|
Moby
Nasıl
bir eğitim aldın?
İlk olarak
İngiltere'de başladı, bu nedenle İngiliz olduğum sanılıyor. Tipim de müsait
ondan heralde. New York'da yaşıyorum ama kendimi Amerikalı olarak hissetmiyorum.
Yoksul bir aile yaşamından geliyorum. Düzenli bir aile hayatına sahip
olmadım hiç. 18 yaşıma kadar sosyal hizmet bürolarında süründüm diyebilirim.
Connecticut'da büyükannemler vardı. Onlara sık sık giderdim. Biraz onlar
sayesinde iyi bir eğitim alabildim.
Elektronik
müzik ile nasıl tanıştın?
80'li
yılların ortalarında kendimi ciddiye almaktan sıkılmıştım. Buna tepki
olarak eğlenmeye, günümü gün etmeye karar verdim. Kulüp kültürü de bu
gibi durumlarda hayallere kapılmak için uygun bir ortamdır. İlk örnekler
Wendy Carlos'un "2001" ve "Otomatik Portakal"
film müziklerine dayanıyor diyebilirim. Beni bu müziğe yönelten Stanley
Kubrick oldu yani. Her zaman synthsizer ile oynamak denemeler yapmak istemişimdir
ancak bu aletlere ulaşacak imkanlarım olmadı. 20 yaşımda aldığımı bir
synthsizer ile kendime yeni bir dünya açtım diyebilirim. Devamlı müzik
yapmaktan hoşlanan biri için yalnız olmak bir zorunluluk zaten. DJ'liğe
başladığımda yeni oluşumların pek farkında değildim. House ve Techno'nun
getirdiği şeyleri fark etmemiştim. Dance müziğine vurulmuştum sanki. Benim
için bu müziğin tanmı da geniştir. Rolling Stones ya da Billie Holiday
bu müziğin içinde yer alabilir.
"11
yaşındaki bir kız Britney Spears dinleyebilir ve onunla arasında bir bağlantı
kurabilir."
Bir müzisyen
ailesine ait olduğunu hissediyor musun?
Evet...
aynı ailenin bazı üyelerinin farklı kaderleri olması olarak düşünürsek...Çocuklardan
biri gidip New York'a yerleşir ve finans sektöründe çalışır, diğeri kuzey
Amerika'da ormancı olur, üçüncüsü Çin'e gidip budist olurken, sonuncusu
aile ocağında kalıp fırıncı olarak çalışır. Bütün bu insanlar bir araya
geldiklerinde hayatta bambaşka yollardan geçmiş olmalarına rağmen bir
bağın onları birleştirdiğini bilirler. Benim için de aynı şey geçerli.
Benimkilerden çok farklı müzikler yapan insanlar var, ama onlarla aramda
adeta aile bağı gibi bir bağ hissediyorum. Onların albümünü dinlediğimde,
neyin peşinde olduklarını anında anlıyorum.
"Play"
albümü ile elde ettiğin başarı sana neler hissettirdi?
İlk single'ım
"Go" 1991'de İngiltere'de Top 10'e girmişti. Hiçbir geçmişim
olmamasına rağmen herkesin tanıdığı biri olup çıkmıştım. Aradan 10 yıllık
bir süre geçti ve yine uluslararası bir başarıyla karşı karşıyaydım ama
bu kez o kadar büyük bir şok yaşamadım çünkü artık bu tür durumlarda neler
olabileceğini biliyorum. Kendi tecribelerime dayanarak, bütün o şan şöhretin
aynı hızla yok olabileceğini biliyorum dolayısıyla tedbirli ve alçakgönüllü
kalmaya çalışıyorum. En çok gurulandığım şey, bütün albümlerimi kimsenin
yardımı olmadan ufacık stüdyomda tek başıma kaydedip bütün dünyada dinlenmelerini
sağlamış olmam. Backstreet Boys ve Britney Spears'a baktığımda 30-40 kişilik
ekiplerle oluşturuluyor albümleri ve ben onlarla aynı pozisyona ulaşabiliyorum.
Elbetteki bunlar başarıya giden farklı yollar.
"Teoride
"Güzellik" her yerde olabilir. Ben onu daha çok atılmış unutulmuş
köşelerde buluyorum."
Dans Müziği
nasıl algılanıyor sence?
Demokrasi
kültürü içinde yaşıyoruz. İnsanların bu kültüre katkıları da alabildiğince
kişisel olmalı bence. Çok çeşitli müzik tarzları var. Benim gerçekten
müzik diyebileceğim şeylerle diğer insanların takdir edecekleri farklı
olabilir. Beni en çok rahatsız eden insanları bir müzik türüne iyi diğerine
kötü demeleri. Bu şekilde söylemek çok anlamsız. Belki "bu tarzı
sevmiyorum" diyebilmek daha anlamlı geliyor bana. 11 yaşındaki bir
kız Britney Spears dinleyebilir ve onunla arasında bir bağlantı kurabilir.
Barber'ın yaylılar için Adagio'sunu çalarsınız ve hiçbir şey ifade etmez
onun için. Onun görüşleriyle Britney Spears'a dayanamayan 70 yıllık bir
müzikoloğun görüşleri eştir bence. Çağdaş anlamda bir çok müzik "Güzel"
olarak değerlendiriliyor. "Güzellik"i bu anlamda bir klişe olarak
görüyorum. Bunun yanında , insanlara derin bir duygusallıkla yaklaşabilen
müzikleri yapma fikri benim için "Güzellik" kavramını dolduruyor.
Teoride "Güzellik" her yerde olabilir. Ben onu daha çok atılmış
unutulmuş köşelerde buluyorum. Biraz garip biriyim belki.
"Yenilikçi
ve deneysel olmaya çalışmıyorum."
"Play"
albümü 20. yüzyılda insanları ihtiyacı olan bir albüm mü sence?
Her
zaman albümleri kendi içgüdülerimi takip ederek yaptım. Hiçbir zamanlama
hesabı yapmadan. İnsanlara duymak istedikleri şeyleri vermek gibi bir
takıntım yok, bu bende tamamen eksik bir yön. İlk albümlerimde iyi şarkılar
vardı ama daha çok compliation'lara benziyordu.Tamamen bencilce ve insanlardan
kaçan bir çalışma olan "Animal Rights" albümünden sonra, oturup
gerçekten ne yapmak istediğimi düşündüm. En sevdiğim bazı albümlere takıldım.
Roxy Müzik, Massive Attack'ın "Protection"ı, Joy Division'ın
"Closer"ı, John Coltrane'in "A Love Supreme"i ve farkettim
ki her biri tamamen kişisel ama aynı zamanda herkesi derinden etkiliyor,
yüreğinden yakalıyor. Yenilikçi ve deneysel olmaya çalışmıyorum. Bir gün
insanlar albümlerimi dinlemekten bıkarlarsa işte o zaman kendi içime kapanıp
yeniden kimse tarafından anlaşılmayan "underground sanatçı"
rolünü oynayabilirim.
|