Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
   Röportaj

- Yaptığınız bu çalışma da Türk müzik piyasasında ilginç bir çalışma oldu değil mi?
Bence büyük bir devrimdi de... Bu çalışma çok büyük bir ilgi ve kabul de gördü. Neden? İnsanlarımız kaliteli müziğe açtı ve hala da açlar. Ne yazık ki müzisyenlerimiz halkımızın beğeni tarzına hiç bir zaman seslenmediler. Daima daha üst düzeyde kaldılar, "üst düzey" derken de onları hiç bir zaman küçümsemiyorum, mutlaka onların da vermek istedikleri mesajlar vardı ama ben müziği İstanbul-Ankara-İzmir üçgeninin dışına çıkartmak istedim ve bunda da başarılı oldum. Samsun, Adapazarı, Erzurum, Konya, Gaziantep, Mersin şehirlerimiz gibi gidebildiğin en uca kadar giderek veya Cd'lerimi ulaştırarak ve "Minyatürler"i orada verdiğim konser programlarına aldım. Ve insanlardan çok olumlu övgü ve eleştiriler aldım. Bundan da çok mutluluk duydum. Çünkü insanlarımıza güzel ve kaliteli hizmetleri götürdüğünüz zaman bunu çok takdir ediyorlar. Mesela; Konya... Derler ki klasik müzik açısından çok zor bir yerdir, fakat ben hiç de öyle görmedim. Konya'da ilk Keman Piyano resitalimizi geçen sene gerçekleştirdik. Salon doluydu ve dinleyiciler eser aralarında alkışlamıyorlardı. Programda da Beethoven'ın Sonatı ile Sarı Gelin'i bu bütünlük içinde sunduk. Yani insalara doğru ve kaliteli bir şekilde verdiğiniz zaman dinliyorlar. Ama bilgilendirmek ve onlara sevecenlikle yaklaşmak gerek.

Cihat Aşkın- Böyle verimli ve güzel projeler üreten genç bir sanatçımız olarak başka projeleriniz de var mı?

Var ama bunu bu şekilde açıklamayalım. Neden? Ben daha önceki bir söyleşi sırasında böyle bir projemi söylemiştim, tam üç kişi çaldı.

- O zaman şu şekilde sorayım; Hayalinizdeki projeniz nedir?
Kayıtlar yapmak istiyorum. Üzerine basmış olduğum Türk ve Batı değerlerinin kalıcı olmasını sağlamak, ayrıca da bu değerleri diğer ülkelerle pekiştirmek ve onlara da tanıtımını yapmak amacındayım. "Minyatürler"in Kalan Müzik tarafından İngiltere'de çıkan Songline isimli dergiye bir sampler'ı konuldu. O dergiden yaklaşık olarak 20.000 tane basıldı ve sampler dünyanın her yerinde o dergiyi alanların eline geçti. İşte böyle bir yayılma, insanlara böyle bir şeyin de olduğunu insanlara gösterebilmek. Bunu bir üstünlük (biz daha iyi veya kötüyüz) gibi de değil ama bu kültürün böyle bir kategorisi daha var diyebilmek.

- Ben biraz önce değindiğiniz konuya döneceğim; Cihat Aşkın bir ayağı Türkiye'de, bir ayağı yurt dışında olan bir sanatçımız; her kültürün de kendine has özellikleri göz önüne alınırsa bu iki kültürün insanı ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Sizce Türk seyircisi ile Batı izleyicisi arasında ne tip benzerlik ve farklılıklar var?
Her ülkenin kendine göre değişik insan yapısı olduğuna göre dinleyici de aynıdır. Mesela güneydeki ülkelerden İspanyol, İsrail ve İtalyan izleyicisi vb... çok coşkulular, Akdeniz kültüründen dolayı Türk seyircisine çok benziyorlar. Kuzeydeki ülke insanları ise duygularını daha geç gösteriyorlar. Örnek vermek gerekirse en son Almanya'da verdiğim Necil Kazım Akses'in Keman Konçertosunu seslendirdiğim konserden bahsedeyim. Anlaşılması çok zor ve uzun bir konçerto. 45 dakika sürüyor. Buna rağmen çok beğenildi ve alkışlandı. Bunun sonucunda bis yaptık, yani insanlar ilgi ve dikkatle dinledikleri zaman anlıyorlar. En son Romanya'daki konserlerde de aynısını hissettim. Romen izleyicisi de Türk seyircisi gibi çok sıcak ve misafirperver. Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim; bizde seyirci çok fazla bölünüyor. Çünkü müzik kurumları kendi aralarındaki centilmenlik anlaşmalarını hiçe sayarak (aslında böyle bir anlaşma yok ama) aynı akşam konserler yapıyorlar. Dolayısı ile seyirci ister istemez birinden birini seçmek zorunda kalıyor. Bence bu kurumların arasında bir centilmenlik anlaşması olsa seyirciyi de bölmemiş olurlar. Seyircinin yararına olduğu gibi kurumlar açısından da yararlı bir durum olduğu kanaatindeyim. Bence seyirciyi çekmek açısından böyle bir politika güdülebilir.

