Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
   Röportaj

Kenan Doğulu  "Ex Aşkım"ı sizin için imzaladı. Tıklayınız... Türk popunun geç yeteneklerinden biri o... Sadece sesi ile değil, fiziği, gitarı, besteleri ve showlarıyla da isminden söz ettiren bir sanatçı. Şu günlerde yepyeni bir heyecan yaşıyor... Her sanatçı için neredeyse bir çocuğun doğumu kadar önemlidir yeni albümü. İşte o da yepyeni müzikleriyle, günceli kulaklarımıza getiriyor; "Kenan Doğulu".

"Ex Aşkım" için sizlerle görüştük...

İlk çıkışınız "Yaparım bilirsin" idi. Ama biz sizin yapıp yapamayacağınızı bilmiyorduk. Sonra anladık ki bir çok dinleyicinin kalbini yaktınız müziklerinizle. Kenan Doğulu karşımıza söz yazarı, besteci ve gitarist olarak çıktı. Peki Kenan Doğulu o noktaya nasıl geldi?

Babam Yurdaer Doğulu, Türkiye'nin en ender müzisyenlerindendi. Zamanın sanatçılarına, orkestrası ile eşlik etmiş ve büyük müzik işlerine imza atmış. Zeki Müren, Ajda Pekkan, Nilüfer, Muazzez Abacı gibi sanatçıların albümlerine eşlik etmiş olan çok saygın bir kişiydi. Biz de (yani Ozan ve ben), öncelikle böyle bir ortamda büyüdük. 5 yaşında Belediye Konservatuarına birincilikle girdiğimde piyano bölümüne başlamıştım. 6 sene piyano bölümünde öğrenim gördükten sonra nefesli sazlar bölümüne yazıldım. Bunun da nedeni gitar bölümüne geçmek istememdi. 1 sene süren o geçiş döneminde Flüt çaldım. Sonra da gitar bölümüne girip eğitimimi aldım. Halen de gitar, o günden beri ana enstrümanım oldu.

Sahneye çıkmanız nasıl oldu?

Konservatuara gittiğim dönemde bir yandan da okuluma gidiyordum. Konservatuara da yarı zamanlı öğrenim görüyordum ve artık yetiştirememeye de başlamıştım. Okuldan gelip 18:30'daki son derse yetişmeye çalışıyorum. Sonra tekrar evime dönmem 21:00'i buluyordu. Bu da konservatuar eğitimimi tamamlayamamama neden oldu. Kültür Kolejine giderken bir Pizzacıda gitar çalıp şarkı söyleyerek sahne hayatıma başladım. İlk kazandığım para olan 50.000 lira halen gitarımın kabında durur. Kazandığım paralarla geleceğime yatırım yapmaya başladım. Daha iyi gitar, daha iyi tel, pena vs... almaya başladım. Sahne tecrübemi, müzikal kariyerle destekleyince giderek sivrilmeye başladım. 18 yaşımdayken Ataköy'de bulunan "Kapkara" da ilk solo sahne çalışmamı yaptım. Kısa bir sür sonra da Etiler'deki Kapkara'ya geçtim. O transfer benim için çok büyük bir dönüm noktasıydı, çünkü zamanın önde gelen bir çok müzisyeni, eğlenmek için oraya gelirlerdi. Fatih Erkoç, Sibel Tüzün, Mine, Ajlan ve daha bir çok isimle aynı sahneyi paylaştım, program yaptım.

Şu an sayfalarımızda Sibel Tüzün'le yaptığımız röportaj var; o da "Kapkara"dan bahsetmişti...

Öyle mi? Güzel günlerdi o günler. İstanbul gece hayatının o dönemki kalbiydi orası. Haftada 7 gece çalışan bir başka klüp yoktu, halen de olmadı zaten. O günlerde (hiç abartmıyorum) bir çok plak şirketi sahibi peşimdeydi. Her gece biri gelip programımı izler ve kaset tekliflerinde bulunurdu. Ama ben çok sevdiğim ve inandığım Naci Bayşu'yla çalışmayı seçtim. Naci Bayşu da kendi şirketini kurmak istiyordu. Abisi Osman'a beni dinletti, amacını söyledi ve bu yolla şirketini kurmuş oldu. İlk albümüm olan "Yaparım bilirsin" işte böyle bir ortamda çıktı. İçindeki parçalar da bugüne kadarki birikimimin düzenlenmesiydi. Ve işte o noktadan başladık...

Yine uzun bir süre öncesine dönmek isterim; Eğer yanılmıyorsam o zamanın "Turnike" isimli yarışma programına katılmıştınız. Beraberinizde de Tarkan, Mustafa Sandal ve Burak Kut var idi. O gün ekranlardan; "Biz yeni popçular, dayanışma içindeyiz" mesajını verdiniz. Bunun nedeni neydi?

Aynı dönemde yaşayan, aynı sorunları paylaşan sanatçılardık. Hiç birimizin kaprislerinin de olmadığı bir dönemdi o dönem. O yüzden o günlerde Tarkan, Kenan Doğulu, Mustafa Sandal, Çelik ve Burak Kut gibi isimle aynı programda bulunabiliyordu....

