|
LEVENT YÜKSEL
Geçen hafta başladığımız Levent Yüksel röporatajına kaldığımız
yerden devam ediyoruz;
Biraz
da şarkılarınızdan bahsedelim; kimi kişi yaşadıklarından esinlenerek beste
veya müzik yapar, kimi başkalarının yaşadıklarından veya hiç yaşanmamışlıklardan.
Siz hangi kategoriye giriyorsunuz?
Ben ilk kategoriye giriyorum; çünkü yaşadıklarımı besteliyorum. Söz yazamıyorum
ama yaşadıklarımı müzik ile ifade ediyorum. Şarkı sözü yazarlarını da
yönlendirmek istemem. Şarkı onları ne hissettiriyorsa onu yazmalarını
isterim. Mesela "Aşkla"daki "Sonbahar" aslında yaşadığım bir aşkı anlatıyordu,
mevsimi değil.
Albümlerinizde kendi besteleriniz haricinde başka bestecilerden de
eser alıyorsunuz.
Aslında çok fazla beste çıkartan bir adam değilim. İlk defa bu albümümde
3 bestem var. Diğer albümlerimde bu sayı daha azdı.
Kimlerden beste almaktan hoşlanıyorsunuz?
Sezen'i
saymıyorum bile, o bizden. Onun dışında Ümit Sayın, Ferzan Mirkelam, Volkan
Güzel bunlardan bazıları.
Bir de Levent Yüksel albümlerinde flamenko bir parça da söylüyor. Neden?
Bu çok daha başka bir şey. Parçaları Paco de Lucia'dan alıyorum. O da
flamenkonun duayeni. Zor parçalar oluyor aslında. Zorluğundan kaynaklanan
bir başka durum oluyor; "ben bu parçanın şu kadarını" yaparım diyorum
ve albüme biraz değiştirerek koyuyoruz. Daha Met-Cezi albümüne "Tuana"yı
koymadan Sezen'e gidip durumu açmıştım. "Çok güzel bir parça var ama ona
zor ve ona Türkçe söz yazamazsın" demiştim. "Nasıl olabilir öyle bir şey?
Getir bir dinleyeyim bakayım" dedi. İlk dinlediğinde de şöyle bir sakince
dinledi ve yazdı. Çok da güzel oldu açıkçası.
Bir çok değişik bestecinin parçalarını albümünüzde, kendinize göre yorumlayarak
hepsini belli bir çizgide sunuyorsunuz.
Albümlerimde söyleyebileceğim parçaları seçerken çok iyi seçiyorum, bu
da yorum oluyor zaten. Mesela Erkin Aslan'ın bir bestesi var albümümde;
parçasını dinlediğimde hemen atladım ve "ben bunu albümümde kullanmak
isterim" dedim. Ama o çocuğa da parçasında yapacağım değişiklikleri söylemem
lazımdı. Parçanın orijinal halinde bir çok caz akoru, geçişler vs... çok
yoğun bir alt yapısı vardı. Ben o yapının orjinaline sadık kaldım ama
sadeleştirdim ve kendi yorumumla söyledim. Bu şekilde kendime de benzetmiş
oldum çünkü bana benzemeyen bir şarkıyı söyleyemem.
Bir de bu isimler arasında sizin açınızdan çok özel bir yeri olan bir
besteci ve söz yazarı daha var sanırım, o da Bülent Ortaçgil.
Evet. Aslında Bülent Ortaçgil hiç kimseye şarkı veya şarkı sözü vermezmiş.
İlk defa bana verdi.
Siz de onun en sn çıkarttığı double albümde bir şarkısını söylemiştiniz
zaten.
O
çalışmanın ardından bana söz verdi zaten. Aslında ben kimseye söz veya
müzik vermediğini bilmiyordum. Bir gün "Bülent abi, benim bir bestem var,
söz yazar mısın?" dedim. O da "Getir yazalım" dedi. Bestelerimi götürdüm
dinledi. Onlardan iki tanesine yazdı.
Belki de bunu bilseydiniz ona hiç sormayacaktınız?
Ben tabii ki bir gururlandım. Koltuklarım kabardı.
Gerçekten çok büyük onur verici bir durum. Son senelerde teknoloji müzikte
çok daha fazla kullanılmaya ve hatta tartışılmaya başlandı. Sizin bu konudaki
görüşlerinizi alabilir miyiz?
Hani bir söz vardır ya; "Bilgisayar çıktı, mertlik bozuldu" diye. İşte
bu söz müzikte çok daha geçerli. Kullanılan programlarda eğer 128 tane
kanal varsa (yani aynı anda 128 farklı enstrüman kullanılabilir) hepsini
dolduruyorlar. Albüm piyasaya çıktıktan sonra hadi bunu çalalım diyorlar
ama yazılanı çalabilmek için 5 tane davulcu, 9 tane gitarcı 28 tane klavyeci
falan abartı bir orkestra gerekiyor. Ben bu albümü hazırlarken 7 kişilik
çekirdek bir kadromuz var; o kadronun çalabileceği bir aranje tarzını
benimsedim. Bilmiyorum böyle bir albümü deneyen oldu mu? Ama başarıya
ulaştığıma inanıyorum. Bu grup ile sahneye çıktığımızda aynen kasetteki
soundu yakalayacağız.
