|
O
da Türk Popunun patlama döneminde piyasaya çıkan sanatçılardan biriydi.
O günden bir çoğu kayboldu ama o, müziğk anlayışı, sesi ve şarkılarıyla
yaşıyor ve daha da yaşayacak. Sibel Tüzün ile son albümü hakkında sizler
için görüştük. Albümünün promosyonunun neden etkilendiği, çocukluk döneminden
itibaren hangi müzik ortamlarına girdiği, İngiltere'de sergilenen Les
Miserables'da neden koroda görev yapamadığını sizler için açıkladı...
Öncelikle sizinle ortak bir geçmişim var; ben de (9 sene kadar) TRT
İstanbul Gençlik Koro'sunda görev yaptım. Koro Şefi Gökçen Koray devamlı
korodan çıkan sanatçılardan bahsedip dururdu bizlere. Bunlardan biri de
sizdiniz. Koro'nun müzik yaşamınıza katkısı nasıl oldu?
Koro
yaşantıma TRT Çocuk korosunda başladım. Küçük olduğumdan dolayı annemlerin
yönlendirmesiyle koro yaşantım başlamış oldu. Benimle birlikte yaklaşık
80 çocuk koro bünyesinde bulunduğundan ve bir de bu faaliyeti haftasonu
yaptığımdan çok büyük keyif alıyordum. Tavşanlar, kaplumbağalar ile notaları
öğretiyorlar, oyunlarla müzik yapıyorduk.
Gençlik Koro'suna geçişiniz de yaş nedeniyle oldu o zaman;
Evet; Çocuk Korosundan sonra TRT İstanbul Gençlik Korosu'na geçtim. O
zaman Ergun Bey de vardı. Daha sonra konservatuar'a girdim. Konservatuara
girdikten sonra ise yaşadığım koro tecrübesinin ne kadar olumlu olduğunu
gözlemledim. Koro, bana çok güzel şeyler katmıştı.
Peki korodan neden ayrıldınız?
Gençlik
korosu dönemimde de reklam müziği çalışmalarım başlamıştı. Ayrıca konservatuar'da
da eğitimim devam ediyordu. Grup çalışmalarına da başlamıştım o dönemde
ve bunların sonucunda korodan ayrıldım.
Koronun müziğinize etkisi oldu mu sizce?
Olmuştur
tabii ki. Bir kere koroda büyük bir düzen vardır. Müzikte herşeyin tam
zamanında ve büyük bir ahenk içinde yapılması gerekir. Daha 7 yaşından
itibaren koro içinde bulunduğum ve eğitim aldığım için bu öğretiyi koroda
kazandığıma inanıyorum.
Daha Lise yıllarınızda Rock ve Pop müziğe ilginiz varmış. Katıldığınız
yarışmalar ve aldığınız ödüller de gelecekteki müzik yaşamınızın kapılarını
aralamış; fakat müzik platformuna ilk çıkışınız pop müzik ile olmuş. Bu
bir seçim miydi?
Yapıldığına
göre bir seçim oluyor aslında. O dönemde daha değişik müziksel düşüncelerim
vardı. Mesela "temiz şarkı" söylemek gibi. Şimdi öyle düşünmüyorum ama
o dönemde konservatuarda olsun, dinlediğim müziklerde olsun edindiğim
öğreti bunun sonucuydu. Müzik tarzları arasında da "iyi" veya "kötü"nün
olduğuna inanmıyorum. Rock'ı da kötü yaparsan kötüdür, popu da kötü yaparsan
kötü...
Koro'da şarkı söylemeniz ve solistlik sizi "müzikal"in ışıltılı havasına
çekmedi mi?
Tabii
ki çekti. Müzikal parçalarını yapmaya başladığım dönem çok da keyifliydi.
Hatta ilk albümümü çıkarttıktan sonra ben İngiltereye gidip orada hem
müzik ortamlarını görmek hem de müzik eğitimi almak için yurtdışına çıktım.
Orada çalıştığım kişi bir singercoach idi. Beni Andrew Lloyd Weber'in
Les Miserables'ının solist ve koristlerini çalıştırıyordu. Beni Les Miserables'ın
korosuna aldırmak da istemişti hatta. Ama ne yazık ki o zaman ki müzik
şirketim olan "Es Müzik" ile aramda olanlar buna olanak vermedi.
İstanbul Gelişim Orkestrasıyla da çalıştığınız dönemler olmuştu değil
mi?
Evet. Vokal ihtiyaçları olan sanatçılar vardı; örneğin Nükhet Duru, Ajda
Pekkan gibi isimlerle çalıştık o dönem. Daha sonra İstanbul'da Siyah ve
Gümüş isimli bir klüp açılmıştı. Orada ingilizce bir repertuarla müzikallerlerden
oluşan bir program hazırlandı. Tüm bu çalışmalar da ilgi çekti tabii ki.
İşte bu çalışmaların sonucunda da Raks firmasında kaset teklifi geldi.
O dönem Raks müzik şirketinin de kuruluş dönemiydi sanırım.
Zaten
o yüzden yeni bir anlayış ve çalışma gücüyle girişmişlerdi piyasaya. Çok
da idealist yaklaşıyorlardı. Unkapanı gerçeğini artık değiştireceğiz,
müzik şirketleri plazalara taşınmalı, biz de Korukent'te villada hizmetlerimizi
sürdüreceğiz diyerek işe başladılar. Ben bu teklif karşısında çok heyecanlandım
ve kendimi özel hissettim. Halbuki bilsem ki bir yarışma programı sonucunda
da albüm yapılabiliyor hiç o kadar heyecanlanmazdım.
