|
"Vatel"
filminin oyuncusu Gerard Depardieu (François Vatel) ile film üzerine...
François Vatel kimdi?
Pek çok kimse gibi, ben de François Vatel'i duymuştum: Balık zamanında
gelmedi diye kendini bıçaklayan kişi... Jeanne Lebrune'ün bir senaryo
yazdığını duydum. Alain Goldman'ın filmi yönetmesi için Roland Joffé'yi
seçtiğini duyduğumda, ki kendisi Tom Stoppard'la birlikte senaryoyu
tekrar yazdı; Condé'nin, Chantilly Şatosu'nda, kral için büyük bir
organizasyon hazırlayan Vatel karakterine çarpıldım. Enfes yiyeceklerden
muhteşem bir baloya, dekorasyondan havai fişeğine kadar her şeyin
olduğu bir organizasyon bu. Burada, çok yönlü yetenekleri olan Vatel
adeta bir orkestra şefi gibi büyük sorumluluk üstleniyor. Kendisi
aynı zamanda biraz depresif biriydi sanırım.
Vatel
gösterilerin yanı sıra ziyafetler de hazırlamıştı.
O
zamanlarda büyük kahyaların üstlendiği rol buydu. Vatel hem mutfaktan,
hem de törenlerden sorumluydu. Her öğün bir şölendi. Bunu filmin
çekimi sırasında anladım. Vatel için, inanılmaz bir işti bu ve onun
hayatına mal oldu. Kısa süre önce, filmin Fransızca dublajını yaptım
ve Vatel'in biraz kendi organize ettiği törenlere benzediğini düşündüm:
Dengesiz ve telaşlı.
Vatel
sürekli olarak başkalarının zevki için çalışıyor.
Filmin
dönüm noktası, XIV. Louis'nin Condé Prensi'ne karşı kağıt oyununda
kazanmasıyla gerçekleşiyor. Vatel, kralın hizmetine geçmek durumunda
kalıyor. Sanırım bu, senaryoya yazılmıştı ama Vatel'in kafasında
başka pek çok kaygının olduğunu hissediyorsunuz. Hatta Anne de Montausier'yle
bir ilişkisi olabileceği düşüncesi bunu daha da pekiştiriyor. İnsan
ile sanatçı arasında bir ikilem var: Vatel'in ölümü bir sanatçının
ya da bir romantiğin ölümü gibi.Senaryoyu böylesine güzel kılan
bu; Vatel ile Anne de Montausier arasındaki ilişki hayali, bir anlık
bir yanılgı, sanal bir aşk...
Vatel
entrika, komplo ve rekabet dolu dünyada şiirsel bir karakter: Onu
böylesine büyük bir karakter yapan bu.
Vatel
olayları Condé Prensi'nin aracılığıyla hissediyor. Ama gerçeği bulmaktan
çok uzakta: Güç denen ucube ve onun cazibe çarkı. Güç daha yüksek
bir düzeydeydi ve Vatel'in bunu hissetmesi ancak Condé Prensi'nin
kendi endişe ve acı çekişi aracılığıyla oluyordu.
Vatel sürekli hareket halinde: O bir organizatör, bir yönetici...
Evet,
Vatel sürekli hareket eden ve son derece sıkı ağızlı biri. Vatel'de
Cyrano de Bergerac'ın bazı yönleri var, gösterişi dışında tabi.
Vatel harika bir organizatör, mükemmel bir gurme, bir uzman ve çevresindeki
güzellikleri fark eden biri. Filmde görünen havai fişek gösterisi
her şeyiyle Vatel'i yansıtıyor... ne var ki, o, kompliman peşinde
değil.
Bu
rolle ilgili özel bir ilham aldınız mı?
Bu
kadar meşgul bir adamı canlandırmak için düşünmenize gerek yok:
Vatel işleri yoğun olan biri ve sürekli olarak patronunu memnun
etmeye çalışıyor. Her şeyin yolunda gitmesini sağlıyor. pazardaki
her ürüne dokunacak kadar aşırıya kaçarak sürekli koşturma içinde.
Benim için, hayat bir zevk, her şey güzel; Farkında olmadan Vatel'e
bir iyimserlik soluğu getiriyorum. İyi bir eti nasıl tanıyacağımı
bilirim, bunu severim, ama belli bir bezginlik ve depresyon da var.
Hayatı gibi, Vatel'i canlandırmak da yorucu: Günde 14-15 saat çalıştım
ve Joffé'ye dedim ki "Sen Vatel'sin". Vatel de tıpkı büyük
bir film yönetmeni gibi bir zevk organizatörü.
Kral
ve Saray Eşrafı için düzenlenen büyük gösterinin bir sahnesinde,
Vatel'in sahnenin öbür tarafında olduğunu görüyoruz, kralın zevki
için çalışıyor.
Sonunda
ne çıkacağını bilmeden resme başlayan bir ressam gibi. Filmde hoşuma
giden bu: Vatel kompliman peşinde değil, işini yapıyor ve bundan
ötesi ona ait değil. Yukarıda olup bitenler onu ilgilendirmiyor.
Renoir'ın "La regle du jeu" tablosunda olduğu gibi, yukarıdakiler
ve aşağıdakiler var: Aristokratlar yukarıda ve mutfak da aşağıda.
Bu filmde hoşuma giden şey pek çok açılımı olan noktalar olması.
Bir oyuncunun büyüsü bir sahnede farkında olmadan kendi dışına çıkmasıdır.
Bununla ilgili hiçbir şey bilmemesi daha iyidir. Oyuncuların büyük
anları işler kontrollerinden çıktığı zaman olur, sırf işlerini yaparlar,
sadece işlerini. Bazen, salt şiirselliği yakalayabilirler.
Önemli
sahnelerden birinde, birini kaybetmek Vatel için önemli oluyor.
Ölüm
sadece filmlerde önemsizdir. Bu safahat ve israfın ardında yaşamın
bir önemi var.
Vatel
ile Anne de Montausier arasındaki ilişkide birbirlerine bakış şekilleri
önemli.
İmkansız
bir aşkın dili. Onların arasında, bir şekilde ruhların flörtü var.
XIV. Louis'nin sarayındaki kadınların durumunun çok dehşet verici
olduğunu görüyorsunuz. Metres, saraylı, eski metres, vs. arasında
bir hiyerarşi var. Bir şekilde, kadınları daha iyi anlayabilirsiniz.
Film tıpkı bir ayna gibi, ama farklı. Aktrisin görünümü bize kadının
ruhunu ve gerçek durumunu gösteriyor. Artık gerçek "İlk"
olmak değil... ve Kral'ın ilk kadınının ikincine acıyıp acımadığını
bilmiyoruz.
Tim
Roth'un canlandırdığı karakter olan Lauzun'ü nasıl tarif edersiniz?
Küçük
bir Machiavelli. Başka bir güç türü, kara ve isyankar. Vatel'e gelince,
alaycı değil, o vahşi bir kurt, tek başına...
Rossellini
XIV. Louis hakkında bir film yapmıştı...
Evet,
Saint Louis'de küçük bir stüdyoda dublajını yaptığım "The Rise
of Louis XIV". Roberto Rossellini'yle ilk karşılaşmamdı. Bu
işte çalıştıkça, filmlerini daha iyi anlıyorum: Ayaklarınızı yerden
kesen basit şeyler...
|