Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
   Röportaj
Türk müzik sanatında çok önemli ve özgün bir isim : Doğan Canku...

Son albümünüzün ismi; "doğa-n'ın uyanışı" Bu; "Doğa'nın uyanışı" mı? Yoksa Doğan'ın uyanışı" mı?

Her ikisini de anlatıyor aslında. Yazılımına dikkat ettiyseniz "Doğa - n" olarak yazıldığını görmüşsünüzdür. Doğa'nın uyanışı Doğan Canku'nun da uyanışına bir anlamda vesile olmuş oluyor. Bu nereden çıktı derseniz? Benim daha küçüklükten beri doğaya olan ilgim ve deneyimlerimden çıktı. Doğa hergün nasıl uyanıyorsa Doğan Canku da her sabah uyanıyordu. Ama buradaki uyanış mecazi; benim esas uyanışım meditasyon çalışmalarımdan sonraki uyanışımdır. O konuyla ilgili ayrıntılı kitabımı da halen yazma aşamasındayım. Bu bir uyanış mıdır bilemem ama ben öyle olduğunu zannediyorum. Doğa aslında her zaman uyanık. Tabiatın içinde bizler kendi tabiatlarımızı unutmuşuz. Ve içimizdeki tabiatları örten örtüler var. Ben o örtüyü kaldırdım kendimce.

Köçekçeler albümünüz tamamen Anadolu kokuyor. "Sonsuza Dek & Ayrılık" albümünüzde Sultan-ı Yegah Sirto gibi Türk Sanat Müziğini Flamenko ile bütünleştirmiştiniz. Son albümünüz öncekine göre çok daha fazlı bir bakış açısı ile hazırlanmış. Flamenko dışında Hint etkileri de duyuluyor. Müziğinizde bir tür etnik kayışın işareti mi?

Hani derler ya; "İnsan önce ulusal olmalı sonra evrenselliğe geçebilsin". Ben küçüklüğümden beri Türk müziğinin içinde büyüdüm. Babam iyi bir Türk müziği araştırmacısı, icracısı ve bestecisiydi. Konservatuarda da batı müziği eğitimi gördükten sonra (Modern Folk Üçlüsü ile çalışmalarımız da o dönemde başlamıştı) Türk müziğinin batı armonilerine göre çok seslendirilmesi yolunda bir takım denemeler yapıyordum. Köçekçeler albümündeki parçalarımız çok da düşünülmüş parçalar değildi. Stüdyoda alelacele şarkıların altına akorlarını yazıp kayıda girilmesi suretiyle olmuştu. Açıkçası ben ona çalışma bile demiyorum esasında. Ama çok beğenildi ve sevildi. Babamında besteleri vardı orada. "Sonsuza Dek Ayrılık" ise başka bir boyutta; o albüm benim biraz daha İspanyol müziğine kaydığım dönemde çıkarttığım bir albüm oldu. Fakat ben şarkı söylemekten çok eskiden beri enstrüman çalmak isteyen biriyim. Ve benim enstrümanımda daha neler yapabildiğimi çoğu kişi henüz bilmiyor. Ben hala çıkıp bir flamenko konseri veya albümü yapmadım. Doğan Canku'nun küçülüklüğünden beri edindiği birikimleri var; 1947'den gelen 53 yıllık bir birikim bu. Hani Picasso'ya sormuşlar; "Üstad bu yapıtınızı ne kadar zamanda yaptınız?" diye o da cevap vermiş; "50 yıl + 5 dk" Benimki de öyle bir şey işte. Yaklaşık 2.5 sene uğraştık albüm için ama bunun ortaya çıkışı 50 sene + 2.5 yıl oldu. İçinde dediğiniz gibi her şey var; çünkü bu albüm bir çeşit sentez oldu benim için.

"...Herşeyiyle (ölümüyle birlikte) yaşam çok güzeldir..."

"Aşkı elinden alan olsa da / Üzülme Üzülme sakın / Seni ateşe salan olsa da / Bağınla bahçen talan olsa da / Hayata küsme yaşamak güzel şey / Yeter ki ölüm olmasa.
Umudun yitip gitmiş olsa da / Paranla pulun da bitmiş olsa da / Kader köşeye itmiş olsa da / Üzülme sakın Hayat güzel"
Bu kadar pozitivist mi siniz?


Pozitivistim, hatta buradakinden daha da fazla. Ama burada diyor ki "yeter ki ölüm olmasa". Burada ölümü kabul etmeyen bir görüş var. Böyle düşünmüyorum esasında. Ölüm benim için hayatı yaşamak kadar deneyimlenmesi hoş olan bir şey. Bunu nasıl bu kadar kesin söyleyebiliyorum? Çünkü bu konuda yaşadığım deneyimlerim var. Ölümü yok olmak gibi alan bir insan için bu bir korkudur, felakettir. Ama bence ölüm, nasıl bir odadan diğerine geçiyorsak onun gibi bir geçiştir.

