|
Djamel
BENSALAH "Büyük Yarış"ı anlatıyor...
"Büyük
Yarış"ta siz kimdiniz ?
Özel bir kişiliktim,
fakat aynı zamanda heryerdeydim!
Yani ne demek
oluyor bu ?
Ben biraz komedyenlerim
gibiydim: Yaya, Kader, Tacchini, Sami… ve biraz da Léonore.
"Büyük
Yarış" nasıl oluştu ?
Kafamda yıldızlar,
kuşlar ve annem oluşmadan "Büyük Yarış" oluşmuştu zaten…
15 yaşında,
üçüncü sınıftaydım, televizyon izlerken Minuit Sport programında
bir röportaja gözüm takıldı. Röportaj, Gauloises Yarışı'nın Yeni
Zelanda ayağı ile ilgiliydi. İnanılmaz bulmuştum, insanlar 400000
Frank kazanmak için 300 Frank katılım parası veriyorlar ve dünyanın
öbür ucuna, acı çekmeye gidiyorlar. Bacaklarını kırıyorlar, yaralanıyorlar,
acı çekiyorlar, gözyaşları… Bütün bunların bir komedi için çok uygun
bir konu olacağını düşündüm. Bu konu hakkında bazı şeyler yazdım,
fakat daha evvel sinema deneyimimin olmaması ve maliyetlerin yüksek
olmasından dolayı fikirlerimi gerçekleştiremedim. Bazı şeylerin
zamanının gelmesi gerekir, bir gün kafamdaki düşünceler için bir
fırsatım oldu ve ben de "Büyük Yarış"ı yazmaya başladım.
"Büyük
Yarış"ı yazmak ne kadar zamanınızı aldı ?
İlk
iki yıl tek başıma daha sonraki iki yıl da Gilles Laurent'le beraber
yazdım. Uzun zamanımızı aldı çünkü Gilles karmaşık konuları sever.
Her şeyi zenginleştirmek için baştan aldı; amaç büyük bir sıçrayış
yapmaktı. Bilmediğim her şeyi yapıyordu, iki seneliğine öğrencilik
hayatıma geri döndüm…
"Büyük
Yarış"ı yapmak ne kadar zamanınızı aldı ?
Dekorlar, mekanlar
vs. hazırlıkları için iki sene harcadık. Mesela köprünün üzerindeki
son sahnede filmi çekebilmemiz için uygun doğal bir dekor yoktu.
Stüdyoda bir çekim yapmamız gerekiyordu: 4000m²'lik bir plato üzerine
iki tane dağ inşa etmek için Arpajon'a gittik. Bütün bunlar 6 -7
ayımızı aldı. Önceden araştırmalarımız da vardı üstelik: Ne tip
bir dağ inşa edeceğimizle ilgili fikir edinebilmek için Dolomites'e,
Arjantin'e ve Venezuella'ya gittim. Sadece çekimler altı ayımızı
aldı…
"Büyük
Yarış" için ne tarz antrenmanlar yaptınız ?
Hiçbir
antrenman yapmadık, çünkü bu tarz projelerde sizi ne tür fiziksel
koşulların beklediğini önceden kestiremiyorsunuz. Her şeyi yerinde
keşfediyorsunuz, ama bu çok güzel bir şey ! Bu, çocuk rüyası gibi
bir sinemaydı. Aynı yıldızlar gibi… kısa metrajı filmlerle karşılaştırdığımızda
ortaya farklılıklar çıkıyor tabi…
Büyük Yarış
büyük bir sinema filmi. Çekimler Amerika, Venezuella, İtalya'daydı…
Fiziksel olarak, ne zaman ki yaptığınız işi seviyorsunuz, kendinizi
asla yorgun hissettirmeyecek bir enerji ile doluyorsunuz. Çekimlerin
sürdüğü altı ay boyunca ne hasta oldum ne de bir sağlık problemi
yaşadım, tabi çekimlerin bittiği gün bitmiş bir durumdaydım, daha
sonra da grip tabiki…
Gaumont'la çalışmak
sizce kutsal birşey miydi ?
Bu
bir çocuğun rüyası gibiydi. Büyük Yarış'ta tamamen 60'lı-70'li yılların
macera filmlerinden esinlenildi. Mesela "L'homme de Rio",
"Les tirbulations d'un Chinois en Chine", "La magnifique"…
Ben bu filmi, özel efekt kullanılmayan eski filmler gibi yapmaya
çalıştım. Bilemiyorum film beğenilir mi, ama sinemada yapmayı hayal
ettiğimiz her şeyi yaptık: büyük araçlar, inanılmaz ekipler, helikopterler…
Antrenman yoktu ya da öğrenilecek özel şeyler: sadece her şeyi oluruna
bıraktık.
"Büyük
Yarış"taki en zor olay neydi ?
Çekimlerden
evvel başımıza bir kaza geldi (Patrick Lanceot ve Bernard Lutic'e
ait filmler hazırlıklar aşamasında bir uçak kazasında kayboldular)
ama her şeye rağmen sonunda "Motor" demeyi başarabildik.
Sanki bütün çalışan elemanlar bize karşı birleşmişlerdi. Çekimler
sırasında, önceleri ve tabi ki sonraları gerçekten çok büyük zorluklarla
karşılaştık. Bunların haricinde başka büyük sorunla karşılaşmadık.
Tabi günden güne küçük problemlerle de uğraştık.
"Büyük
Yarış"taki en komik olay neydi ?
Atmen Khelif'in
çağlayan ayrımındayken: benim çok güldüğüm, ama şüphesiz onun için
çok dramatik anlardan biri… 25 metre yukarıda sıcak suyun altında
asılı kaldı, ama kesinlikle hiçbir riski yoktu. Kesinlikle bu onu
çok ürküttü! Sonunda hepimiz gülüyorduk; o hariç.
"Büyük
Yarış" hakkında çok onaylanmayan şey var mıydı?
Hayır.
Francis Veber'e taparım ve onu İsviçreli bir saatçi gibi, komedi
anlayışını gözden geçirmesi gerektiğine inandırdım: komedi kesindir.
Kurallarından dışarı çıkılmamalı, yapısına saygı duyulmalı. Sonuç
olarak, bazı şeylerin onaylanmamasına karşıyım.
"Büyük
Yarış"ta en beğendiğiniz olay neydi ?
Sanırım filmin
sonunda elde ettiğimiz sonuç.
"Büyük
Yarış"tan en çok neyi özlüyorsunuz ?
Bugün
bile çok özlediğim bazı şeyler var ! Çekimleri yaptığımız plato
mesela. Yeniden kamera arkasına geçmeme ne kader var bilemiyorum;
altı ay - iki - üç - dört sene...
Filme katılmak
sizce, ölmek miydi yoksa çok gülmek mi ?
Bence çok gülmekti; ve bütün komedyenlerim için de ölmek.
|