|
Francois
Ozon ile "Havuz" üzerine...
HAVUZ / SWIMMING
POOL'un başlangıç noktası nedir?
8 KADIN/8 FEMMES'ın
ardından, daha öncesinde olduğu gibi daha basit, içten bir konuya
geri dönmek ve daha az karakterli bir film çekmek ihtiyacı duydum.
Daha önceden tanıdığım doğal olarak da ilişkilerimin daha az karmaşık
olacağı oyuncularla çalışmak istedim. Aklıma hemen Charlotte Rampling
geldi, UNDER THE SAND / KUMUN ALTINDA'daki çalışmamız her ikimiz
için de çok iyi bir deneyimdi. Aslında, Ludivine'in canlandırdığı
karakter bir erkekti. Ama sonra iki kadın arasında geçen bir ilişkiyi
işlemenin daha ilginç olacağını düşündüm.
Özellikle de 8
KADIN'da Gaby (Catherine Deneuve) ve Louise(Emmanelle Beart) arasında
geçen ilişki tarzı bir ilişki üzerinde çalışmak istedim. Charlotte
Rampling ve Ludivine Sagnier'i karşı karşıya oynatmak anne kız ilişkisini
incelemek, ayrıca da deneyimli bir oyuncuyla genç bir oyuncuyu karşılaştırmak
için iyi bir fırsat yarattı. 8 KADIN'da Ludivine'e diğer oyunculardan
daha az ilgi gösterdim gibi bir hisse kapıldım. O filmde Ludivine
bir "Erkek Fatma"yı canlandırıyordu orada. Şimdi ona daha
eğlenceli bir rol vermek istedim, bir seksi lolita rolü. Ludivine'de
vücudu üzerinde çalışıp sonunda bir "Akdenizli Marilyn Monroe"'ya
dönüştü.
Yaratıcı süreç
üzerine bir film yapma fikri nereden geldi aklınıza?
Genelde
bana "Nasıl bu kadar ard arda film çekiyorsunuz? Size bu kadar
ilham veren nedir?" diye sorular sorulur. Bu tarz sorulara
cevap vermenin en iyi yolunun, kendimin bir sinemacı olarak analizini
çıkartmak yerine, kendimi bir İngiliz kadın roman yazarına yansıtmanın
olacağını düşündüm. Yazarlar nereden alıyorlar ilhamlarını? Bir
yazar nasıl bir hikayeyi yaratır? Gerçek ile kurgu arasındaki bağlantı
nedir?
Sarah Morton (Charlotte
Rampling)'in işi için yanlızlığa ihtiyacı var, kendisini huzurlu
bir eve kapatmaya, diyete girmeye ve bazı kurallara bağlı olarak
yaşamaya ihtiyacı var. Ve birden gerçeklerle yüzleşir. İlk tepkisini
söylemeye bile gerek yok, ret etme olur. Kendi içine kapanır. Sonra
da bu yeni gerçeği, üzerinde çalıştığı projeye dahil etmeye karar
verir. Er ya da geç sanatçıların gerçekle yüzleşmeleri gerekir.
Neden İngilizce
çevirdiniz filminizi?
Filmin
İngiliz bir yazarı anlatması ve Charlotte Rampling'in başından beri
oyuncu kadrosunda olmasından dolayı filmin İngilizce olması çok
doğaldı. Ayrıca hiç de mükemmelce konuşmadığım bir dilde yönetmenlik
yapmanın eğlenceli olacağını düşündüm. Charlotte Fransızca konuşuyor,
bu da işleri kolaylaştırdı tabii. Bir de, dil üzerinde de bir oyun
var. Senaryoyu Fransızca yazdım ve sonradan İngilizceye çevrildi.
İngilizceye çevirmek senaryoyu değiştirdi, zira Fransızca'da olan
bazı nüanslar İngilizce'de yok. Bağlantılı fikirler bulmaya çalıştık
ve bu da herzaman orijinal halindeki deyimlerle birebir uyuşmuyordu.
Sarah Morton'ın
karakterini nasıl oluşturdunuz?
KUMUN
ALTINDA'daki Marie karakteri direkt Charlotte Rampling'in kendi
karakterinden esinlenerek oluşmuş bir karakterdi. Bu filmdeki karakter
tamamiyle bir düzenleme. Charlotte'un gerçek hayatta Sarah Morton
ile hiçbir ortak yönü yok. Ama bu karakter onun için yazılmıştı
ve ancak Charlotte rolü kabul ettikten sonra ön yapım çalışmalarına
başlandı.
Kostüm
tasarımcısı Pascaline Chavanne ile beraber ünlü İngiliz kadın yazarlarından
Patricia Highsmith, Ruth Rendell, Patricia Cornwell, PD James'in
fotoğraflarını inceledik...Bütün bu yazarlarda erkeksi bir hava
var. Ayrıca hepsi hayatın 1970'lerde son bulduğu izlenimini veriyorlar.
Charlotte saçlarını kesmeyi ve kendini onlarında tarzında değiştirmeyi
kabul etti. Hikaye ilerledikçe canlandırdığı karakterin kıyafetleri
ve davranışı gelişiyor. Bir çiçek gibi açıyor ve daha kadınsı bir
hal alıyor. Adeta parıldıyor.
Neden bir polisiye
roman yazarı?
Çünkü
polisiye romanı yazarları ile senaristler arasında bir bağlantı
olduğuna inanıyorum, her ikisi için de stil, öyküden, entrikalardan
ve kurgulanmış ipuçlarından daha az önemli. Bütün bunlar bizleri
katile ulaştıran noktalardır. Senaryo yazmak da aynı: çekimleri
hayata dönüştürmek için tasarlanmış unsurlar yığılması. Agatha Cristie'den
sonra İngiltere'de bir kadın polisiye roman yazarı geleneği başladı.