Albüm hazırlıkları nasıl gitti peki?
Albüm
hazırlığı ile birlikte İskender Paydaş'la çalışmaya başladık. Ayrıca Ozan
Doğulu ve Ümit Kuzer'in de katkıları oldu albüme. Aslında biz parçaları
seçmiyoruz. Parçalar seçili geliyor, biz onların üzerinde çalışıyoruz.
Albüme konan parçalar içinde bir tane de Ajda Pekkan'a götürülen ama söylemek
istemediği için bana getirilmiş arapça bir parça daha var. Buna türkçe
söz yazıp albüme koymaya kararverdik. Daha sonra ismi "Şamata" oldu. Sözleri
de o zamanki menajerin yazdı. Bir de Şehrazattan bir şarkı aldık; "Beni
Bağlamaz". Bu iki parça çıktı albümden.
1992'den itibaren müzikal çizginize bakıldığında Pop'tan neredeyse
Hard Rock'a kayan bir geçiş görülüyor. Bunun sebebi nedir?
Yaptığım müzik için kesinlikle Hard Rock veya Rock demek yanlış olur.
Ama şurası kesin ki değişik bir soluk.
Tüm bunları göz önüne alırsak gelecekte Sibel Tüzün "müzik türü"
açısından nerede olacak?
Gelecekteki
"Sibel Tüzün"ün nerede olacağını bilemiyorum ama şunu biliyorum ki güzel
bir yerde olacak. Bugüne kadar da böyle geldi zaten.
Raks'ta başlayan sonra da Bay Müzik'te devam eden bir müzik yaşamınız
var. Raks'tayken pop, Bay Müzikteyken ise Rock. Anladığımız kadarıyla
siz Rock yapmak istiyorsunuz. Raks'tan da ayrılma sebebiniz de acaba böyle
bir durumdan dolayı mı oldu? Raks'tan ayrılmam tamamen şirketin dağılmasından
dolayı olmuştu.
Beni "Es Müzik" bünyesine katmışlar. İşte bu yüzden de İngiltere'den hüngür
şakır dönüp yeni şirketime katılmıştım. Sözleşmemde yaklaşık 300.000$'lık
bir tazminat durumu olduğu için elime geçen müzikal fırsatlarını değerlendirememiştim.
Bunun dışında başka bir ayrılma nedenim yoktu açıkçası.
Son albümünüz "Yine Yalnızım :)"geçtiğimiz günlerde çıktı. Hemen ardından
çok önemli bir promosyon sorunu yaşadınız; malum geçtiğimiz günlerde mecliste
kabul edilen telif hakları kanunu. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
Tam
bir felaket oldu aslında bizim için. Albüm promosyonunun başlamasında
neredeyse 10 gün geçmişti ki bu sorun ortaya çıktı ve albüm çıkardığım
neredeyse unutuldu.
Peki bu kanunun çıkması sizi nasıl etkiledi?
Açıkçası
uygulanırsa müzisyen açısından da müzik şirketleri açısından da çok olumlu
bir kanun. Biz, biraz kanunun ilk çıkma zamanlarından dolayı bu kadar
etkilendik. Promosyonum yarım kaldı çünkü albümü çalacak televizyon ve
radyo bulamadık. Müyap kesinlikle geri adım atmıyor; "Hepsi bu kanuna
uymak zorundalar. En sonunda kabul edecekler ve telif haklarını ödeyecekler"
diyor. Böyle bir sürüncemede kaldık işte.
"Yine Yalnızım"a dönersek, bir önceki albümünüze göre beklenen bir
tarz ama iki albüm arasında müzikal açıdan büyük farklar da var. Albümünüzdeki
şarkı sözlerinin çoğunluğunu da siz yazmışsınız.
Evet.
Albümdeki parçaları yine Levent (Candaş) ile (çoğunu) yaptık. Bunun yanında
Hakan Caneroğlu, Nail Bayşu, Mansur Ark ve Gökalp Ergen'in parçalarını
da kullandık.
İnternet kullanıyor musunuz?
Evet. Kullanıyorum. Hatta kendime ait bir sitem de var ama uzun zamandır
güncelleyemedik. İnternet günümüzün en güncel haber ve araştırma yolu
bence.
Kendinize ait bir web siteniz var. İçerik olarak sayfanızda yapmayı
düşündüğünüz projeler var mı?
Açıkçası
sitemde hemen hemen hiç bilgi yok. O sayfada yapılabilecek çok güzel şeyler
de var ama uğraşmak gerekiyor. Bu çabanın da benim tarafımdan gösterilmesi
gerekiyor ama şu an ona verebileceğim bir zaman ve gücüm yok. Umarım en
kısa sürede sitemi istediğim kıvama getirebilirim.
Sibel Hanım; bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ederim.
|
Kısa
kısa Sibel TÜZÜN
|
| Burcunuz |
Terazi
|
| Doğum
tarihiniz |
29
Eylül 1971 |
| Size
verilebilecek en iyi hediye nedir |
Alan
kişinin beni düşünerek aldığı her hangi bir hediye. |
| En
son izlediğiniz film |
Pearl
Horbour |
| En
sevdiğiniz yemek |
Herşey
:o)) |
| Vaz
geçemeyeceğiniz bir sey... |
Bir
şeyden vazgeçememe duygusunu sevmiyorum. |
Tolga GÜLEN |