|
Lauryn
Hill
"Miseducation
of Lauryn Hill" adlı ilk solo albümüyle tam 5 dalda Grammy ödülü
kazanan The Fugees'le ilk olarak tanıdığımız Lauryn Hill aslında bir süperstar
ya da bir topmodel olabilirdi. Ancak o, Rap'in kraliçesi olmayı tercih
etmiş. Lauryn Hill, sadece bir şarkıcı olarak değil, bir yapımcı olarak
da kadınların müzik endüstrisine meydan okuyabileceklerini kanıtlayan
müzisyenlerden. Irkçılık, cinsiyetçilik karşıtı sözleriyle büyük ilgi
uyandıran Lauryn Hill'in bu yılın nisan ayında MTV Unplugged performanslarından
oluşan yeni albüm hazırlığıyla birlikte bu içerği biraz değişikliğe uğramış
görünüyor.
Müzik,
yaşantına nasıl girdi?
Sanırım yaklaşık
altı, yedi yaşımdayken ilk pikabıma kavuştum. O kadar mutluydum ki anlatamam.
Ancak elimdeki plaklar içimdeki müzik arzusunu dindirmeye yeterli değildi.
Bu yüzden New Jersey'deki evimizin kilerinde eski plak arayışına başladım.
Arkadaşlarım pop müziğin hastası olmuşken, ben Soul dinliyordum; Marvin
Gaye, Roberta Flack ve Gladys Knight. Bunun, benim için en iyi müzik okulu
olduğunun farkındaydım. Kısa bir zamanda iyi bir müzik kulağım oluştu.
MTV'deki
performansında insanlar fantezi istiyor ama ihtiyaç duydukları gerçekliktir
gibi bir söz sarf ettin. Müzik endüstrisini düşünürsek, senin geçmişteki
fantezilerin nelerdi?
Sanıyorum
endüstriye müzisyen/girişimci/iş kadını olma kavramını getirdim. Ama sorun
şu oldu: Ben ne kadar iş olgusunun içine girdiysem, o kadar kendi yaratıcı
yönümden yedim. Hiç bir işe yaramadı. Şu anda benim en önemli yönüm olan
yaratıcılığımla hiç ilgisi olamayan konularla da uğraşmak zorundayım.
Ne gibi
şeylerdi bunlar?
Orada burada
görünmeler, partiler, toplantılar... Bir yardım derneği kurmuştum, onu
da kapatmak zorunda kaldım. Benim kastettiğim "ilgisiz" konular
tutku ve içtenlikle alakası olmayan konular, öyle yalancı gülümseyişler,
pozlar, zoraki tavırlar... Oysa her şey insanın içinden gelmeli, tutku
taşımalı. Ben o şarkıları söylerken çok mutluyum ama eğer paranın, şöhretin
peşinden koşuyorsanız, durum kötü. Şarkı söylemek bile bir mecburiyet
haline geliyor. O zaman Tanrı beni bir ofiste köleler gibi çalışmaktan
korudu ama şimdi sahnede bir köle oldum, diyorsunuz. Hayır, ben artık
eskisi gibi değilim, o zihniyeti tamamen terk ettim.
Bir kadın
sanatçı olarak kariyerini kontrol etmekte zorlanıyor musun?
Ben çevremdekileri
birlikte çalışabileceğim ve iletişim kurabileceğim insanlar arasından
seçiyorum. Kadınların denetimini elinden almaya çalışan adamlar bulunduğunu
keşfettim, tabii. Kariyerinizin kaderini elinizde tutmak hiç kolay bir
şey değil.
Kadınların
yapımcı olarak ciddiye alınmamasına ne diyorsun? Endüstri kadınların yaratıcılığına
güvenmiyor.
Evet,
biliyorum. Bir keresinde Aretha Franklin de bana buna benzer bir soru
yöneltmişti, neden yapımcılık işine giriştiğimi sormuştu. Tabii, ilginç
bir sorudur bu, çünkü erkeklere kimse niye yapımcılıkla ilgileniyorsun
diye sormuyor. Hem şöyle davranırlar, işte yapımcı bir adam, sizinle tanıştığımıza
sevindim, hadi şimdi çalışmaya başlayalım. Ama kadınlara sorulur. Aretha
bana sorunca ben de gülmeye başladım. Dedim ki, benim vizyonum ve sound
anlayışım çok açık ve net ve eğer birine bunları açıklamaya kalkarsa yapıtlarım
bozulabilir. Bu nedenle bu işi kendim üstlenmem daha kolay. O zaman Aretha
Franklin bana döndü ve biliyor musun, dedi. Ben ve Jerry Wexler arasında
da böyle bir anlayış sorunu vardı ama o ,erkek olarak her zaman daha güvenilir
bulunuyordu. Ve ben gülmeye devam ettim, yani bu yeni bir şey değil ki,
artık buna bozulmuyorum bile. Sadece bu tür yaklaşımların adaletsiz olduğunu
biliyorum, bu nedenle yapmak istediğim şeylere çok özenle yaklaşmam lazım.
