|
Pulp
Pulp, İngiltere'de
1989 kuruldu ve 92'de çıkardıkları albümleri Separations ile kendini tanıttı.
Ama Pulp'u asıl meşhur eden albüm hiç kuşkusuz 1995'te çıkan Different
Class ve bu albümdeki Common People ve Disco 2000 parçaları... Bu albümle
Pulp, britpop müziğine yepyeni bir soluk getirdi. Jarvis Cocker ve grubu
Pulp ile yeni albümü, "We Love Life" sonrasında...
"This
Is Hardcore"dan üç yıl sonra bir albüm. "We Love Life"
çalışmları nasıl başladı?
Jarvis
Cocker: İlk parçalar Venedik Bienali'inde çalmamız teklif edildi. Biz
de yeni birşeyler çalmak istedik. Yani 99 Nisan, Mayıs'ına denk geliyor.
Başlarda akustik bir albüm yapacağımızı düşünüyorduk neyse ki öyle olmadı.
Ama o yüksek volümün ardına saklanmadığında bir anda kaybolan birşey yerine
daha iyi şeyler çalmamız gerektiğini düşündük.
Bu albümle
Pulp aydınlığa mı çıkıyor?
J.C.: Bu albümün özellikli konularından biri tabiat: Bol bol ağaçlardan,
kuşlardan hayvanlardan, hayvanlardan bahsediyorum. Ama aşırı naiflikten
de uzak kalmak istedim. Ben,m bugün tabiata bakışım, rutubet kokan Londra
gecelerinde berbat tiplerle ahbaplık eden ve zamanının çoğunu bir viski
kadehini izleyrek geçiren birinin bakışı. Dolayısıyla bunları söylerken
cennet tasvirleri çiziyor durumuna düşmek istemem.
Prodüktör
olarak Scott Walker'ın bulunması önemli. Tek alternatifiniz o muydu?
J.C.: Albüme
son iki alübmde çalıştığımız Chris Thomas ile başlamıştık. İronik ama
bunu albümü üç haftada bitirelim diye yaptık. Zaten birbirimizi iyi tanıyorduk,
bir alışma dönemi olmayacaktı.
Steve
Mackey: Ancak yanılmışız.
Onu nasıl
ikna ettiniz?
J.C.: Scott
Walker'ın kuratörlüğünü yaptığı bir festivale davet edilmiştik. Menajerimiz
ona teklif yaptı o da kabul etti. Sanırım o dönemde bizimle çalışmaya
hevesli başka biri yoktu heralde. Yapmış olduklarımızı gösterdim ona ve
nasıl birşey istediğimizi anlattım. Şarkıların modunu yakalmaya çalışma
konusunda aynı fikirlere sahip olduğumuzu gördüm.
Bu albümde
kayıtları canlı yapmışsınız...
J.C.: Aslında
ilk başlarda fazlasıyla gergindik, kendimizi kasmıştık, fakat Scott Walker
bizi bundan kurtardı, bize güven kazandırmayı bildi. Müzikal olarak, bu
şekilde direkt kayıt yaabilecek kadar iyi olduğumuzu düşünmüyoruz. Bunun
i,çin şehvetli bir beraberlik lazım.
"We
Love Life"ın teması nedir?
J.C.: Bence
bu albümün teması, şeylerin doğal düzeninin değişmesi hissiyle ilgili.
Ve bu kaydın bir fikri varsa, o da içindeki sesi dinlemek olmalı.
Albüme
"We Love Life" (Hayatı seviyoruz) ismini koyarken dalga mı geçmek
istediniz?
Asla, böyle
en ufak bir niyetimiz yoktu. Eğer samimi değilse, bir cümle ne işe yarar
ki? Birine fazla düşünmeden "seni seviyorum" demek gibi bir
şey olurdu, kısacası zaman kaybı. Bense artık zaman kaybetmek istemiyorum.
"Different
Class" sonrasında artan ününüz için ne düşünüyorsunuz?
J.C.: İnsanların
şöhretle birlikte herşeyin berbat olduğunu düşünmelerini istemem. Bence
şöhreti doğru şekilde algıladığınızda sorun kalmıyor.
Pulp
müziğinin ana akıma mı yoksa underground'a mı yakın olduğu konusu hala
kafanıza takılıyor mu?
J.C.: Bu
sorun eskisinden daha az kemiriyor içimi. Bir zamanlar ana akıma dahil
edilmek önemliydi. Ben Thatcher İngiltere'sinde büyüdüm, toplumun büyük
bir kesimi dışlandğını, kendilerinin hiç hesaba katılmadığını ve söyleyecek
sösleri olmadığını düşünüyordu. Bu nedenle geniş çapta kabul görmek önemliydi.
Şimdi bunu başardım guruluyum.
Geçenlerde
katıldığın bir programda Robbie Williams ve Britney Spears'ı sevip sevmediğini
sordular...
J.C.:
Sorun şu: Başka gruplara ya da şarkıcılara bok atmayı bıraktım. Evet bunu
sıkıcı bulabilirsin, ama benim için Robbie Williams ya da Britney Spears
müziğin kendisini ifade etmiyor. Züppelikten söylemiyorum bunu, Çocuklar
için iyiler. Ama müzik olarak onları ciddiye alamam.
Kendi
müziğini zevk için dinlediğin oluyor mu? Ya da internetteki Pulp fanları
sitelerini dolaşıyor musun?
J.C.: Hayır,
tabii ki bunları yapmıyorum.
|