| |
|
|
Mira
Nair
"Selam Bombay", "Missisippi Masala" ve "Kama Sutra" gibi filmlerinden
tanıdığımız Hintli kadın yönetmen Mira Nair, Venedik Film Festivali'nde
Altın Aslan kazanan filmi "Monsoon Wedding - Muson Düğünü" ile ilgili
soruları yanıtlıyor... |
|
"Muson
Düğünü"nün merkezinde çağdaşlık ve gelenek arasındaki çatışma var.
Filminize Hindistan'dan ne gibi tepkiler almayı bekliyorsunuz?
Muhtemelen
kamuoyunda bir tartışma yaşanacaktır ve bunun olmasını da istiyorum
doğrusu. Hindistan'da, İngiltere ve Amerika'da olduğu gibi tabu
konuların özellikle de aileyle ilgili meselelerin masaya yatırıldığı
tartışma programları yok. Bence bu konuların tartışılması çok ilginç
olacak.
Filmde gelin adayı, nikahtan bir gece önce evli sevgilisiyle
sevişiyor. Bunda amacınız bilinçli bir provokasyon yaratmak mıydı?
Böylesi
çok daha eğlenceli benim için. Senaryo yazarı Sabrina Dhawan, benden
10 yaş küçük ve genç nesili benden daha iyi tanıyor. Şu anda olağanüstü
bir değişim yaşanıyor Hindistan'da ve bu da çok doğal.
Bu değişimler sizi şaşırtıyor mu?
Evet, örneğin Lise öğrencilerinin çok alkol tüketmesi gibi... Ben
hep bunun bir Amerikan fenomeni olduğunu düşünürdüm. Özellikle orta-üst
sınıf gençler çok fazla işki tüketiyorlar. Ben 20 yaşıma gelinceye
kadar alkolün tadını bilmiyordum mesela...
Sizce başka Hintli yönetmenler de ilerde bu sorunlarla ilgilenecekler
mi?
Herkes yapması gereken şeyi yapar, ama bunu yaparken söyleyeceğiniz
birşey olmalı. Bunu sadece moda olduğu için yapmanın bir anlamı
yok.
Genelde
"Bollywood" diye adlandırılan duygusal, renkli, şarkılı ve danslı
Hint filmleri Batı'da da gittikçe daha çok ilgi görüyor...
Ve
bu da tam olarak "Muson Düğünü"nün saygı durduğu bir tür. Ama ben
çağdaş bir Hindistan portresi çizmek istedim. Bugünün gençleri kültürleriyle
gurur duyuyorlar. Bizim kuşağın yüzü daha çok Batı'ya dönüktü, biz
sadece Beatles dinlerdik... Hindistan'ın güçlü olduğu noktalardan
biri de bu zaten. Biz her zaman kapılarımızı dünyaya açık tuttuk.
Dışardan çok etki aldık ama sonunda bunu hep kendimize uyarladık,
bize özgü bir hale soktuk. Bugünkü Hindistan'da da olan ve benim
de anlatmaya çalıştığım bu zaten: eski ile yeninin arasındaki pazarlık...
"Muson
Düğünü"nde çok güçlü kadın karakterler var. Bir kadın olarak sinemacı
olmak sizin için çok zor oldu mu?
Kademe kademe yükselmeye çalışsaydım zor olurdu. Ama ben öyle yapmadım,
küçük de olsalar baştan itibaren kendi filmlerimi yapmayı seçtim.
Dolayısıyla her zaman kendi kendimin patronu oldum. Bu da çok zordu
elbette, ama bir kadın olduğum için değil, işin doğası gereği...
Hatta Hindistan'da Batı'da olduğundan daha çok kadın yönetmen var...
Ama "Muson Düğünü"nün kadrosunun % 90'ından fazlasının kadınlardan
oluşmasından çok memnun kaldım. Ben uyuma inanıyorum ve ego oyunları
olmadan gerçekten çok verimli bir çalışma yapmayı başardık.
Filmi 30 günde çekmişsiniz...
Evet bu filmi gençlere ilham vermesi için yaptım. Amacım basit ama
yaratıcı olmasıydı. Benim için de bir çeşit sınavdı bu...
"Selam
Bombay"ın çok güçlü belgesel tarzı vardı. Son dönem filmlerinizde
bu tarzdan uzaklaşıyor musunuz?
Her filme başka bir şekilde bakmak gerek. "Kama Sutra"da böyle bir
tarz kullanamazdım elbette, ama "Muson Düğünü", tam belgesel hissi
yaratan bir film bana göre... El-kamerasını da sadece bu sebeple
kullandık.
HBO için çektiğiniz yeni filminiz "Hysterical Blindness" ilk
olarak Sundance Film Festivali'nde gösterildi.
Evet film 1980'li yılların sonunda New Jersey'de geçiyor ve işçilerin
hayatından bir kesit sunuyor. Aşk arayan ve annesiyle birlikte yaşayan
bir kadının hikayesi temelde... Filmde Uma Thurman nörotik genç
kadını, Gena Rowlands ise annesini canlandırıyor. Bu hem gerçekçi
hem de acımasız bir film...
"Muson Düğünü" Venedik Film Festivali'nde "Altın Aslan" ödülünü
aldı...
Evet bu çok beklenmedik bir şey oldu benim için ve de büyük gurur
duydum. Bu ödül de filmin daha çok izleyiciye ulaşması için çok
önemli bir katkı sağlamış oldu.
|
|
|
| |
|
|