| |
|
|
|
Sene
1995'ti. Klibinde devamlı koşan bir adam vardı. Şarkısının güzelliği bir
yana klibi de ilginçti. "Bu adam nereye koşuyor?" dendi önceleri.
Sonra o koşoşun boşa değil hatta soundu ile kaliteli alt yapısı ve melodileriyler
de bir tür lokomotif görevi de gördüğünü zaman gösterdi bizlere. Sanırız
şimdi sorulacak soru ise; "bu adam nereye bakıyor?" Fergan
Mirkelam ile ılık bir Haziran günü Ortaköy'de sizler için söyleştik.
İlk albümünüzle Türk popunda büyük bir patlama yapmıştınız. İkinci
albümde bu olmadı. Şimdi ise "Unutulmaz" ile karşımızdasınız.
İlk
albümde İskenderle (İskender Paydaş) birlikte güzel bir başarı elde ettik.
Ama o albüm, İskender ile 5 yıllık bir çalışmanın ürünüydü. O albüm içinden
"Hatıralar", "Her gece" gibi şarkılar bu çalışmanın ürünleriydi.
İkinci albümde başka aranjörlerle de çalışmak istedim ve tamamen Avrupa'ya
açılmayı düşündüm.
Ama bu düşüncenizi gerçekleştiremediniz sanırım.
Eski
plak şirketim olan İstanbul Plakçılık bu düşüncelerime de uygun bir ortam
sağlıyordu. Plak şirketinden kaynaklanan sorunlar, birikimle ilgili problemler
ve konuya değişik bir bakış açısıyla bakmaları albüm performansını etkiledi.
Sonraki 2 sene boyunca çok çalıştım. Aslında bu albüm İstanbul Plak'tan
daha önce çıkacaktı. Daha albüm çıkmadan sorunlar başladı. Kendimce; "bu
işin yarısı heyecandır, daha yolun başında heyecanım kalmadıysa yarı yarıya
başlıyorum demekdir" dedim. İşte bu durumu değiştirmek için plak şirketimi
değiştirmeye karar verdim.
Ve DMC(Doğan Music Company)'ye geçip albüm çalışmalarına devam ettiniz.
Peki albüm ile ilgili beklentiniz ne?
Bu
sefer Avrupa'ya açılmak tabii ki. Ercan Saatçi ile çalıştım. O
da çok sadece müzikte değil, genelde heyecanlık biri olduğundan (örneğin
Fenerbahçe gibi :o)) bu dinamizmi yakaladık. Bu benim için işin %50'sinin
bitmesi demekti. Daha sonra Volga Tamöz ve İskender ile
8 aylık bir birliktelik (ki bu bizim için çok sert geçti) yaşadık. Güzel
müzik yapma amacıyla biraraya geldik ve sanki hapse girmek gibi bir şeydi
bu. Ama sonuçta çok güzel bir çalışma oldu. Taşları doğru yerlere oturttuğumuza
inanıyorum. Çok da emek harcadık. Zaten bir işe emek harcadığınızda mutlaka
bir yere gelirsiniz. Ama albümümün şuan nereye geleceğini bilemesem de
güzel yerlere geleceğiniz biliyorum. Türkiye'deki durumlar ise bildiğiniz
gibi çok değişkendir. Önümüzdeki günler albümün başarısını hepimize gösterecek.
Uzun (ve hatta gizli) bir çalışma sonucunda "Unutulmaz" albümünüzü
geçtiğimiz günlerde yayınladınız. Ne kadar zamanda hazırlandı albüm?
Albümün
stüdyo aşaması 8 ay sürdü. Ama parçaların hazırlanması, daha öncesindeki
2 senelik bir sürece uzanıyor.
Türk Popu için yenilik sayılabilecek özel ses efektleri ve yabancı
sanatçılardan dinlediğimiz tonlamalar kullanılmış. Bu sound için yurt
dışından getirttiğiniz özel bir teknoloji var mı?
Kullanıdığımız
teknoloji, şu an Dünya'nın kullandığı en son teknoloji. İmaj Müziğin stüdyolarında
kayıtları yaptık ki İmaj Müzik stüdyoları Türkiye'nin en iyi stüdyolarından
biri. Bir de Surround ses sistemlerine kafayı takmış durumdayım.
Aynen sinemadaki gibi müziğin içine girilebiliyor bu teknolojide. Açıkçası
müzik şirketlerinin bu teknolojiyi albümlerinde neden kullanmadıklarını
da merak ediyorum. Bence albüm kalitesini çok yükselten bir teknoloji.
Stereo kayıtta duyamayacağınız bir çok ses ve efekti de duyma imkanına
sahip olabiliyorsunuz. İşte bu sistemi de albümümüze uyguladık.
Albümde "Aşk" şarkılarının biraz daha ağır bastığı görülüyor. Şarkılarınızı
yazdığınız özel biri var mı?
Parçalarımdaki
"Aşk" konusu dikkat ettiyseniz daha değişik bir bakış açısı ile
işleniyor. Mesela; "Kokoreç" de bir aşk şarkısı. Bu duyguyu daha
geniş düşünmek gerekiyor. Ayrıca ben beynimi serbest bırakırım; "Free
your mind". Ne kadar özgürsem o kadar mutlu ve verimliyim. Bazen enerjinizi
sevgiden veya ayrılıktan alabiliyorsunuz. İlla ki yaşanmışlıkları konu
yapacağım diye bir düşüncem de yok; örneğin bir sinemaya gidiyorum izlediğim
bir sahne veya hikaye bana çok güzel materyal olabiliyor. Karşıdan karşıya
geçemeyen bir köpek veya şu an radyoda dinlediğim bir şarkı. Sonuçta heşeyden
etkilenir ve şarkı yazabilirim.
