|
"Novo"
filminin yönetmeni Jean Pierre Limosin ile oyuncusu Eric Caravaca'nın
söyleşisi
Jean
Pierre Limosin: Bu filmde birçok şeyi farklı yaptığımızı düşünüyorum,
neden bu şekilde devam etmiyelim? İlk soruları soran neden filmden
bir aktör olmasın?
Eric
Caravaca: Bir oyuncu sizin filmlerinizden birinde oynadığında çoğu
zaman ne yaratmakta olduğunu anlayamıyor. Herşeyi zaten kendi kafanızda
kurmuşsunuz gibi bir izlenim bırakıyorsunuz
J.P.L.:
Aslında, filmi çekmeye başlamadan önce, filmin tümünü çoktan kafamda
canlandırmış oluyorum. Bundan sonrasında, benim için sadece filmin
çekilen görüntüsünün estetik açıdan güzel olmasına uğraşmak kalıyor.
Fotoğraf depomu kapattığımdan beri kendimi biraz korunmasız hissediyordum.
Şu anda geriye baktığımda, bir yönetmen olarak, Graham ile ayni
durumda olduğumu fark ediyorum: görülebilen ve tecrübe edilebilen
bilinmeyenler için her zaman hazır durumda olmak. Her an yeniliklere
karşı açık. Graham daha önce hiç karşılaşmadığı olaylar ve şeylerle
karşı karşıya. Mütemadiyen bir deneyim halinde. Kurgusal yaşamını
bir sanatçı gibi yaşıyor. Bizler hayatlarımızı birer sanatçı gibi
yaşamalıyız.
E.C.:
Neden bir roman yazarı olarak ün yapmış Cristophe Honore'yi, filminizin
senaristi olarak seçtiniz?
J.P.L.:
Ilk müsfettemi kendi kendime yazıp okumaya başladığımda diğer filmlerimin
çizgisinde olduğunu fark ettim. New York East Village'da yürüyüş
yaptığım sırada bir Cristophe Honore hikayesi okurken ki yoğun hislerimi
anımsıyorum. Yazısının aşırı duygusallığı o esnada bir piercing
ve dövmeci dükkanının vitrininde gördüklerimle çakışmıştı. Bu, benim
için sadece bir tesadüf değildi. Eluard'a göre tesadüfler yoktur
sadece karşılaşmalar vardır. Böylece Cristophe ile ben New York'tan
döndüğümde tanıştık... Projeye, zaman dilimleri belirtilmemiş uzun
bir hikaye biçiminde olan ilk kopyasından çalışmaya devam ettik.
Bunu hikayenin akıcılığını artırmak için mi yoksa daha iyi hatırlayabilmek
için mi yaptık bilemiyorum. Bu biçim, anlatı ile film arasında kişisel
bir bağ oluşturdu. Mesela, Graham'in kullandığı "hatırlama"
defterine Irene'nin karnına boşaldığı anı yazdığı sahne gibi. Burada
Eduardo, Irene'den üçüncü bir şahıs olarak bahsederek senaryoda
yazan neyse onu okumaktaydı. Irene de filmin içinde Graham'in kendisi
hakkında söylediklerine farklı bir anlamı izleyiciye hissettirebilmek
için filmde ansızın karşımıza çıkıyor.
E.C.:
Acaba bu Honore'nin çocuklar hakkında çok yazmış olmasından mı kaynaklanıyor
diye düşünüyorum?
J.P.L.:
Elbette...Senaryonun ilk versiyonunda sadece yetişkin karakterler
var. Çocuk karakter Antoine Graham'in her gün kullandığı güzergahı
kullanıyor ve onunla sürekli karşılaşıyorlar. Hatta filmin sonlarına
doğru bazı sahnelerin Antoine'in gözüyle görüldüğünü fark ediyoruz.
Anlatı, gerçekten ona adanmış.
E.C.:
Amnezi (bellek kaybı) üzerine yapılmış diğer filmleri düşündünüz
mu bu filmi yazarken? "Memento" gibi mesela?
J.P.L.:
Kendimizi başka filmleri düşünmemek için zorladık. Cristopher Nolan'in
filmi biz senaryoyu tamamladıktan kısa bir süre sonra vizyona çıktı.
