Warning: main(/home/sites/home/web/php/FULogin.php) [function.main]: failed to open stream: No such file or directory in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17

Warning: main() [function.include]: Failed opening '/home/sites/home/web/php/FULogin.php' for inclusion (include_path='.:/usr/share/pear') in /home/toladmin/public_html/templates/roportajlar/prepend.php on line 17
TurkiyeOnLine.com - Röportajlar
 
KATEGORİLER        SERVİSLER   
 

 

TurkiyeOnline - Röportaj

Müzik, Eğlence, Moda Dünyası
Ünlüler ile moda, müzik, yaşam üzerine...

Sinema
Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ile filmleri üzerine...

Edebiyat
Yazarlar ve şairler ile satıraralarında gezinti..

 

  Röportaj

Yönetmen Kinji Fukasaku ile "Battle Royale - Ölüm Oyunu" üzerine...

Battle Royale gençlere bir uyarı mı yoksa nasihat mı?

Kinji Fukasaku: (Uzun bir sessizliğin ardından) Bence her iki kelime de benim motivasyonumu aşan kelimeler. Ben bu filmi kafamda bu derece özenle belirlenmiş hedeflerle çekmedim. Bu bir masal. Filmin içinde modern dünyada sık sık karşılacaşabileceğiniz pek çok öğe bulunuyor. Gençlerin işlediği suçlar, bugün Japonya'nın önünde çözülmesi gereken sorunların başında geliyor gerçekten de.

Özellikle bu bir uyarı mı yoksa nasihat mı diye sordu çünkü film çok güçlü bir mesajla bitiyor: "Kaçın"

Film boyunca anlatılan masalın sonu buydu. Sanırım bu bir mesaj olarak algılanabilir. Bunu bir mesaj olarak algılayıp algılamamak tamamen seyircinin seçimine kalmış.

Filmde günümüzde yaşayan gençleri alıp, onları savaş koşullarına yerleştiriyorsunuz. Sanırım bunlar sizin İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yaşadıklarıza benzer koşullar. Bu bilinçli bir tercih mi? Sizce savaşa tanık olmuş ve onun parçası olarak yaşamış bir bireyin karakterinde bunun kalıcı izleri olur mu?

Günümüzde gençlerin hayatları çok farklı. Geriye dönüp 15 yaşında olduğum zamanı düşündüğümde elbette çok acılı bir dönemi anımsıyorum. Bu film boyunca kendime şunu sorup durdum. "Tüm o olanlar, bu çocukların başına gelseydi ne olurdu?" Benimle, gençlerin arasında çok büyük bir nesil farkı olduğunun farkındayım. Çekim süreci boyunca önüne geçmeye çalıştığımız en büyük sorun bu nesil farkıydı. Hikayedeki çocukların durumuyla, benim onların yaşındaki durumun aslında birbirine çok benziyor. Ancak ne oyuncularım, ne de onların aileleri savaşı görmedi.

Bize biraz o yıllarda ne yaptığınızdan bahseder misiniz?

Durmaksızın bombalanan bir silah fabrikasında çalışıyordum. O fabrikada çok yakın arkadaşlarım oldu ancak tüm o bomba sağanağı başladığında dostluk, arkadaşlık gibi kavramlar yok oluyordu. Önemi olan tek şey hayatta kalmaktı. Hayatta kalmak için ölen arkadaşlarımızın cesetlerinin altına saklanırdık. Bombardıman sona erdiğinde kimse kimseyi suçlamazdı. Bombardıman sona erdiğinde ise ölen arkadaşlarımızın cesetlerini kaldırmamız gerekirdi. Tüm o olaylar bana dostluğun bir sınırı olduğunu gösterdi. O günlerde yaşadığım şeylerin, bugünkü hayatımda özellikle de şiddet kavramına yaklaşımımda önemli etkisi vardır.

Japonya'da filminizin gösterimi pek çok tartışmaya neden oldu. Olaylar nasıl gelişti?

Politikacılardan birisi parlemantoda konuyu gündeme getirdi. Battle Royale'in çocuklar için sakıncalı olabileceğini, bu nedenle filme müdahele edilmesi gerektiğini iddia etti. Japonya'da film endüstrisinin kendi otosansür mekanizması vardır. Ancak bu politikacılara göre, bu yeterli değildi. Dışarıdan bir kurumun da filmleri denetmelemesi gerekiyordu. Tabii ki söyledikleri saçmalıktan başka bir şey değildi. Bir süre tartışıp durduk ancak bu tartışmalara hiçbir sonuca bağlanmadı.