Şöyle bir gerçek var ki Türk Popunun kalitesi ben de dahil olmak üzere
bir çok genç dinleyiciyi tatmin etmiyor.
Beni de tatmin etmiyor zaten.
Bu görüşteki dinleyiciler yabancı müziğe yöneliyorlar. Ama bir bir
farkla; Türk popundan sadece sizi dinliyorlar. Bunun nedeni nedir?
Cevabı
çok basit aslında; parçalarımı yabancı pop müziğine daha yakın buluyorlar.
Herhengi bir melodimin üzerine ingilizce bir söz çok rahat yazabilirsiniz.
Bu daha birinci adımdı. Parçayı Avrupaya yaklaştıracak bir aranje ile
de bütünleşince işte bahsettiğin sonuç ortaya çıkıyor.
Ebeveynlere hangi çocuğunu daha çok sevdiği sorulduğunda cevap bellidir
gerçi ama sizin son albümünüzde en sevdiğiniz parçanız hangisi?
En sevdiğim parça; her gün değişiyor aslında ama "Terle"yi çok
seviyorum. "Kokoreç"i seviyorum. Hepsini çok seviyorum. Gerçi "Unutlumaz"
son albümüm olduğu veya "yeni" olduğu için değil ama ilk ve ikinci
albümlerimi uzun zamandır dinlemiyorum. Gerçekten farklı bir albüm hatta
bazen benim değilmiş gibi dinliyor ve seviyorum.
Albümünüzdeki dinamik bir şarkı "Kokoreç" için yazılmış. Bu şarkı geçtiğimiz
yıl Avrupa birliğine giriş sırasında "Kokoreç"in yasaklanmasına tepki
olarak mı hazırlandı yoksa?
Evet
:o)) Aslına bakarsan "Kokoreç" de bir aşk şarkısı. Biraz önce etkilenmeden
bahsetmiştim ya; işte "kokoreç" de böyle bir etkilenmenin ürünüdür.
AB'nin o tutumu bana çok komik geldi. "Tamam sizi aramıza alırız ama
siz de Kokoreç"i bırakın" gibi bir yaklaşım gerçekten çok komik. Gerçi
bu çok küçük bir şey. Kokoreç'ten vazgeçsek başka komik bir şey isteyebilirler,
bunun sonu yok. Bu da hayata bir bakış açısıdır. Hayat kokoreçsiz olmaz.
"Hoh hoh hoo", "Kok kok koooo" gibi eğlenceli bir şarkı. Hece olarak da
evrensel bir hece zaten.
"Unutulmaz" için çizdiğiniz yakın gelecekte ulaşmayı planladığınız
nokta ne?
Öncelikle Avrupa'ya açılmak. Kokoreç'e değişik dillerde sözler de yazılıyor
ve çok yakın bir tarihte stüdyo çalışmalarına da başlayacağız zaten. Bunun
da dışında en büyük isteğimiz; verdiğimiz çabanın karşılığını alabilmek.
Son günlerde aynı zamanda albüm çıkaran siz, Tarkan ve Tarık arasında
medya tarafından sanki bir yarış içine girdiğiniz imajı veriliyor. Böyle
bir durum var mı?
Böyle
durumları medya tabii ki yaratacak ve payını da alacak. Ama benim açımdan
böyle bir durum söz konusu değil.
İnternet kullanıyor musunuz?
Evet kullanıyorum.
Hangi alanlarda?
Başlangıç noktası olarak çıplak sitelere girmeyle başladım. Sonra müzik
hakkında merak ettiğim konuların araştırmalarını da yaptım. Müzik şirketleri,
haberler konserler... o şekilde de gelişti.
Bir web sitesi hazırlığı içindesiniz. Sayfanızda neler olacak?
Müzik de İnternet de paylaşım demek. İnsanların müziği paylaşmasını sağlamak
amacındayım. Her ne kadar plak şirketleri buna karşı çıkasalar da müziğimi
sitemde kullanıcılarla paylaşmak isterim. Onların da müziklerini benimle
paylaşmasını isterim tabii ki. Örneğin öyle bir program koyarım ki dinlesin,
üzerine kayıt yapsın ve bana geri göndersin.
Mirkelam, bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ederim.
Tolga
GÜLEN
|
kısa
kısa FERGAN MİRKELAM
|
| Burcunuz |
Boğa |
| Doğum
tarihiniz |
20
Mayıs 1966 |
| En
son gittiğiniz konser |
Babylon
"Trip" |
| En
sevdiğiniz (örnek aldığınız) sanatçı |
Sadece
bir isim veremem size; 70'ler ve 80'lerin tüm sanatçılarından etkilendim
çünkü. |
| Size
verilebilecek en güzel hediye |
Tarih
Kitabı |
| En
son okuduğunuz kitap |
Osmanlılar
/ Andrew Whearcroft |
| En
son seyrettiğiniz film |
Şeytan |
| En
sevdiğiniz yemek |
Tüm
yemekleri severim. |
| Batıl
inançlarınız var mı? |
Var
:o)) |
|
|
| |
|
|