| |
|
|
Cameron
Crowe
"Say
Anything - Bana Sevdiğini Söyle", "Singles - Bekarlar",
"Jerry Maguire", "Almost Famous - Şöhrete Bir Adım"
filmlerinin yönetmeni Cameron Crowe "Vanilla Sky" ile ilk
kez bir uyarlamaya imza atıyor. Uyarlanan - ya da Crowe'un deyimiyle
"cover-version"ı yapılan eser ise Alejandro Amenebar'ın
1997 tarihli filmi "Abre los Ojos - Aç Gözünü"... Crowe,
"Vanilla Sky"la ilgili soruları yanıtlıyor... |
|
Filmleriniz
arasında uzun aralar verdiğiniz zamanlar olmuştu. Oysa şimdi farklı
bir durum var. "Vanilla Sky"ın yapımı "Almost Famous-Şöhrete Bir
Adım"dan hemen sonra gerçekleşti.
Hemen yeni bir film yapmak istedim. Konusu 70'li yıllarda geçen
"Almost Famous"u çekerken yollarda çok zengin deneyimler edinmiştim.
Aynı ekibi koruyarak çalışmaya devam etmeyi istedim. Ancak bu kez
konusu günümüzde geçen çağdaş bir çalışma yapmak istiyordum. "Abre
Los Ojos- Aç Gözünü" adlı İspanyol filmini izlediğimde daha önce
hiç yapmadığım tarzda bir film yapmak için şans olduğunu düşündüm.
Zaten var olan bir filmin uzantısı gibi olan, yeni bir film... O
filmin yönetmeni Alejandro Amenabar da bize destek verince yola
çıktık.
"Vanilla Sky"dan söz ederken 'yeniden yapım' deyimini kullanmıyorsunuz.
Neden böyle?
Bu olaya müzisyen gözüyle bakıyorum ve "Vanilla Sky"ı bir 'cover
version' olarak değerlendiriyorum. Orijinal film bizim orkestramızın
çok iyi çalabildiği bir şarkıydı. Orijinal şarkıdan küçük bir örneği
de koyarak saygımızı gösteriyoruz ama sonuçta ortaya çıkan kendi
versiyonumuzdur.
Prodüksiyonun gerçekleştirilmesi sırasında film tam anlamıyla
bir sır perdesinin gerisinde kaldı. Tam olarak neyi anlattığı konusunda
bilgi verebilir misiniz?
En kısa yanıtı şu: Aşkın ölümsüz doğasını...
Peki ya uzun yanıt?
Babasından çok büyük bir serveti miras olarak almış David Aames
adlı bir New York'lunun öyküsü. Bu rolde Tom Cruise var. Hayatı
boyunca her fırsata kolayca ulaşmış. Kadınlar ona hemen teslim olmuş.
Yaşamını adeta işini çok iyi bilen kayakçının rahatlığıyla yağ gibi
kayarak yaşamış. Günün birinde Sofia Serrano ile tanışır. Bu rolde
Penelope Cruz var. O andan itibaren hayatla ilgili bazı gerçeklerin
farkına varır. Yeni tanıştığı bu kadın sayesinde hayatta seks yapmaktan
ve o güne kadar yaşadığı ilişkilerden çok daha anlamlı şeylerin
de var olduğunu anlar. Ancak hayatında tuhaf bir dönüşüm daha olur
ve bir anda kendisini hiç beklemediği bir konumda bulur. Bu filme
içinde gerilim unsurlarını da barındıran romantik komedi diyebiliriz.
Müzikli bir şiir de denebilir. Radiohead, REM, Sigur Ros ve Paul
McCartney'den müzik var. Gerçek olan bir düş gibi.
Filmin
konusunun New York'ta geçeceği baştan itibaren belli miydi?