Daha sonra filmin kurgusunu tamamlayıp Japonya'nın dört bir yanını dolaştım. Filmi 16-17 yaşlarında pek çok gençle birlikte seyredip, onların fikirlerini almak istedim. Farkettim ki konuştuğum bu gençler, o aptal politikacılardan çok daha mantıklı, çok daha olgunlardı. Politikacılar kendi sansür mekanizmalarının filme zarar vermenin ötesinde hiçbir işe yaramadığını anlamadılar.

Sonunda, filmi sadece 15 yaşın üstündekilerin seyredebileceği kararı verildi. Ben en azından karakterlerimle aynı yaştaki, yani 15 yaşındakilerinde filmi seyredebileceğini umuyordum. Bilirsiniz bir şey ne kadar yasaklanırsa o kadar çekici olur. Savaş boyunca Japonya'da yabancı film izlemek yasaktı. Gençliğimde bu tarz saçma bir sansürü görmüş birisi olarak, bu kısıtlamaya karşı sonuna kadar savaşmaya karar verdim.

Siz Pearl Harbour olayıyla ilgili çekilmiş en önemli filmlerden birisinin olan Amerikan-Japonya ortak yapımı "Tora! Tora! Tora!"nın yönetmenlerinden birisiydiniz. Yeni çekilen "Pearl Harbour"u izlediniz mi?

Evet izledim. Bana bazı kısımları eksikmiş gibi geldi. Birisi neden böyle bir film çekmek ister, en ufak bir fikrim yok. Bu insanların savaşa bakış açısı bana gerçekçi gelmiyor. Benim "Tora! Tora! Tora!"daki rolüm daha çok filmin teknik yönüyle ilgiliydi. Hava saldırılarını filme alıyordum. Senaryo üzerinde bir söz hakkım yoktu. Projeyle ilgili pek çok şüphem vardı. Filmin benim yaşadığım savaşı anlatıp, anlatmadığından emin değildim. Filmde hem Amerika'lı, hem de Japon askeri görevliler ne yaptıklarını bilen kontrollü insanlar olarak portre ediliyorlardı.

Eğer herkes bu kadar centilmence davranmış olsaydı, olanların hiçbiri yaşanmazdı. Tam tersine, savaşın nedeni bu insanların yanlış tavırlarıydı.

Kitano ile çalışmak nasıl bir deneyimdi?

On sene önce de onu bir filmimde oynatmak istemiştim ancak bir türlü programlarımızı uyuşturamamıştık. Takeshi televizyon programları yüzünden çok meşguldu ve 8 tam hafta boyunca vaktinin tamamını o filme ayırmasına imkan yoktu. Sonunda başka sebeplerden de ötürü o projeyi bıraktım ve Takeshi filmi yönetmeye karar verdi. Böylece "Violent Cop" onun ilk yönetmenlik denemesi olmuş oldu. O günden bu yana Takeshi ile çalışmak için fırsat kolluyordum. Sanırım Takeshi rolü kabul etmeseydi Battle Royale'i çekmezdim.

Son derece enerjik görünüyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?

Doğrusunu söylemek gerekirse, Battle Royale son on yıldır beni heyecanlandıran tek filmim oldu. Bu yüzden ne fiziksel ne de zihinsel zorlukları pek önemsemedim. Yaşam enerjimin bir sırrı yok. Bu sadece istediklerinizi yapıp, istemediklerinizi yapmamakla ilgili bir şey sanırım.

Film hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız...

 
 

  I Anasayfa I Sinema-tv I Müzik kutusu I Kitap I Lezzet-mekan I Teknoloji I Moda-stil I Haber I Foto-klik I Burçlar I Ropörtajlar I Farklı Kalemler I
I e-mail I Chat I Forum I Club I Arama I Reklam I Kurumsal I Destek I Bize yazın I Kariyer I Promosyon I
 
  Copyright © 2000-2002 TOL BİLGİ İŞLEM HİZMETLERİ A.Ş. Tüm hakları saklıdır.