|
Nickelback
Üçüncü stüdyo
albümleri "Silver Side Up"tan çıkan ilk single'ları 'How You
Remind Me' ile listelerde yükselen Nickelback olup bitenler hakkında neler
düşünüyor?
"How You Remind Me"nin video'su bir hit'e göre pek de gösterişli
sayılmaz.
Chad Kroeger:
Video'yu çekmeleri için Strause kardeşleri tuttuk. Titanic'teki özel efektleri
onlar yapmıştı. "Bu sefer farklı bir şey yapalım, daha organik bir
şeyler olsun" dediler. Biz de özel efekt hastası olduğumuz için "Hayır
olmaz, onları gidin başkasının video'sunda yapın, biz bir dolu aksiyon
sahnesi istiyoruz " falan olduk. Onlar da "Hayır, hayır bu video'yu
sinematik bir tarzda çekeceğiz" dediler ve sonunda ortaya bir ilişkiyi
anlatan bu organik video çıktı. Ben ve sürekli ortaya çıkıp sonra da kaybolan
bir kız hakkında. Şarkının en can alıcı yerinde onu "Lütfen hayatımdan
çık!" dermiş gibi itiyorum.
İnsanlar
size gelip şarkıda anlatılanı bizzat yaşadıklarını söylüyorlar mı?
Kroeger:
Kesinlikle. Bana doğru bir şey yapıyormuşuz gibi geliyor. Şarkı ilk ortaya
çıktığında özel olduğuna dair bir şeyler hissettik. Şarkıyı düzenlemeye
başlarsınız ve sonra midenize o garip his yerleşir, "Bu çok iyi oldu"
dersiniz. Şarkının her bölümü iyice hesaplanmıştır ve ona çok emek vermişsinizdir.
Ryan Peake:
İnsanların hikayeyle bağlantı kurmaları ya da size onun hakkında neler
düşündüklerini söylemeleri çok hoş. İnsanlar kendi hikayelerinin anlatılmasından
hoşlanıyorlar. O şarkıyı dinlediğinizde "Evet ya, biliyorum"
diyorsunuz.
Şu anda
olduğunuz yere oldukça uzun bir sürede geldiniz. Bundan sonra hızlanmaya
hazırlıklı mısınız?
Kroeger:
Hazır olup olmadığımızı bilmiyorum. Denemek isterdim. Eğlence trenine
biletimi aldım ve binmeye hazırım.
Peake:
Benim kaskım yanımda. Bizler yavaş ilerlemeye alışkınız.
Kroeger:
Bu sayede her şeyle uğraşacak vaktiniz oluyor. Güzel, istikrarlı bir tepe
yukarı tırmanış oldu.
"Never
Again" ortalığı gerçekten sallıyor ama ciddi bir tarafı da var.
Kroeger:
O şarkı, aile içi şiddeti ve aile reisinin gücünün sınırlarını aştığı
o iğrenç durumu anlatıyor. Bu otobiyografik bir olay değil ama evdeki
şiddetin ailelere nasıl zarar verdiğini ve insanları birbirlerinden nasıl
ayırdığını çevremde gördüm. Bunu pek çok insan anlayabiliyor. Şarkıyı
iyi yapan da bu.
Şarkı
sözü yazma sürecinizden bahsedin. Sürekli yeni şeyler üzerinde çalışır
mısınız?
Peake: Daha
bu sabah otobüsün arka tarafında birkaç yeni şarkı deniyorduk.
Kroeger:
Altı şarkı daha ve muhtemelen bu albüm de çıkar. Yakında konserlerde bu
şarkıları da çalmaya başlayacağız. Bir kez daha gençlerin teyplerle kaydedip
mp3'e çevirdikleri ve "Ne yapalım bu şarkıyı piyasaya sürmelerini
bekleyemeyeceğim" dedikleri yeni materyal ortaya çıkacak. İnsanlara
yeni bir şarkı çalıp beğendiklerini görmek müthiş bir duygu. Biz bu konuda
da çok şanslı sayılırız çünkü iyi tepkiler alıyoruz ve şarkılar teyplere
kaydedilip elden ele geçiyor. Bazı şarkılar da sadece seyirciye çalındığında
iyi oluyor. Sonradan şarkıyı kaydettiğimizde "Yok, bu bir şeye benzemiyor"
diyoruz.
Bir
ev videosu/DVD toplaması üzerinde çalıştığınızdan bahsetmiştin.
Kroeger:
Evet şu anda edit ediliyor. Stone Temple Pilots'la birlikte verdiğimiz
35000 kişilik konserlerden 2500 kişinin geldiği kendi konserlerimize kadar
çıktığımız her konserde görüntüler kaydettik. Hatta bazı yerlerde moronlar
gibi çıkmışız.
Peake: Aslında
ben görüntülerin genelde oldukça havalı olduğunu düşünüyorum.
Kroeger:
Elimde onun turne menajerinin ranzasına çırılçıplak tırmanırken görüntüleri
var.
Peake: Bu
arada bu olay sahnede gerçekleşiyor.
Sizler
bir albümünüz çıktığında müzik marketlere gidip satışları kontrol eden,
hatta belki birer tane de satın alan tiplerden misiniz?
Peake: Kesinlikle
hayır.
Kroeger:
Gidip kendi albümünüzün bir kopyasını almak salakça bir şey.
Peake: Ama
gerçekten içeri girip "Hey, sizde Nickelback'in yeni albümü var mı?
diye soruyoruz ve eğer "O da ne?" derlerse "Kanada'dan
yeni çıkan müthiş bir grup" diyoruz.
Kroeger:
Bağımsız bir grupken, kendi albümlerimizi kendimiz dağıttığımız günlerde
dükkanlara girip albümlerin raflarda durup durmadığını kontrol ederdik.
Eğer tamamı satılmışsa rafları yeniden doldurmalarını isterdik. Bu bırakması
zor bir alışkanlık. Yavaş yavaş vazgeçmeye çalışıyoruz ama turnedeyken
bazen birkaç müzik markete uğruyorduk ve eğer albüm orada yoksa "Burada
hiç albüm kalmamış! İnsanlar bu albümü almak istiyor. Niye yok?"
diye yaygarayı koparıyorduk. Aynen iz süren köpekler gibiydik.
|