Bestelerinizi kendiniz yaparken sözlerinizi hazır güftelerden kullanıyorsunuz. Doğan Canku'yla bugüne gelen bir stili var. Yaptığınız müzik sizi iyi ifade ediyor mu?

Parçalarım bütünüyle beni anlatıyor diyebilirim. Enstrümantal parçalarda zaten böyle bir sorun yoktur ama sözlü parçalarımda da sözlerini ben yazmış olmasam da bu sözleri bir tür sipariş ediyorum. Konunun şöyle olması veya şunu şöyle ifade etmesi gibi söz yazarı arkadaşa açıklamalarda bulunuyorum. Örnek vermem gerekirse son albümümde "Çağlayanla sohbet" parçamda neden "Çağlayan"ı seçtiğimi, onunla nasıl sohbet ettiğimi ayrıntılı olarak söz yazarı Ebru Berker'e açıklamıştım. O parçanın ismi daha sözleri yazılmadan önce konmuştu. İnsanlar şarkılarımdaki sözlerin, müziklerin ve davranışlarımın çelişmediğini ve beni yansıttığını çok kolay bir şekilde gözlemleyebilirler.

"...hiç bir zaman bir flamenkocu olmak istediğim için çalışmadım..."

Bahsettiğiniz gibi bugüne kadar olan deneyim ve tecrübelerinizi sentezleyerek bir stil yarattınız. Gelişiminiz sırasında Türk müziği konusunda babanızla çalıştınız ve konservatuarda eğitim aldınız. Peki Flamenko konusunda kimlerle çalıştınız?

Türk müziği bilgilerimi babam Şeref Canku'dan aldım. Konservatuara kadar keman öğrendim. Konservatuarda da çello ve piyano eğitimi gördüm. Gitara da konservatuarda bulduğum kırık dökük bir gitarla kendi başıma başladım. Ben şimdi öğrencilerime 10 saniyede raskuado tekniğini gösterebiliyorum ama o zaman video imkanımız da olmadığından sinemalara gidip gitarı çalan kişinin yaptığı pozisyonları tekrar tekrar izleyerek bir şeyler öğrenmeye çalışırdım. Bir de o zamanlar Türkiye'ye çok fazla flamenkocu geliyordu. Yurt dışına konserlere gidip orada görüştüğüm kişiler de vardı. Tüm bunları birleştirip kendime özgü bir flamenko stili yarattım. Ama bunu yaparken de hiç bir zaman bir flamenkocu olmak istediğim için çalışmadım; flamenkoya karşı olan ilgimden ve merakımdan dolayı öğrendim.

Biraz da içinde yaşadığımız kültürden bahsedersek; çok değişik bir pop kültürü içinde yaşıyoruz. Bu yaşayışı davranışlarımızla, giyimimizle de gösteriyoruz zaten. Bunun müzik tarafını düşünürsek; çevremizdeki müziklerde çeşitli yoğunluklar var. İnsanların daha yoğun müzikleri dinlemeleri ve yapmaları için sizce ne yapılabilir?

Ben şuna inanıyorum; her bilinç kendini ifade eder ve her bilinç de bilinci nisbetinde bu ifadelerden payını alır. Bir tas ne kadar büyükse o kadarını alır gerisini alamaz, taşar. İnsanlar da bu tası büyütebilirler o da ayrı bir konu. Bilgi de geçerliliğini kaybedebilir ama kaybolmaz. Bir de insanların nefisleri ve ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar para olabilir, cinsellik olabilir, ün olabilir vs... Bu demin bahsettiğimiz gibi doğanın kendisinde var ve bu devinim bir şekilde devam ediyor. Yine müziğe dönersek birisi diyor ki; ben öyle bir parça yapayım ki bu parçanın insanlara yararı veya zararı beni ilgilendirmiyor. Amaçları nefislerini tatmin etmek. Bunu onlara sorarsanız bunun onları tatmin ettiğini söyleyebilirler. Ancak bir Aşık Veysel, bir Yunus Emre... Tepe tepe üstünde gezdirdin, bana meyvelerinden verdin, benim sadık yarim kara topraktır diyor. Ötekinin yanında sadece şu dörtlük bir hayat öğretebiliyor insana. Biri size bedensel hazlar veriyor; mesela sizi titreştiriyor, oynatıyor. Demek ki sanatın öncelikle insana verdiği güzellikler içinde güzellikleri bulmamızı ve bunu yaşamamızı sağlaması. Kökü de oradan gelmiyor mu sanatın? En büyük sanatçı kim; Yaratan Tanrı. Daha sanatı ve sanatçıyı bilmeyen bir bilinç de öte yanda. Ama tabii ki burada bu yolla para kazanan kişiler de var; plak şirketleri, menajerler vs...İşte tüm bunlardan kurtulmanın yolu da şu; "bilinçlenmek". Bu da eğitimle olabilir ancak. Bunun eğitimin alınabileceği yerler mi bulamıyorsunuz? Bakın bunun okulunu da açtım. Ben de jip kullanmak isterim ama öncelikli olarak param olursa buradaki 500 m2 yeri 1.500 m2 yapmak isterim. Sonra onu konservatuar, hatta konservatuarlar yapmak isterim.