Böyle bir sorun da vardı gerçekten; artık playback insanlara zevk vermiyordu.
Tüm
bunların yanında "remix" denen bir tür daha var ki geniş bir dinleyici
kitlesi tarafından da dinlenen bir tür oluyor. O parçalar da tamamen DJ
mantığı ile hazırlanıyor. DJ'ler de bunları nasıl yapıyorlarsa onların
yaptıklarını birebir yapamıyoruz grupça. Albümdeki orijinal aranjelere
bağlı kalarak müzik yapsak da o remixlerde de aklımız kalmıyor değil.
Acaba çalışsak onu da yapabili miyiz? Diye düşünüyoruz.
Biz sizin İnternet ile olan ilişkinizi de sormak isteriz. İnternet kullanıyor
musunuz?
Evet İnternet kullanıyorum. Hatta günde 2-3 saat kullandığım oluyor.
Hangi konularda kullanıyorsunuz İnternet'i?
Tamamen e-mail amaçlı kullanıyorum. Bir programda ben e-mail adresimi
vermek durumunda kaldım. Hani 3-5 tane mail gelir sandım. Ama öyle olmadı.
Hergün yüzlerce mail gelmeye başladı. Hepsine oturup teker teker cevap
yazmak zorundayım. Çünkü yazmadığım zaman "Sen de onlar gibisin, diğerlerinden
farkın yokmuş" gibi ifadelerle mailler gönderiyorlar. Hay allah! Ne yapacağımız
şaşırıyorum. Cevap verince de; "Bu maili gerçekten sen mi cevaplıyorsun"
gibi cevaplar geliyor.
Ne yapsanız yaranamıyorsunuz yani.
Düşünsenize ben tek kişiyim ama karşımda cevap bekleyen binlerce
kişi var. Hepsine hemen nasıl cevap vereyim ki?
Takip ettiğiniz müzik siteleri var mı?
Müzik
sitelerine pek bakmıyorum açıkçası. Daha çok Bas ile ilgili sitelere giriyorum;
"Bass Player Magazine" ve "Basic" dergileri var. Onların sitelerine
uğruyorum. Bir de alış-veriş yapmayı çok seviyorum. Hatta bir şey sipariş
etmesem de o sitelere girip bakmaktan bile çok hoşlanıyorum.
Hani bazı insanlar marketlere gidip hiçbir şey almasalar da gezinirler
ya; onun gibi sanırım sizinki de...
Evet, evet! Aynen öyle.
Bir çok sanatçının kendi sayfaları var. Oradan hayranları ile direkt irtibata
geçebiliyorlar. Sizin de böyle bir çalışmanız var mı?
Evet
var. Ama tahmin edebileceğiniz gibi domain konusunda büyük sıkıntılarımız
var. Bütün şartlarımızı denedik ve hepsinin alınmış olduğunu gördük. Adresleri
ellerinde bulunduranlar da büyük paralar istiyorlar. Ama en son bir tanesine
karar vermiş olmaları gerekiyordu. Kısaca böyle bir çalışmamız var ama
ne zaman açılacak, ismi ne olacak, onun hakkında bir bilgim yok.
Ne olacak peki sitenizde?
Bir kere çok güzel bir içerik olacak. Albüm çalışmalarından enstantaneler
olacak, MP3'ler olacak (her ne kadar plak şirketleri buna çok kızsalar
da). Bence yeter ki dinlensin.
Levent Bey; bu keyifli ve neşe dolu sohbet için TurkiyeOnline olarak
çok teşekkür ederiz.
Bence de çok keyifliydi. Teşekkür ederim.
Tolga GÜLEN
|
Kısa
kısa Levent Yüksel
|
| Burcunuz |
Terazi
Yükselenim de Terazi olduğu için tamamen dengesiz bir kişiyim |
| Doğum
tarihiniz |
21
Ekim 1964 |
| En
son gittiğiniz konser |
Ebru
Gündeş ile gittiğimiz Hamburg konseri. Daha çok DVD'den izliyorum
onlardan da Phill Collins'in A Night in Paris |
| En
sevdiğiniz albüm |
Sting'in
Brand new day. (Gerçi bir iki country tarzı şarkısını sevmedim ama
muhteşem bir albüm) |
| En
sevdiğiniz (veya beğendiğiniz) sanatçı |
Sting
tabii ki. Sezen Aksu'yu saymıyorum yine... |
| En
sevdiğiniz yemek |
Her
yemeği severim ama tavuk gibi kuş cinsi yiyecekleri sevmem. Bir de
Kereviz'in yapraklarından yapılan bir yemek vardır; onu hiç sevmem
çünkü hiç de hoş anılarım yoktur onunla ilgili olarak |
| Size
verilebilecek en iyi hediye nedir |
Oyuncak!
Çok severim. Hele ki elektronik olursa bayılırım |
|