Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 
 Röportaj
Kelly Hu

"Akrep Kral - The Scorpion King"in güzel yıldızı Kelly Hu, süperstar olmak için Los Angeles'a gideceğini annesine söylediğinde henüz dört yaşındaydı. Hawaii doğumlu güzel oyuncunun starlığa giden yolunun başında fotomodellik vardı. Birleşik Amerika'da düzenlenen Miss Teen USA güzellik yarışmasında kraliçelik tacını takan ilk Asya kökenli fotomodel oldu. Ardından modelliği bırakıp "Sunset Beach", "Martial Law" ve "Nash Bridges" gibi televizyon dizilerinde boy gösterdi.
Asıl büyük çıkışını ise The Rock'a karşı müthiş bir performans sergilediği "Akrep Kral - Scorpion King" ile yaptı ve geniş kitlelerin beğenisini kazanarak annesine 30 yıl önce verdiği sözü tuttu. Judoda siyah kuşak sahibi olan güzel oyuncu ile yapılmış bir söyleşiyi sunuyoruz.

"Herkesin konuştuğu bir filmin starı olmak nasıl bir duygu?"
"Heyecan verici! Ben de dahil henüz hiç kimse filmi görmedi. Ama gittiğim her yerde insanlar dikkatle bana bakıyorlar ve o filmde The Rock ile birlikte oynadığımı biliyorlar. The Rock şu aralar dünyanın en ünlü insanı diyebilirim."

"The Rock iki yıl önce 'The Mummy Returns' adlı filmde büyük beğeni toplamıştı. 'The Scorpion King' o filmin devamı mı?"
"Hayır. Aslında bu filmi nasıl tanımlamak gerektiğini bilemiyorum. Geri dönüş mü desek? Bildiğiniz gibi The Rock o filmde Akrep Kral adlı bir karakteri canlandırmıştı. Bu yeni filmde o karakterin doğuşunun öyküsü anlatılıyor. İki filmin ortak yönünün aksiyon, komedi ve görkemli dövüş sahneleri olduğunu söyleyebilirim. Bir de tabii The Rock var her ikisinde de..."

"Filmde bir büyücüyü canlandırıyorsunuz, değil mi?"

"Evet. Şeytani emelleri olan bir savaş tanrısı tarafından ele geçirilmiş olan Cassandra adlı bir büyücüyü oynadım. Bedenimin her yanını altın rengi boyayla kapladılar. Uzun yeşil tırnaklarım var. Doğrusunu söylemek gerekirse filmin büyük çoğunluğunda yarı çıplak dolaşıyorum. Sonra The Rock beni rehin alıyor ve aramızda o ilişki başlıyor."

"Bu durumda The Rock'ı öpen siz oluyorsunuz? Milyonlarca insan bu konuyla ilgili ayrıntıları bilmek istiyor..."

"Evet. Bir öpüşme sahnesi çektik. Size o sahnenin sırrını vereyim. The Rock sinema endüstrisinde yeni sayılır. Bu yüzden ilk öpüşme sahnesiydi ve kazayla dilini de kullandı. Filmlerde bunun yapılmaması gerektiğinin farkında değildi elbette. Aslında onu suçlayamam. Hiç kimse söylemediyse o ne yapabilir ki? Neyse, bu konu hakkında daha fazla konuşmayayım."

"Peki, The Rock'ı öpen kız rolünü nasıl aldınız? Ajansınızdan telefon mu geldi?"

"Keşke o kadar kolay olsaydı. Binlerce kızla birlikte seçmelere girmek zorunda kaldım. İlk provaları casting yönetmeni yaptı. Sonra filmin yönetmeni ve The Rock ile tanıştım. Ardından yönetmenle iki kez daha konuştum. Daha sonra da ekran testleri yapıldı. Bu rol için gerçekten sıkı çalıştım."

"Rolü aldığınızda heyecanlanmış olmalısınız...
"Benim açımdan gerçekten büyük bir işti. Daha önce bu türden büyük bir filmde büyük bir rol hiç oynamamıştım. Rolün bana verdiği haberini telefonla aldığım anda odanın içinde sevinçle bağırıp çağırmaya ve koşmaya başladım."

"Bize filmin çekimini anlatır mısınız? Zorluklarla karşılaştınız mı?"

"Filmin çekimlerini Los Angeles yakınındaki çölde ve Arizona'da yaptık. Rekor derecede hava sıcaklığı vardı. O sıcakta kumlar üzerinde yürümek zorundaydım. Ayaklarım yandı resmen. Ayrıca yılanlarla da uğraşmak zorundaydım ki, buna hiç istekli değildim. İçinde ölü bir insanın külleri olan kaseye uzandığım bir sahne var. O sahnede bir kobra yılanını tutuyordum ama şükürler olsun, bilgisayarlar tarafından yaratılan bir yılandı. Ama sette gerçek yılanlarla da oynadık. Kobralar tabii ki zehirli değildi ama onların yakınından geçerken bile dikkatli olmak zorundaydık. Hayli sinir bozucu bir durumdu. İnsanlara dokunduklarını gözlerimle gördüm."