Hemen gidip seyrettim çünkü ilk filmi "Following"i çok
güçlü ve başarılı bulmuştum... NOVO'daki Graham karakteri kısa dönemli
hafıza ile sınırlı. Bu dönemi, yeni bir deneyim olarak yaşıyor.
Kimliğini bulmak veya hafızasını kaybettiği dramatik olayı açığa
çıkarmak için çaba sarf etmiyor. NOVO'da hafıza kaybı sadece aşktan
bahsetmek için uydurulmuş bir malzeme. Senryonun çatışma noktalarında
zaman zaman bu travma gerçeğine dönüş yaşıyoruz, fakat bu sadece
hikayenin hayali tarafı için çekilmiş.... Fakat, gerçek yaşamda
kurgulanmış olanla içiçe geçiveriyor. Bu konu üzerine bu kadar malzeme
koyabilmemin sebeplerinden bir tanesi de annemin ağır bir amnezi
geçirmiş olmasından kaynaklanıyor. Bazen beni bile tanımayacak durumda
olurdu. Ama annemde amnezinin onda yarattığı sorunların hiçbirini
film için kullanmak istemedim. İki çeşit film olduğuna inanıyorum.
Hitchcock ve Hawks'inkiler gibi izleyenlerin anlatımın gerçekçiliğinden
keyif aldıkları gerçekçi filmler ve diğeri de Bunuel'in "The
Golden Age"i veya Tarkovsky'nin "The Mirror"i gibi,
izleyenlerin anlatılanın inanılmazlığına kendilerini bıraktıkları
filmler. İki kategoriyi de sevdiğimi söylemeliyim. Benim çalışmalarım
birinci kategoriden yola çıkarak ikinci kategoriyi de içine alan
filmlerden oluşuyor. Bu sebeple, örneğin karakterlerin yaşadığı
çatışma noktalarında hayal ile gerçeği içiçe koyarak izleyicinin
inanmasını sağlamak istedim.
E.C.:
Hafıza kaybı seksle, erotizmle bağlantılı...
J.P.L.:
Evet. Bu "kaybı" zevki ve seksüel isteği "var etmek"
için kullandım. Ve seks aktivitesinin monotonluğuna düşmemek için...
E.C.:
Filmi seyrederken erotizme karşı olan yaklaşımınızı merak ettim.
Bir şeyler ters gitmiş gibi görünüyor...
J.P.L.:
Benim için ters giden bir şey yok...İzleyenin her şeyin gerçek olduğunu
zannetmesi için gerçek zamanlamayla çekilen endüstriyel pornografinin
aksine bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bu filmler seks ve Eros'a
karşı performans ve rekabetin tarafını tutarak utandırma amacıyla
yapılmış filmler. Biz tersini yaptık hiçbir şeyin gerçek olmadığını,
sadece gerçek bir yalan olduğunu göstererek filme aldık. Küçük işaretler
ve duygularla hassasiyet ve şehvete yaklaştık. Suç, ölüm veya aciz
provokasyonlarla bağlantılı olmaması için, şehvetin yarattığı hazzın
göze çarpmasını istedim. Bununla beraber, filmin tüm mozaiksel biçimi
Graham'ın akli yapısının yansıması.
E.C.:
Orishima'nin "Empire Of The Senses" filminde soyulmuş
bir yumurtanın bir kadının cinsel organına konulup ardından yenildiği
bir sahne var. Siz de dişle ilgili sahnenizi, bu sahneyi düşünerek
mi koydunuz?
J.P.L.:
Hayır, Hayır. Ama bahsettiğiniz sahneyi hatırlıyorum.... NOVO'da
dişli sahne erotik bir alışveriş fikriyle bağlantılı değil; ağızla
cinsel organ arasında oluşan bir akış... Daha ziyade anlık bir hareket,
ardında belli bir düşünce olmadan veya bir beklenti olmadan yapılmış
bir hareket. ... Filmde bu "borderline" sahne, Graham'in
art niyetsiz bir buluşu. Kadının cinsel organına bir diş koyarak
kötü bir şey yaptığını düşünmüyor.
E.C.:
Graham bu hafıza kaybından çok etkilenmişe benzemiyor. Her seferinde
sanki yeniden doğmuş izlenimi veriyor, doğru mu?
