|
Manu
Chao
Yeni
albüm, Clandestino'ya çok benziyor.
Aslında
ben albüm yapmıyorum, çünkü devamlı kayıt yapıyorum. Clandestino, yapmış
olduğum 40 şarkının arasından seçilen 15 şarkıdan oluşmuştu. Yeni albümdeki
bazı şarkılar da ta o zamandan yapılmıştı. Mi Vida ve Merry Blues'un sözleri
bundan 15 yıl önce yazılmıştı. Gerçekten stüdyoya girmiyorum, çünkü hep
stüdyodayım. Müzisyen olarak hayatımı kurtaran bir şey ise bu sekiz kanallı
kayıt cihazı. Devamlı benimle geziyor.
Mano Negra'yı
bitirdiğimde, sahneyi hiç özlemedim. Ama farkettim ki ben bir gezi junkysiyim.
Bu yüzden benimle birlikte seyehat edebilecek bir kayıt cihazı bulmam,
yeni albümler yapmam için çok faydalı olacaktı. Bir yerde en fazla iki
ay kalıyorum, bir şehirde 15 günden fazla kalamıyorum. Böyle bir şey işte,
fiziksel.
Mano
Negra'dan sonra Afrika'da Brezilya'da hep gezdin.
Gezmeyi hala
seviyorum Mano Negra'dan sonra sivrisinek misali geziyorum. Hayatımı planlamamıştım.
Rio'dan, Meksiko'dan, Barcelona'dan bir şeylerim var. Eğlenceliydi, ama
biraz daha düzenli olayım istiyorum. Şimdi Barcelona'da bir apartman dairesindeyim
, bütün eşyalarımı oraya taşıdım. İşleri kolaylaştırıyor bu.
Clandestino
ve Esperanza gibi albümleri nasıl yapıyorsunuz? Müzisyenlerle mi çalışıyorsunuz?
Kayıtlar
için iki kişi. Ben ve mikser.Beni ziyarete gelen insanlardan başka müzisyen
yok.Eğer büyükannem gelirse ya da bir arkadaşım, onlarla beraber söylüyorum.
Bundan hoşlanıyorum. Taze bir hava yakalamış oluyoruz. Eğer sadece profesyonel
müzisyenlerle çalışırsan, pek taze olmuyor.
Tanımadığın
biriyle bu deneyimi paylaşabilir misin?
Zaten her
parçada davetsiz iki misafirimiz var. Barcelona'da kaydettiğimiz, içinde
benzin istasyonunda çalışan bir Pakistanlı ve kentin bir bölümünden pek
çok hırsız var, bir de kayıtın sonunda çığlıklar atan bir sürü kadın var.
Senin müziğin gibi , ilham aldığın müzikler, pek çok kültürü bir araya
getiriyor. Ama gerçek dünyada hükümetler ve kültürler bir araya geliyor.
Burada daha fazla küreselleşme var, gerçekten korkutucu. Sınırlar belli
belirsiz.
Bence işler
tamamen kontrolden çıkmış durumda. Ülkeleri yöneten insanlar, ekonomiyi
yöneten insanlar, George Bush dahil , frenlerin nerede olduklarını bilmiyorlar,
gerçekten böyle düşünüyorum. Tamamen sorumsuzlar ve direksiyonun başında
kimse yok. Çünkü bu gücün kolay bir kontrolü yok.
Çünkü
ahlaki bir yanı yok, sadece para. Ekonomi bir ikinci uzun dönemi düşünmüyor.
Hep kısa vadeli hesaplar yapılıyor. George Bush Birleşik Devletlerin Dünya
ekolojisini umursamadığını söylüyor, onun için ekolojiden önemli bir şey
var ; ekonomi. Gezegen ne bok yerse yesin. Amerikan ekonomisi bile bu
gezegenin bir parçası. İntihardan başka birşey değil bu.
Sınırları
açmak ekonomik olarak güzel bir fikir ve…
Sınırları
kim açıyor, önemli olan bu. Sınırlar kapanıyor. Dünyada sınırlarını açmış
bir ülke bilmiyorum.
