|
FATİH ERKOÇ
Bir
enstrüman bir insan, çok enstrüman; orkestra... "Fatih Erkoç"
Türk popunun, cazının ve sahne müziğinin tanınmış, hatta yakın takibi
yapılan bir ismi. Yüksek sahne performansı ve neredeyse iki elin parmaklarından
daha çok enstrüman bilgisi ile dinleyenlerine müziğin en temiz ve kalitesini
vermek amacında. AFM Kerem Görsev'de program yapan Fatih Erkoç
ile çok keyifli bir söyleşi yaptık.
Geçtiğimiz haftadan beri AFM Kerem Görsev Jazz Bar'da program yapıyordunuz
ve bu gece de son geceniz. Öncelikle programlarınızın bir değerlendirmesini
istesek?
18
Nisan ile 21 Nisan arası AFM Kerem Görsev Jazz Bar'da ben ve grubum
program yaptık. Bu akşam da 4. ve son akşamımız. Aslında bu tarihlerde
biz çıkmayacaktık burada. Bir başka grup çıkacakmış. O grup gelemeyince
Kerem bana rica etti. Biz de AFM Kerem Görsev Jazz Bar'ı çok sevdiğimizden
kırmadık ve bu keyifli ortamda çok keyifli bir hafta geçirdik. Zaten daha
önce de burada programlar yapmıştık. Yanlız hafta benim çok rahatsız olduğum
bir haftaya denk geldi. Özellikle Çarşamba ve Perşembe akşamları şarkı
söylemekten çok, enstrümantal parçalarla programımızı götürdük.
Geçmiş olsun...
Teşekkür ederim. Cuma akşamı ve bu akşam gördüğünüz gibi şarkı söyleyip,
enstrüman çalarak programımızı gerçekletiriyoruz.
Sanırız AFM Kerem Görsev Jazz Bar'ı ortam olarak da çok seviyorsunuz?
Evet çok doğru. Genelde bar ortamlarını sevmiyorum. Bir de Anadolu yakasında
eski "Korsan Bar" var. Başka işlerim olmadığında orada program
yapıyorum. Oranın sahibi de çok sevdiğim bir arkadaşımdır. Orada daha
başka bir içerikle seyirci karşısında oluyorum. Burası da bildiğiniz gibi
bir "Jazz Bar". Ama öyle çok koyu bir caz yapmıyoruz, daha yumuşatıyoruz.
İnsanların sevdiği, daha kulaklarına aşina şarkıları seslendiriyoruz.
Sanırız seyirci de bundan çok memnun ki salon sok derece dolu...
Sürekli
seyircisi ile program yapan sayılı sanatçılarımızdansınız. Seyircinizin,
sizin nerede çıktığınızı bilmesi yeterli. Bu bağı sanıl kurdunuz?
Program yaptığım yer bar da olsa başka bir yer de olsa dediğiniz gibi
beni takip eden bir dinleyici kitlem var. Sağ olsunlar beni hiç yalnız
bırakmıyorlar. Özellikle beni sahnede görenler dediğiniz gibi hiç kaçırmıyorlar.
Bazen biz ekstra tabir edilen (one night show) gecelere gideriz. Özel
düzenlenen gecelerdir bu geceler. Öreğin bayi toplantıları gibi.
Ekstralarda
ne tip müzikler yapıyorsunuz?
O tip ortamlarda daha ortama uygun müzikler çalıyoruz tabii ki. Hatta
İngilizce, Türkçe karışık bir programımız oluyor. Ayrıca kendimizi müzik
türü olarak da sınırlandırmıyoruz; cazdan tutun da Türk müziği, alaturka,
insanlara hoş vakit geçirten müzikleri yapıyoruz. Ud götürüyorum bunun
için veya yemek yerlerken kemanla bir kaç parça çalıyorum. Çok keyifli
geçiyor. Bunun sonunda da televizyonda göründüğüm gibi olmadığımı hatta
daha da sıcak olduğumu söylüyorlar. Tabii ki önce siz eğleneceksiniz ki
seyirci de eğlensin. Ben çok eğleniyorum. Seyirci de daha programın başında
müziğimize tepki verip aramızda sıcak bir kontak sağlandığı zaman çok
keyifli geçiyor işte.