- O zaman müzik kurumlarının programlarını daha hazırlarlarken işbirliği içinde olmaları inancındasınız.

Evet. Müzik kurumlarının diyalog içinde olmaları ve birbirlerine karşı anlayışlı olmaları gerekiyor. Çünkü herkesin söz hakkı var. Gelecek hafta biz de İstanbul Teknik Üniversitesi olarak Oda Müziği Orkestrası konserlerimize başlıyoruz ve programımızı da hazırlarken mümkün olduğu kadar diğer kurumların faaliyetleri ile çakıştırmamaya çalışıyoruz.

- Ben konuyu biraz değiştirmek istiyorum; İnternet kullanıyor musunuz acaba?
Evet 3 seneden beri İnternet kullanıyorum.

- Peki İnternet kullanıcısı olan uluslararası bir sanatçımız olarak müziği toplumumuza yeterince tanıtabiliyor ve öğretebiliyor muyuz?

Ben profesyonel bir İnternet kullanıcısı değilim. Daha çok e-mail gönderip alıyorum. İnternet'ten bilgi almak istediğim zaman da arama motorlarını kullanarak istediğim konu hakkında bilgiye ulaşmaya çalışıyorum. Fakat çok fazla kullanmaya fırsat bulamıyorum; çünkü bunun için vaktim olmuyor. Ama bazen çok yararlı bilgilere de ulaşabiliyorum. Mesela dün akşam İnternette gezinirken "Azarbaycan'ın Müzikal Enstrümanlar Müzesi" diye bir siteye girdim. Olağanüstü otantik şeyler. Bir de müziği MP3'lerle veriyorlar şimdi. İlerde olağanüstü bir potansiyel de var bu alanda. Biliyorsunuz ki artık CD'ler de korsanlaşıyor ve rahatlıkla kopya edilebiliyorlar. Bundan sonra dünya öyle bir duruma doğru gidiyor ki; İnternet şirketleri ya da plak şirketleri İnternet şirketleri haline gelip müziği single'lar halinde İnternetten yayın aracılığıyla verecekler. Mesela ben X kişinin bir eserini istediğim zaman sadece o parça veya eseri alıp karşılığında ufak da olsa bir para ödeyeceğim ve bu şekilde parçayı harddisk'ime indireceğim. Dünya işte böyle bir minimalleşmeye doğru gidiyor. Tabii ki bu durum bir yandan iyi, bir yandan da kötü. Uzun vadede bize sonucu zaman gösterecek.

- Siz bir besteci ve yorumcu olarak MP3 olayına nasıl bakıyorsunuz?
Ben aslında kafa olarak yeniliklere açık bir insanım. İnternet ve telekomünikasyon ağı tüm dünyaya yayılmış ve ben bunu sonuna kadar da destekliyorum. Fakat burada bazı hukuksal meselelere dikkat etmek gerek. Mümkün olduğu kadar telif haklarının korunması ve üreten sanatçıların da bundan pay alması gerekiyor. Öteki taraftan da bunun bir ticari araç olarak değil kültürel bir tanıtım aracı gibi kullanılması gerekiyor.

- Son olarak, Sayın Cihat Aşkın; röportajınız için çok teşekkür ederiz.
Ben de çok teşekkür ederim size.

Tolga Gülen

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.