Bir kısım
ülke var; Kuzey Amerika, Mercosur, Avrupa Birliği. Sence böyle bir dünya
mümkün mü?
Problem
sadece ekonomik. Ama ekonominin unuttuğu bir şey var ; insanlar.Bu çok
önemli. Ve daha da önemlisi Üçüncü dünya ülkeleri. Biliyorsunuzdur; Avrupa'da
bir duvar örüyorlar, Ceuta duvarı. Ceuta İspanya'nın bir bölümü, ama Afrika'da.
Berlin Duvarının yıkılması bir zaferdi, ve şimdi, on yıl sonra Afrika
ve Avrupa arasına daha güçlü bir duvar örüyoruz. Şimdi Afrikalılar bebeklerini,
üzerinde bir adresle öteki tarafa fırlatıyorlar. Polisler bile bir duva
için bu kadar para harcamanın büyük aptallık olduğunu söylüyorlar. Daha
önemlisi bu bir kızgınlık yaratıyor. Afrika'ya gittiğimde gördüğüm şey;
Avrupa'ya ve beyazlara duyulan kızgınlıktı.
Bu radikalizmi
, fanatik İslam'ı yaratıyor. Bu birinci dünya ülkelerinin gerçekten korktuğu
bir şey yaratıyor. Afganistan'daki fanatikleri kim beslemişti? Birleşik
Devletler. Afrika'daki fanatizmi kim yarattı? Avrupa. Bazıları şöyle diyor
; Dedem Fransa için Afrika ordusundaydı ve savaşta öldü. Babam Avrupadaki
bir fabrikada yirmi yıl çalışmak için gitti ve ellisinden once tüberkilozdan
öldü.Şimdi ben de Avrupaya, bütün ailemin gömülü olduğu yere gitmek istiyorum.
Ne olursa olsun bunu yapacağım." İşte gençler hep böyle düşünüyorlar
ve Avrupa hükümeti bunu düşünmüyor. İnsanları belgesiz Kabul etmediklerini
söylüyorlar, bu doğru değil. Onlar çabucak para kazanmak istiyorlar. İnsanların
belgesiz Avrupaya gelip hayatlarını riske atmalarını istiyorlar. Ekonomilerinin
buna ihtiyacı var, ama ateşle oynuyorlar.
Peki,
müzik nasıl gidiyor?
Aralarında
iyi şeyler de var kötü olanlar da.Müzikte karışımlar yapmak, ve değişik
kültürleri karıştırmak güzel. Farklı müzilklerden hoşlanıyorum. Böyle
değişik şeyleri çalabildiğim bir grup bulamadığım için Mano Negra'yı bir
araya getirmiştim. Bir konsepti yoktu, fiziksel bir problem gibi daha
çok. Şimdilerde pek çok insan Afrika müziğine açık, güney Amerika müziğine
açık.
Latin
Amerika'da epey vakit geçirdin.
En çok vakit
geçirdiğim ilk ülke Mexico'du. Colombia'da trenle büyük bir tur yaptık.
Bunun için bir yıla yakın çalıştık. Eğer gerçekten hoşlandığım bir yer
varsa, orası; Rio de Janeiro'dur. Ana üssüm Barcelona'da ikinci üssüm
ise Rio oluyor. Rio benim için gerçek bir ilham kaynağı.
Bütün
bu gezilerin sana yeni anlayışlar kazandırmıştır. Barcelona'da bir İspanyol
olarak yaşamanın avantajları var mı?
Ben
dünya vatandaşıyım. Hayatımla ilgili problemlerim var. İlgilenebileceğimden
daha fazla vatanım var. Dünyadaki pek çok yer benim için bir ev olabilir.
Uzun bir zaman boyunca kendimi dünya vatandaşı olarak gördüm ama buna
daha fazla dayanamıyacağım.
Ben sadece
şu anın vatandaşıyım.
|