|
Jack
Black
"Rollerinizi
nasıl seçersiniz?"
"Rollerimi seçme yöntemim oldukça komiktir. Eğer senaryoyu
okuduğumda gülmüşsem o filmde oynamak istediğim anlamına gelir.
Bu filmde canlandırdığım Lance karakteri bence yüksek enerjili,
çılgın ve iyi günlerin adamı ama bildiğiniz gibi bazı problemleri
de var. Ayrıca bu karakterde önemli ölçüde bir dönüşüm de sözkonusuydu.
Biz aktörler "dönüşüm"den söz ederken filmin başlangıcıyla
sonu arasındaki çizgide kişilik değişikliği geçirmeyi kastederiz.
Bu tür karakterler daima iyidir."
"Üstlendiğiniz
karaktere kendinizden de birşeyler eklerken amacınız onu daha hoşunuza
gider hale getirmek midir?"
"Aldığım her role büyük katkı getirdiğim doğrudur. Dürüst olmak
gerekirse, karakterler kağıt üzerindeyken birer hiçtir. Ben olmasam
kaybolup giderler. Sete geldiğimde kağıt üzerindeki o karaktere
kendi sosumdan bir miktar katarım. Bunu başarıyla yaptığım andan
itibaren ortaya bir başyapıt çıkar. Ancak yanlış anlaşılmasın, kağıt
üzerinde kötü yazıldığı anlamına gelmiyor. Sadece önüme çıkarttığı
fırsatları değerlendirip kendimden birşeyler ekliyorum."
"Bundan
keyif alıyor musunuz peki?"
"Evet. Eğer kağıt üzerindeki o karakter yeterince eğlenceliyse
önünüzde daha büyük bir zorluk var demektir. Çünkü yeni birşeyler
eklersem nasıl olur acaba diye kendi kendinize yargılama yapma gibi
bir durum ortaya çıkar. Oysa daha zayıf materyalde üzerinizdeki
baskı daha az olur. Ortaya daha iyi bir ürünün çıkması için iyi
yazılmış olması gerekir. Bence iyi bir filmin en önemli katkı maddesi
senaryosudur diye düşünüyorum."
"Emektar
oyuncularla birlikte oynamak nasıl bir duygu?"
"Tecrübeli aktörler sizi aşağıya çekmek istiyorlar. Buna basketboldan
örnek verecek olursam, Michael Jordan lige ilk geldiğinde Isaiah
Thomas onu dondurup maçların dışında tutmak istemişti. Michael Jordan
da kimmiş, o basketbolu bilmez diyordu. Benim de başıma buna benzer
durumlar geldi. Köşe başlarını tutanlar beni durdurmaya çalıştılar.
Ancak hepsinin üstesinden gelmeyi başardım. Bu tür engellemeler
insanı daha güçlü yapıyor. Tipkı Michael Jordan gibi..."
"Filme
adını veren Orange County nasıl bir yer?"
"Orange County, Güney Kaliforniya'nın ta kendisidir. Oraya
gittiğinizde zamanın gerisine düşmüş, 1980'lere dönmüş gibi hissedersiniz.
Yıllar öncesine dönmekten farkı yoktur."
"Filmde
portresini çizdiğiniz Lance karakteri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Siz de onu tembelin birisi olarak mı görüyorsunuz?
"Tabii ki daha fazlasını düşünüyorum. Lance'ın bazı problemleri
var. Üzerine bir görev aldığı için çalışmak zorunda. Tembelin birisi
olduğu doğru ama kocaman bir yüreği olduğunu söyleyebilirim. Cehenneme
bile düşeceğini bilse yine de kardeşine yardım etmeye kararlı..."
"Colin
Hanks ile çalışmak nasıldı?"
"Gerçekten büyük aktör. Çok etkilendim. Tanrı biliyor ya, ben
onun yaşındayken dünyadan haberim yoktu. Bu çocuk şimdi çok önemli
bir filmin başrolünde oynuyor. Bence harika..."
