|
LEVENT YÜKSEL
1990'larda
yaşadığımız bir "pop müzik" patlaması var ki, müzik gündemine saman
alevi gibi "ses" kazandırdı. Bu "ses"lerden bazıları ise
halen müzik kariyerlerinin gümüş yıllarını yaşıyor, altın yılları ise
yapacakları çok daha muhteşem albüm ve bestelerle yakında.
"Türk Pop Müziği" dendiğinde bazı isimler vardır ki, isimleri hep
en başta söylenir; "Sezen Aksu", "Barış Manço" vb... Bu isimlerden "Sezen
Aksu"nun bir başka özelliği dah vardır ki o da Türk Popunda bir "Sezen
Aksu okulu" kavramının bulunmasıdır. Yetiştirdiği bir çok ses şuan
kendi kanatları ile uçsalar da, o her zaman koruyucu gözlerini onlardan
ayırmıyor. Bir de bu isimleri kendilerine rehber almış isimler... İşte
bugün sizlerle hepinizin, şarkılarını çok iyi bildiği, geleceğin okulu
olacak bir isimle yaptığımız sevimli söyleşiyi getiriyoruz ekranlarınıza;
"Levent Yüksel".
Levent
Yüksel; sevimli kişiliği, sıcak tavırlarıyla ve enfes şarkılarıyla
"sanatçı" ünvanını çoktan almış çok genç ve verimli bir ses. Kendisiyle,
bağlı bulunduğu plak şirketi olan "Doğan Music Company"de
görüştük.
Belki çok sorulan bir soru oldu ama gerçekten hayranlarınız son albümünüz
için 3 sene beklemek zorunda kaldılar. Açıkçası bu kadar da beklediğimize
değdi açıkçası. Bu gecikmenin bazı sebepleri var tabii ki; yaşadığımız
deprem, bir önceki plak şirketinizden kaynaklanan sorunlar vs... Ama biz
bunu bir de sizin ağzınızdan öğrenmek istedik. Bu kadar ara vermenizin
sebebi neydi?
Dediklerinize
ek olarak, ben bu albümün müzik direktörlüğünü üstlendim. Açıkçası beklediğim
gibi olmadı planlamam. Maxsimum 6 ay gibi bir sürede bitiririm diyordum,
beklediğimden uzun sürdü; 3 sene! Aslında şaka bir yana, "uzun sürdü"
diyorum aslında Türkiye şartlarında uzun sürdü. Yurt dışındaki durum böyle
değil halbuki; adamlar bir albüm çıkartıyorlar, sonra 7 sene tık yok.
Türkiye şartlarında, çok tüketici bir milletiz. Bundan kaynaklanan bir
"özleme" durumumuz var. Şöyle bir sene bir ses çıkmayınca; "ne
oldu? Acaba yaşıyor mu?" diye sorularla karşılaşıyorsun.
Peki çok erken olabilir ama bir sonraki albümünüzü ne zaman planlıyorsunuz?
1.5 sene sonrası için planlama yapıyorum.
Yine
siz mi yapacaksınız prödüktörlüğünüzü?
Evet, galiba ben yapacağım.
O zaman eyvah! Bu albümde 6 ay düşünmüştünüz ve 3 yıl oldu. 1.5 yılı tahmin
bile etmek istemiyorum?
(Daha röportajın başında kahkahalarla gülmeye başladık :o))
Albümünüzün
ismini "Aşkla" koymuşsunuz. Neden"Aşkla"?
Çok güzel bir soru; "Aşk" denince genelde akla bir erkeğin
veya bir kadının birbirlerine duydukları his akla geliyor. Albümün daha
yapım aşamasında çok keyifli bir stüdyo çalışması içindeydik. Bir gün
çocuklar geldiler ve; "Levent; kaç saattir çalıyorsun, biliyor musun?"
dediler. "Yooo? Kaç saattir?" dedim; "İki gün!" cevabını
verdiler. İşte o zaman da söylediğim gibi bu, benim "aşk"ım; "müzik
aşkı". Albümün isminin konmasına geldiğinde de sıra "Aşkla"
olsun dedim ve oldu. Çünkü "Aşkla" yaptım albümümü. Bir de albümdeki
parçalara bakarsanız neredeyse tamamı "aşk" şarkılarından oluşuyor.
"Aşk"ı anlatan bir albümün ismini de işte böyle koyduk.
Bir sanatçı için şarkıları, çocukları gibidir. Bir anne-babaya da "hangi
çocuğunuzu daha çok seviyorsun?" diye sorulmaz ama sizin yaklaşık 4 albümünüzde
40 tane çocuğunuz var; Bu albümde de hangi çocuğunuzu daha çok seviyorsunuz?
Bu
soru sorulduğunda uzun zamandır ben hep aynı cevabı veriyordum; "ben
bütün çocuklarımı çok seviyorum" diye. Onca parçam içinde bir parçam
var ki onu daha bir başka seviyorum, o parça da son albümündeki "Sonbahar".
Sözlerini Bülent Ortaçgil yazdı bestesi de bana ait. Ama o şarkıyı
söylerken çok tuhaf şeyler hissediyorum.
Albümlerinizin karakterlerine bakıldığında özde popüler parçalardan oluşuyor.