J.P.L.:
Evet ... Günde birçok defa doğuyor. Anı yaşıyor. Hareketlerini yeniden
keşfediyor. ..Bu hafıza kaybı onu daha vahşi kılıyor, daha içgüdüsel,
bir "çocuğun acımasızlığına" yakın.
E.C.:
Peki Graham'in bir yabancı olması konusunda ne diyeceksiniz?
J.P.L.:
Bunu daha önceden kararlaştırmamıştık. Kasting sırasında böyle oldu.
Mükemmel oyuncularla dolu bir Arjantin filmi olan "Plata Quemada"
yi gördüm. İçlerinden İspanyol oyuncu Eduardo Noriega, benim karakterimin
fiziksel ve aklen canlandırılmış hali gibi geldi. Ve bunun doğru
olup olmadığını kontrol etmek için Madrid'e gittim. Eduardo, Fransızca
konuşmuyordu. Bu dezavantaj avantaj haline dönüştü. Repliklerini
fonetik olarak tekrarlıyordu. Hem Graham için hem de Eduardo için
kelimelerin apayrı anlamları ve renkleri var. Sonunda Graham'ın
kendine özgü bir aksanı oldu; bir İspanyol aksanı değil. Graham
ve diğer oyuncuların provaları iki ay sürdü....
Birisinin aksanını fark ettiğimizde onu daha sempatik bulmuyor musunuz?
E.C.:
NOVO'da ve TOKYO EYES'da teknoloji zararlı şeylerle bağdaştırılmamış...
J.P.L.:
İnsanlara ulaşmamız için fırsatlar yaratan bu aletlere karşı daha
açık ve daha çok güvenli olalım. Tabii ki her zaman zararlı olması
ve alışkanlık yaratması olasılığı var. Her zaman en iyisini düşünmek
lazım. Son sahnedeki GPS olayı aslında yok. Bence bu çok ayıp. Teknik
olarak böyle bir bilgisayar programı bulunuyor. Askeri nedenler
yüzünden "genel toplum" olarak adlandırılan kesim için
hiçbir zaman üretilmeyecek bu alet. Bir sinyal gönderebilip alabiliyorsunuz
da ama ikisini de yapamıyoruz. Sadece askerler yapabiliyor bu ikisini;
mesela bombaları göndermek için...
E.C.:
Bilerek mi filmin başlangıç jeneriğinin sadece filmin isminden oluşmasını
istediniz?
J.P.L.:
TOKYO EYES da ayni prensipten yola çıkılarak hazırlanmıştı: sadece
isim. Başka türlü düşünemiyorum. Aktörlerin isimlerini gösteremem
bu bir belgesel değil. En fazla başlangıçta karakterlerin isimlerinin
geçmesini yapabilirdim. Filmin konusu önemli olduğu için herkesin
isminin kapanış jeneriğinde görülmesi bana normal geliyor.
E.C.:
Plajda Graham'in çıplaklığı göz alıyor...
J.P.L.:
Eduardo'nun çıplaklığının göz kamaştırıcılığı kendisinden kaynaklanıyor.
Oğlu ile tekrar buluşmasının o güzel atmosferi içinde, oğlunun önünde
çok doğal bir şekilde çıplak olarak durabiliyor.
E.C.:
Ve bu plajda çocuk filmin ismini söylüyor.
J.P.L.:
Bir çocuğun kelime haznesinden ürettiği varolmayan bir kelime. "NOVO"
paradoksal ve kaba bir bilgelik arayışı, yıkıcı bir masumiyet için
arayış. Bu arayış edebiyatta da var, mesela Flaubert'in "Bouvard
and Pecuchet"si. Bu sinemada da bulunuyor, örneğin Lars Von
Trier'in "Idiots"u gibi.
E.C.:
Kung Fu'yu da katmışsınız. O ünlü "Çin duruşu" uydurma
mı?
J.P.L.:
Hayır gerçek. Sonuçların bir garantisi yok, fakat denenmesi mümkün...
E.C.:
Filminizi bir duygusal manifesto olarak adlandırılmasına ne dersiniz?
J.P.L.:
Bu hoşuma gider....daha çok bir varoluş. Noir Desir grubundaki arkadaşlarımın
şarkılarında söylediği gibi "Umursamaz olmadan kaygısız olalım."
|