Bu trend daha sonra aynı şekilde gitti mi?

Aslında o trend aynı şekilde gitti ama şartlar değişti. Ama zaman içinde herkesin çok farklı istek ve talepleri oluştu. Tüm bu isimlerin de kendilerine has tavır, dayranış ve istekleri var. Bu yüzden soruna "eskisi kadar kolay değil" diyebilirim. Ama halen fikren hiç birimiz buna soğuk bakmayız. Dönem dönem belli proje ve çalışmalarda da bulunuruz.

Kenan Doğulu'nun vitrininin ardından onu sürekli destekleyen çok önemli bir güç var; "Ozan Doğulu". Aslında Kenan Doğulu'yu buraya gelmesinde "Ozan"ın da büyük bir rolü var diyebilir miyiz?

Tabii ki söyleyebiliriz. Hem insan olarak var, hem de müzisyen olarak... Ozan benim en iyi arkadaşım. Çok akıllı ve sevilen bir insan. Ona sadece müzikal anlamda değil, bir çok konuda bir çok şey danışırım. Müzikal anlamda da, henüz keşfedilmemiş bir dahi olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki aylarda kendi albümü de piyasaya çıktığında insanlar bunu çok daha iyi anlayacaklar. Geçenlerde bir arkadaşım "en iyi işlerini sana yapıyor ama..." dedi. Doğrudur, bir anlamda da kardeşim çünkü. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Bu da müzikal anlamda bizi hızlandırıyor.

Ayrıca da birbiriniz çok iyi tanıyorsunuz herhalde...

Tabii ki; dinlediğimiz veya yaptığımız bir şarkının neresinin değişmesi gerektiğini, neresini, nasıl değiştireceğimizi, hani leb demeden leblebiyi anlayabiliyoruz. Zaman zaman başka aranjörlerle de çalışsak, yeni renkler yaşasak, endişesini bazen yaşıyoruz. Hatta Ozan bana teklif etmişti; "bak istersen başka aranjörler bulalım" diye... Ama ben çalışmalarımızdan, çıkan sounddan, parçaların duygu yoğunluğundan çok memnunum. Farklı bir ses veya renk aradığımızda da bunu yapıyoruz zaten ve yapacağız da...

Son albümünüz olan "Ben senin her şeyinim"den beri 2 sene geçti. Herkes size "Ex Aşkım" için ne yaptınız diye sorar sanırım ama biz size daha değişik bir soru soracağız; Bu süre içinde "kendiniz için" ne yaptınız?

Çok önemli bir şey yaptım ve Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümüne yazıldım. Amerika'daki okulumdan iki senelik diplomamı aldıktan sonra kalan derslerimi buraya transfer ettirip 3. sınıftan itibaren Bilgi Üniversitesinin öğrencisi oldum. Geçtiğimi süre içinde de normal bir öğrenci gibi okuluma gittim. Hatta bir kaç hocam; "Buraya herkes profesyonel müzisyen olmaya geliyor, müziği öğrenmeye ve hayatını garanti altına almaya geliyor, sen zaten bu işi yapıyor ve para kazanıyorsun, burada ne işin var" diyen çok oldu. Ama o eğitimi kendim için alıyorum. Müzik tarihini de öğrenmek hoşuma gidiyor, müzik teorisini de... Ama çok iyi bir öğrenci olamıyorum. İyi bir öğrenci olmak için çok iyi konsantre olmak gerekiyor ama ben işime konsantreyim. İşte geçtiğimiz dönemin, kendim için yaptığım en olumlu atılımı bu...

İkinci albümünüz olan "Sımsıkı"dan itibaren Kenan Doğulu bir simge ile anılmaya başlandı; "Güneş". Hatta "Doğulu Productions"ın amblemi bile oldu bu güneş. Bunun nedeni nedir?

Güneş'in bir enerjisi olduğuna, sağlık ve sıhhat verdiğine inanıyorum. Ayrıca da uğuruna inanıyorum. Güneşin tüm dünyayı yönlendirdiğine, büyük bir güç olduğuna ve aynı zamanda da ulaşılmaz olduğuna inanıyorum. Güneş' gitmek mümkün olmadığı gibi, gidilince de ne görüleceği bilinmiyor. Uğuruna inandığım dönemde işlerimin çok yolunda gitmesi sonucu kaldı...

Belki çok klasik olacak ama şarkılarınızı kim için yazıyorsunuz?


Hiç bir şarkımı özel bir isme yazdığımı hatırlamıyorum. "Aaa bak bu şarkımı senin için yazdım" gibi insanların sevgililerine şarkılar yazdıklarını da biliyorum. Ben daha çok çevremdeki olaylardan esinleniyorum. Şarkımda bahsettiğim aşk, benim aşkım olmuyor. Veya bir ayrılık şarkısıysa şarkım, yine çevremde eşinden ayrılmak üzere olan bir dostumun halinden etkilenebiliyorum. Hiç görmediğim bir kızın resmine bakarak bir beste yapabiliyorum. Zaten sanatın gücünün belki de yarısından fazlasının hayalgücünden geldiğine, bilgiye dayalı kısmını da yüzdeye vurursak çok çok az bir kısma denk düşer. Yaratıcılık ve hayalgücü her an hayatımızda ve bu yüzden şarkıların çoğunda da bunlar var.

