Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj

Francois Ozon ile "Havuz" üzerine...

HAVUZ / SWIMMING POOL'un başlangıç noktası nedir?

8 KADIN/8 FEMMES'ın ardından, daha öncesinde olduğu gibi daha basit, içten bir konuya geri dönmek ve daha az karakterli bir film çekmek ihtiyacı duydum. Daha önceden tanıdığım doğal olarak da ilişkilerimin daha az karmaşık olacağı oyuncularla çalışmak istedim. Aklıma hemen Charlotte Rampling geldi, UNDER THE SAND / KUMUN ALTINDA'daki çalışmamız her ikimiz için de çok iyi bir deneyimdi. Aslında, Ludivine'in canlandırdığı karakter bir erkekti. Ama sonra iki kadın arasında geçen bir ilişkiyi işlemenin daha ilginç olacağını düşündüm.

Özellikle de 8 KADIN'da Gaby (Catherine Deneuve) ve Louise(Emmanelle Beart) arasında geçen ilişki tarzı bir ilişki üzerinde çalışmak istedim. Charlotte Rampling ve Ludivine Sagnier'i karşı karşıya oynatmak anne kız ilişkisini incelemek, ayrıca da deneyimli bir oyuncuyla genç bir oyuncuyu karşılaştırmak için iyi bir fırsat yarattı. 8 KADIN'da Ludivine'e diğer oyunculardan daha az ilgi gösterdim gibi bir hisse kapıldım. O filmde Ludivine bir "Erkek Fatma"yı canlandırıyordu orada. Şimdi ona daha eğlenceli bir rol vermek istedim, bir seksi lolita rolü. Ludivine'de vücudu üzerinde çalışıp sonunda bir "Akdenizli Marilyn Monroe"'ya dönüştü.

Yaratıcı süreç üzerine bir film yapma fikri nereden geldi aklınıza?

Genelde bana "Nasıl bu kadar ard arda film çekiyorsunuz? Size bu kadar ilham veren nedir?" diye sorular sorulur. Bu tarz sorulara cevap vermenin en iyi yolunun, kendimin bir sinemacı olarak analizini çıkartmak yerine, kendimi bir İngiliz kadın roman yazarına yansıtmanın olacağını düşündüm. Yazarlar nereden alıyorlar ilhamlarını? Bir yazar nasıl bir hikayeyi yaratır? Gerçek ile kurgu arasındaki bağlantı nedir?

Sarah Morton (Charlotte Rampling)'in işi için yanlızlığa ihtiyacı var, kendisini huzurlu bir eve kapatmaya, diyete girmeye ve bazı kurallara bağlı olarak yaşamaya ihtiyacı var. Ve birden gerçeklerle yüzleşir. İlk tepkisini söylemeye bile gerek yok, ret etme olur. Kendi içine kapanır. Sonra da bu yeni gerçeği, üzerinde çalıştığı projeye dahil etmeye karar verir. Er ya da geç sanatçıların gerçekle yüzleşmeleri gerekir.

Neden İngilizce çevirdiniz filminizi?

Filmin İngiliz bir yazarı anlatması ve Charlotte Rampling'in başından beri oyuncu kadrosunda olmasından dolayı filmin İngilizce olması çok doğaldı. Ayrıca hiç de mükemmelce konuşmadığım bir dilde yönetmenlik yapmanın eğlenceli olacağını düşündüm. Charlotte Fransızca konuşuyor, bu da işleri kolaylaştırdı tabii. Bir de, dil üzerinde de bir oyun var. Senaryoyu Fransızca yazdım ve sonradan İngilizceye çevrildi. İngilizceye çevirmek senaryoyu değiştirdi, zira Fransızca'da olan bazı nüanslar İngilizce'de yok. Bağlantılı fikirler bulmaya çalıştık ve bu da herzaman orijinal halindeki deyimlerle birebir uyuşmuyordu.

Sarah Morton'ın karakterini nasıl oluşturdunuz?

KUMUN ALTINDA'daki Marie karakteri direkt Charlotte Rampling'in kendi karakterinden esinlenerek oluşmuş bir karakterdi. Bu filmdeki karakter tamamiyle bir düzenleme. Charlotte'un gerçek hayatta Sarah Morton ile hiçbir ortak yönü yok. Ama bu karakter onun için yazılmıştı ve ancak Charlotte rolü kabul ettikten sonra ön yapım çalışmalarına başlandı.

Kostüm tasarımcısı Pascaline Chavanne ile beraber ünlü İngiliz kadın yazarlarından Patricia Highsmith, Ruth Rendell, Patricia Cornwell, PD James'in fotoğraflarını inceledik...Bütün bu yazarlarda erkeksi bir hava var. Ayrıca hepsi hayatın 1970'lerde son bulduğu izlenimini veriyorlar. Charlotte saçlarını kesmeyi ve kendini onlarında tarzında değiştirmeyi kabul etti. Hikaye ilerledikçe canlandırdığı karakterin kıyafetleri ve davranışı gelişiyor. Bir çiçek gibi açıyor ve daha kadınsı bir hal alıyor. Adeta parıldıyor.

Neden bir polisiye roman yazarı?

