|
Türk
popunun geç yeteneklerinden biri o... Sadece sesi ile değil, fiziği, gitarı,
besteleri ve showlarıyla da isminden söz ettiren bir sanatçı. Şu günlerde
yepyeni bir heyecan yaşıyor... Her sanatçı için neredeyse bir çocuğun
doğumu kadar önemlidir yeni albümü. İşte o da yepyeni müzikleriyle, günceli
kulaklarımıza getiriyor; "Kenan Doğulu".
"Ex Aşkım" için sizlerle görüştük...
İlk çıkışınız "Yaparım bilirsin" idi. Ama biz sizin yapıp yapamayacağınızı
bilmiyorduk. Sonra anladık ki bir çok dinleyicinin kalbini yaktınız müziklerinizle.
Kenan Doğulu karşımıza söz yazarı, besteci ve gitarist olarak çıktı. Peki
Kenan Doğulu o noktaya nasıl geldi?
Babam
Yurdaer Doğulu, Türkiye'nin en ender müzisyenlerindendi. Zamanın
sanatçılarına, orkestrası ile eşlik etmiş ve büyük müzik işlerine imza
atmış. Zeki Müren, Ajda Pekkan, Nilüfer, Muazzez Abacı gibi sanatçıların
albümlerine eşlik etmiş olan çok saygın bir kişiydi. Biz de (yani Ozan
ve ben), öncelikle böyle bir ortamda büyüdük. 5 yaşında Belediye Konservatuarına
birincilikle girdiğimde piyano bölümüne başlamıştım. 6 sene piyano bölümünde
öğrenim gördükten sonra nefesli sazlar bölümüne yazıldım. Bunun da nedeni
gitar bölümüne geçmek istememdi. 1 sene süren o geçiş döneminde Flüt çaldım.
Sonra da gitar bölümüne girip eğitimimi aldım. Halen de gitar, o günden
beri ana enstrümanım oldu.
Sahneye çıkmanız nasıl oldu?
Konservatuara
gittiğim dönemde bir yandan da okuluma gidiyordum. Konservatuara da yarı
zamanlı öğrenim görüyordum ve artık yetiştirememeye de başlamıştım. Okuldan
gelip 18:30'daki son derse yetişmeye çalışıyorum. Sonra tekrar evime dönmem
21:00'i buluyordu. Bu da konservatuar eğitimimi tamamlayamamama neden
oldu. Kültür Kolejine giderken bir Pizzacıda gitar çalıp şarkı söyleyerek
sahne hayatıma başladım. İlk kazandığım para olan 50.000 lira halen gitarımın
kabında durur. Kazandığım paralarla geleceğime yatırım yapmaya başladım.
Daha iyi gitar, daha iyi tel, pena vs... almaya başladım. Sahne tecrübemi,
müzikal kariyerle destekleyince giderek sivrilmeye başladım. 18 yaşımdayken
Ataköy'de bulunan "Kapkara" da ilk solo sahne çalışmamı yaptım. Kısa bir
sür sonra da Etiler'deki Kapkara'ya geçtim. O transfer benim için çok
büyük bir dönüm noktasıydı, çünkü zamanın önde gelen bir çok müzisyeni,
eğlenmek için oraya gelirlerdi. Fatih Erkoç, Sibel Tüzün, Mine, Ajlan
ve daha bir çok isimle aynı sahneyi paylaştım, program yaptım.
Şu an sayfalarımızda Sibel Tüzün'le yaptığımız röportaj var; o da "Kapkara"dan
bahsetmişti...
Öyle
mi? Güzel günlerdi o günler. İstanbul gece hayatının o dönemki kalbiydi
orası. Haftada 7 gece çalışan bir başka klüp yoktu, halen de olmadı zaten.
O günlerde (hiç abartmıyorum) bir çok plak şirketi sahibi peşimdeydi.
Her gece biri gelip programımı izler ve kaset tekliflerinde bulunurdu.
Ama ben çok sevdiğim ve inandığım Naci Bayşu'yla çalışmayı seçtim. Naci
Bayşu da kendi şirketini kurmak istiyordu. Abisi Osman'a beni dinletti,
amacını söyledi ve bu yolla şirketini kurmuş oldu. İlk albümüm olan "Yaparım
bilirsin" işte böyle bir ortamda çıktı. İçindeki parçalar da bugüne kadarki
birikimimin düzenlenmesiydi. Ve işte o noktadan başladık...
Yine uzun bir süre öncesine dönmek isterim; Eğer yanılmıyorsam o zamanın
"Turnike" isimli yarışma programına katılmıştınız. Beraberinizde de Tarkan,
Mustafa Sandal ve Burak Kut var idi. O gün ekranlardan; "Biz yeni popçular,
dayanışma içindeyiz" mesajını verdiniz. Bunun nedeni neydi?
Aynı
dönemde yaşayan, aynı sorunları paylaşan sanatçılardık. Hiç birimizin
kaprislerinin de olmadığı bir dönemdi o dönem. O yüzden o günlerde Tarkan,
Kenan Doğulu, Mustafa Sandal, Çelik ve Burak Kut gibi isimle aynı programda
bulunabiliyordu....
