyle; ayağımın bastığı bütün kültür ürünlerini bir kaynak olarak görüyorum. En ufak bir şeyden bile bir sanat çıkarabiliyorsunuz bazen. İlle de beste yaparken değil yorumlarken de öyle; o anda bir duygu geliyor içine ve o duyguyu başka bir şekilde yorumlamak veya bir başka şekilde görmek... Aynen Fotoğraf sanatçısı gibi; Fotoğrafçı bir olayı görüyor o olayı onun gözüyle görebilmek çok önemli ve aynı zamanda onu yansıtabilmek de, çünkü bu insanın yaratıcılığına yol açıyor. Onun için ayaklarımın bastığı yer olan şu odada bile beğenebileceğim estetik unsurlar var. Estetik de hayatın bir parçası.

- Bir Klasik Müzik sanatçımız olarak alışılmamış bir projeye imza attınız ve Piyanist Mehru Ensari ile bir Keman-Piyano albümü yaptınız. Bu albümü yapma amacınız neydi?
Burada da yine ayak basma meselesinden yola çıkalım... Sadece Avrupa'yı değil dünyanın diğer ülkelerini de gezdim ve gözlemlediğim; her ülkenin kendine göre özellikleri olduğu. Bu özellikler kendi insanları tarafından ortaya çıkarılıyorlar. Fakat Türkiye'deki özelliklerin hiç birisi kendi insanlarımız tarafından çıkarılmıyor. Türkiye'deki özelliklerin hepsini insanlar, başka ülkelerin insanlarının özellikleri ile çıkartmaya çalışıyorlar. Bu bana çok ters ve çelişkili geldi. Halbuki biz de, eğer kimliğimizi ve değerlerimizi biliyorsak kendi özelliklerimizi bu yolla dışarı çıkarmamız gerekiyordu. Böyle bir felsefi açıyla düşündüm ki, Türkiye'deki bir plak şirketi ile Türkiye'deki dinleyiciye hitap edecek ve çok sesli müzik formunda bir albüm verebilirim. Burada "çok sesli müzik" derken de müziği tek sesli veya çok sesli ayırımını yapmıyorum; "kaliteli" ve "kalitesiz" müzik ayırımını yapıyorum. Bunu da uzun zamandır söylüyorum; zira müziğin tek seslisi de çok kaliteli olduğu gibi çok seslisi de çok kalitesiz olabiliyor. Dolayısı ile tarzım ve geçmişim neyse onu yansıtmaya çalıştım. Klasik bir keman eğitimi aldım. Beste eğitimi almadıysam da beste yaptım. Eğitim aldığım Konservatuar da İstanbul Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı'ydı. İşte "ayağımı bastığım tüm kültür birikimlerini toparlasam acaba nasıl olur?" diye düşündüm. Başka ülkelerdeki örneklere bakıp; mesela Fritz Kreisler veya Pablo de Sarasate gibi sanatçıların yaptığı "Minyatür" besteler var. Sarasate'nin İspanyol Dansları, Kreisler'in Viyana Dansları var. Bu çalışmalar nasıl ki o ülkelerde ulusal ekollerin oluşmasını sağlamışlarsa Türkiye'de de bu ulusal ekolün eksikliği vardı. Hatta belki hala da var. Dolayısı ile ben kendi alanım olan Keman'da o eksikliği kapatmak için 1998 yılında bir projeye başladım. Çağdaş Türk Müziği bestecilerinin bütün keman eserlerini kapsayan bu proje ile 140'a yakın eser ortaya çıkardım ve katalogladım. Mevcut olan bazı eserlerin de bu kataloğa girmesini sağladım. Bu eserlerden bazılarının notalarını edindim, bestecileri ile irtibata geçtim, yaşamayan bestecilerin eserlerini arşivlerden buldum. Daha sonra bu eserlerin yaklaşık üçte birini 1998 yılındaki konserlerde seslendirdim. Ve bu konserlerde seslendirdiğim eserlerden bazılarının da stüdyo kayıtlarını yapıp bu albüm ile yayınladım. İşte meydana gelen o "Minyatürler" albümümde kendi bestelerim, bazı genç besteci arkadaşlarımın benim için bestelemiş oldukları besteler, kendi düzenlemelerim var, dolayısı ile bu üç kategoriyi bir araya getirdim ve albümü "Kalan Müzik" ile yaptım. Bana göre Türkiye'nin en kaliteli plak şirketi olduğu için "Kalan Müzik"ten çıkarttım bu albümü. Onların da Klasik tarzdaki ilk çalışmalarıydı. Şimdi ise daha radikal bazda başka çalışmalar içindeyim.

Yeni çalışmam da çok yakın zamanda çıkacak. İsmini henüz koymadık ama Türk ve Yunan bestecilerden Mikis Theodorakis ve Ulvi Cemal Erkin'in eserleri olacak içinde. Ayrıca otantik çalınışlarıyla Türk ve Yunan Halk Dansı örnekleri de olacak. Mesela Buzuki, Akordiyon, Gitar, Sipsi Bağlama bu enstrümanlardan sadece bir kaçı. Hazırladığımız tüm eserlerin düzenlemelerini (yaylı sazlar orkestrası ve diğer küçük enstrüman toplulukları için) kendim yaptım. Tüm düzenlemeler de akustik çalgılar için. Bu albüm de bir - iki ay içinde CD olarak piyasaya çıkacak. Albümün satışı sadece Türkiye'de değil Yunanistan'da da yapılacak. Dolayısı ile "Minyatürler" ile başladığımız projemizin arkası bu şekilde gelmiş oluyor. Ancak yaptığım kayıt projeleri sadece bu değil; Klasik Keman Konçertolarını da hazırlıyorum. Mesela Necil Kazım Akses'in Keman Konçertosunu 30 yıl aradan sonra ilk defa Almanya'da Ağustos ayında Sayın Rengim Gökmen ile seslendirdik. Bu çalışmanın ürünü de CPO plak şirketinden Mart ayında çıkacak ve bütün Avrupa'da yayınlanacak. Kısaca, yapılacak çok şey var.

devamı

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.