Bu yüzden de "Levent Yüksel" çok seviliyor ve dinleniyor. Levent Yüksel'in
yapmak istediği müzik bu mu? Yoksa bas çalmanızdan dolayı başka müzik
türlerinde de seslendirme yapma isteğiniz var mı?
Öncelikle yaptığım müzikten tabii ki memnunum ama "Basçı" olma
gibi bir durumum da var. Ama enstrüman çalmam benim pop müzik sanatçılığımın
dışında bir olay.
Bundan
dolayı bir "bas albümü" yapma düşünceniz de var sanırım?
İlk 5 yıllık kalkınma planım içinde bir "bas albümü" yapma düşüncem
var. Ama ne yazık ki yapmayı istediğim o albüm satmayacak bir albüm. O
albümü alan belki çok meraklı birkaç kişi olacaktır. Bundan dolayı da
bir tek benim elimde yapmış olacağım "bas albümüm" olacak. Enstrüman
çalarken yanlış şöyle bir durum var; bir gün geliyorsunuz ve çalışıp çok
güzel bir şey yapıyorsunuz. Yatıp dinlendikten sonra elinize yeniden bası
aldığınızda ise "ben bundan daha iyisini yaparım" oluyorsunuz.
Yani çıtası yok bu mücadelenin.
Kesinlikle! İşte hep bundan dolayı hep daha uzak bir tarihe erteleniyor.
Bugün olması ama yarın da olmadı, öteki güne ertelensin. Bu arada ben
pop albümlerimi çıkartmaya devam edeceğim.
O zaman bir double albüm ile çıkarsanız?
O ikisi bir arada olmuyor. Çünkü iki albüm de çok farklı karakterlerde
olacaklar ve ne yazık ki farklı karakterlere karşı da tepkimiz var. Ama
neden olmasın?
Her
şeyden önce basistsiniz, iyi bir icracısınız ve beste yapan, aranje yapan
en son da prodüktörlüğe soyunmuş çok renkli bir kişisiniz. Hepsi sizi
yormuyor mu?
Hem
de nasıl yoruluyorum bilemezsin? Bas çalmak vs... çok zevkli işler de
Prodüktör olmak çok farklı bir şey. Bir kere prodüktör olduğun zaman albümün
oluşumundaki her nokta ile ilgilenmen gerekiyor. Şarkı yazmanızın haricinde
şarkılarını alacağınız diğer bestecileri bulmaktan tutun da şarkı sözü
yazarlarını bulmaya, kayıtlardan aranjeye, mixinden klibine hatta promosyonuna
kadar aklınıza ne geliyorsa hepsiyle ilgilenmek durumundasınız. Ama hepsini
yapıp albümü de elinize aldığınız zaman çok keyif veriyor.
Prodüktör olarak albüm yapmak da bir çeşit yemek yapmaya benziyor değil
mi?
Doğru söylüyorsun ama bu yemeği kimlerin yiyeceği önemli tabii ki. Düşün
ki bir yemek yaparsın ve "harika bir yemek yaptım!" diyerek ortaya
koyarsın, sonra tüm tencereyi sen yemek zorunda kalırsın.
Ama bu durum sizin için geçerli değil;
Ben de insanlara yemeğimi beğendirdiğim sürece mutlu oluyorum zaten.
Yakın tarihimize bir göz atarsak Levent Yüksel müzik piyasasına bomba
gibi düştü. Ama daha sonra bir gerileme oldu veya verdiği o ilk etkiyi
yakalayamadı. Bugünlerde ise "Aşka" albümü ile bu trendini tekrar yakaladı.
Açıkçası değişik bir performans. Neden böyle oldu?
İlk albümümün ismine dikkat ederseniz "Med-Cezir" idi :o)) Şaka
bir yana böyle bir gelip gitme yaşadım. Ama bugüne kadar da kötü bir albüm
yaptığıma inanmıyorum ve bugüne kadar yaptığım bütün albümlerin de arkasında
dururum. İşi rakamsal konuşursak; birinci albümüm 1 milyon adet sattı,
ikinci albümüm 500 bin. Şimdi bu 500 bin bir öncekine göre yarısıymış
gibi gelebilir ama o dönemde müzik piyasamızın yaşadığı çok büyük bir
kriz var; o dönemde 500 bin sattı işte. Bir de o kaset benim hastalandığım
döneme geldiğinden promosyon çalışması da yapamamıştım. İnsanlara "Levent
Yüsel'in ikinci kaseti" dediğinde bir şey hatırlamıyorlar ama tutup da;
"Karaağaç" veya "Zalim" dediğiniz zaman hatırlıyorlar. Bu açıdan
bakınca o albümüm de başarılı oluyor.
Bir de sizin arada çıkarttığınız bir single vardı.
Evet. O dönemde ardından çıkartacağımız albümün öncüsü olarak çıkarttığımız
bir çalışmaydı o. Single rekorlarını ve albüm rekorlarını alın ve üçle
çarpın. İşte single'ım bu kadar başarılı oldu.
Sonrasında da 3. albümünüz geldi zaten.
Single'dan sonra ben aynen şu moda girdim; "Ben ne söylesem insanlar dinleyecekler".
İşte üçüncü albümüm satış olarak yerlerde süründüğünü kabul etmek lazım.
Levent Yüksel ile yaptığımız bu sıcak söyleşinin ikinci bölümü için
tıklayın
|