|
Kerem Görsev
"Ne
yazık ki Türkiye'de sanatın her dalında çalışmalarda bulunmak zor" "teknolojinin
beni zorlamasından da hiç hoşlanmıyorum"
Kerem Görsev ismini duymayan kalmamıştır içinizde. Cazın Türkiye'deki
misyoneri. Duygusal bir kişilik, lider bir kimlik. Sert duruşunun ardında
yumuşak ve bilgi saçan, heyecanlı, yeni projeler kovalayan bir müzik adamı
var.
Kerem Görsev'le son albümü ve Türkiye'de caz hakkında söyleştik...
Her biri diğerinden güzel altı albüm çalışmanız var; hangisi daha "Kerem
Görsev"?
Tüm
albümlerim benim değişik zaman tünellerinde yaşadığım ruh halleri, müzikal
yaşantı ve müzikal çevre ile oluşan albümlerdir. Açıkçası ben de bilmiyorum
hangisinin daha "Kerem Görsev" olduğunu ama hepsinin birbirine yakın yorumları
var. Bir kere hepsi aynı konseptte; birinde vokal var, birinde yaylılar
var, birinde trio var, birinde nefesliler var ama içeriğine bakıldığı
zaman albümlerin hepsinin özünde geleneksel caz enstrümanları ve geleneksel
caz formlarına bağlı olduğu açıkça görülebilir.
Sizce emprovizasyon (doğaçlama) nedir?
Öncelikle
ben klasik kökenli bir müzisyen olduğum için form müziğini seviyorum.
Cazdaki doğaçlama da standart bir kalıp üstüne (çaldığımız benim bestelerim
de olsa, diğer caz parçaları da olsa) hepsi neyin nereye gideceği ritmik
ve armonik olarak belli olan parçalardır. Klasik müzik gibi düşünülebilir.
Parçaların belli bir bölümünü çalıyorsunuz ondan sonra doğaçlamalar başlıyor.
Bu doğaçlamaları neye göre çalıyorsunuz?
Doğaçlamalar
kesinlikle forma göre çalınıyor. Doğaçlamalarda da bir form var; 16 ölçü
"A teması", 16 ölçü "B teması" ve sonra tekrar başa dönüyorsunuz, yani
"hadi gel kaptıralım, çalalım" gibi bir doğaçlama düşüncesi yok. Bundan
dolayı benim çaldığım doğaçlamalar "Terbiyeli Doğaçlamalar"dır. Nereye
gideceği form olarak belli ama ruh hali olarak belli değil. Dediğim gibi
doğaçlamanın trafiği belli ama içindeki ruhsal heyecanlar, oyunlar, kaçamaklar
belli değil. Bu ruhsal heyecanlar da o gün yaşadığımız olaylar, ortamdan
aldığımız elektrikle, insanlarla yaşadığımız ilişkilere bağlı oluyor.
Kısaca doğaçlamada neyin ne olacağı hiç belli değildir. Ama belli olan
bir şey vardır ki; çalınan parça her ne ise doğaçlamayı parçanın armonik
yapısı üzerine çalıyorsunuz.
1987'de bestelediğiniz "Expectations-Beklentiler"in ilk besteniz olduğunu
biliyoruz. Ondan önce hiç beste çalışmanız olmadı mı yoksa Kerem Görsev
bir anda kendini "besteci" olarak mı buldu?
Aslında
kendimi besteci olarak görmüyorum ama bir takım parçalar da besteliyorum.
Söylediğiniz gibi Expectations 1987'de oldu. O aralar ben çok iyi bir
caz dinleyicisiydim. Hala da öyle ama o parça benim hayatımdaki ilk bestemdir.
Gerçi ondan önce de bazı denemelerim olmuştu ama ben; demek ki yumurtanın
kırılma zamanı gelmişti ve ortaya "expectation" çıkmış diyorum. Ondan
sonraki besteleri ise daha mantıklı yapmaya başladım.
Daha geçenlerde caz severlere sunduğunuz "November in St Petersbug"
albümünüz diğerlerine göre daha ayrı bir karakterde.
Evet. Hem de çok ayrı bir karakterde.
Bunda
orkestra tınısının da etkisi var tabii ki. Orkestra ile albüm yapmak
nasıl bir duygu? Gelecekte Kerem Görsev'den bu gibi orkestralı projeleri
daha dinleyecek miyiz?
Bundan
sonra da konserler var. Mesela, Büyük Orkestra ile Lütfi Kırdar'da 3 Nisan'da
bir konser var. Çünkü orkestra ile müzik yapma geleneğini en büyük müzisyenler
çıkardılar. George Harring, Bill Evans bu müzisyenlerden sadece ikisi.
Görüldüğü gibi geleneksel caz sanatçılarının hepsinin bir valositle yaptıkları
albüm vardır. Benim de "Laid Back" albümüm Allan Harris ile. Bu albüm
de Bill Evans ve Toni Bennet'ten etkilenerek yaptığım bir albümümdür.
Ayrıca Nat King Cole'ün, Oscar Peterson'ın yaylılarla yaptıkları albümleri
var. Yaylılarla çalmak çok büyük bir heyecandır çünkü zaten, size alttan
rahat rahat yaylılar armoniyi verirler. Kısaca çok keyifli bir çalışma
oldu hepimiz için.
Albümde Erol Erdinç'le çalıştınız değil mi?
Evet. St.Petersburg Senfoni Orkestrasını Erol Erdinç yönetti,
parçaların aranjesini ve orkestrasyonunu da Kamil Özler yazdı.
Sizin bir özelliğiniz de müziğinizde yaşadıklarınızı anlatmanız...
Biraz duygusalım. Yaşadığım olayların etkisinde kalıyorum.
Parçalarınızın da hikayeleri var zaten.
Hepsinde bir hikaye var. Hiçbiri durup dururken çıkan veya boşu
boşuna yazılmış parçalar değil. Hepsi bir etkiyle çıkmış parçalar.
Peki albüm yapmak istediğiniz özel bir müzisyen var mı?
Özel
bir müzisyen? Tabii ki kafamda birkaç tane proje var. İnsanın aklına
zaman zaman takılıyor; yurt dışında üzerlerinden bal gibi tecrübe
akan insanlar biliyorum. Bir gün gelip onlar bu dünyadan göçtükleri
zaman bir daha yerleri doldurulmayacak. Beraber çalmak istediğim
çok müzisyen var. Umarım ileriki tarihlerde onlarla da beraber olabilirim.
Caz dinleyicisi Kerem Görsev'den her sene bir albüm dinlemeye alıştı.
Bu alışkanlık devam edecek mi?
Hayır.
Bu "her sene bir tane" diye değildi. Onların hepsi tesadüfen oldu biliyor
musunuz? Benim her sene bir tane albüm yapayım diye bir hazırlığım olmadı
ama 2001 yılının Ekim ayında çıkacak bir albümüm var.
"November in St. Petersburg" albümünüzden yine yaklaşık olarak bir
yıl sonra çıkmış olacak.
Doğru, miladi olarak bir sene olmuş oluyor. Mesela "November in
St. Petersburg" Nisan ayında çıktı. 2001 Ekiminde de "Warm Autumn"
adlı albümüm çıkacak. Bu albümün kayıtlarını da New York'ta yaptık.
|