Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
   Röportaj

Sade

Son albümünüzü çıkaralı sekiz yıl oluyor. Kariyerinize nokta mı koymuştunuz?

Hayır. Bir yıllık turneden çıkmıştık ve tek arzum evime dönmekti. Turnelere her ne kadar katlanması zor olsa da, aynı zamanda bir kaçış, uzaklaşma işlevi de görüyor. Ve turne biter bitmez sorunlar da peşpeşe sökün etti. Londra'daki evim harabaye dönmüştü. Bir yakınım çok ağır bir hastalığa yakalanmıştı...Derken bebeğim oldu. Kızımla birlikte olmaktan başka dileğim yoktu. Şarkı söylemiyordum ama müzik yine hayatımın bir parçasıydı.

Performansınızda ya da ilginizde bir değişiklik var mıydı?

Bu albümü yapmış olmaktan dolayı mutluyum. Süreç başladığında aslında bu işi ne kadar çok sevdiğimi anladım. Ama yine de yaptığım şey beni sarsıyor. Oturup da "ne yaptım, daha hazır değilim ki, ya çocuğum ne olacak, her şey tekrar başlarsa ne olur" diye düşündüğüm çok oldu. Şimdi sokakları öylece turlayıp yalnız kalabilirim, bunu seviyorum. Geçenlerde bir çocuk yanaştı yanıma ve bir zamanlar Sade olup olmadığımı sordu. Bu çok güldürdü beni.

Bu albümün diğerlerine göre farklı yanları neler?

Şarkılarda çok daha az düzenleme yapıldı, ilk baştaki titreşimleri korumak için pek çok kusura dokunmadık. Bu albüm bana çok benziyor. Şarkı söylemekten zevk almam uzun bir zamanın sonunda oldu; Tam 15 yıl....Bu albüm öncekilerden daha çok köklere dönük. Daha az süslü daha temellere yönelik... "Lovers Rock" ismini sevdim, çok tatlı, gösterişsiz.

"Lovers Rock"ta belli bir reggae etkisi de var...

Eskiden beri tüm bas partisyonlarımız hep reggae'ye meyilliydi. Bu yüzden albümün adını "Lovers Rock" koymak beni çok sevindirdi. "Slave Song"un yazılışı çok zor oldu. Bob Marley'in "Redemption Song"undan ilham aldık. Genel olarak, kölecilikle zihin işgal etmede bir mana göremiyorum, bu takdirde asla bunu geçemeyiz. Şarkının kuvvetli bir özü olduğunu düşünüyorum.

 

"İnsanların sıra sıra dizilip gecenin sonuna hazırlandığı, sürü usulü diskolara benzemiyordu."

Reggae'yle nasıl tanıştınız?

11 yaşımdayken Essex'teki şehir salonuna sık sık giderdim. Orda ska dansını öğrenmiştim. Sonra Londra'ya geldim. Erkek kardeşim düzenli blues partilerinin yapıldığı bir sokakta oturuyordu. O partilere giderdim. Saatlerce dans edebileceğin dumanlı, gri karanlık yerlerdi. İnsanların sıra sıra dizilip gecenin sonuna hazırlandığı, sürü usulü diskolara benzemiyordu. Oraya takılanlar dinledikleri müziğin tamamen içindeydiler.

Sesinizi nasıl tarif edersiniz?

Ben büyük bir şarkıcı değilim. Geniş bir sesim var, ama ona fazla hakim değilim. Genellikle çok kuvvetli ya da çok yukarıdan söylemeye yatkınım. Kendimi pek kontrol edemiyorum.

"Kesinlikle ders almıyorum, belki de zaafiyetlerimi görme korkusundandır."

Sesinize özen gösteriyor musunuz?

Kesinlikle ders almıyorum, belki de zaafiyetlerimi görme korkusundandır. Öyle olunca da, kendi sınırlarım içinde ve yavaş yavaş ilerleyerek beste yapıyorum, zaman içinde ilerleme kaydediyorum. Komşularımdan birinin annesi operada şarkıcıydı. Bir gün ona gittim. Dört tane Alman çoban köpeği vardı. Ne zaman şarkı söylese havlamaya başlıyorlardı. Bana kesinlikle yapılmaması gereken şeyleri söylemişti. Telefonda bağıra bağıra konuşmayacaksın, ertesi gün şarkı söyleyeceksen akşam kulüplere gitmeyeceksin, hava soğukken soğuk şeyler içmeyeceksin. Bunlar hayat kurtaran reçeteler. Adaçayı içiyorum, boğazımı tuzlu sularla temizliyorum. Ama düzenli olarak hep bırakmaya çalıştığım halde hala sigara içiyorum.