Trombon,
Flüt, Gitar, Bas Gitar, Keman, Saksafon, Trompet, Ud... saymayı unuttuğum,
çaldığınız başka enstrüman var mı?
Hemen hemen hepsini saydın zaten ama vardır daha üç beş tane :o)) (Gülüyor)
Sahnede birden fazla ensrüman çalıp ilginç showlar da yapınca seyircinin
ilgisini çekiyor tabii ki. Örneğin gitarı başımın arkasına alıp 1960'ların
rock starları gibi sololar atmam ilgi görüyor.
"Fatih Erkoç" dendiğinde onun için "Türkiye'nin Steve Wonder'ı" da
deniyor. Bu saptamada ses tonunuz ve pop-caz kökenli müziğinin de etkisi
var tabii ki. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?
Aslında bu çok doğal. Çok uzun süreler kendime Steve Wonder'ı bir
idol olarak seçtim. Onun yaptığı müzik ve yorum bana çok hitap ediyor.
Onu ilk dinlediğim yıldan beri (ki 1970'lere kadar gidiyor) çok büyük
bir etkileşim oldu bende. Ben bazen Türkçe söylediğimde bile onun gırtlak
namelerini yapmaya çalışıyorum. Son zamanlarda ise daha özgün bir şeyler
yapmaya çalışıyorum. İngilizce bile söylesem Wonder'a benzetmemeye çalışıyorum.
Tabii biraz önce bahsettiğim gibi bir ekstradaysam, o zaman parçanın çalındığı
veya sanatçının söylediği gibi söylenmesi gerekiyor.
Cover
parçaların olabildiğince orjinal parçaya yakın olması gerekir çünkü.
Evet. O ortamlarda da o gerekiyor zaten. İnsanlar eğlenmeye geliyor ve
sanki müziği Cd'den dinliyorlarmış gibi olduğunda daha mutlu oluyorlar.
Avrupada 11 yıl çalıştığım zaman da bu böyleydi.
Türk popunda bir çok kişinin yapmayı istediği ama ticari kaygılar nedeniyle
kaçındığı pop-caz müzik yapıyorsunuz. Albümlerinize bakarsak bu hava en
çok son albümünüz olan "Fatih Erkoç"ta ağır basıyor. Sanırız artık o hep
bahsedilen "ticari kaygı"lardan kurtuldunuz?
Benim müziğim pop-caz gibi değil aslında. İçinde caz esintileri
var demek daha doğru olur.
Armonisi tamamen caz armoni ama?
Orası öyle. Daha geçen gün bir grup dinledim. Aslında pop müzik yapıyorlar,
neydi isimleri unuttum. Ama parçalarının ortasına öyle bir solo koymuşlar
ki? O solo ile albüm caz albüm olmuyor. Dediğim gibi caz tınıları veya
esinlenmeleri var.
Prodüktörlüğe
de soyunmuş bir kişi olarak Türk popunda bu yönde çalışma yapmak isteyenlere
destek verecek misiniz? Çünkü siz bu kaygıyı 6. albümünüzde yendiniz.
Eğer size bu ortamı hazırlayan birileri olsaydı çok daha önce kendi müziğinizi
gerçekleştirmiş olacaktınız?
Bence böylesi daha iyi alsında, çünkü bu şekilde bazı şeyler hazmetmiş
olarak bu noktaya geldim. Belki 3 sene önce bu albümü yapsaydım bu kadar
başarılı olmazdım. Ayrıca son albümüm; "Fatih Erkoç" gerçekten içime sindi.
Yapımcıyla da %100 anlaşınca çok keyifli bir çalışma oldu hepimiz için.
Çok hareketli bir müzikal geçmişiniz var. Daha 3 yaşınızdayken keman
ile tanışmışsınız ve müzik dünyasının içine küçücükken girmişsiniz. Hani
bir tartışma var; "Okullu mu - Alaylı mı?" diye. Siz ne düşünüyorsunuz
buy konuda?