Bu yazarlar özellikle rahatsızlık verici veya korkunç karakterleri
ve durumları anlatmaktan keyif alıyorlar. Bu yazarlar üzerinde uzman
olan François Riviere ile tanıştım. Riviere bana bu yazarların psikolojileri
ve alkol, gizli lezbiyenlik ve sapıklıkla büyülenmeleri üzerine
dolaşan söylentileri anlatabildi bana.
Neden Sarah'nın
karakterini bu kadar detaylı anlattınız?
Aslında
iki partide anlatılıyor Sarah. İlk parti Sarah'nın kendi ortamı
olan Londra'da geçiyor, yayıncısı ile ilişikisi, babasıyla yaşayan
evde kalmış bir kadın olduğu, içkiye düşkünlüğü gösteriliyor. Sonra
Fransa'da Luberon'a gelişiyle ve çalışmaya başlamasıyla ikinci parti
başlıyor. Yazarın kurmaca karakteriyle özdeşleşme ihtiyacı, çalışmaya
başlama biçimi, özel bir ortamda yazma pratiği, alışkanlıklarının
küçük detayları bütün bunları gösterirken normal bir akış izlemesem
de, karakterin bütünlüğüne bu şekilde ulaşabildim. Film, yaratım
sürecininin zamanıyla yönetiliyor, herşey yavaş yavaş oturuyor.
Filmin sürprizlerle ve duygusal gerilimlerle dolu son yarım saatinde
herşey hızlanıyor ve herşey çok yoğun bir biçimde yaşanmaya başlıyor.
Filmin sonunda
Julie'nin Sarah tarafından uydurulmuş bir karakter olabileceği konusunda
hiçbir ipucu vermiyorsunuz?
Yönetmen
olarak konuşursam, hayali bir dünyayı olabildiği kadar gerçekçi
göstermeye çalıştım, böylece hayal ve gerçek eşit gibi gösteriliyor.
Yeni dünyalar uydurmaya başladığınız zaman herşey çok çabuk karışabiliyor
gibi bir izlenimim var: bir hikaye anlattığınız veya bir film yaptığınız
zaman karakterlerle o kadar bütünleşiyorsunuz ki sonunda onlarla
aynı hisleri ve düşünceleri paylaşır hale geliyorsunuz. Bir diğer
deyişle yaratım sürecinde hiçbirşey kolay değildir: ne doğru, ne
değil? Gerçekle fanteziyi birbirinden ayıran şey nedir?
Bu tema, karakterin
hayal ile gerçeği karıştırdığı, KUMUN ALTINDA / UNDER THE SAND'e
geri götürüyor bizi. Fakat bu sefer hayalin yaratıcı tarafını görüyoruz
ve bu yaratıcılık hayalin yönlendirilip uygulanabilmesini sağlıyor.
Bu delilik değil.
Yazarın vücudunun
yazdıkça değişime uğrayış biçimine çok önem vermişsiniz...
Evet.
Başlangıç olarak kendi vücüdundan memnun olmayan orta yaşlı İngiliz
kadın klişesini kullanmak istedim- Sarah'nın gençken kendiyle barışık
olduğunu öğrensekte. Bir de bu olgun vücudun çekici gelmesini istedim.
Hatta Julie'ninkinden de daha çekici. Aynı zamanda kitap Sarah'nın
hayal ürünü olduğu için herşeyi kendisine göre ayarlıyor olduğu
da söylenebilir... Herneyse, önemli olan nokta Sarah ve Julie'nin
vücutlarının birbirlerini etkilemesiydi. Hikaye ilerledikçe Sarah
kıyafetlerini değiştiriyor, giyim tarzı daha feminen olmaya başlıyor,
hayat birşekilde ona doğru dönüyor. Bu esnada da Julie bütün suniliklerden
uzaklaşıyor. Daha saf bir hale geliyor. Seksi ve agresif genç bir
kadınken çocukluğuna geri dönüyor. Bu iki kadın arasında akım değiş
tokuşu oluyor.
Ya müzik?
Genelde,
bir besteciye montajın son evrelerine yaklaştığımda giderim. Bu
sefer daha film kitap yazımı sürecinde iken senaryoyu besteciye
vermenin ilginç olabileceğini düşündüm, böylelikle müzik bir şekilde
kitabın içeriğinin bir işareti olacaktı. İlk başta müzik parça parça
gibi duruyor, neredeyse birkaç notadan oluşuyor. Yavaş yavaş tamamlanmış
bir temaya doğru ilerliyor. Bir de temanın film boyunca değişik
enstrümanlar tarafından çalınmasını istedim; böylelikle filmin bir
türden diğer bir türe geçişleri daha belirgin olacaktı: destan,
korku, psiko-drama, bir kadının portresi, bir yazarın biyografisi...
Havuz neyi temsil
ediyor?
Havuz
onun içinde neyi görmek istiyorsanız onu temsil ediyor. Filmlerimde
çoğu kez suyu kullandım, genellikle de insanların çekingenlikleriyle
veya bazı korku hisleriyle bağdaştırdığım okyanusu. Bu sefer, havuzla
ilgilenmemin sebepleri dokusu ve hapsolmuş bir su birikintisi olduğu
içindi. Havuzlar, okyanusların aksine kontol edilebilir ve yönetilebilirler.
Havuz Julie'nin krallığı. Üstüne resimlerin yansıtıldığı ve içine
bir karakterin girdiği bir film ekranı gibi. Sarah Morton'un havuza
girmesi zaman alıyor: Julie bir ilham kaynağına dönüşmeden ve havuz
en azından temiz olmadan girmiyor.
|