Çünkü polisiye romanı yazarları ile senaristler arasında bir bağlantı olduğuna inanıyorum, her ikisi için de stil, öyküden, entrikalardan ve kurgulanmış ipuçlarından daha az önemli. Bütün bunlar bizleri katile ulaştıran noktalardır. Senaryo yazmak da aynı: çekimleri hayata dönüştürmek için tasarlanmış unsurlar yığılması. Agatha Cristie'den sonra İngiltere'de bir kadın polisiye roman yazarı geleneği başladı. Bu yazarlar özellikle rahatsızlık verici veya korkunç karakterleri ve durumları anlatmaktan keyif alıyorlar. Bu yazarlar üzerinde uzman olan François Riviere ile tanıştım. Riviere bana bu yazarların psikolojileri ve alkol, gizli lezbiyenlik ve sapıklıkla büyülenmeleri üzerine dolaşan söylentileri anlatabildi bana.

Neden Sarah'nın karakterini bu kadar detaylı anlattınız?

Aslında iki partide anlatılıyor Sarah. İlk parti Sarah'nın kendi ortamı olan Londra'da geçiyor, yayıncısı ile ilişikisi, babasıyla yaşayan evde kalmış bir kadın olduğu, içkiye düşkünlüğü gösteriliyor. Sonra Fransa'da Luberon'a gelişiyle ve çalışmaya başlamasıyla ikinci parti başlıyor. Yazarın kurmaca karakteriyle özdeşleşme ihtiyacı, çalışmaya başlama biçimi, özel bir ortamda yazma pratiği, alışkanlıklarının küçük detayları bütün bunları gösterirken normal bir akış izlemesem de, karakterin bütünlüğüne bu şekilde ulaşabildim. Film, yaratım sürecininin zamanıyla yönetiliyor, herşey yavaş yavaş oturuyor. Filmin sürprizlerle ve duygusal gerilimlerle dolu son yarım saatinde herşey hızlanıyor ve herşey çok yoğun bir biçimde yaşanmaya başlıyor.

Filmin sonunda Julie'nin Sarah tarafından uydurulmuş bir karakter olabileceği konusunda hiçbir ipucu vermiyorsunuz?

Yönetmen olarak konuşursam, hayali bir dünyayı olabildiği kadar gerçekçi göstermeye çalıştım, böylece hayal ve gerçek eşit gibi gösteriliyor. Yeni dünyalar uydurmaya başladığınız zaman herşey çok çabuk karışabiliyor gibi bir izlenimim var: bir hikaye anlattığınız veya bir film yaptığınız zaman karakterlerle o kadar bütünleşiyorsunuz ki sonunda onlarla aynı hisleri ve düşünceleri paylaşır hale geliyorsunuz. Bir diğer deyişle yaratım sürecinde hiçbirşey kolay değildir: ne doğru, ne değil? Gerçekle fanteziyi birbirinden ayıran şey nedir?

Bu tema, karakterin hayal ile gerçeği karıştırdığı, KUMUN ALTINDA / UNDER THE SAND'e geri götürüyor bizi. Fakat bu sefer hayalin yaratıcı tarafını görüyoruz ve bu yaratıcılık hayalin yönlendirilip uygulanabilmesini sağlıyor. Bu delilik değil.

Yazarın vücudunun yazdıkça değişime uğrayış biçimine çok önem vermişsiniz...

Evet. Başlangıç olarak kendi vücüdundan memnun olmayan orta yaşlı İngiliz kadın klişesini kullanmak istedim- Sarah'nın gençken kendiyle barışık olduğunu öğrensekte. Bir de bu olgun vücudun çekici gelmesini istedim. Hatta Julie'ninkinden de daha çekici. Aynı zamanda kitap Sarah'nın hayal ürünü olduğu için herşeyi kendisine göre ayarlıyor olduğu da söylenebilir... Herneyse, önemli olan nokta Sarah ve Julie'nin vücutlarının birbirlerini etkilemesiydi. Hikaye ilerledikçe Sarah kıyafetlerini değiştiriyor, giyim tarzı daha feminen olmaya başlıyor, hayat birşekilde ona doğru dönüyor. Bu esnada da Julie bütün suniliklerden uzaklaşıyor. Daha saf bir hale geliyor. Seksi ve agresif genç bir kadınken çocukluğuna geri dönüyor. Bu iki kadın arasında akım değiş tokuşu oluyor.

Ya müzik?

Genelde, bir besteciye montajın son evrelerine yaklaştığımda giderim. Bu sefer daha film kitap yazımı sürecinde iken senaryoyu besteciye vermenin ilginç olabileceğini düşündüm, böylelikle müzik bir şekilde kitabın içeriğinin bir işareti olacaktı. İlk başta müzik parça parça gibi duruyor, neredeyse birkaç notadan oluşuyor. Yavaş yavaş tamamlanmış bir temaya doğru ilerliyor. Bir de temanın film boyunca değişik enstrümanlar tarafından çalınmasını istedim; böylelikle filmin bir türden diğer bir türe geçişleri daha belirgin olacaktı: destan, korku, psiko-drama, bir kadının portresi, bir yazarın biyografisi...

Havuz neyi temsil ediyor?

Havuz onun içinde neyi görmek istiyorsanız onu temsil ediyor. Filmlerimde çoğu kez suyu kullandım, genellikle de insanların çekingenlikleriyle veya bazı korku hisleriyle bağdaştırdığım okyanusu. Bu sefer, havuzla ilgilenmemin sebepleri dokusu ve hapsolmuş bir su birikintisi olduğu içindi. Havuzlar, okyanusların aksine kontol edilebilir ve yönetilebilirler. Havuz Julie'nin krallığı. Üstüne resimlerin yansıtıldığı ve içine bir karakterin girdiği bir film ekranı gibi. Sarah Morton'un havuza girmesi zaman alıyor: Julie bir ilham kaynağına dönüşmeden ve havuz en azından temiz olmadan girmiyor.

Film hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız...
 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.