Tom Cruise'un portresini çizdiği karakteri daima modern bir prens
gibi düşündüm. Bu tür modern prensler için New York mükemmel bir
yaşam alanıdır. San Diego'da geçen çocukluk yıllarımda dergilere
bakarken New York'ta düzenlenen partilerin inanılmaz fotoğraflarını
görürdüm. Bu yüzden filmin çekimi gündeme geldiğinde bu partilerden
birisinin de yer almasını istedim. Herkesin son derece şık olduğu,
kadınların siyah gece giysileriyle dolaştığı, smokinli erkeklerin
zarif adımlarla onlara yaklaştığı, herşeyin kusursuz göründüğü bir
parti.
Tom Cruise ile daha önce "Jerry Maguire"da çalışmıştınız. İkinci
deneyiminiz nasıl oldu?
Onunla bir kez daha çalışmayı çok istedim. Tom Cruise bir yönetmen
için eşi bulunmaz bir armağan gibidir. Günün her saatinde karşınıza
gelip, 'Hayalinizdeki herşeyin filme yansıyabilmesi için daha fazla
neler yapabilirim?" diye soran ender aktörlerden birisidir. Aynı
zamanda oynadığı filmin konusu ne olursa olsun o çalışmanın coşkusal
merkezini oluşturur.
Penelope Cruz bu filmin İspanyolca versiyonunda da görünmüştü. "Vanilya
Sky"da da aynı karakteri mi canlandırıyor?
Sofia adlı bu karakter iki filmde de var. Orijinal filmle bu şekilde
bir bağlantı kurulmasını çok sevdim. Ancak bu karakteri bütünüyle
değiştirdiğimizi de söylemeliyim. Bizim filmimizdeki Sofia, New
York'taki en saf ve en samimi kız.
Aynı rolde bir kez daha oynama konusunda istekli davrandı mı?
Çok özel bir kanaldan aldığım habere göre, 'Bana teklif yapılmasa
bile olayın peşini bırakmam ve kendim teklif götürürüm' demiş. Bu
kadar tutkulu bir başrol oyuncusununun olması harika...
İki yıldız arasındaki ekran uyumu nasıl oldu? Bunun en sağlıklı
biçimde gerçekleşmesini nasıl sağlıyorsunuz?
Büyük yönetmenlerden bir tanesi şöyle demiş: "Eğer bir aşk filmi
çekiyorsanız herşeyden önce karakterlere siz aşık olmalısınız. "Bu
sözü asla aklımdan çıkarmam. Her gün sete gittiğimde aklım fikrim
Tom ve Penelope'un birlikte görüneceği sahnelerle oluyordu. Birbirlerine
nasıl davranacakları konusunda endişeleniyordum. İki karakter arasında
oluşan kıvılcımı gördüğümde mutlu oluyordum ki, bir aşk öyküsü çekiyorsanız
bu kıvılcım çok önemlidir. Tüm bunlar bana aşık olduğum zamanlarda
hissettiklerimi anımsatıyordu.
Penelope
Cruz ve Tom Cruise'ın dışında filmde Kurt Russell ve Cameron Diaz
da var. Harika bir kadro değil mi?
Kurt Russell'ın yıllardır hayranıydım. Hem de sıkı bir hayran. Ancak
çekimler sırasında bu durumu ona hiç hissettirmemeye özen gösterdim.
Çünkü setteki tek otorite bendim. Cameron Diaz da mükemmel bir oyuncu...
Ayrıca Jason Lee ile Noah Taylor'ı da unutmamak gerek. İkisi de
favori oyuncularımdı ve ikisi de "Vanilla Sky"da yer aldı. Doğrusunu
söylemek gerekirse filmin setinde zaman zaman tuhaf duygulara kapıldım.
Sağımda solumda sinemanın ilahları dolaşıyordu. Düşünebiliyor musunuz,
Cameron Diaz gibi bir oyuncu sizin filminizde oynuyor. Penelope
Cruz'u düşünün. İspanya'da bugüne kadar 30 filmde oynamış. Ama sanki
ilk filmini yapıyormuşçasına heyecanla bu sinemasal deneyime katılıyor.