Benim yapıtlarımın üzerinde benden daha fazla hak iddia etmek isteyenler
hep olacaktır. Ya da adımın yanına adını yazıp başarıyı sahiplenmek isteyenler.
Ben başarımı önce tanrıya kanıtlıyorum. Kadınların yaratıcılığına güvenilmediği
bir gerçek ve biz kadınlar bununla uğraşmak, mücadele etmek zorundayız.
Müzik endüstrisi her zaman işin içinde bir erkek olmasından ve sizi kukla
gibi oynatmasından yana. Tabii, eğer çevrenizde sizi, müziğinizi ciddiye
almayan insanlar varsa kendinizi sanatçı gibi hissetmeniz de zorlaşıyor.
The
Miseducation of Lauryn Hill'i yaparken kontrol tamamen elinde miydi?
Kesinlikle
evet. Plak şirketim dedi ki, sen bugüne dek saçma bir şey yapmadın, bu
nedenle bu kez de istediğini yap. The Fugees, ben ve Wyclef'in ortak bir
çalışmasına dönmüştü, o yapımcılıkla uğraşıyordu, ben de vokallerle. Bu
bizim çalışma formülümüzdü ama ben daha farklı bir sound istiyordum. Ben
bu sefer tamamen bir Lauryn Hill albümü yapmak istemiştim.
Miseducation
of Lauryn'in tamamının yapımcılığı sana mı aitti?
Evet. Hepsini
ben yaptım. Çok kıvrak zekalı kimi programcılarla da birlikte çalıştım.
Ama bütün albümün yapımcılığını üstlendim ve başardı, yapmak istediğim
bazı şeyler vardı. Albümün iç dökümcü bir yanı vardı. Yani işe başka yapımcılar
girseydi bu kadar içten olamazdım. "Hey, ben oğlum için bir şarkı
yazmak istiyorum" desem herhalde buna izin vermeyeceklerdi. Anlatabiliyor
muyum?
Ortaya
otobiyografik bir albüm çıktı.
Evet, tamamiyle.
Eğer öyle olmasa, üretemezdim, yazamazdım. Ben kendimi insan olarak gözler
önüne sermekten utanmıyorum hiç. Eğer kalbim kırıksa bunu anlatmaktan
çekinmem. Beni dinleyiciden uzaklaştıran şeyler yazmayı istemiyorum.
The
Fugees neredeyse bir gecede ünlü olmuştu.
Columbia
Lisesi'nde biraraya gelmiştik, 1988 miydi, neydi. Grup adını bir kaç kere
değiştirdik, sonunda the Fugees'te karar kıldık. Başlangıç kısmı çok kolay
değildi. Clef bizim için bir iskelet gibiydi, omurga gibiydi, onun üzerine
kuruldu her şey. Onunla cesaret bulduk. Birçok insan "The Fugees"le
şarkı söylemeye başlamamın bir ilk olduğunu düşünüyor. Ancak bu doğru
değil. Çünkü ilk başlarda yetenek yarışmalarına katıldım. Orada Wills
Coker diye bir piyanistle tanıştım. Daha sonraları ise "The Fugees"
grubunu kurduğumuz Wyclef ve Pras'la tanıştım. Açıkçası o zamana kadar
hiç Rap yapmamıştım. Elimde birçok şiir vardı, ve çocuklar bunları Rap
parçalarına dönüştürmemizi istediler. Ve nitekim öyle de oldu. Fakat ilk
yaptığımız çalışmalar inanılmaz kötüydü.
Hip hop'un
hala güçlü bir trend olduğuna inanıyor musun?
Hip hop sadece
bir müzik türü değil, o aynı zamanda siyahların tinsel hareketidir. Hip
hop'a sadece bir trend diyemezsiniz.
|