Daha belirgin sorarsam "Tutamıyorum zamanı" isimli parçanızı ne veya kim için yaptınız? Neyi düşündünüz o parçayı yaparken?

"Tutamıyorum zamanı" aslında çok güncel bir sorunumuz. Kimseye zaman yetmiyor. Herkesin zamanı paylaşımı ve yaşaması farklı. Çok da hızlı geçiyor ve bir bakıyorsunuz ki Aralık gelmiş, "Bu yıl da bitti" diyorsunuz. İnsanların, bu zaman yokluğunda gereksiz aşklar, kinler, savaşlar ve sorunlarla uğraşmamasını istiyorum. "Tutamıyorum zamanı" aslında bu haykırışın bir ifadesi. Ayrıca "Aşk" ile kaybedilen zaman da çok gereksiz geliyor bana. Gerçi bu hatayı ben de yapıyorum. Şarkım da işte bunları anlatıyor.

Şarkıda yaşanan o ayrılığı da hüzünlü bir şekilde kabulleniş de var zaten...

Dediğin gibi şarkıda o ayrılığı hüzünlü bir kabulleniş var ama dönersen de kalbimde tahtın olur diye de bir uyarı var. Veya gittiğin yerde kal ve mutlu ol, mutlu olmadığını görürsem gelir seni ben alırım diyor...

Gelelim "Ex Aşkım"a. İlk defa bir albümünüzde 1'den çok sizin olmayan şarkı var. (İlhan Şeşen, Sezen Aksu, Şehrazat ve Kerem Güney) Hatta ilk defa bir Sezen Aksu şarkısı var. Bu "artık Kenan Doğulu kabuk değiştiriyor "mu oluyor?

Kullandığın tabir güzel bir laf; "kabuk değiştirme"... Yıllardır yapmak isteyip yapamadığım bir şeydi benim için. Bir şarkıcının başka bestecilerin bestlerini söylemesi kadar doğal bir şey yoktur ama ben hiç bir zaman kendimi bir "şarkıcı" olduğumu ve güzel şarkı söylediğimi kabul etmedim. Son zamanlarda bana bunu kabul ettirdiler. "Sen iyi bir şarkıcısın, müzisyen olduğun için doğru notalara doğru zamanlarda basıyorsun, doğru tonluyorsun ve duygu veriyorsun" diyenler çoğaldı ve bunun sonucunda yorumcu kimliğimi ön plana çıkartmam gerektiğini düşündüm. Durum böyle olunca beste almam gerekti. Dört bir yana haber saldık ve haber gelen yerlerden de albümdeki şarkıları seçtik. Tabii ki şarkıların seçimi de oldukça uzun oldu. En basitinden Sezen Aksu'nun 5 şarkısını dinledik, söyledik ver birine karar verdik.

Albümdeki şarkılar da Kenan Doğulu şarkılarından biri gibiler. Parçaları aynı zamanda kendinize göre de adapte ettimişsiniz.

Tabii ki. En basitinden Elveda Meyhaneci (ki albümde üzerinden en çok çalıştığımız parça o oldu) 4 veya 5 değişik aranje ile parçayı işledik. Sonunda albüme dinlediğiniz yorumunun girmesini kararlaştırdık.

"Ex Aşkım"ın, diğer albümlerinize göre ayrıcalıklı yanı ne?

"Elveda Meyhaneci" şarkısının başında babamın gitar kayıtlarıyla başlıyor. İlk defa bir albümüme babamın da katkısının olması benim için büyük bir sevinç. Kerem (Güney) Abi'ye albüm hazırlığı sırasında telefon edip parçayı albümde kullanmak istediğimi söyledim. O da kullanabileceğimi söyledi. Bu da beni çok mutlu etmişti.

En sevdiğiniz şarkı hangisi? Bir de tüm albümleriniz içinde sizin için en önemli ve sevdiğiniz şarkınız hangisi?

"Bu günüm sensiz geçti"... "Yaparım bilirsin" albümümdeki bu parça nedense diğerlerinden daha özel oldu benim için.

Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ederim.

Kısa kısa Kenan DOĞULU
Burcunuz Terazi
Doğum tarihiniz 31 Mayıs 1974
Size verilebilecek en iyi hediye nedir Yeni bir "Play Station" oyunu
En son izlediğiniz film Driver (Yarışçı)
En sevdiğiniz yemek Makarna
Vaz geçemeyeceğiniz bir sey... Müzik
En sevdiğiniz veya örnek aldığınız sanatçı Sting
En sevdiğiniz albüm En sevdiğiniz albüm Ex Aşkım

Tolga GÜLEN
 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.