Tom Cruise zaten efsanevi bir aktör... Kurt Russell da öyle... Saydığım
tüm bu isimlerin hepsi film yapımı denilen olayın her dakikasının
keyfini çıkartmasını bilen insanlar.
Filmde daha henüz gösterime girmeden çok dikkat çeken bir sahne
var. Tom Cruise'un tamamen ıssız Times meydanında tek başına koştuğu
sahneyi kastediyorum. Bu sahneyi nasıl çektiniz?
Gerçekten çok zor oldu ama benim için... Bu sahne filmin anahtar
sahnelerinden birisidir. Tom Cruise'un canlandırdığı karakterin
aslında ne kadar yalnız bir insan olduğunu simgeleyecekti. Times
Meydanının tamamen boşaltılması konusunda New York Film Komisyonunun,
Valiliğin ve Polis Departmanının büyük yardımını gördük. Aslında
herkes çok yardımcı oldu ve bir Pazar sabahının erken saatlerinde
kendimizi Times Meydanı'nda buluverdik.
Tom Cruise ortaya kalabalığı çekemedi mi?
Belki size komik gelecek ama Tom sanki sıradan bir insan gibi davranabiliyor.
Hatta çoğu zaman onun dünyanın en büyük starı olduğunu bile unutuyorsunuz.
O sabah Times Meydanı'nda onları hatırlıyorum da, erken saatlerde
sıkı bir çalışma yapmıştık. Bu çalışma sırasında Tom Cruise'un bir
çekim merkezi olabileceği aklımıza bile gelmemişti. Sonra hayranlar
meydanı basmaya başladı. Kendimizi bir anda Beatles grubunun üyeleri
gibi buluverdik. Filmi izleyenler göremeyecek ama kameranın çekim
alanının dışındaki bölümde Tom Cruise'un hayranları çığlıklar atıp
imza istiyorlardı. Tom olabildiğince kibar davrandı ve bir olay
meydana gelmeden çekimi tamamladık.
Yönetmenlik yaparken çok eğleniyormuş gibi havanız var...
Bu tür durumlarla başa çıkmak çok zor ama yine de dünyanın en iyi
mesleği bu... Kendim de birçok başarılı insanın hayranı olduğum
için geniş kitlelere bu yolla ulaşma şansını çok seviyorum. "Vanilla
Sky"ı çekerken yapmaya çalıştığım da tam olarak buydu.
Filmin sonuyla ilgili olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı? Sürprize
hazır mı olalım?
Bu filmin başlangıcına baktığınızda sonunun nasıl biteceğinizi kestirmenize
imkan yok. Ancak yanıltıcı bir son gibi de değil... Bu filmde izleyeceğiniz
öykü sizi kendi yüreğinizin derinliklerine götürecek. Bu yolculuğu
size yaptırırken de şefkatli bir rehber gibi davranacak. Bir yazar
olarak insanları daima yolculuklara çıkartmak istersiniz. Bu filmde
akla hayale gelebilecek en fantastik ve en coşkulu yolculuk var.
Ve böyle bir filmin parçası olmaktan dolayı mutluyum.
Zaten
en iyi filmlerin hepsi de böyle yolculuklar üzerine değil midir?
İnsanlar genelde niçin sinemaya giderler? Başka dünyalara yolculuk
yapmak ya da daha önce hiç hissetmedikleri duyguları deneyimlemek
için... Umuyorum ki "Vanilla Sky"ı izleyecek olanlar da bu tür duyguları
hissedeceklerdir. Sinemaya gidip de bir film izlediğinizde kısa
bir an için de olsa gerçek kimliğinizi unuttuğunuz anlar olur. Film
bittikten sonra salondan gün ışığına ya da gecenin ışıklarına çıktığınızda
gerçek dünyaya dönme sonucunda hafifçe titrediğinizi hissedersiniz.
Ben bunu harika buluyorum. Bundan daha fazlasını isteyemezsiniz.
|
|
|
| |
|
|