Dionne Warwick'e ya da Aretha Franklin'e yakın hissediyor musunuz kendinizi?

İkisine de değil. Daha çok tam manasıyla bir şarkıcı sayılmayan Gill Scott Heron'a yakın hissediyorum. Aretha Franklin eşsizdir, tektir; gospel onun kişiliğiyle öylesine bütünleşmiştir ki, onun sesine sahip olmak imkansızdır. Ben Marvin Gaye'i , Al Green'i, Bill Withers'ı seviyorum, bugünkülerden de Lauryn Hill, Dr.Dre. Bir de Janis Joplin, Joni Mitchel...

Çaldığınız enstrüman var mı?

Piyanoda temel akorları bilirim, ama maalesef gitar çalamıyorum. Kendi kendine birşeyler çıkarmak, üç beş temel akor bulmak için piyano daha kolay bir alet. Ellerim kocamandır, benimkinden daha kalın başparmağı olan birisine rastlamadım daha. Boksör olabilirmişim yani.

"Aynaya bakarken içinizden "ben siyahım" diye geçirmiyorsunuz. "

Kendinizi siyah biri olarak mı görüyorsunuz?

Sonuçta kendimi kendim olarak hissediyorum. Tam olarak bir aidiyet duygum yok, ama ne zaman bir spor karşılaşması olsa, bir boks maçı seyretsem, siyahların tarafını tutuyorum. Ben de siyah olduğum için mi, yoksa siyah ırk hep itildiği kakıldığı için mi bilemiyorum. Aslında siyah bir kadının kabul görmesi, siyah bir erkeğinkinden dahah kolay. Tanıdığım tüm siyahlar da mükemmel değil tabii. Aynaya bakarken içinizden "ben siyahım" diye geçirmiyorsunuz.

"Nijerya'da şarkıcı omak çok büyük bir şey değil, bulaşık yıkamak gibi. "

Afrika'yla alakanız ne düzeyde?

Nereden geldiğimi biliyorum, amam başıma sariler bağlayıp adımı "Inga wawa mawana aba" koymaya da niyetim yok. Sakallarım çıksa ne kadar tuhaf olursa, bu da o kadar tuhaf olurdu. Amerika'da Afrikalı kökenlerine sahip çıkmak isteyen çok sayıda siyah olduğunu biliyorum, çünkü onlar kimliklerinin ellerinden alındığını hissediyorlar. Ben Nijerya'da doğdum, ama herhangi bir yere ait değilim. Orda da yaşayabilirim ve aynı olurdum. Kendimi hiçbir zaman yersiz yurtsuz hissetmedim. Nijerya'ya ilk döndüğümde 21 yaşındaydım. Adetlerini hiç bilmesem de, kendimi dışlanmış hissetmedim. Nijerya'da şarkıcı omak çok büyük bir şey değil, bulaşık yıkamak gibi. Herkes bütün şarkı ya da ilahi söylüyor, dua okuyor. Doktor ya da Avukat olmanız onların gözünde daha etkileyici. Sorumluluk duygusuyla orası için iyi bir şeyler yapabileceğimi umuyorum günün birinde.

İsminizi "sad" (üzgün, hüzünlü) kelimesini düşünerek mi, yoksa Marquis de Sade'a atfen mi seçtiniz?

Hayır. Bebekliğimden beri bana hep Sade derlerdi. Nijeryalılar için, Helen bir isim değil çünkü hiç bir anlamı yok.

Melankolik biri gibi görünüyorsunuz...

Etrafımdakilerden, gördüklerimden çabuk duygulanırım. Evet ne kadar mutlu olabilirsem, o kadar da melankolik olabilirim.

Kendinizi güzel buluyor musunuz?

Ben de Dolly Parton gibiyim, makyajsız dışarı çıkmam. Evimi alevler sarsa, dışarı çıkmam için makyaj yaparım. Kendime güzel demem. Sahip olduğumla en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Şan şöhretle aranız nasıl? Meşhur olduğunuzdan beri değişen şeyler oldu mu?

İlk zamanlar şöhretin üzerimdeki etkisi çok dramatikti. Başka bir albüm yapıp yapmayacağım da belli değildi. Grup üzerimde baskı oluşturmamış olsaydı. Çoktan bırakmış olurdum. Şöhret ihtirası yok bende. Para ve şöhret mutluluk getirmez, acıdan muaf tutmaz sizi.

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.