O zaman bu okulu da insanlara yardım etmek ve bilinçlenme yolunda eğitim almak isteyenlere rehberlik yapmak için kurduğunuz söylenebilir mi?

Evet, okulumu daha bilinçli müzisyenler yetiştirmek için, yaratıcılıklıklarını en iyi şekilde kullanmaları için, yapacakları müzikte daha dikkatli olmaları için açmış bulunuyorum. Burada görevli tüm öğretmenlerle de amacımız bunu gerçekleştirmek ve bilinçlendirmek. Düşünebiliyor musunuz ki bir şarkı bir insanın ölümüne neden oluyor?


"...Tam intihar edeceği sırada radyoda benim o şarkımı duyup intihardan vaz geçmiş..."

Falco'nun "Jeanny" şarkısıydı sanırım.

Bir tane de bizde vardı.

"Bu akşam ölürüm. Beni kimse tutamaz" o zaman.

Gibi bir şarkıydı sanırım. Söyleyen çocuk da tasvip etmiyor olanı ama arabesk de öyle; karamsarlığa itiyor insanı. Geçenlerde biraz önce bahsettiğiniz "Aşkı elinden alan olsa da..." şarkım hakkında bir bayan bana gelip "biliyor musunuz?" dedi "sizin o şarkınız benim hayatımı kurtardı" dedi. Hanımefendi birgün intihar etmeye kararvermiş. Tam intihar edeceği sırada radyoda benim o şarkımı duyup intihardan vaz geçmiş. "Beni hayata bağladı o şarkı" diyor. Şimdi bundan gurur duymaz mısınız?

"Mutlu" bir kişi misiniz?

Ben kendi dünyamda ve çevremde çok mutlu bir insanım. Doğa ve yaşama sevgisi ile doluyum. Örümcekten akrepe kadar tüm hayvanları seviyorum. Çiçekler deseniz öyle. Ben "can"ı seviyorum. Canlı olan herşey değerlidir ve önemi vardır. İşte ben bu önemin bilincindeyim ve bu bilinçle yaşıyorum. Bundan dolayı da çok mutluyum.

Ben biraz da İnternet hakkında sorular sormak istiyorum;

Bakın bu konu hakkında bilgim yok işte.

Biraz önce de konuştuğumuz gibi herkesin herşeyi bilmesi tabii ki imkansızdır, ancak bu konudaki ilginizi merak ediyoruz.

İnternetle ilgim tabii ki var. Dersanemde de bulunan bilgisayarlarla bağlantımız yapılıp araştırma ve çalışmalar için kullanılıyor. Albümümle ilgili eleştiriler, yaptığım kendi araştırmalarım vs... konularında kullanıyorum. Fakat ben öyle kendimi kaybedip sabahlara kadar İntenette gezinen bir kullanıcı değilim. Araştırmalar için çok fazla malzeme var ama bunları değerlendirecek zamanım yok. Şimdi bir web sitesi hazırlatıyorum. Merak edenler sitenin tamamlanmasından sonra bana yöneltilen tüm sorular ve hakkımda öğrenmek istedikleri herşeyi orada bulacaklar.

İntenette beğendiğiniz müzik siteleri var mı?

Açıkçası devamlı gittiğim bir site yok. Araştırma yapmak istediğim zaman da bu konuda yakınlarıma danışıyorum. Onlar bana istediklerimi buluyor veya yönlendiriyorlar. Bence İnternet de kredi kartı gibi. Hani cebinizde oldukça gördüğünüz bir şey; "hadi alsana, nasıl olsa para vermeyeceksin" gibi sizi kullanmaya itiyor. İnternet de öyle; girip bir bakayım dediğin zaman bir saatler kurtulamıyorsun ondan. Bu konuda da yaşamımızda olduğu gibi bir dengenin olması gerekiyor. Bu denge sonucunda gözleriniz bozulmaz, kafamızı boş şeylerle doldurmaz ve uykusuz kalmazsınız.

Son olarak İnternette kültür adına yaptıklarınız dışında ne yapılabilir?

Şimdi benim bir program projem vardı ve bunun için tüm televizyonları dolaştım. Müzik , yoga, beslenme, meditasyon, rehabilitasyon gibi insanlara çok yararı olacağına inandığım birçok konuyu kapsayan bir program olacaktı.

Bu projenize ne oldu?

Çok ciddi bulundu(!).
Hatta içinde çok magazin sayılabilecek öğeler de vardı; örneğin yoga uçuşu çok magazinel bir olaydır. Belki bu projenin İnternette gösterimi sağlanabilir.

Sayın Doğan Canku; bu sıcak sohbet için çok teşekkür ederiz.


Ben teşekkür ederim.

Tolga GÜLEN

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.