Sanırım her ikisinden de biraz olmak gerekiyor. Ben de zamanında
konservatuarda yatılı okudum. Ama daha o zaman kaçarak dışarıdaki orkestralarda
işler yaptım. Gerçi her ikisi de ayrı dünyalar. Örneğin okulda dersinize
veya seslendireceğiniz parçaya ciddi zaman ayırıp çalışmanız gerekir.
Piyasa da ise amaç müzik yapmaktır.
İyi
bir öğrenci miydiniz?
Okulda çalışmam gereken diğer dersler (ki müzik dışındaki dersler özellikle)
ile aram hiç iyi olmamıştı; Tarih, Coğrafya vs... Dolayısı ile konservaturadayken
5. sınıftan ayrıldım. Hocalarım beni sınıfta bıraktılar çünkü. Daha sonra
11 yıl Norveç'te oturdum, evlendim ve müzik yaptım. Norveçli eşimin yeğenleri
vardı. Orada bulunduğum 11 sene içinde kimsenin sınıfta kaldığını duymadım.
Zaten konservatuardayken 17-18 yaşında, aklı bir karış havada bir çocukken
eğitimcilerin yönlendirmesi gerekiyor kişiyi. Bu bağlamda öğretmenlerime
çok kızgınım. Bir de İlkokuldayken öğretmenim beni sınıfta bırakmıştı.
Onun nedeni de "yaramaz" olmam. Ona da çok kızgınız. "Yaramaz"
diye çocuk sınıfta bırakılır mı yahu? Ortaçağ zihniyeti gibi bir şey bu.
Şimdi düşününce gerçekten kızıyorum. Biraz müsaamalı olabilir ve beni
yönlendirebilirlerdi. Nitekip fizik öğretmenim gitti ve yerine bir başka
fikip öğretmeni geldi. 2 olan notum bir anda 7 oldu. Nasıl oldu bu? Demek
ki öğreticiden ve yaklaşımdan kaynaklanıyordu.
Müzikteki durum nasıldı peki?
Benim ana çalgım Trombon'du ama ben yardımcı enstrümanım olan Piyano
derslerime daha çok çalışırdım çünkü hocayı severdim.
Yeni albüm çalışmanız ne durumda?
Elimde bir sürü şarkı var. Ama bunlar farklı türlerde. Bu arada 5-6 tane
Türkü besteledim ki hiç adetim olan bir şey değildir. Şimdilerde Türkülerde
çok etkileniyorum. Türküler bana çok daha müzikal geliyor. İçlerinde yalan-dolan
yok, çok daha saf ve temiz geliyor. Çünkü ben bir müzik dinlediğim zaman
o müziğin ne kadar samimiyetle yapıldığını anlıyorum.
Sadece
prozodinin (müzik ile söz uyumu) olması yeterli olmuyor tabii ki.
Tabii ki. Yazılan şarkı sözünden tutun da yapılan arajmana ve çalanların
duygularına kadar hepsi yapılan müziğin kalitesini etkiliyor. İşte bunu
halk müziğinde daha kaliteli buluyorum. Bir de uzun zaman gözden-kulaktan
ırak kalan bir müzik oldu halk müziği. Artık eskisi kadar çalınmıyor ve
belki de bundan dolayı bir özlem de oluştu ona karşı bende. Çünkü bir
dönem Türküler çok çalınırdı. Şimdi biraz özledik.
İnternet ile olan ilginizi öğrenebilir miyiz?
Evet kullanıyorum ama çok faal bir kullanıcı değilim.
İnternet'i hangi alanlarda kullanıyorsunuz?
Motosikletler, uçaklar gibi hobilerim var. Onlar hakkında araştırmalar
yapmak ve bilgi toplamak için kullanıyorum. Alış-veriş, 3-5 arkadaşımla
chat için ve Türkye'de bulamadığım albüm ve kitapları sipariş etmek için
kullanıyorum.
Sayın Fatih Erkoç, çok teşekkür ederiz.
Rica ederim.
Tolga GÜLEN
|