"The Rock da sizin gibi Hawaii'li, değil mi?"
"Evet. Orada 10 yıl yaşamış ve liseyi Hawaii'de bitirmiş. Benim de tüm çocukluğum orada geçti. Hawaii'de insanlar böylesine büyük bir filmin birinci ve ikinci oyuncusunun kendi ülkesinden olmasına çok sevindiler. Sanırım böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı."

"Hawaii'deki yıllarınızda bile oyuncu olmayı hep istemiş miydiniz?"

"Çocukken 'Jaws'ın dışında çok fazla film seyretmedim ama sanatın herhangi bir dalında boy göstermeyi istediğimi biliyordum. Küçükken insanlara balerin olmak istediğimi söylerdim. Sonra bir gün annem balerinlerin ne kadar sıkı çalıştığını ve kariyerlerinin kısa olduğunu, dolayısıyla para kazanamadıklarını anlattı. Çenem kuvvetli olduğu için avukat olmam konusunda beni ikna etmeyi başardı. Bana avukatlıktan başka hiçbir mesleğin yakışmayacağını söyleyip duruyordu. Ben de insanlara full-time avukat ve part-time balerin olacağımı söylemeye başladım."

"Peki avukatlık kariyerinize ne oldu?"
"Hiç başlamadı. Çünkü bir şekilde sahnelerde olmak istiyordum. Akrobasi, dans, jazz, ne olursa... Konuşmayı sevdiğim doğruydu ama avukatlığın çene kuvvetinden başka özellikler de gerektirdiğini keşfetmiştim."

"Sonra bir güzellik yarışmasını kazandınız. Bunun oyunculuk kariyerinize yararı oldu mu?"
"Direkt olarak değil... Yarışmaya katıldım, çünkü Japonya'da fotomodel olmak istiyordum. Bağlı olduğum ajansın yetkilileri, böyle bir yarışmada unvan aldığım takdirde tanıtımımı daha iyi yapabileceklerini söylemişlerdi. O günlerde Miss Hawaii Teen USA yarışmasını duydum. Sadece Hawaii güzeli olma hayaliyle katılmaya karar verdim. Ulusal televizyondan naklen yayınlanacağını duyunca çok heyecanlanmıştım. İnsanlar beni fark edebileceklerdi. Ama tacı giyeceğimi hiç düşünmemiştim. Annem, Amerika'nın henüz Asyalı bir güzelin birinci olmasına hazır olmadığını söylemişti. Buna rağmen kazandım. Ancak benim için bir yararı olmadı diyebilirim. Çünkü yarışma koşullarına göre kazananın bir yıl boyunca modellik yapmasına izin verilmiyordu."

"Oyunculuk alanında büyük patlamayı nasıl yaptınız?"
"Yoluma devam etmeme yardımcı olan küçük bazı şeyler oldu. Henüz Hawaii'de yaşıyordum ve lisedeki son senemdi. 'Growing Pains' adlı dizide bir rol kapmayı başardım ve Hawaii'li bir tur rehberini canlandırdım. Çekimlerin ardından o bölüm henüz yayına girmeden Los Angeles'a taşınmaya karar verdim.

"Gerisi kolay geldi mi peki?"
"Kesinlikle hayır! O kadar uzun süreler işsiz kaldım ki, bir daha hiç çalışamayacağımı düşündüğüm anlar oldu. 'Scorpion King'den önce bir yıl boyunca çalışamadım. Hatta benim için uygun kariyerin oyunculuk olup olmadığı üzerinde ciddi ciddi düşünmeye başladım. Başka ne iş yapabileceğimden de emin değildim. Çünkü başka işler için eğitim almamıştım. Klavye bile kullanamıyordum."

"Peki, 'The Scorpion King'den sonra sizi neler bekliyor? Planlarınız var mı?"
"Şu aralar Jet Li ile birlikte 'Cradle To The Grave' adlı bir filmde oynuyorum. Sonrasını bilemem. Bugünlerde 'The Scorpion King'in galasının heyecanı sardı beni. Ailem bu gala için Hawaii'den gelecek. Onlar için büyük bir olay bu... Benimle birlikte limuzinde oturacaklarına inanamıyorlar. Annem gidip yeni giysiler almış. Babamın da smokin aldığını duydum. Hawaii'de hiç kimse smokin giymediği için bunun büyük olay yaratacağından eminim."

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.