|
Travis
Yeni
albüm "The Invisible Band" ile geri dönüş yapan Travis, 1999
yılında da The Man Who ile Brit Awards 2000'den "en iyi grup ve en
iyi albüm" ödüllerini aldıkları dönemdeki başarı duygusunu Brit 2002'de
En İyi İngiliz Grup" olarak tekrar tadıyor. Müzik dünyasına şan ve
şöhret için girmeyen Travis üyeleri, kendilerini şarkılarından daha küçük
görüyorlar.
Özel parçalar
yazdığınızda bunların hit olacağını düşünür müsünüz?
Fran Healy:
Bu duruma göre değişir. Bu zamana kadar yüzlerce şarkı yazdım. Şarkı dediğiniz
şey hayatın karanlık yanlarından çıkarıp renklendirdiğiniz şeylerdir.
Bu karanlık alanlar ortak noktalara denk düşerse o parça hit olur. Bazen
bunu hissediyorum ve parçanın çok sevileceğini tahmin etmek kolay oluyor.
Dediğim gibi parçadan parya değişemn bir durum bu.
İlham
kaynaklarınız var mı?
Fran Healy:
Bizi bir grup olarak görüyorlar. Çünkü hiç birimizin egoist yanı yok.
Bence egoizm tüm sanatların düşmanı. Tüm savaşların kaynağı ver herşeyi
altüst eden birşey. Biz bundan arınmış olduğumuz için mantıklı ve hoş
olarak görünüyoruz ve temelde de bizi oluşturan şey bu şekilde olmamız,
başka birşey değil. Bizler, insan olarak bir mesaj taşıdığımıza inanıyoruz.
Başarılar
üstüste geldikçe değişim yaşıyor musunuz?
Fran
Healy: Her yeni albümümüz çıktığında bizi soruyorlar. "Çok zengin
oldunuz mu?". Ben her zaman çok zengindim zaten. Dünyada en iyi arkadaşlara
sahibim ve çok sevdiğim insanlar hep hayatımda. Tüketici bir toplumda
yaşıyoruz."Şu arabayı almalısın", "Şu buzdolabını almalısın",
"Şöyle evin olmalı","Bunlara sahip olazsan ölürsün!".....Her
halükarda ölecez öyle değil mi?....
Dougie Payne:
Gerçek zenginlik kendini parayla göstermez. İnsanlar arasında yaşananlarla
gösterir kendini. Veya yolda size gülümseyen birine gülümsemek yoluyla
olabilir. Sizin içinizden gelen ve siz izengin yapan da budur.
Britney
Spears'ın "…Baby One More Time?" parçasını neden cover'ladınız?
Fran Healy:
Başta eğlence olsun diye yapık. Çaldıkça olay gelişti ve parçanın içindeki
ironi hoşumuza gitti.
Dougie Payne:
Canlı olarak çaldığımızda harıkaydı.İnsanlar da ilk başlarda çok güldü
ama sonrasında çok eğlendiler ve "Bu parçanın hiç bu kadar iyi olabileceğini
düşünmemiştik" dediler.
Fran Healy:
Bence biz parçayı daha yalın bir hale soktuk bundan dolayı çok beğenildi.
Mike Hedges
(Manic Street Preachers) ve Nigel Godrich (Radiohead) gibi prodüktörlerle
çalışmak nasıl ?
Dougie
Payne: Mike ile ilk kez Fransa'daki harika şatosunda tanıştık ve çalışmaya
başlamıştık. Orada birlikte üç hafta geçirdik ve albümü ("The Man
Who") tamamlamıştık. "Turn," "Why Does It Always Rain
On Me?" ve "She's So Strange." Parçaları bu şekilde yapıldı.
Aslında albümü
daha esaslı bir hal egetirmek için Nigel ile çalışmayı düşünüyorduk. Sonrasında
Londra'ya döndük. O sıralarda Nigel R.E.M. ve Beck ile ilgileniyordu.
Aralrda biz onu arayıp iki üç günlüğüne stüdyoya çağırıyorduk. Bu nedenle
albümün çıkması oldukça uzun sürmüştü. Altı yedi ayın sadece altı haftası
stüdyoya girdik diyebilirim.
Fran Healy:
Albüm üzerinde çalışmak demek aslında şarkılar üzerinden çalışmak demek.
Bence insanlar da albüm dinlemiyorlar. Sadece şarkıları dinliyorlar. Her
bir şarkı bir albüm diyebiliriz. Bazen soruyorlar "En sevdiğiniz
albümüniz hangisi" diye. Bence "Best of..." albümü....
Son
albümünüz "Invisible Band"....
Beck'in "Mutations"
allbümünü doldurduğu stüdyoda Los Ahngeles'da kaydettik. Bu fikir Nigel'a
(Godrich) aitti. Harika bir stüdyoydu ve çalışmak için çok ideal bir yer.
Biz oradayken hava hep kapalıydı ve penceresi olmayan bir stüdyoda, otel
bar ve stüdyo arasında geçen günlerdi. Yani ortalıkta hiç görünmedik(!).
|