"İnsan
olarak nasıl buldunuz?"
"Kesinlikle kaydadeğer bir insan... Son derece sakin ve dingin
bir insan olduğu için kolay anlaştım. Aynı zamanda gerçekten eğlenceli
bir insan. Hatta daha ileri giderek babası Tom Hanks'ten bile daha
iyi bir aktör olduğunu söyleyebilirim. Bu tür kıyaslamalardan hoşlanmam
ama yakında tozu dumana katacağından eminim."
"Peki
ya Skylar Fisk için ne diyorsunuz? Onun da annesi Sissy Spacek'i
geçip tozu dumana katması yakın mı?"
"An meselesi... Son derece doğal bir kız... Aynı zamanda başarılı
bir performansı var. Güzel ve sevimli olduğunu da eklemeliyim."
"Bu
tip bir role nasıl hazırlanırsınız?"
"Sadece okurum. Senaryoyu defalarca okuduğumu belirteyim. Ana
fikrini aklımda tutmaya gayret gösterirken farklı birşeyler denemekten
de geri kalmam. Kalıplara uygun şekilde oynadıktan sonra koltuğuma
oturup filmi seyretmekten hoşlanmam. Benim tarzım değil."
"Performansını
biçimlendirmenizde Jake'in nasıl yardımı oldu?"
"Kalıpların dışına çıkmaya niyetlendiğimde yapmak istediklerime
izin verdi. Yapmak istediğiniz birşeye daha başlamadan hemen engel
olunmasına kızarım. Jake Kasdan bu konuda beni özgür bıraktı. Ama
bir yandan da her aşamada küçük çaplı birtakım fikirler vererek
sürekli canlı kalmamı sağladı. Bence bir yönetmenin oyuncuları daima
taze ve yaratıcı fikirlerle desteklemesi ve her yeni çekimde biraz
daha değişmesini sağlaması çok önemli..."
"Filmde
birçok ünlü da küçük rollerde görünüyor. Bunca yetenekle birlikte
çalışmak nasıldı?"
"Daha önce dediğim gibi Katherine O'Hara müthişti. Zaten o
şu anda benim favori aktristlerimden birisidir. Filmde Kevin Kline
da var. Shakespeare tarzı çalışan bir aktördür. O da mükemmeldi.
Aynı biçimde Harold Ramis de çok iyiydi. Jenerikte başka kimler
vardı, hatırlayamadım..."
"Ben
Stiller..."
"Evet evet Ben Stiller da vardı. Çok eğlenceli bir sahnede
onunla oynadım. Bir itfaiyeciyi canlandırdı. Başka isimler de söyleyin,
kimler vardı?"
"Lily
Tomlin, Chevy Chase... Ama onlarla aynı sahnede oynamadınız..."
"Evet, Lily Tomlin, Chevy Chase, Jane Adams... Büyüleyici bir
oyuncu kadrosu..."
"Lance'ın
Sean'e nasıl yardımcı olduğunu ya da nasıl incittiğini anlatır mısınız?"
"Kendi gençlik yıllarınızı hatırlar mısınız? Anne-babanızla
birlikte yolda yürürken onların ya 10 adım önünde ya da gerisinde
olduğunu hatırlıyorsunuz değil mi? Sean ünlü bir yazar olmayı kafasına
koymuş. Hadi ünlü demeyelim de, birikimi olan iyi bir yazar olmanın
hayalini kuruyor. Buna karşılık sorunlu bir aile yapısı var. Annesiyle
babası boşanmış. Annesinin alkol problemi sözkonusu. Erkek kardeşi
uyuşturucunun esiri olmuş. Babasının aklı fikri işlerinde... Bu
yüzden ailesiyle ve yaşadığı kentle arasına bir mesafe koymak istiyor.
Bunun sonucunda onları geride bırakıp kaçıyor. Ailesi de ona yardımcı
olmak adına peşine takılıyor. Sonuçta aileyle yaşadığı kentin aslında
ne kadar önemli olduğunun bilincine varıyor."
|