Bu trend daha sonra aynı şekilde gitti mi?
Aslında
o trend aynı şekilde gitti ama şartlar değişti. Ama zaman içinde herkesin
çok farklı istek ve talepleri oluştu. Tüm bu isimlerin de kendilerine
has tavır, dayranış ve istekleri var. Bu yüzden soruna "eskisi kadar kolay
değil" diyebilirim. Ama halen fikren hiç birimiz buna soğuk bakmayız.
Dönem dönem belli proje ve çalışmalarda da bulunuruz.
Kenan Doğulu'nun vitrininin ardından onu sürekli destekleyen çok önemli
bir güç var; "Ozan Doğulu". Aslında Kenan Doğulu'yu buraya gelmesinde
"Ozan"ın da büyük bir rolü var diyebilir miyiz?
Tabii
ki söyleyebiliriz. Hem insan olarak var, hem de müzisyen olarak... Ozan
benim en iyi arkadaşım. Çok akıllı ve sevilen bir insan. Ona sadece müzikal
anlamda değil, bir çok konuda bir çok şey danışırım. Müzikal anlamda da,
henüz keşfedilmemiş bir dahi olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki aylarda kendi
albümü de piyasaya çıktığında insanlar bunu çok daha iyi anlayacaklar.
Geçenlerde bir arkadaşım "en iyi işlerini sana yapıyor ama..." dedi. Doğrudur,
bir anlamda da kardeşim çünkü. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Bu da müzikal
anlamda bizi hızlandırıyor.
Ayrıca da birbiriniz çok iyi tanıyorsunuz herhalde...
Tabii
ki; dinlediğimiz veya yaptığımız bir şarkının neresinin değişmesi gerektiğini,
neresini, nasıl değiştireceğimizi, hani leb demeden leblebiyi anlayabiliyoruz.
Zaman zaman başka aranjörlerle de çalışsak, yeni renkler yaşasak, endişesini
bazen yaşıyoruz. Hatta Ozan bana teklif etmişti; "bak istersen başka aranjörler
bulalım" diye... Ama ben çalışmalarımızdan, çıkan sounddan, parçaların
duygu yoğunluğundan çok memnunum. Farklı bir ses veya renk aradığımızda
da bunu yapıyoruz zaten ve yapacağız da...
Son albümünüz olan "Ben senin her şeyinim"den beri 2 sene geçti. Herkes
size "Ex Aşkım" için ne yaptınız diye sorar sanırım ama biz size daha
değişik bir soru soracağız; Bu süre içinde "kendiniz için" ne yaptınız?
Çok
önemli bir şey yaptım ve Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümüne yazıldım. Amerika'daki
okulumdan iki senelik diplomamı aldıktan sonra kalan derslerimi buraya
transfer ettirip 3. sınıftan itibaren Bilgi Üniversitesinin öğrencisi
oldum. Geçtiğimi süre içinde de normal bir öğrenci gibi okuluma gittim.
Hatta bir kaç hocam; "Buraya herkes profesyonel müzisyen olmaya geliyor,
müziği öğrenmeye ve hayatını garanti altına almaya geliyor, sen zaten
bu işi yapıyor ve para kazanıyorsun, burada ne işin var" diyen çok oldu.
Ama o eğitimi kendim için alıyorum. Müzik tarihini de öğrenmek hoşuma
gidiyor, müzik teorisini de... Ama çok iyi bir öğrenci olamıyorum. İyi
bir öğrenci olmak için çok iyi konsantre olmak gerekiyor ama ben işime
konsantreyim. İşte geçtiğimiz dönemin, kendim için yaptığım en olumlu
atılımı bu...
İkinci albümünüz olan "Sımsıkı"dan itibaren Kenan Doğulu bir simge
ile anılmaya başlandı; "Güneş". Hatta "Doğulu Productions"ın amblemi bile
oldu bu güneş. Bunun nedeni nedir?
Güneş'in
bir enerjisi olduğuna, sağlık ve sıhhat verdiğine inanıyorum. Ayrıca da
uğuruna inanıyorum. Güneşin tüm dünyayı yönlendirdiğine, büyük bir güç
olduğuna ve aynı zamanda da ulaşılmaz olduğuna inanıyorum. Güneş' gitmek
mümkün olmadığı gibi, gidilince de ne görüleceği bilinmiyor. Uğuruna inandığım
dönemde işlerimin çok yolunda gitmesi sonucu kaldı...
Belki çok klasik olacak ama şarkılarınızı kim için yazıyorsunuz?
Hiç
bir şarkımı özel bir isme yazdığımı hatırlamıyorum. "Aaa bak bu şarkımı
senin için yazdım" gibi insanların sevgililerine şarkılar yazdıklarını
da biliyorum. Ben daha çok çevremdeki olaylardan esinleniyorum. Şarkımda
bahsettiğim aşk, benim aşkım olmuyor. Veya bir ayrılık şarkısıysa şarkım,
yine çevremde eşinden ayrılmak üzere olan bir dostumun halinden etkilenebiliyorum.
