Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj

"Bayanlar Baylar - And Now ...Ladies & Gentlemen"

Claude Lelouch'la Filme Dair...


Bu muhteşem filmle izleyicilerin büyük ilgisini çektiniz. Adeta başarı vaat eden bir gösterinin organizatörü gibi hareket ediyorsunuz. Kendinizi bu denli arka planda tutuşunuzun nedeni açıklar mısınız?

Her şey iki gerçek öykü ile başladı. Filmdeki centilmen, iki yıl önce Films 13'te beni görmeye gelen Valentin adlı bir İngiliz… Valentin bana bir hediye getirdiğini söyledi ve kapıyı açar açmaz elime bir zarf tutuşturdu. Zarfın içinde 500'lük banknotlardan oluşan 50.000 franklık bir deste vardı. Şaşkınlığımı görünce, açıklama yapma gereği duydu:

10 yıl kadar önce Films 13'ün bodrumunda bir soyguna maruz kalmıştınız"

Kamera şakası falan olduğunu sandım ve işi espriye vurdum. Bana bu parayı neden iade etmek istediğini sordum. Şöyle dedi: "Bir buçuk yıl önce, beynimde tümör olduğu anlaşıldı. Yaşama şansımın yüzde on olduğu söylendi.

Ameliyathaneye girerken, "Ölmez de sağ kalırsam, tüm kurbanlarıma çaldığım şeyleri iade edeceğime kendi kendime söz verdim"; sonra bana hayat hikayesini anlattı. Çaldıklarından kazandığı parayla çok iyi yatırımlar yapmış, büyük kârlar elde etmişti. Tüm çaldıklarını geri verdikten sonra bile refah içinde yaşayabilecek durumdaydı. O an, hepimizin geri verecek bir şeyleri olduğunu ve bunun sonraki filmlerimde kullanabileceğim harika bir metafor olduğunu düşündüm.

"Itinerary of a spoiled child" filminin çekimleri sırasında da Zimbabwe'de, bir otelin barında şarkı söyleyen bir kadına rastladım. Çok güzel bir kadındı ve oldukça iyi bir şarkıcıydı. Bu tür barlar çok zavallı yerlerdir; kimse şarkıcıyı dinlemez. Müşterilerin kayıtsız tavrı her şeyi daha da dokunaklı kılıyordu. Meraklanmıştım. Kadına pek çok soru sordum. Talihsizliklerle dolu yaşam öyküsü beni derinden etkiledi. Onun yaşam öyküsüyle Valentin'in yaşam öyküsü arasında pek çok benzerlikler vardı. Bir çok şey bu ikiliyi bir araya getirebilirdi. O yüzden, rotalarını yeniden tayin ettim...

Yaşam öykülerinden keyif alıyorsunuz. Bu ister kendinizin olsun, isterse karşınıza çıkan kişilerinki...

Biraz basmakalıp gelebilir ama yine de söylemek istiyorum: Yaşam benim favori filmim. Bu gezegende 6 milyar insan yaşıyor ve muhteşem bir yönetmen sayesinde, hepsi de başrolde olduklarını düşünüyorlar.

Sizi dinlerken insanı şaşırtan şey şu: Hayatınızla filmleriniz arasında sürekli olarak bir bağlantı var ve bu ikisi sürekli birbirlerini besliyorlar.

Her zaman için yaşamımın benim işim olduğunu düşünmüşümdür. Öyle veya böyle tanık olmadığım olaylar haricinde herhangi bir şey hakkında konuşma konusunda aciz olduğumu düşünüyorum. Hayatımda ne kadar çok şey olursa, o kadar çok şey beyaz perdeye yansıtabilirim. Ben sadece anlatıcı görevi görüyorum. Bir olayı sindirip, analiz etmeden önce, o olaya kendi gözlerimle şahit olmalıyım. Ancak bu şekilde o olayı yeniden nasıl kurgulayabileceğimi kararlaştırabilirim. Her an bir olayı, bir cümleyi, yada bir hareketi yakalayabileceğim düşüncesiyle yatıp kalkıyor ve yaşıyorum.

Senaryolarınız önceden yazılmasına rağmen, çekim sırasında ortaya ne çıktığını görebilmek için oyuncuların özgürlüklerini kısıtlamıyor, bazı şeylerin değiştirilmesine de izin veriyorsunuz...

Aslında, ben hep bir değil dört tane film yapıyorum. İlki hayalini kurduğum film; ikincisi yazdığım film; üçüncüsü çektiğim film; ve dördüncüsü de kurgu aşamasından sonra ortaya çıkan film. Her aşama konuyu daha da belirginleştirmek ve bir üst düzeye ulaşabilmek açısından önem taşıyor. Bir üst düzeye her geçişimde, bir önceki "filmin", evrenin, yetersiz ve eksik yönlerini görüyorum. Ama tabii ki en önemli evre filmin çekim aşaması.

Bu noktada, daha önce düşünmüş olduğunuz tüm öğelerin geçerli olup olmadıklarını görüyorsunuz. Oyuncuları yönetme konusuna gelince, bir oyuncu gerçeklik aurası yaydığı ölçüde başarılıdır. İnsanların bilinçsizliğini görüntüleyebildiğimizde, yani kendilerini tamamen unuttuklarında, kontrolleri dışında bir şeyler ortaya çıktığında, bu auraya dokunabiliriz.Oyuncular, yetenekleri sayesinde, yazdığınız metni kendilerine uyarlamayı başardıklarında, sizi ister istemez yönlendirirler. İşte ben bu noktada devreye giriyorum. Filmlerimde, gerçeklik aurasının oyuncudan daha ön plana geçtiği sahneleri tercih ediyorum. Bu durum genellikle sahnenin sonunda ortaya çıkıyor. Oyuncu, zorunluluktan arınmış, ısınmış, sahne korkusunu yenmiş oluyor ve tekrar doğal bir insan hâline geliyor.

Bize öyle geliyor ki, öyle veya böyle, sizin için bir filmin kompozisyonunda en önemli unsur oyuncular.

Çocukken sinemaya gittiğimde, yönetmenin ve yazılı bir senaryonun varlığından habersizdim. Ben oyuncuları izlemeye giderdim. Benim için, bir yıldız, sıradan bir filmde bile oynasa, görmekten mutluluk duyduğunuz kişidir. Her zaman söylenen şudur: İyi bir film yapmak için iyi bir hikayeye, iyi bir hikayeye ve iyi bir hikayeye ihtiyaç vardır. Bence aynı zamanda ve her şeyden önce iyi oyunculara ihtiyacınız vardır, çünkü onlar en önemsiz olayları bile çok çarpıcı hâle getirirler.

Film hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız...

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.