Hiç görmediğim bir kızın resmine bakarak bir beste yapabiliyorum. Zaten
sanatın gücünün belki de yarısından fazlasının hayalgücünden geldiğine,
bilgiye dayalı kısmını da yüzdeye vurursak çok çok az bir kısma denk düşer.
Yaratıcılık ve hayalgücü her an hayatımızda ve bu yüzden şarkıların çoğunda
da bunlar var.
Daha belirgin sorarsam "Tutamıyorum zamanı" isimli parçanızı ne veya
kim için yaptınız? Neyi düşündünüz o parçayı yaparken?
"Tutamıyorum
zamanı" aslında çok güncel bir sorunumuz. Kimseye zaman yetmiyor. Herkesin
zamanı paylaşımı ve yaşaması farklı. Çok da hızlı geçiyor ve bir bakıyorsunuz
ki Aralık gelmiş, "Bu yıl da bitti" diyorsunuz. İnsanların, bu zaman yokluğunda
gereksiz aşklar, kinler, savaşlar ve sorunlarla uğraşmamasını istiyorum.
"Tutamıyorum zamanı" aslında bu haykırışın bir ifadesi. Ayrıca "Aşk" ile
kaybedilen zaman da çok gereksiz geliyor bana. Gerçi bu hatayı ben de
yapıyorum. Şarkım da işte bunları anlatıyor.
Şarkıda yaşanan o ayrılığı da hüzünlü bir şekilde kabulleniş de var
zaten...
Dediğin gibi şarkıda o ayrılığı hüzünlü bir kabulleniş var ama dönersen
de kalbimde tahtın olur diye de bir uyarı var. Veya gittiğin yerde kal
ve mutlu ol, mutlu olmadığını görürsem gelir seni ben alırım diyor...
Gelelim "Ex Aşkım"a. İlk defa bir albümünüzde 1'den çok sizin olmayan
şarkı var. (İlhan Şeşen, Sezen Aksu, Şehrazat ve Kerem Güney) Hatta ilk
defa bir Sezen Aksu şarkısı var. Bu "artık Kenan Doğulu kabuk değiştiriyor
"mu oluyor?
Kullandığın
tabir güzel bir laf; "kabuk değiştirme"... Yıllardır yapmak isteyip yapamadığım
bir şeydi benim için. Bir şarkıcının başka bestecilerin bestlerini söylemesi
kadar doğal bir şey yoktur ama ben hiç bir zaman kendimi bir "şarkıcı"
olduğumu ve güzel şarkı söylediğimi kabul etmedim. Son zamanlarda bana
bunu kabul ettirdiler. "Sen iyi bir şarkıcısın, müzisyen olduğun için
doğru notalara doğru zamanlarda basıyorsun, doğru tonluyorsun ve duygu
veriyorsun" diyenler çoğaldı ve bunun sonucunda yorumcu kimliğimi ön plana
çıkartmam gerektiğini düşündüm. Durum böyle olunca beste almam gerekti.
Dört bir yana haber saldık ve haber gelen yerlerden de albümdeki şarkıları
seçtik. Tabii ki şarkıların seçimi de oldukça uzun oldu. En basitinden
Sezen Aksu'nun 5 şarkısını dinledik, söyledik ver birine karar verdik.
Albümdeki şarkılar da Kenan Doğulu şarkılarından biri gibiler. Parçaları
aynı zamanda kendinize göre de adapte ettimişsiniz.
Tabii ki. En basitinden Elveda Meyhaneci (ki albümde üzerinden en çok
çalıştığımız parça o oldu) 4 veya 5 değişik aranje ile parçayı işledik.
Sonunda albüme dinlediğiniz yorumunun girmesini kararlaştırdık.
"Ex Aşkım"ın, diğer albümlerinize göre ayrıcalıklı yanı ne?
"Elveda
Meyhaneci" şarkısının başında babamın gitar kayıtlarıyla başlıyor. İlk
defa bir albümüme babamın da katkısının olması benim için büyük bir sevinç.
Kerem (Güney) Abi'ye albüm hazırlığı sırasında telefon edip parçayı albümde
kullanmak istediğimi söyledim. O da kullanabileceğimi söyledi. Bu da beni
çok mutlu etmişti.
En sevdiğiniz şarkı hangisi? Bir de tüm albümleriniz içinde sizin
için en önemli ve sevdiğiniz şarkınız hangisi?
"Bu günüm sensiz geçti"... "Yaparım bilirsin" albümümdeki bu parça nedense
diğerlerinden daha özel oldu benim için.
Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ederim.
|
Kısa
kısa Kenan DOĞULU
|
| Burcunuz |
Terazi
|
| Doğum
tarihiniz |
31
Mayıs 1974 |
| Size
verilebilecek en iyi hediye nedir |
Yeni
bir "Play Station" oyunu |
| En
son izlediğiniz film |
Driver
(Yarışçı) |
| En
sevdiğiniz yemek |
Makarna |
| Vaz
geçemeyeceğiniz bir sey... |
Müzik |
| En
sevdiğiniz veya örnek aldığınız sanatçı |
Sting |
| En
sevdiğiniz albüm |
En
sevdiğiniz albüm Ex Aşkım |
Tolga GÜLEN |